İHSAN OZANOĞLU VE ÂŞIK YORGANSIZ HAKKI ÇAVUŞ’U ANMA PROGRAMI (2)

 Âşık Meydanî (1815-1995):

Hayatına dair yeterince bilgi yoktur. Asıl adı Hüseyin’dir. Medrese eğitimi almıştır. Erzurumlu Emrah’a çıraklık yapmıştır. Ünü Saray’a kadar ulaşmış ve Sultan Abdülaziz’in takdirine mazhar olmuştur. “Saray Şairi olarak” uzun süre İstanbul’da kalmıştır. Şiirleri günümüzde özellikle deyişleri yaygın biçimde söylenmeye devam etmektedir. İşte o deyişlerinden biri:

“İhtiyacımız yok âb-ı engüre

 Muhabbet meyinden kanıklarız biz

Ateş-i aşkımız geldi zuhura

Anın için bağrı yanıklarız.”

 

Âşık Kemali (1821-1892):

Medrese öğrenimi görmüş. Babasıyla bakırcılık yapmış. Saza ve şiire merak sarmış, bakırcılığı bırakmış. Anadolu’yu dolaşmış, İstanbul’a giderek dönemin ünlü âşıklarıyla atışmalarda bulunmuş. Şiirlerinde dönemin usta halk ozanlarının etkisi görülür. Talat Mümtaz Yaman, Âşık Kemalî ile ilgili incelemesini 1935 yılında Kars’ta yayınlamıştır. Türk Halk edebiyatının meşhur “dedim”-“dedi”li şiirlerinden Kemâlî’ye ait bir örnek:

“Dedim dilber niçin eylersin cefa

 Dedi güzellerde eski adettir

 Dedim gayrilere edersin vefa

 Dedi mutlak âşıklara nisbettir

 

Dedim Kemâlî’yi ağlatma yârim

Dedi âşıkları ağlatmak kârım

Dedim kalmadı hiç sabra kararım

Dedi sabrın sonu istirahattir”

Yorgansız Hakkı Bizi Âşık Mümin Meydanî (1900-1953) ile Tanış Kıldı:

Kastamonu Gümüşlü mezarlığında kabrini gördüğüm bu halk âşığıyla ilgili olarak kitaplarda bir bilgiye şimdilik rastlamadım. Ben de bu halk şairimizle bir tevafuk eseri tanıştım. Yorgansız Hakkı Çavuş ile ilgili kitap yazan Mustafa Eski, Yorgansız Hakkı’nın mezarını Gümüşlece’de diye yazmış (Eski, 1975:13) ben de haklı olarak bu mezarlıkta aradım. Eşim Dr. Nazlı Rânâ Gürel ile Gümüşlece mezarlığında akşama kadar aradık ama bulamadık. Yorgansız Hakkı Çavuş, demek ki bizi Âşık Mümin Meydanî ile tanıştıracakmış, onun kabri çıktı karşımıza.

 

İHSAN OZANOĞLU VE ÂŞIK YORGANSIZ HAKKI ÇAVUŞ’U ANMA PROGRAMI (2)

Kastamonu Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğünden yardım istedik sağ olsun Müdür Metin Ekici, bir arkadaş görevlendirdi ama yine bulamadık, akşam olunca da aramaktan vaz geçtik. Devrisi gün, önce şehrin hâkimi Şeyh Şaban-ı Veli’yi ziyaret ettim ardından da Rumeli Beylerbeyi Payeli Kastamonu Valisi İbrahim Ethem Pertev Paşa’nın kabrini (Gürel, 2004) ziyaret edip gerekli vazifeyi yaptım ve yine mezarlığa vardım Müdür Metin Ekici Bey ile görüştüm, bir görevliyle aramaya devam ettik ve Yorgansız Hakkı’nın kabrini Zambaklar Mezarlığında bulduk.

