DESTÛR YÂ HAZRET-İ PÎR! ŞEYH ÖMER FUÂDÎ HALVETÎVE “DİVÂNÇE-İ İLÂHİYÂT”I

Hz.Pîr Şeyh Şabân-ı Veli Kültür ve Sanat Derneği Yayınlarının ilk kitabı Divânçe-i İlâhiyât Sadefiyye-Pendiyye adını taşımaktadır. Ömer Fuâdî Halvetî’nin bu kitabını yayına hazırlayanlar ise Dr. Mustafa Tatçı ve Dr. Mustafa Severdir.

 

DESTÛR YÂ HAZRET-İ PÎR! ŞEYH ÖMER FUÂDÎ HALVETÎVE “DİVÂNÇE-İ İLÂHİYÂT”I

Mustafa Tatcı-Mustafa Sever; Divânçe-i İlâhiyâtSadefiyye-Pendiyye, Ankara 2012, X+174 s., Şeyh Şabân-ı Velî Kültür ve Sanat derneği yayını.

Ömer Fuâdî Hazretleri, 1560-1636 yıllarında Kastamonu’da yaşayan büyük bir aşk ve gönül adamıdır. O, Şâb3an-ı Velî’den sonra posta gelen Şeyh Abdülbâki Efendi (Ö.1589) ve Muhyiddin Efendi (ö. 1604) tarafından yetiştirilerek irşâd makamına gelmiştir.

Ömer Fuâdî, dünyaya geliş sebebini anlatırken; Hakk’ı ve hakîti anlamaya çalışan, gönüldeki ıstıraplarını dindirmeye çalışan arayış içindeki tâliplere “Aşk mülküne şâh olan Halvetî (Şâbânî)’ye gel; gel de o aşk iline birlikte gidelim!” der ve en doğru adresi gösterir:

Bulmak istersen devleti

Gel gidelim aşk iline

Şahtır ol mülke Halvetî

Gel gidelim aşk iline

 

Şâbân Efendi şâhımız

Âşıklardır hem-râhımız

Hakk’a erişir âhımız

Gel gidelim aşk iline

Şeyh Ömer Fuâdî, tasavvuf ve tarikatler tarihinde şeriat ve hakikati te’lif eden düşüncesiyle, yenilikçi; aşka, marifete, Vahdet-i vücuda dayalı anlayışıyla, tevhide ağırlık veren sey ü sülük usulüyle ve bilhassa “pîr-i hatem” oluşuyla fevkalade önemli bir yere sahip olan kâmil ve mükemmil insan, pîr-i hatem Şeyh Şâbân-ı Velî hazretlerinin vârisi bir mürşid-i hakikidir. Böyle olmakla ve pek çok eser yazmakla birlikte ne yazık ki, Pîr’iŞâbân Efendi gibi kendisini âriflerin gönlünde sırlamış gitmiştir. Onun bir hazine sandığına benzeyen eserve düşüncelerinin henüz kapağı açılmamıştır. Dileriz bunun zamanı gelmiştir ve bugünün bilge ârifleri bu hazinenin kapağını açacaktır.

Dr. Mustafa Tatçı ve Dr. Mustafa Sever, işte bu kitap çalışmasıyla o kapağı açanlardan olmuşlardır. Bu kitap; Ömer Fuâdî’nin mecmualar arasında kaybolup gitmiş “İlahiyât”ıyla birer “sülûknâme” kabul edebileceğimiz “Sadefiyye” ve sâliklere güzel ahlâkı öğütleyen “Pendiye”sini ihtivâ eden üç manzumesinin Arap harfli Türkçe metinlerinden Latin harfli Türkçeye aktarılmasından ibarettir. Dr. Mustafa Tatçı ve Dr. Mustafa Sever’in tespitlerine göre söz konusu yazmalardaki der-kenâr bilgilerden anlaşılacağı üzere Şeyh Ömer Fuâdî Hazretleri’nin pek çok ilâhisi bestelenmiş ve özellikle ihyâ ve kandîl gecelerinde okunmuştur.

Dileğimiz odur ki, bu kitapta yer alan şiirler de yine bestecisini bulur ve özel günlerde gönüllerimizi ihyâ ederler.

