TÜRKÜN ÖZÜ ÂKİF’İN SÖZÜ BİR DAVA ADAMI OLARAK MEHMED ÂKİF ERSOY (3)

Âkif’in Kastamonu günleri bu tespitler ışığında değerlendirilecek olursa doğru çıkarımlar yapılacaktır diye düşünüyoruz.

O, pek çok şiirinde Kastamonu’da Açıksöz gazetesinde yayımlanan “Yeis Küfürdür” şiirinde olduğu gibi Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde bahsi geçen “Emr-i bi’l-ma’rûf nehy-i ani’l-münker” iyiliğe yöneltme ve kötülükten sakındırma şeklindeki bir göreve de işaret ederek Müslümanların başına gelen belalın takva sahibi olmamaktan kaynaklandığına da işaret etmekte, kurtuluşu da battığımız yerden Allah’ın ipine sarılmakla gerçekleşeceğine dair inancını vurgulayarak ümid var olunması gerektiğine işaret etmektedir. Çünkü Açıksöz’de yayımlanan şiirinde Müslümanlara seslenirken “Yeis Küfürdür” demekte ve Hicr Sûresi’nden şu hatırlatmayı yapmaktadır: Kur’an-ı Kerm’in 15. suresi olan Hicr suresinin 56. ayetinde şöyle denilmektedir: “(İbrahim) deki: Dalâlete düşmüşlerden (sapkınlardan) başka kim, Rabb’inin rahmetinden ümidini keser.”

Evet, acı ama gerçek.Öz kültürümüzün tarih olan ve tarihî olan değerlerinden her gün biraz daha koparılarak; küreselleşme uğruna, kendisiyle, milletiyle, tarihiyle, devletiyle ve Yaratanıyla kavgalı hale getirilen  insanımız süratle yalnızlaştırılmaktadır.Sosyal bütün birlikteliklerin dağılışını hazırlayan dış mihraklı ve destekli projelerle iyice yalnızlaştırılan, milli ve dini, hatta insani hiçbir değer tanımaz hale getirilen insanlarımızın ; “milli istiklal” mi? Yoksa  “istikbal” mi? İkileminde  önceliğinin istikbal olmasından daha tabi ne olabilir?..

Gün geçirilmeden, bu sosyal aşınma milli bir felakete dönüşmeden bu gidişe dur diyecek; ilham ve güç kaynağı bizatihi milletimizin kendisinin olduğu sosyal projeler hayata geçirilmelidir.

Milletimizin ahlaki karakterinin bir akıl ve mantık dini olan İslamiyet ile “bir” olacağına,”diri” olacağına ve “iri” olacağına inanan, “asrın idrakine” göre yeniden yorumlanması gereken Kur’an-ı Kerim ile medeni bir seviyeye ulaşabileceğine inanan Mehmed Akif Ersoy, hurafesiz, bid’atsız, daima ileriye bakan bir İslam anlayışıyla “İslam şairi” kimliği kazanırken, milli ve medeni gayeleri ile de “milli şair” unvanını hak etmiştir. Akif, bütün insanlığın huzurunu arzulayan Türk-İslam ülküsünü gerçekleştirmeye çalışırken daha ziyade “milli birlik ve beraberlik” hususu üzerinde ısrarla durmakta,”tefrika/ayrımcılık/bölücülük” fikrini ise yerin dibine batırmaktadır. Onun içindir ki:

“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez,

Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez”

diyen, büyük düşünce ve aksiyon adamı, Milli Marşımızın şairi, fazilet ve ilim mücahidi Mehmed Akif Ersoy’u çok daha yakından tanımalı, onu yetişen yeni nesillerimize tanıtmalıyız.

Müsterih ol ey koca Âkif, senin şiirlerinde beklediğin, istediğin nur doğmuştur. Bahsettiğin o “kızıl esaret çemberi”ni Adriyatik’ten Cin Denizi’ne kadar uzanan sahalardaki kardeşlerin kırmışlardır. Bir kısmı da kırmak üzeredirler… Müsterih ol, rahat uyu… Senin o mazlum milletin kıyametmiş, yeni bir basübadelmevte kavuşmak üzeredir’…

Mehmed Âkif Ersoy’u anmak, anlamak, anlatmak ve yaşamak demek; geçmişi tanımak, millî, dinî ve medenî vasıflarımızı öğrenmek, Müslüman Türk’ü yeryüzünden kaldırmak isteyen düşmanlarımızı bilmek ve daha da önemlisi, neler yapmamız gerektiğini, çağdaş medeniyeti yakalayıp daha da ileriye nasıl sıçramamız gerektiğini; yeniden ve her an taze fikirlerle, anlamak, anlatmak ve yaşamak demektir. İşte bir kere daha iman ve inançla haykırıyorum:

Hakkıdır hür Yaşamış bayrağımın hürriyet

Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl!..

 

TÜRKÜN ÖZÜ ÂKİF’İN SÖZÜ BİR DAVA ADAMI OLARAK MEHMED ÂKİF ERSOY (3)

Gençlerin millî ve manevî hisleri her gün daha fazla hırpalanıyor. Her gün dört koldan hücum ver gençliğimize yönelik. Bunu görmek için gençliğe Âkif’ce bakmak, Âkif olmak lazım. Her kanaldan yapılan küfür sağanağına tutulmuş, duygu karmaşası içindeki gençliğe Âkif aşısı yapmak lazım. Cesur, kararlı, kendine güvenen ve inançlı bir gençlik için Akif’in idealindeki Asım’ın nesli için neler feda edilmez!..

Dili bir gönlü bir imanı bir insanlar, Âkif’in Kastamonu’dayken ilgilendiği gençlerden biri de; bizim bugün için Bayrak şairi diye tanıdığımız Arif Nihat Asya’dır.  Yazımı/Konuşmamı Akif aşısıyla aşılanmış bir Müslüman Türk evladı olan Arif Nihat Asya’nın Dua başlıklı şiiriyle bitirmek istiyorum:

Biz, kısık sesleriz... minareleri,
Sen, ezansız bırakma Allah’ım!
Ya çağır şurda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allahım!
Mahyasızdır minareler... göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allahım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allahım!
Bize güç ver... cihad meydanını,
Pehlivansız bırakma Allahım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allah'ım!
Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah'ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allah'ım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allah'ım!
Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız
Ve vatansız bırakma Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah'ım!

(SON)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç.Dr.Zeki Gürel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Açıksöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Açıksöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Açıksöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Açıksöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kastamonu Markaları

Açıksöz Gazetesi, Kastamonu ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 012 37 98
Reklam bilgi

Anket Kastamonu'da sağlık hizmetlerinden memnun musunuz?