Gazze ile İslam kabuklarını değiştiriyor (6)

Bir Ramazan ayının sonuna geldik. Hüzünlü bir Ramazan ayı geçirdik. Gazze’de dünyanın gözleri önünde yapılan soykırımı izleye izleye sıcak evlerimizde oruçlarımızı açtık.  Bir aksiyon film sahnesi gibi kan gölüne dönmüş coğrafyamızda Ramazan bayramına ulaştık. Zalimlerden medet umarak ekranlar karşısında yine zalimlere raconlar kestik. Sonucu olmasa da, Siyonist zalim beşikteki bebekleri katletmeye devam etse de, silahsız insanları zevk için öldürse de duygulara hitap yeterliydi aldanmaya hazır vicdanları tatmin için. Ama mutlaka ilahi bir hesap olacaktır hepimiz için. Çünkü gözyaşları arasında, feryatların bombalara karıştığı bir zamanda nasıl bir bayram olur bilemem. Yinede bayramsa herkesin bayramı mübarek olsun.

Ahkaf Suresi 10. ayette; “…Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.” buyurulmaktadır. Yani zalimleri, zalimlerden olanları, doğrudan veya dolaylı olarak zalimlerle birlikte bulunanları Allah hidayete ulaştırmaz. Ayeti anlayabilmek için zalimin kim olduğunuda  bilmek gerekir. Zalimin kim olduğuyla ilgili ise Eyyübiler ve Memlükler devrinin meşhur alimlerinden, Şam ve Kahire’nin meşhur müderrislerinden olan sultan’ül ulema İzzüddîn Abdülazîz bin Abdisselâm’ın (İzz bin Abdisselam) (1182 d.) duruşu ve fetvaları bugün dahi konuşulmaktadır.

İzzb. Abdisselam, Şam'da Melik Salih İmaduddin İsmail’in haçlılarla anlaşma yaparak Sakîf, Sayda, Safd ve bazı kaleleri onlara bıraktığında, aynı şekilde Haçlıların Şam'a girip silah almalarına izin verilince şeyh, silah satışının haram olduğuna hükmedip yapılanın haram olduğunu dönemin sultanının yüzüne karşı söylemiştir. Bununla da yetinmeyen İzz bin Abdisselam esnafları gezerek “Bugünden sonra topraklarımıza girip çıkan Haçlılara hiçbir şey satılmayacak ve hiçbir şey alınmayacaktır.” şeklinde bir fetva yayınlamıştır. Hatta kılıç üreten esnaflara giderek özellikle onlara Haçlılar için kılıç yapmanın ve satmanın haram olduğu fetvasını vermiş ve buna riayet etmedikleri takdirde Allah katında zulme ortak olmaktan ötürü zalim olacaklarını açıkça ifade etmiştir. O gün onların ticareti karadandı, bizlerinse denizden. Çifte vatandaşlarımız ise havadan ve karadan.

Aynı günlerde bir terzi İzz bin Abdisselam’a gelerek “Ey şeyh, Haçlılar bana elbise diktirmeye geliyorlar. Ben Haçlılara elbise dikersem zulme ortak olur muyum?” diye sorar. İzz bin Abdisselam’ın cevabı nettir: “Hayır, sen zulümlerine ortak olmazsın. Sana iğne iplik satan zulme ortak olur, sen zalimin ta kendisi olursun.”

Bu fetvayı günümüz koşullarında düşündüğümüzde zaman ve yaşayanlar farkı dışında bir değişiklik bulunmamaktadır. Zulüm aynı zulüm ve şuan en çok zulme maruz kalan Gazze, bizlere zalimleri göstermektedir. Kur’an penceresinden baktığımızda zalimler sadece Siyonist çete ve destekçilerinden ibaret değildir. Zulüm sadece Gazze’de gördüğümüzden veya duyduğumuzdan da ibaret değildir. Doğu Türkistan başta olmak üzere Arakan Müslümanları ağır zulümler altındadır.  Kur’an-ı Kerim’de zalimler, eylemleri ve bu eylemlerin neden kötü olduğu nitelendirilmiştir. Ancak toplumumuzda Kur’an mahfaza içinde bir duvar süsü olarak görüldüğünden beri kendimize ve değerlerimize yabancılaşmamız hız kazanmıştır. İçinde bulunduğumuz zamanın iletişim araçları ve internet ise bu yabancılaşmayı ve uzaklaşmayı daha da geniş alanlara yaymıştır.Kardeşlikler karışmıştır. Zulüm ise artmıştır.

Halbuki olması gereken; “Onlar, bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman birbirleriyle yardımlaşırlar.”(Şura Suresi 39 ayet) ayeti şiar edinilerek,“(Ey müminler!) Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.”(Tevbe Suresi 41.ayet) ayeti gereği zalime karşı sefere çıkmaktır. Hüküm açıktır. Cenab-ı Hakk Hucurat suresinde inananları kardeş ilan etmiştir. Bizler ise yaptıklarımızla kardeşlerimizden, kardeşlikten ne kadar uzak olduğumuzu gösteriyoruz. Onların acılarını hissetmediğimizi gösteriyoruz. Orada yangın varken sözde Allah’a yaklaşmak için ibadet ediyoruz. Umreler yapıyoruz. Kardeşlerimizin kurtulması için umrelerde, türbelerde, en güzel devasa camilerde dualar ediyoruz. Bizler dua etmeye devam edelim. Binaenaleyh Allah zalimlerin yaptıklarından habersiz değildir. İbrahim Suresi 42.ayette buyurulduğu üzere; “Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.” beyan-ı ilahisi karşısında gelecek dehşetli zamana kadar bizlerin nasıl bir imtihan vereceği, zamane Müslümanlarının yolda dökülenlerden olup olmayacağı önem arz etmektedir.

Devam edecek…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI
# İLİŞKİLİ KONULAR

Yazar Av.Hamit Serdar Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Açıksöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Açıksöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Açıksöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Açıksöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kastamonu Markaları

Açıksöz Gazetesi, Kastamonu ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 012 37 98
Reklam bilgi

Anket Kastamonu'da sağlık hizmetlerinden memnun musunuz?