UN HELVASININ MUCİZESİ

Bu kandil gününde,  yaşanmış gerçek bir kandil hikayesi anlatacağım sizlere. Bu hikayede özneler ben, arkadaşım Nur ve onun eşi Ulvi olacak. Nur'la yirmili yaşlarımızda tanıştık. İkimizin de okuduğu kitapların çoğunun aynı olması arkadaşlığımızı kısa sürede dostluğa taşıdı. Elbette tek neden kitaplar değildi. Biz onunla, aynı kumaştan, aynı makasla, aynı kalıplarla, aynı model kesilip, aynı beden ölçülerinde dikilen, farklı renklerdeki giysilerdik. Eş ruh ya da ikiz ruh olduğumuzu bugün ikimiz de biliyoruz artık. Dünyaya aynı pencereden bakarız onunla. Hayat felsefemiz uyumludur, duygusal dünyamızsa iz düşümlüdür, kaderlerimiz bile! O vakitler onunla bulunduğumuz yerin bütün caddeleri bizden sorulurdu çünkü ikimizde yürümeyi çok seviyorduk. Şu an kokartlı rehber olmasının yanında,  Ankara'da kendi kurmuş olduğu maceraspor gezi şirketi ile treaking turları düzenliyor.

O Ankara'dayken de arkadaşlığımız hız kesmeden devam etti. Sık sık yanına gidiyor bir iki gün de olsa onda kalıyordum. Yürüyüşlerimiz Ankara'da da devam ediyordu. Hakkari’den döndüğüm gün, onsekiz saatlik otobüs yolculuğundan sonra, beni Balgat’tan Dil Tarih Coğrafya Fakültesine kadar yürütmüştür kendisi. Onca yıl bir şey değiştirmedi hayatımızda; o hala dere tepe yürüyor, ben de hala yürüyorum. Yürümek iyidir sağlık verir vücudumuza!

İlerleyen yıllarda ben oldukça sorunlu bir hamilelik geçirdim. Böbreğime katater taktırmam gerekti.  Hastanede ağrılarım nedeniyle kıpırtısız yatarken, yanıma gelip, ‘ne yatıp duruyorsun kalk yürü’ diye beni parpılayıp, ayağa kaldıran kişidir kendisi. Yürümezsem böbreklerim iltihap olurmuş. Sonrasında da, ilerleyen aylarımda, her doktor kontrolüne gidişimde, hastaneye yatırılıyordum. Yine böyle bir yatışımda, hastanede kaldığım sürenin içine bir kandil günü dahil oldu. Nur ziyaretime gelmişti, benim kıyafetlerimi yıkayıp bana geri getiriyordu. Bir isteğim olup olmadığını sorduğunda, un helvası dedim. Aşermeye inanmam ben, uydurma bir kapris gibi gelmiştir o hep bana ama bu kandil günü aklıma un helvasını fena düşürmüştü. Ben yapmayı bilmiyorum ama Ulvi yapar dedi. Ulvi pilot olan eşiydi; Türk Kuşu’nda çalışıyordu. Nur, her ne kadar Ulvi yapar dediyse de, ben pek inanmadım. Helva yapmayı Ulvi nasıl becerecekti ki. Yanılmışım, gece ellerinde kocaman bir kap helva ile çıkıp geldiler. O helvayı sadece ben değil Hacettepe Hastanesi Kadın Doğum servisinde yatan tüm hamileler yedi o gece. Bu helva samimi söylüyorum hayatımda yediğim en güzel un helvasıydı! Gerçekten de öyleydi, çünkü ben eminim Allah o helvayı, ona o gün, öyle yaptırıyordu.

