MİLLÎ ÜLKÜMÜZ KIZILELMA ÜZERİNE… (2)

Gerçekte Kızılelma, eskiden beri Türk ülküsünün adı olarak bilinir. Ergenekon destanında Kızılelma; Ergenekon’dan çıkma ve eski yurdu tekrar alma idealidir.

Demirciye Bozkurt dendi

Han tanıldı taç giyindi

Yoldan önce kendi indi

Sağ elinde bayrağımız

 

Ergenekon yurdun adı

Börteçine kurdun adı

Dört yüz sene durdun hadi

Çık ey yüz bin mızrağımız.

Bir yeni günde demirden dağları eriterek Ergenekon’dan çıkan Türklük için hudutları aşma ihtirasını özgürlük tutkusuyla birlikte düşünmek lâzımdır. Türklük için yaşamanın vazgeçilmez şartı olan istiklalin Mehmed Âkif Ersoy’da bu milletin hudutları aşma ihtirasını da beraberinde getirdiğini görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin millî marşı İstiklâl Marşı’nda Ergenekon’a telmihen söylenen şu dörtlük bunun en güzel delildir:

Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım

Hangi çılgın, bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim! Bendimi çiğner, aşarım;

Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.

Bu ideal Oğuz kağan Destanında; Türklerin Batı’ya akma, büyük denizlere, büyük sahalara sahip olma yani Türk Cihan Hâkimiyeti ülküsüdür. Efsanevî atamız Oğuz Kağan bunu şöyle dile getirmektedir:

Ben sizlere oldum kağan,

Alalım yay ile kalkan,

Nişan olsun bu yan,

Bozkurt olsun (bize) uran.

 

Demir kargı olsun orman,

Av yerinden yürüsün kulan.

Daha deniz, daha müren,

Güneş bayrak, gök kurıkan.

Sekizinci Yüzyılda Bengü taşlara kazıttırdığı mesajlarıyla bugün bile yolumuzu aydınlatmaya devam eden Bilge kağan; üste mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe derken -Türk’ün eliyle adaleti hâkim kılmak için- mekânı kaplama ihtirasıyla dopdolu idi. Bu mekânı kaplama ihtirası Türkler İslâmiyet’i kabul ettikten sonra hem maddî hem de manevî sahada hudutsuzluğa gitmiştir. Selçuklu Türk Devletinin sultanı Alp Arslan’ın liderlik dehasını ve üstün ahlâkî vasıflarını da gösteren 1071 Malazgirt Zaferi de bir anlamda Oğuz Kağan ve Alper Tunga ile başlayan, Bilge Kağan ile devam edip gelen Türk Cihan Hâkimiyeti mefkûremizin yani Kızılelma ülkümüzün yaşatıldığının şahidi değil midir?

Destan şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu ne güzel anlatmış:

Aylardan ağustos, günlerden Cuma ,

Gün doğmada evvel İklim-i Rum’a,

Bozkurtlar ordusu geçti hücuma.

 

Yeni bir şevk ile gürledi gökler…

Ya Allah… Bismillâh… Allahüekber!

 

Yiğitler kan döker bayrak solmaya,

Anadolu başlar vatan olmaya!...

Kızılelma’ya hey!.. Kızılelma’ya!..

 

En güzel marşını vurmada mehter;

Ya Allah… Bismillâh… Allahüekber!

Bu şiirde anlatılan Kızılelma hiç şüphesiz ki İstanbul’dur…

Türbesi, efsanevi atamız Oğuz Kağan’ın kurduğu devlete başkentlik yapmış olan Kazakistan’ın Yesi (bugünkü Türkistan) şehrinde bulunan Divan-ı Hikmet sahibi Pir-i Türkistan Hoca AhmedYesevî hazretlerinin yetiştirdiği Alp-eren derviş gazilerini dünyanın dört bir tarafına –bilhassa Batı’ya-  göndermiş olması Türk’ün millî tarihindeki hudutları aşma ve özü İlay-ı Kelimetullah (Allah’ın adını dünyaya yaymak) olan Nizam-ı Âlem ülkümüzün gerçekleştirmek iştiyakından başka nasıl izah edilebilir? Sarı Saltuk, Yunus Emre, Hacı Bektaş Velî, Yahya Şirvanî ve daha önceleri kâinatı Allah (C.C.) için fethetmek isteyen birer Alp-Eren gazi derviş değil miydiler? Piri Reis’in o zamanlar bilinen yerlerin dışındaki coğrafyaları da haritasında göstermesini, Türk’ün bilinen dünyadan taşma isteğinin bir neticesi olarak kabul ederken, astronominin babası sayılması gereken Uluğ Bey’in rasathanesinde dünya ile değil de uzaydaki cisimlerle ilgilenmiş olmasını da Türk’ün arza sığmayıp uzaya taşma, uzayı fethe niyetlenmesin bir delili olarak kabul edebiliriz.

