NEME GEREK

Kanuni Sultan Süleyman, süt kardeşi Yahya Efendi’ye bir pusula göndererek ondan Osmanlı Devleti’nin yıkılmasına yol açabilecek sebeplerin neler olabileceğini sormuş.

Yahya Efendi, Padişah’tan gelen bu tezkireyi okuduktan sonra aynı kâğıdın arkasına : “Neme gerek…” sözünü yazmış ve geri göndermiş.

Kanuni, bu cevaba üzülmüş. Hemen Yahya Efendi’nin Beşiktaş’taki dergâhına giderek Yahya Efendi’ye: “Aşk olsun ağabey! Sana çok önemli bir soru sordum. Cevap bile vermedin.” şeklinde sitemde bulunmuş.

Yahya Efendi soruya cevap verdiğini söyleyince Kanuni: “Tezkirenin arkasına neme gerek yazıp yollamışsın. Herhangi bir cevap yoktu kâğıtta…” demiş. Bunun üzerine Yahya Efendi şu açıklamayı yapmış: “Aradığın cevap oydu sultanım. Devletin yıkılma sebebini soruyordunuz. Bir devlette ve millette neme lâzım, neme gerek düşüncesi başlar ve yayılırsa; o memleket ve devlet için yıkılma tehlikesi başlamış demektir.” (1)

Yukarıdaki tarihi hikâye, bize günümüz için de tehlike sinyallerinin verildiğini hatırlatmıyor mu? Ülkemizi tehdit eden bir terör problemi var. Zaman zaman şehit cenazeleri geliyor. Ülkenin başka bir bölgelerinde ise insanlar vur patlasın, çal oynasın eğleniyor. Televizyon haberlerinde şehit cenazelerinin defnedilişini, şehit ailelerinin acılarını, eşini kaybeden genç hanımların gözyaşlarını, babasını kaybeden küçük çocukları, çaresiz anne ve babaları seyrediyoruz. Biraz sonra aynı ekranlarda ya bir eğlence veya evlenme programı ya da gayrı ciddi işlerin olduğu yarışma programları başlıyor. İnsanlar da oturup bunları saatler boyu seyredebiliyorlar.  Yani insanlar ülkenin bir bölümünde yaşanan acıya “Neme gerek” diyor.

Komşun aç yatarken, en yakın akraban fakirliği sebebiyle çocuğunu okula gönderemezken sen bilmem kaçıncı umre yolculuğunu ballandıra ballandıra anlatıyorsan işte bu da bir “neme gerek”  sorumsuzluğudur. Komşumuzu sokak ortasında birileri dövüyor veya komşu eve hırsız giriyor. Bunları gördüğümüz halde kafamızı bile dışarı çıkarmayıp “neme gerek” diyoruz. Piknik yapıp çöpümüzü olduğu yerde bırakıp gidiyoruz. Parkta çekirdek yiyip kabuklarını yere atıyoruz. Belediye çöpünüzü akşam dışarı çıkarın diye bir saat vermiş, biz sabah çıkartıyoruz. Kedi, köpek gelip çöpü dağıtıyor.  Kısaca yaptığımız veya göz yumduğumuz her hareketle “neme gerek” diyoruz.

İnsanların dertleriyle dertlenmek, ülkenin problemlerini dert edinebilmek, bir fakir çocuğun başını okşayıp onu sevindirmek, kişisel bir dert veya toplumsal bir mesele karşısında “neme gerek” demeyip o derdi kendi derdimiz veya kendi problemimiz kabul edip çözüm için çaba sarfetmek veya en azından toplumsal sorun karşısında aynı anda üzülmek insan topluluklarını millet yapan bir unsur değil midir? O halde “neme gerek” demenin ülkeyi yıkabilecek bir tehlike olduğunu bizler de bilip ona göre davranışlar geliştirmeliyiz…

---------------------------------------------

(1)HAYAT DEĞİŞTİREN 101 ÖYKÜ / CENGİZ ERŞAHİN

Tutku Yayınevi / Hilâl Mh. 626. Cadde 16/1 Çankaya – Ankara

0312 442 73 95 / www.tutkuyayinevi.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Sayan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Açıksöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Açıksöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Açıksöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Açıksöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kastamonu Markaları

Açıksöz Gazetesi, Kastamonu ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 012 37 98
Reklam bilgi

Anket Kastamonu'da sağlık hizmetlerinden memnun musunuz?