TİRİKOPİS’İ ESİR ALAN YORGANSIZ HAKKI ÇAVUŞ BOLULU MU? KASTAMONULU MU? (1)

TC. Kastamonu Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Kastamonu Üniversitesi ile birlikte “İhsan Ozanoğlu ve Âşık Yorgansız Hakkı Çavuş!u Anma Programı”nı 13 Şubat 2024 Salı günü İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Rıfat Ilgaz Kültür Merkezinde düzenledi.  Söz konusu bu programda ben de;TC Kastamonu Üniversitesi Kültür Sanat Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü olarak “Âşık Yorgansız Hakkı Çavuş Üzerine” başlıklı bir konuşma yaptım. Söz konusu bu program ile ilgili yazımı bir sonraki haftaya bırakıyorum.

Bir akademisyen olarak hizmet anlayışıma göre hangi ilde vazife yapıyorsam o yöre ile ilgili araştırma yapmak ve bunları da yayına dönüştürmek benim temel ilkelerimden olmuştur. TC Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinde görev yaptığım yıllarda Bolu ile ilgili beş kitabım yayınlandı. Bolu Gündem ve Bolu Havadis gazetelerinde de köşe yazarlığı yaptım. Bu süreçte Bolu Valiliğinin çıkarttığı bir kitabı okurken Yorgansız Hakkı Çavuş’un Bolulu olduğuna dair bir tespiti görünce de bir yanlışı düzeltmek üzere şimdi okuyacağınız yazımı yazıp Bulu Havadis gazetesinde yayınlamıştım.

İşte o yazı:

“Âşık Hakkı Bayraktar, Âşık Figânî’nin çıraklarından Âşık Nailî’nin çırağıdır. Belli bir geleneğin ve sosyal yapının içerisinde Halvetilik terbiyesi de almıştır. Hece ve aruz vezniyle şiirleri vardır. Şiirlerinde şekilden ziyade lirizm, içten söyleyiş hâkimdir. 1311/1895’te doğmuş 1964’te vefet etmiştir. Elde bulunan tek bir şiiri:

Menba-ı fahr-i risâlet Hazret-i Şa’ban Dede

Melce-i izz ü saadet Hazret-i Şa’ban Dede

Kutb-i aktâb-ı cihandır hem velîler hâtimi

Mazhar-ı lütf-i şefaat Hazret-i Şa’ban Dede

Hem muhibb-i ehl-i beyti hânedan nâm Ali

Bende-i şâh-ı velâyet Hazret-i Şa’ban Dede

Eylesin gelsin ziyaret âşıkânın Kâbesi

Muciz-i bahr-ı hidâyet Hazret-i Şa’ban Dede

 

Vasfını tavsifte âciz ger bu kemter Hakkıyâ

Mürşid-i sâhib-kerâmet Hazret-i Şa’ban Dede” (1998:209).

Bu tespitleri araştırmacı Sabahattin Akbay’ın Bolu 1998 Yıllığı’na yazdığı “Bolu ve çevresinde Yetişen Edebî Şahsiyetler” başlıklı yazısından aldım.

Bu yazıda âşık Yorgansız Hakkı Bayraktar’ın Bolulu olduğuna bir ima bulunmaktadır. Bu imanın da sebebi Âşık Nailî’nin çırağı olmasından kaynaklanıyor olmalı diye düşünüyoruz. Çünkü Bolulu Âşık Dertli’nin çırağı Geredeli Âşık Figanî, onun da çırağı Nailî’dir. Bu silsileden Âşık Yorgansız Hakkı’nın Bolulu olduğu çıkartılamaz, çıkartılmamalıdır. Zira Âşık Nailî de Bolulu değil Çankırılıdır.

Peki, kimdir Bu Âşık Yorgansız Hakkı? Kastamonu ile ilgili yerel tarih çalışmalarıyla tanıdığımız Yrd. Doç. Dr. Mustafa Eski’nin “Kastamonu Halk Şairi Âşık Yorgansız Hakkı Bayraktar” isimli kitabındaki bilgiler bu şairimizin kimliği ile ilgili bütün bilgileri açıkça ortaya koymaktadır:

Âşık Hakkı Bayraktar, 1895 yılında Kastamonu’da dünyaya gelmiştir. Evleri Hacı Hamza Mahallesinde şeyh Şaban-ı Velî Külliyesi yakınındadır. Babası kasap eşrafından Hüseyin Efendidir (1860–1925). Annesi ise Cemile Hanımdır (1862–1945).

İlköğrenimine Kastamonu’da mahalle mektebinde başlayan Hakkı, 7–8 yaşlarındayken annesi ile birlikte İstanbul’a gitmiştir. Burada Fatihli Mustafa Paşanın himayesinde Bayezit Rüştiyesine kaydolmuştur. Sultaniyi (liseyi) de burada okumuştur.

Yazı yazmada çok yetenekli olduğu için bir müddet tahrirat mümeyyizi (kâtip) olarak çalışmıştır.

Güzel yazı yazmaya karşı çok güçlü bir yeteneği vardır. Bu konuda Osmanlı Devletinin damga ve mühürlerini hazırlayan meşhur hattat ve müzisyen Mustafa Nami’den özel olarak ders görmüştür. Ondan sülüs, rik’a, nesih, talik gibi yazı sitillerini öğrenmiştir. Mustafa Nami:

Canibi maşuktan olmazsa muhabbet aşıka

Sa’y-ı aşk aşıı mahbuba isal eylemez

Dermiş.