Bu kitapta önce Şeyh Ömer Fuâdî’nin hayatı eldeki bilgiler ışığında anlatılmış ve 1636 yılında yetmiş altı yaşında vefat ettikten sonra Şeyh Şâbân-ı velî Türbesi içinde defnedildiği belirtilmiştir (s.1-7), ardından da Ömer Fuâdî’nin tasavvufî ve edebi şahsiyeti üzerinde durulmuştur. Bu başlık altında Ömer Fuâdî’nin Silsile-i Şâbânîde altıncı sırada yer aldığı belirtilmiştir ki; o, Şeyh Şâbân-ı Velî Dergâhında tam otuz yıl posta kalmıştır.

“Tasavvufî gelenekte, tarîkate intisap edenlerin eğitiminde şiir önemli bir vasıtadır. Her sûfî kendi sülûkunda yaşadıklarını, nasıl bir süreçten geçtiğini anlatarak böylesi bir tecrübeden faydalanmaları için, kendinden sonra gelenlere bir nevi kılavuzluk etmede şiiri bir vasıta olarak kullanmıştır. Şeyh Ömer Fuâdî’nin ilâhîleri irfânî yönden derinlikli şiirlerdir. Söylediklerini Kur’an-ı Kerim’den ve hadislerden iktibaslarla delillendiren Fuâdî, şiirlerinde şekilden ziyâde öze önem verir ve irşâdî ve tâlimî bir tavır sergiler. Bunun sebebi tasavvuf ve tarikat esaslarının irşâdıdır” (Tatcı-Sever, 2012:9)

Tatcı ve Sever, bu tespitlerinden sonra Ömer Fuâdî’nin şiirlerini bu tespitleri doğrultusunda değerlendirerek örnek şiirler sunarlar (s.9-17).

Şiirlerinde Yunus Emre izlerine de rastlanan Şeyh Ömer Fuâdî gerek mensûr gerekse manzum ele geçen otuza eseriyle; tasavvuf edebiyatı tarihinde adından söz edilmesi gereken bir mutasavvıf şair, keşfedilmesi gereken bir ârif-i billahtır.

Ömer Fuâdî’nin en meşhur eseri ve üzerinde en çok çalışma yapılan eseri hiç şüphesiz ki, Menâkıbnâme-i Şâbân-ı Velî’dir. Dr. Mustafa Tatçı ve Dr. Mustafa Sever de bu çalışmalarında söz konusu esere özel bir yer ayırmışlardır. Ömer Fuâdî’nin diğer eserleri ise şunlardır: Risâle-i ‘Aseliyye, Beyânü’l- Esrâr, Bülbülyye, Gülâbiye, Risâle-i Halvet, Risâlet-i Hâbiyye, Risâlet-i Hayâtiyye, Makâle-i FerdiyyeRisâler-i Virdiyye, Muslihu’n-Nefs, Risâle-i Müsellesâ Risâle-i Zikr, Risâle-i Cevâbiye, Devrân-ı Sûfiyye, Makâle-i Tevsîkıyye Risâle-i Tevhîdiyye, Silsile-nâme, Şerh-i Vird-i Yahyâ/ Vird-i Settâr, Risâle-i Şevkiyye ve Zevkiyye, Terceme-i Mi’yâru’t- Tarîka,Mecmû’a-i İlâhiyât, Sadefîye, Kasîde-i Pendiyye,

Ömer Fuâdî Halvetî şiirlerinde;   Fuâdî, Ömer Halvetî, Derviş Ömerü’l-Fuâdî mahlaslarını da kullanmıştır. Dr. Mustafa tatçı ve Dr. Mustafa Sever, hazırladıkları bu kitapta Şeyh Ömer Fuâdî’nin önce “Dîvânçe-i İlâhiyât” adlı eserindeki şiirlerini (s.29-111) sonra da önce “Sedefiyye” adlı eserindeki şiirleri vermişlerdir (s.114-125).

