Tercih listesi oluştururken…

Üniversite için resmi tercih işlemleri 27 Temmuz’da başladı. Üniversite adaylarının öncelikli olarak başarı sırasına göre tercih listesi yapması gerek, aslında bu sıralama bir istek sıralamasıdır. Adayların ‘Ben buradaki bölümlerin hepsini gerçekten istiyor muyum? Bunlar okumak istediğim alanlar mı? Buralara kayıt olduğumda mutlu olacak mıyım? Meslekle ilgili hayallerimi bu alanlar karşılıyor mu?” sorularının yanıtını vermesi önemli.

Üniversite adayları önemli bir karar sürecinde, çalışmalarını yaptılar. Sınav sonuçları açıklandı. Şu anda puanlar ve başarı sıralarını görebiliyorlar. Aslında şimdi emeklerinin karşılığını alma zamanı. Bu dönem hem hassas hem de önemli bir süreç. 27 Temmuz itibariyle resmi tercihler başladı, 5 Ağustos’a kadar devam edecek.

Bu sene sınav sisteminde baraj puanları kaldırıldı. Adayların geçen yıllarla karşılaştırıldığında aldıkları puanlar ve başarı sıralarında birtakım farklılıklar var. Adaylara en önemli uyarım, bu farklılıklardan dolayı dikkatli olmaları çünkü her sene sınava giren öğrencilerin başarısı, dinamikleri farklı oluyor. Bu yıl, geçmiş yıllara göre daha kolay bir sınavdı. TYT sınavında özellikle Türkçe eleyiciydi. Adayların netleri yükseldi ama puanları ve başarı sıralamaları geçmiş yıllara göre daha düştü. Bunun nedeni bu yıl sınava giren daha fazla aday öğrencinin olması. Yani TYT’ye baktığımızda 2 milyon 900 bin öğrencinin puanının hesaplandığını görüyoruz. AYT’de neredeyse 1,5 milyon aday şu anda sistemde tercih yapıyor. Önemli olan adayların puana değil, başarı sırasına göre tercih yapmaları. Yani başarı sıraları geçen yıl oluşmuş bölümlerin başarı sıralarıyla karşılaştırıp bir tercih aralığı belirlemeleri gerekiyor.

Sayısal alan bu sene daha rahattı. Sayısalda sıkışmalar çok fazla değil. Yabancı dil de aynı şekilde. Sınava giren aday sayısı az olduğu için dilde de çok fazla sıkışma yok. Ama eşit ağırlık ve sözel tercihlerde öğrencilerin biraz daha dikkatli olması gerekiyor. Teknik olarak şöyle yapabilirler: Adayların 24 tane tercih hakları var. Onlara önerim başarı sıralarının yarısı kadar üst tercih yapmaları. Diyelim ki bir aday 70 bin başarı sırasında 35 binlerden 40 binlerden 4-5 tane tercih yapmasında hiçbir sıkıntı yok. Birazcık daha 70 binlerde yoğunlaştırıp başarı sırasının yarısı kadar da alt tercihlere inebiliyorsa yani 100 binlere 110 binlere inerse rahatlatıcı bir liste oluşturmuş olur. Puanları bir kenara bırakacağız. Puan karşılaştırması yapmadan başarı sıramıza göre bir tercih listesi oluşturmamız ve geçen yılki puanlarla o şekilde bir karşılaştırma yapmamız gerekiyor.

Tercih, mutlaka adayın isteğine göre yapılmalı. Bu bir sıralama sınavı. Adaylar tabii ki başarı sıralarını göz önünde bulunduracaklar ama aslında buna çok takılmamaları gerekiyor. Çünkü geçen yılın oluşmuş başarı sıraları geçen seneki öğrencilerin tercih eğilimlerine göre oluşmuş puanlar. Ama bu yılın puanlarını bu yılın öğrencilerinin tercih eğilimleri oluşturacak. Bazı meslek alanları çok öne çıkabiliyor. Bazı meslek alanları ise biraz daha gerilere gidebiliyor. Burada esas önemli olan şey o listeyi gerçekten isteğe göre oluşturmak. Yani mesela birkaç binlik bir başarı sırası ya da birazcık düşük birazcık yüksek bunları yazmanın hiçbir sakıncası yok. Aslında bu bir istek sıralaması. Tercih listelerini oluşturduktan sonra ÖSYM’ye göndermeden önce ‘Ben buradaki bölümlerin hepsini gerçekten istiyor muyum? Bunlar okumak istediğim alanlar mı? Buralara kayıt olduğumda mutlu olacak mıyım? Meslekle ilgili hayallerimi bu alanlar karşılıyor mu?’ diye değerlendirip göndermeleri lazım. Öneri olarak istemedikleri, sadece puanları tutuyor diye hiçbir bölüm ve programa listelerinde yer vermesinler.