 İHSAN OZANOĞLU VE ÂŞIK YORGANSIZ HAKKI ÇAVUŞ’U ANMA PROGRAMI (2)

Mezar taşında “Hakkı Halil Bayraktaroğlu Yorgansız Hakkı” yazmaktaydı. Âşık Yorgansız Hakkı, Türkün Kaidesi Kastamonu’da âşıklık geleneğinde Âşık Meydanî’den sonradır. Yorgansız Hakkı dünyaya geldiğinde Kemalî de Meydanî de vefat etmişlerdi. Bu demektir ki, Kastamonu’da Yorgansız Hakkı’ya ustalık edecek bir âşık yoktur.

Yorgansız Hakkı ile çağdaş olan/yaşdaş olan halk âşığı Mümin Meydanî’dir. Mümin Meydanî ile ilgili kaynaklarda detaylı bir bilgi bulamadık. Mümin Meydanî Âşık Meydanî’nin oğlu olamaz çünkü Âşık Meydanî, Mümin Meydani doğmadan beş yıl önce vefat etmiştir bilgiler Âşık Meydânî’nin torunu olduğu yönündedir. Aslen Araçlı’dır. Uzun süre kahvehanelerde çalışarak geçimini sağlamıştır. Doç. Dr. Gülten Küçükbasmacı, Mümin Meydanî’nin doğum tarihi için 1898 tarihini yazsa da (Küçükbasmacı, 2018:278) mezar taşında doğum tarihi 1900 olarak yazmaktadır.

Kastamonu âşıklık geleneğinde karşımıza çıkan isimlerden biri de İhsan Ozanoğlu’dur (1907-1981). Ozanoğlu, Yorgansız Hakkı’nın ve Mümin Meydanî’ni yaşça küçüğüdür., bunlardan etkilenmiş ve aynı meclislerde bulunmuş olmalıdır. Yorgansız Hakkı ile ilgili atışmaları günümüze ulaşmış ama Mümin Meydanî ile ilgili bir araya gelmişliklerine dair şimdilik elimizde bir bilgi bulunmamaktadır.

Yeri gelmişken belirtmemizde fayda var: İhsan Ozanoğlu’nun Yorgansız Hakkı’nın vefatından sonra onu anlattığı ses kaydı Kastamonulu araştırmacı Ata Erdoğdu da bulunmaktadır. Bu kaydı sağolsun Ata Erdoğdu bize verdi biz de söz konusu anma programında katılımcılara dinlettik. İhsan Ozanoğlu’nun ses kayıtlarından sekiz saatlik bir kaydının, oğlu Can,  kendisinde olduğunu mezar ziyareti sırasında bize söylemiştir. HAGEM Halk Kültürü Araştırma Merkezi idareciliği sırasında Kastamonulu edebiyat araştırmacısı Nail Tan da sağlığında İhsan Ozanoğlu'’u Ankara’ya davet ettiklerini bir haftaya yakın misafir ettiklerini ve kendisinden pek çok ses kaydı aldıklarını bana söylemişti. Şimdi şunu da yeri gelmişken söylemezsem yarın tarih bizden hesap sorar: Üniversitesi de olan bir şehir olarak Kastamonu’da hâlâ bir KENT ARŞİVİ yoktur. Bu arşiv vakit geçirilmeden kurulmalı ve bu ve benzeri ses kayıtları, tarihî belgeler, kitaplar, gazete ve dergi arşivleri, fotoğraf albümleri KASTAMONU KENT ARŞİVİNDE koruma altına alınıp araştırmacıların ve meraklılarının hizmetine sunulmalıdır. Bunun için de Kastamonu Merkezdeki tarihî konaklardan birisi tahsis edilmelidir diye düşünüyoruz. Bu zenginlikten Kastamonu’yu mahrum etmeye hakkımız yoktur! Gelecek kuşaklara nasıl hesap vereceğiz?

Hakkı Halil Bayraktaroğlu Yorgansız Hakkı, 1898 yılında Kastamonu’da dünyaya gelmiştir. Kastamonu Rüştiyesinden sonra idadiye gitmişse de eğitimini yarıda bırakmıştır. Askerliği sırasında vilâyet mektupçusu Mustafa Nami Efendi’den hattatlık dersi almıştır, burada kazandığı maharet onun bir ara katip olarak çalışmasına da vesile olmuştur.