Bu manzum risalede, Ömer Fuâdî Hazretleri kendi manevî tecrübelerinden hareketle nefsin yedi mertebesi hakkında bilgi vermektedir. Sedefiyye, insan nefsinin ahlâk-ı zemîmeyeistidâtlı olduğunu ve yedi makâm üzere yaratıldığını bu makamların seyr ü sülük ile ahlâk-ı hamideye tebdil, nefsin ruha tahvil edilmesi gerektiğini anlatmak üzere kaleme alınmıştır. Bu risâle bir nevi Ömer Fuâdî Hazretlerinin “Muslihu’nNefs” adıyla kaleme aldığı nefsin ıslahıyla ilgili eserinin manzum bir özeti niteliğindedir.

Kitapta yer alan son eser ise Kasîde-i Pendiyye’dir (s.129-155). Pendiye, adından da anlaşılacağı gibi bir tasavvufî öğüt kitabıdır. Şeyh Ömer Fuâdî Hazretlerinin esasen bir vahdet ehli olması hasebiyle “Hakk’ın muradı üzere devreder âlem” kasidesi gereği nefsî bir sebeple şikâyetçi değildir. Bunu diğer manzumelerinden ve eserlerinden kolaylıkla anlamak mümkündür. Fakat o, aynı zamanda bir mürşid-i kâmildir. Halkın Hakk’a yolculuğunda işlerini kolaylaştırmak, Hz. Peygamber’in ve Cenâb-ı Hakk’ın ahlâkıyla ahlâklanan bir nesil yetiştirmek için tabiî ki toplumsal nizamdan –daha doğrusu nizamsızlıktan- kendisini mes’ul hissetmektedir. Bu sebeble kendi devrinde meydana gelen olumsuzluklardan hareketle böyle bir eser kaleme almıştır.

Şeyh Ömer Fuâdî Hazretleri bu eserinde zamanında hak ile batılı birbirinden ayıramayan, heva ve hevesine, nefsine, İblis’e esir olmuş insanların çokluğundan, insanların devlete, devlet büyüklerine saygısızlığından, itaatsizliğinden cemiyetin nizamının bozulduğundan; buna karşılık kanaat ve tevekkül sahibi insanların azlığından bahsetmektedir.  Gerçekte bu bir yakınma değil, sosyal bir tespit ve sosyal bir yaraya neşter vurma ameliyesidir. Ona göre toplumdaki harama helâle dikkat etmeme, rüşvet alıp verme, haksız kazanç sağlama vs. gibi hastalıklar teşhiş edilmeli ki, tedavi edilebilsin. Bu eserinde Şeyh Ömer Fuâdî bir mutasavvıf kimliği ve dikkatiyle bu sosyal problemlerin tedavisiyle ilgili önerilerde de bulunmaktadır. Söz konusu bu eser, bugün için de sosyal problemlerin tespit ve tedavisi için bir reçete niteliğindedir diye düşünüyoruz.

Dr. Mustafa Tatcı ve Dr. Mustafa Sever çalışmalarının sonuna “Kelimeler ve Kavramlar” bölümü de ekleyerek bugünkü okuruna istifade kolaylığı sağlamışlardır (s.156-171). Eserin kaynakça kısmı da ilerde Şeyh Ömer Fuâdî, Halvetilik, Şâbân-ı Velî ve Şabanîyyehakkında çalışma yapacaklar için bir ön hazırlık niteliğindedir.

Dr. Mustafa Tatcı ve Dr. Mustafa Sever’e bu çalışmaları için teşekkür ediyoruz. Bu çalışmayı kitap olarak yayınlayıp okurla buluşturan Hz. Pir Şeyh Şâbân-ı Velî Kültür ve Sanat Derneğine de ayrıca teşekkür ediyoruz. Ekibin hizmetleri daim olsun…

Bu kitabın okunması ve istifade edeninin bereketli olması dileğiyle yola ve yolun sahibine aşk u niyâzla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç.Dr.Zeki Gürel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Açıksöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Açıksöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Açıksöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Açıksöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kastamonu Markaları

Açıksöz Gazetesi, Kastamonu ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 012 37 98
Reklam bilgi

Anket Kastamonu'da sağlık hizmetlerinden memnun musunuz?