Aradan aşağı yukarı beş sene geçti ve bir gün telefonlaştığımızda Nur, Ulvi’nin uçağının düştüğünü, hastanede yattığını haber verdi. Dumur oldum, bir-iki hafta önce Ulvi’yle konuşmuştum. O gün Nur evde yoktu ve bana Nur'un onun uzak yerlere gidip uçmasını istemediğini, son defa güneydoğuya gideceğini, sonrasında artık Ankara'da çalışacağını anlatmıştı... En büyük darbeyi başından almış, çünkü kaskını o gün takmamış! Kafada kırılmamış kemik yok gibiydi. Özellikle yüz kemikleri tuz buz durumunda! Nur, onu Gaziantep’ten ambulansla Ankara'ya Bayındır Hastanesine getirmiş, burada ameliyat ettirmişti fakat doktorlar ümitli olamadıkları için yirmi gün bekletmiş, ameliyata alamamışlardı. Tam iki ay komadan uyanamadı Ulvimiz. Dilimizde dualarla, yüreğimiz ağzımızda bekliyorduk. Sonunda uyandı fakat bu sefer de yürüyüp yürüyemeyeceği belli değildi. Her zor zamanda olduğu gibi sarıldık dualarımıza. Allah’tan umut kesilir miydi? Kesilmezdi. O her şeye kadir değil miydi? Kadirdi. Ben de duyduğum an itibariyle, kızıma hep yaptığım gibi, Ulvi’ye de ara vermeden her gün Yasin okumaya başladım. Melis’de hep çok faydasını görmüştüm; kulağım telefonda iyi haberdeydi. Bu arada Nur onları ziyarete gelen her arkadaşına Ulvi’nin yürüyebilmesi için, bacak egzersizlerini yaptırmadan geri göndermiyordu. Ulvi uzun boylu olduğu için, Nur'un egzersizleri yapabilmesi çok güçtü tabi. Ziyarete gelen arkadaşlar egzersiz için iyi bir fırsattı. Güçlü kuvvetli pilot arkadaşları bu görevi severek yapmışlardı. Kaç gün sonraydı bilmiyorum, her gece olduğu gibi yine Yasin okuduğum bir gece, okumam bitince uyumuşum. Rüyamda Ulvi yemyeşil bir çayırın üstündeki çitten, hoplayarak atlayıp geçti önündeki tahta engeli. Uyandım ve hemen Nur’u aradım. O gün; birkaç saat öncesinde Ulvi’nin yürüdüğü haberini böyle aldım!

Onun iyileşip tekrar çalışması; pilot olarak uçması, çok uzun zaman aldı. Hafızasının yerine gelmesi eşini ve bizleri hatırlaması da epey bir zaman aldı. Her şeyi unuttu o. Unuttuklarını Nur hatırlattı ona; okumayı yazmayı bile hatırlaması gerekti fakat iki şeyi hiç unutmadı onun beyni, nezaketi ve temizliği! O yaralı, yarı bilinçli haliyle bile, hep hatırnaz, hep nezaketli ve bedenen de, ruhen de tertemizdi... Ben her kandil günü, Ulvi’nin yapıp getirdiği helvasını hatırlar; o helvayı onca hamile kadına yapıp ulaştırmasının iyileşmesindeki payını merak eder ve önemli bir katkısı olduğuna gönülden inanırım. Kuşkusuz atalarımız boşuna "iyilik yap denize at, balık bilmezse, Halik bilir" dememişler. Bugünse arkadaşım Nur'un yeğeninin akciğer nakli ameliyatı olması gerekiyor. Yazımı okuyanlardan bu gece dualarına Yasemin’i de ilave etmelerini isteyebilir miyim? Şimdiden herkese Allah razı olsun diyor, hayırlı kandiller diliyorum.

Sevgilerimle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Güner Erbay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Açıksöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Açıksöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Açıksöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Açıksöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Hakan - Uçak kazasında kaskı takmamanin manası nedir. Ulvi nur birbirine karıştırmışsın iki isim birine i iki farklı kişiye i ait... Velhasıl kendi kafanda anladığını değil okuyacak insanların anlayacağı kafada yaz lütfen.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Şubat 11:42


Kastamonu Markaları

Açıksöz Gazetesi, Kastamonu ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 012 37 98
Reklam bilgi

Anket Kastamonu'da sağlık hizmetlerinden memnun musunuz?
Tüm anketler