Türk tarihinin ve edebiyatının anahtar kavramlarından birisi olan Kızılelma nedir? Nerededir? Bu konuda birçok tartışmalar yapılmış, yazılar yazılmıştır. Türk-İslâm ülküsü olan Kızılelma’ya Osmanlı Vakanvistlerinde, Künhülahbar’da, Evliya Celebi Seyahatnamesi’nde rastlamak mümkündür. Tarih boyunca Kızılelma ile hangi ülkeler, şehirler ve yapıların kastedildiği kaynaklarda tek tek sayılmaktadır. Millî edebiyatımızın güzide şahsiyetlerinden olan Ziya Gökalp’ın “Kızılelma” şiiri ve Ömer seyfeddn’in “Kızılelma” adlı hikâyesi ile Balkan Türklerinden Makedonyalı Ragıp Şevki Yeşim’in “Kızılelma” adlı romanı dışında bu konuyu işleyen pek çok edebî metin mevcuttur.

Özetle söylemek gerekirse, Kızılelma bizim için millî bir özleyiştir. Tarihte nasıl Türk’ün askerî, siyasî, sosyal, dinî zaferlerinin ana gayelerinden olmuşsa; şimdi de biz Türklerin, siyasî ve kültürel millî zafer gayemiz olmalıdır. Bugün bizim için Kızılelma: Millî ahlâkı dirilterek Türk-İslâm düşüncesinin hâkim olduğu kudretli, haysiyetli, adil bir düzen kurmaktır. Millî vatanın sınırlarını dil belirler ve bekler. Yahya Kemal Beyatlı’nın da dediği gibi “Türkçenin çekilmediği yerler vatandır.”Allah’ın izniyle bütün dünya Türklüğünün bağımsız olacağına ve birleşeceğine inancımız tamdır. Türk devlet ve toplulukları ortak hedefe ancak önce dil birliğini sağlayarak yürüyebilir bunun için de önce Alfabe birliğini gerçekleştirmek gerekecektir. Her biri kendi ülkesinde bağımsız ve güçlü devletler olan Türk devletleri ve topluluklarının birleşmesi demek dünyanın huzur bulması demektir. Çünkü Gaspıralı İsmail’in de dediği gibi “dilde, fikirde, işte birlik” olmuş güçlü ve birleşmiş bir Türk Dünyası, dünyanın beline sarılmış bir emniyet kuşağı olacaktır. Dünya, dün olduğu gibi gelecekte de huzuru ancak bu şekilde tadabilecek ve yaşayacaktır diye inanmaktayız.

KIZILELMA: Ahlâk ve fazilet yönünden yükselmiş üç yüz milyon Türk insanını; ilim, teknik ve sanayi bakımından da en üst seviyeye çıkartarak çağlar atlatıp, bütün dünyayı, eşref-i mahlûkat olan insanlık ortak paydasında buluşturarak sevgi ve hoşgörü ile kucaklayacak, özü İlâ-yı Kelimetullah,  adı Nizam-ı Âlem olan Türk Cihan Hâkimiyeti ülkümüzün gerçekleşmesidir.

“Bugün de aynı îmân ve katiyetle söylüyorum ki, millî ülküye tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu medenî âlem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır.”

Son arzumuz, budur fâni dünyada:

Türk’üz varacağız, KIZILELMA’ya…

(SON)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç.Dr.Zeki Gürel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Açıksöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Açıksöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Açıksöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Açıksöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kastamonu Markaları

Açıksöz Gazetesi, Kastamonu ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 012 37 98
Reklam bilgi

Anket Kastamonu'da sağlık hizmetlerinden memnun musunuz?