Yorgansız Hakkı Çavuş, askere gitmeden saz çalmaya heves etmiş ve mahallî saz ustalarından bergiya, Gırnaoğlu, Hüpyallah ve Karakadıoğlu Rıfat Efendi’den bu hususta faydalanmıştır. Âşık Razî Baba, Mudurnulu Âşık Mecbuî, Âşık Muharrem ve Âşık Pekmezci gibi şairlerin ortamlarında bulunmuşsa da asıl ustası; Bolu luDertli’nin çırağı Geredeli Figanî’nin çıraklarından Ilgazlı Naili Baba olmuştur. İlk başta Kastamonulu Fevzî’nin peşine düşmüş ise de Fevzî, Kastamonu’da pek fazla durmadığı için yeni arayışlar içine girmiştir. Fevzî ile beraber olduğu süreçte ondan çok şeyler öğrenmişse de onun asıl ustası IlgazlıNailî’dir. Asıl adı Hasan olan Âşık Fevzî, 1857 yılında doğmuş 1917 yılında da vefat etmiştir. Âşık Fevzî, önceleri Sinoplu Yesârî Baba’ya sonra da Kastamonulu Âşık Kemalî’ye çırak olmuştur. Bu silsile kadar, Âşık Yorgansız’ın şairliğinde annesinin de rolü vardır diyebiliriz. Çünkü annesi Cemile Hanım da güzel şiir söylermiş. Aslında Yorgansız Hakkı Çavuş, annesi tarafından Âşık Zikrî’nin (1862-23 Eylül 1945) torunudur. Annesi cemile Hanım’ın oğlu Hakkı için söylediği bir şiir şöyledir:

“Omuzuna vurdun gittin sazını

Kimlere bıraktın bir tek kuzunu

İlahî, dönder Hakkı’nın yüzünü

Ayrılık ahrete kala mı yoksa.

 

Oldum işte ihtiyar kadın

Yusuf, Kenan gibi çekerim odun

Yarabbi oğluma hasret kodun

Ayrılık ahrete kala mı yoksa.”

Yorgansız Hakkı Çavuş, ailenin tek oğludur ve kendisinin de bir tek oğlu olmuştur, onu da şiirden de anlaşılıyor ki zaman zaman yalnız bırakmıştır. Çünkü Yorgansız Hakkı Çavuş, Kastamonu’nun son gezgin âşığıdır.

Âşık Yorgansız Hakkı Çavuş için asker âşıklardan biri dense yeridir. Âşık edebîyatının gelişim sürecinden itibaren savaşlar bu edebiyatın önemli konuları arasında yer almıştır. Özellikle ordu şairlerinin şiirlerinde katıldıkları kara ve deniz seferlerinin işlendiği görülmektedir. Sefere katılan bir âşık sefer güzergâhını ve rotasını, vuruşmaların nasıl yaşandığını, nerelerin fethedildiğini ya da elden çıkarıldığını, sefere katılan komutanları ve kumandanları, ganimetleri, kayıpları şiirlerinde anlatmaktadır. 20. yüzyıl Osmanlı için ağır bir yüzyıl olmuştur. Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve ardından başlatılan Kurtuluş Savaşı’nda ölüm-kalım mücadelesi verilmiştir. Ardı ardına yaşanan bu savaşlarda dönemin âşıkları da çeşitli cephelerde vuruşmuştur. Bu âşıklardan biri de Kastamonulu Âşık Yorgansız Hakkı Çavuş’tur. On sekiz yaşına gelince askere alınan âşık Yorgansız Hakkı, önce Balkan savaşına (1912-1913) sonra da Birinci Dünya Savaşı’nda çeşitli cephelerde savaşmıştır. Bu sebeple Adana, Halep, Hama, Humus, Şam, Lübnan, Akka, Gazze, Yafa gibi İmparatorluğun pek çok yerinde dolaşmış, İngilizlere esir düşerek Mısır’da kampta kalmıştır.Bu kamp sırasında İngilizlerin o meşhur ilaçlı havuzuna atılanlardandır. Daha sonra Kastamonu’ya dönen Yorgansız Hakkı Kurtuluş Savaşı’nın başlaması üzerine bu savaşa da katılmıştır. Savaşların ardından Çankırı Ilgaz’da Dertli’nin çırağı Geredeli Topal Figanî Baba’nın yetiştirdiği Nailî’ye hizmet etmiş ve ondan destur almıştır (Küçükbasmacı,2015:44-52).

