Gazze ile İslam kabuklarını değiştiriyor (4)

Hasan-ı Basri hazretleri asırlar öncesinden; “Siz sahabeleri görseydiniz acaba bunlar deli mi diye kendinize sorardınız. Onlarda sizi görse acaba bunlar Müslüman mı diye kendilerine sorarlardı.” diyor. Aklı olanın bu sözün manasını düşünmesi gerekir. Aklı olanın beynine bu sözün balyoz gibi inmesi gerekir. Neden? Bu sözün muhatabı şuan bu zamanın yaşayanlarıdır. Bu söz yabancılaştığımız/yabancılaştırıldığımız özümüzle, manamızla ilgili çok önemli bir gerçeği işaret ve ifade ediyor. Bu söz bizlerdeki İslam anlayışı ve yaşayışla sahabedeki İslam anlayış ve yaşayış farkını gösteriyor. Elbette ki sahabeye yetişmemiz mümkün değildir. Helede mevcut kafayla hiç mümkün değildir. Ancak şuan onlara yetişmenin mücadelesi dahi yoktur.

Şu bir hakikat ki ortaya çıkan yeni bir harekette veya inkılapta insanların duyguları, düşünceleri, heyecanları zirvededir.14 asır evvel yeniden başlayan İslam dininin bu büyük inkılabında da en temiz, en doğal halde bulunan sahabedeki heyecan, samimiyet, sadakat, taat zirveye ulaşmıştı. İmanları, inançları, samimiyetleri, sadakatleri sadece akıllarında ve kalplerinde değil, en derin hücrelerinde, en ince hislerinde de varlığını gösteriyordu. İslam’ı kaynağından öğreniyorlardı. Böylece hakikatler benliklerine işleniyordu.

Eskilerden gelen “Hayat zıtlarla kaimdir.” diye makbul bir kural vardır. Bu kural şimdi geçerli olduğu gibi o dönemde sahabe için de geçerlidir. İslam dinini kaynağında hem görerek hem yaşayarak müşahede eden sahabeler, İslam’ın getirdiği güzellikleri, anlayışları, düşünce tarzını, önceki hayat tarzları olan cahiliye döneminin çirkinlikleri, fenalıkları, yanlışlıkları ile kıyaslayabiliyorlardı. Böylece sahabe nesli yaşadıkları eski hayat ve yaşamaya başladıkları yeni hayat tarzının farkını çok iyi biliyorlardı, görüyorlardı.  O dönemde, yalan ile gerçek, doğru ile yanlış, iyi ile kötü, güzel ile çirkin, güzel ahlak ile kötü ahlak farkı, sahabe tarafından kaynağında yaşanarak görülüyor ve öğreniliyordu. Elbette ki insanlar için gözle görülen eğitimin tesiri çok fazladır. Bir görüntü binlerce söze bedeldir. Günümüz modern eğitim uzmanları da bunu söylüyorlar. Ancak imtihan dünyasında bu hal mevcut hale kesinlikle bahane olamaz. Çünkü ilkeler belirlenmiş, kurallar konulmuş, yol gösterilmiş, misaller verilmiş, din tamamlanmış, hayat çizgisi çizilmiştir.

İslam’ın bir ilkesi olarak İslam, haksızlık karşısında susanı dilsiz şeytan olarak niteler. Bizse en büyük haksızlıklar karşısında asil bir duruştan dahi mahrumuz. Çünkü özümüzden uzaklaştık, benliğimizi kaybettik, yanlış modellerin rollerini üstlenmeye kalktık.

Asr-ı saadette Peygamber Efendimiz(sav) buyuruyor ki;

”Öyle bir gün gelecek ki; kafirler, aç kurtların leşe saldırdıkları gibi size saldıracaklardır. Sahabe sorar:”Biz o gün sayıca az mı olacağız ya Rasulallah?” 

”Hayır! Aksine sayınız fazla olacak. Ama selin önündeki çer çöp gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Zira Allah heybetinizi (korkunuzu) düşmanlarınızın kalbinden çekip alacak ve sizin kalbinize vehn yerleştirecek.”

Sahabe yine sorar: ”Vehn nedir ya Rasulallah?”

Peygamber Efendimiz(sav) bunun üzerine buyuruyor ki;”Dünyayı sevip, ölümü kerih görmektir, istememektir.(ölüm korkusu).”(Ebu Davud)

İslam alemi bu çağda iki milyar oldu, parayı, makamı, serveti, şöhreti buldu, ama İslam coğrafyalarındaki zulmü durduracak bir lider bulamadı. İki milyarlık İslam alemi topuyla, tüfeğiyle, uçaklarıyla, tanklarıyla, füzeleriyle, hatta nükleer silahlarıyla çok güçlü imkanlara sahip oldu, ama bir buçuk milyonluk siyonisti durduracak güçten mahrum kaldı. Şimdi iki milyarlık İslam alemi korkularını yenmek, dünya sevgisinden kurtulmak, Gazze’ye ulaşmak için kırk kişi olmayı bekliyor. Çünkü Kabe’ye kırk kişiye ulaşmayınca yürümemişti Allah’ın rasulü. Ve iki milyarlık İslam alemi Gazze’deki kardeşlerine yardım etmek için, onların sesini duymak için, Doğu Türkistan’daki kardeşlerini kurtarmak için, Arakan’daki kardeşlerini hatırlamak için, Keşmir’deki kardeşlerini görmek için 313 kişi olmayı bekliyor. Böylece Bedir ashabının aldığı ilahi yardımı alacağını sanıyor ki, heyhat… Heyhat ki gelseler bizi taşlayacak ebabilleri bekliyorlar.

Devam edecek…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Av.Hamit Serdar Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Açıksöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Açıksöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Açıksöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Açıksöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kastamonu Markaları

Açıksöz Gazetesi, Kastamonu ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 012 37 98
Reklam bilgi

Anket Kastamonu'da sağlık hizmetlerinden memnun musunuz?
Tüm anketler