Kariyer testi…

Adaylar, tercih edecekleri bölüm ve üniversiteyi çok iyi araştırmalı ve değerlendirmeli. Üniversitelere birebir gidip bölümlerle ilgili bilgi alabilirler. Aynı şekilde tercih danışmanlarıyla görüşmeler yapabilirler. Süreç olarak iki haftalık bir zaman dilimimiz var. Mutlaka bunların öncesinde de araştırmalarını yapmışlardır. Hala ne olmak istedikleri, hangi bölümü tercih etmek istedikleriyle ilgili kafaları karışıksa kariyer testini çözebilirler. Kariyer testinde alt kişilik özelliği ve buna karşılık gelen meslek grupları var. Bu testler onları birazcık daha rahatlatıp en azından bir genel çerçeveyi görmelerini sağlayabilir.

Meslek seçimi çok önemli… Hayatınızın büyük bir kısmı iş yerinde çalışarak geçiyor. Eş seçimini de bazen çalıştığımız alanda yapıyoruz. Sosyal ortamımızı da ona göre oluşturuyoruz. Hayatımızın çerçevesini işimiz ve iş çevremiz doğrultusunda çizmiş oluyoruz. Hepimiz için kaçınılmaz bir durum. O nedenle kişinin yaparken mutlu olacağı, kendini iyi hissedeceği bir mesleği olması çok önemli. Kişinin bir hobisini gerçekleştirir gibi işine gitmesi gerekir.

Gençler, gelecekteki mesleklerini düşünürken hayal kurmalı… İşimizde mutsuz olduğumuz zaman özel hayatımızda, sosyal hayatımızda da mutsuz oluyoruz. İlgi alanlarımız süreç içerisinde değişebiliyor. Yaş aralıklarımıza göre ilgi alanlarımızda çeşitlilik ve değişiklik olabiliyor. Bir mesleği tek bir şeyle değil yani ‘Mezun olduğumda ne yaparım? Nerelerde çalışırım?’ şeklinde değil de hayal etmek gerekiyor. Gençler şu dönemde özellikle ona da zaman ayırsınlar. Hayal kursunlar. 5-10 sene sonra nerede olmak istiyorlar? Nasıl bir iş yerinde çalışıyorlar? Nasıl bir aile kurmuşlar? Sosyal hayatları nasılve gerçekten bundan keyif alıyorlar mı? Tüm bunları değerlendirsinler. İlgi alanlarını çok kapsamlı bir şekilde düşünsünler. Çünkü meslek seçimi böyle bir şey. İlgiyi de yeteneği de mesleki değerleri de içinde barındırıyor. Bir öğrenciyi kan tutuyordur ama sağlıkla ilgili bir alanda çalışmak istiyordur. Bu kendi özelliklerine uygun değil. O zaman farklı alternatifleri değerlendirmek gerekiyor.

Kendini iyi tanımak…

Meslek seçimleriyle ilgili adayların kendini tanımasını ve mutlaka geniş bir araştırma yapması gerek. Çok fazla sayıda meslek ve bölüm var. Araştırma yapmak, değerlendirmek ve bilgileri toplayıp ondan sonrasında biraz özümsemek gerekiyor. Kendimizi tanımak çok önemli. Zor bir süreç ama sonuçta kendimizi en iyi bilen yine kendimiziz aslında. Belki bu süreçte ilgi alanlarını ve yeteneklerini yakın arkadaşlarıyla konuşabilirler. Yakın arkadaşları ve ailesi onlarda hangi özellikleri görüyor? Yine belki süreç içerisinde okul döneminde rehber öğretmenle bire bir iletişim içinde oluyorlar. Onlardan destek alabilirler. Bu özellikleriyle birlikte mesleklerin gerektirdiği o özellikleri karşılaştırabilirler.” tavsiyesinde bulundu.

Geleceğin meslekleri…

Geleceğin meslekleri olarak değerlendirilen eğitim ve sağlık gibi alanlar, gelecekte de insanların ihtiyaçlarını karşılamaya devam edecek. Şu anda tercih eğilimlerinin çok yüksek olduğu alanlar var. Eğitim, sağlık bunlar hep gelecekte de ihtiyaç duyulacak alanlar.

Üniversiteye girdikten sonra gencin gelişimi için kendini geliştirmeye devam etmesi gerek. Üniversite sıralarında kendilerini geliştirmeye, donanımlarını artırmaya devam etmeleri önemli.  Bu yılların çok iyi değerlendirilip sadece diplomayla yetinmeyerek ilgi alanları doğrultusunda yeteneklerini ve donanımlarını geliştirmek için çaba göstermeleri gerekiyor. Böylece öğrenci mezun olunca donanımlı ve aranan biri olarak iş hayatına atılacak.

YORUM EKLE