Âşık Yorgansız Hakkı Çavuş’un adındaki iki kelime; “Yorgansız”, onun savaşta yorgansız yatmaya alıştığı için savaş sonrasında da yorgansız yatmasından dolayı kendisine yakıştırıldığı, yine “Çavuş” denmesinin de cephede askerde iken çavuş rütbesini almasındanmış. O, “Gazilik beratıyla” çavuş olarak terhis olmuştur. Onun adında bir de “Bayraktar” vardır ki, buna sebep de dedesi Halil Efendi’nin Abdülaziz’in bayraktarlarından birisi olmasındanmış.

Âşık Yorgansız Hakkı Çavuş’un Millî Mücadelede26 Ağustos'ta başlayan ve beş gün süren Büyük Taarruz sırasında üstün gayretleri görülen Kastamonulu Miralay Halit Akmansu’nun askerleri arasında olduğunu “Hayat Destanı” başlıklı kendi şiirinden öğrenmekteyiz (Gürel, 2024:2).

“Afyon’da düşmanı bozduk nihayet,

Mahşerden bir eser oldu alâmet

Dedim; başım, gözüm Hakka emanet

Silahım elimde o yanda idim

 

Perişan bir halde aldılar volta,

Bağıran bağırana hayda varda

Bir daha tutuştuk Dumnupınar’da

Trikopis esirdi; ben de anda idim”

...

Kastamonulu Miralay Halit Akmansu, 2 Eylül 1922 günü Uşak'ta Bölmelik Tepe'de Yunan Kuvvetleri Başkumandanı General TRİKOPİS ve General Dijennis, Albay Yuvanis, Albay Kalinalis'i esir almıştır. Bu başarısından dolayı 3 Eylül 1922 tarihinde Mustafa Kemal Paşa tarafından kutlanarak 31 Ağustos 1922 den geçerli olmak üzere Büyük Millet Meclisi Hükümetince Miralaylığa terfi ettirildi. Atatürk tarafından Millet Meclisine çağırılmış, Milletvekilliği ve Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü yapmıştır.

GAZİ Âşık Yorgansız Hakkı Çavuş, Kastamonu’daki kasap esnafından Hüseyin Efendi’nin (1860-1925) oğludur. Millî Mücadeleden gazi olarak döndükten sonra baba mesleğini devam ettirmemiş bir ara kırkıcılık denilen “Tiftik” işiyle uğraşmıştır. Bir şiirinde bu konuya şöyle değinmektedir:

“Namusa, şerefe milyonlar değer

Değersiz pazarda satan değilim

İmanım hükümdar, dinim serasker,

Öz Türk’üm, hain-i vatan değilim.

 

Müsrifim, meyhurum saza düşkünüm,

Hazmım da kabildir, çünkü pişkinim

Ne kofur, ne mağrur ne de şişkinim

Cinsini inciten, iten değilim.

 

Tiftik işçisiyim, günlük dört lira

Altay çalışırım, altay avare

Var ise esselâ borcum on para!

Kandıran, aldatan, üten değilim.

 

Ne mattır, ne methtir Yorgansız kastım

Nelere şahidim, altmışa bastım

Kazancım alnımın teridir, dostum

Haramı, helâle katan değilim.”

(Devam edecek)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç.Dr.Zeki Gürel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Açıksöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Açıksöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Açıksöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Açıksöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kastamonu Markaları

Açıksöz Gazetesi, Kastamonu ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 012 37 98
Reklam bilgi

Anket Kastamonu'da sağlık hizmetlerinden memnun musunuz?
Tüm anketler