Hakkı’nın yazı yazmadaki maharetiyle ilgili olarak şöyle bir anısını anlatırlar:

Hakkı bir gün İstanbul Zeyrek’te dolaşırken taşçı ustası Süleyman Efendiyi görüyor. Taşlara ve oradaki yazılara dalgın dalgın bakıyor. Süleyman Efendi de:

—Taşçı mısın, niye bakıyorsun? Diye soruyor.

—Mereklıyım da onun için bakıyorum. Der.

Bunun üzerine Süleyman Efendi hemen bir kâğıt ve kalem alarak Hakkı’ya verir. Hakkı, “Hüvelbaki”nin ilk hecesini yazdığı vakit Süleyman Efendi derin bir hayret içinde kalır ve kendisine sevgi, saygı gösterisinde bulunarak bir hafta süreyle misafir eder.

Yirmi yaşında askerlik çağı gelince asker olarak ilk önce Beykoz Çayırı’nda toplanmışlar ardından da Balkan Savaşı’na katılmak üzere (1912–1913) cepheye gönderilmiştir. Bundan sonraki ömrü hep cephelerde geçmiştir. BirinciDünya Savaşının bütün cephelerinde (1914–1918) yer almış, en sonunda da Mısır’da İngilizlere esir düşmüştür. Savaş sonunda imzalanan anlaşmayla esirlikten kurtularak İstanbul’a dönmüştür. İstiklal Savaşı başlayınca da bu savaşa katılmış ve neredeyse bütün cephelerde bulunmuştur. İşgalci Yunan kumandanı Trikopis’i esir eden birlikte Hakkı da bulunmaktadır. O, bu durumu “Hayat Destanı” adlı şiirinde şöyle anlatır:

Afyon’da düşmanı bozduk nihayet,

Mahşerden bir eser oldu alâmet

Dedim; başım, gözüm Hakka emanet

Silahım elimde o yanda idim

Perişan bir halde aldılar volta,

Bağıran bağırana hayda varda

Bir daha tutuştuk Dumnupınar’da

Trikopis esirdi; ben de anda idim

Hakkı, İstiklâl Harbi zaferle sona erdiğinde “çavuşluk” rütbesi ve “gazilik” beratı ile Kastamonu’ya dönmüştür. Kendisine Hakkı Çavuş denmesi bundan ileri gelmektedir.

Hakkı Çavuş, savaşın gereği olarak cephelerde çoğu zaman yorgansız yatmak zorunda kalmıştır. Daha sonra bunu alışkanlık haline getirmiş olmalı ki bu sebeple kendisine “Yorgansız Hakkı” da denilmiştir.

Âşık Hakkı Bayraktar’ın dedesi, Sultan Abdülaziz’in bayraktarlarından Halil Efendidir. Bu sebepten dolayı soyadı kanunu çıktığında aile “Bayraktar” soyadını almıştır. Ancak halk şairi olarak ün kazandıktan sonra onun adına Hakkı Bayraktar olarak az rastlanmaktadır. Herkes onu Hakkı Çavuş veya Yorgansız Hakkı olarak tanır olmuştur.

Çok gezgin bir şair olan Yorgansız Hakkı, saz omzunda yurdun birçok yerlerini dolaşmış, âşık meclislerinde bulunmuş, fasıllara katılmıştır. Bu arada yine Kastamonu’ya gelen halk ozanları geleneğe uyarak kendisini ziyaret ederler, burada fasıl yapmak istediklerini bildirerek ondan izin alırlardı. Yorgansız Hakkı da bu davranıştan çok memnun olur ve kendilerine yardımcı olarak sevgi ve saygı gösterilerinde bulunurdu. Kastamonu’da yapılan bütün âşık meclislerinde daima başköşede ağırlanmıştır. O daima kendi halinde yaşamayı tercih etmiştir. Gururundan hiçbir şekilde feragat etmemiştir. Hiçbir zaman âşıklık mesleğini ucuza satan bir âşık durumuna düşmemiştir. Hiç kimseye muhtaç olmadan yaşamakbaşlıca prensibi olmuştur. Hayatının son zamanlarında kırkıcılık dediğimiz tiftik işleri ile meşgul olmuştur.

Her yıl birkaç kez İstanbul’a gittiği, fasıllar tertiplediği ve özellikle de Şemsi Yatsıman’ın konuğu olduğu bilinmektedir.

17 Şubat 1964 tarihinde vefat etmiştir. Ölümü halk arasında büyük üzüntü yaratmıştır. Mezarı Kastamonu’da Gümüşlece aile mezarlığındadır.

Âşık Yorgansız Hakkı Çavuş, doğuştan şair ruhlu bir insan olmasına rağmen onun yetişmesindeki bazı etkenleri de hesaba katmak gerekir. Onun ailesinde de bir şairlik damarı vardır. Annesi Cemile Hanım güzel şiir söylermiş. Yorgansız’ın oğlunun ifadesine göre Cemile Hanım şiir söyleme yönünden lirik bir üslûba sahipmiş. Bir fikir olması bakımından Cemile Hanım’ın, oğlu Hakkı için söylediği şiirlerden bir tanesini buraya almak istiyoruz:

Omzuna vurdun gittin sazını

Kimlere bıraktın bir tek kuzunu

İlahi, dönder Hakkı’nın yüzünü

Ayrılık ahrete kala mı yoksa

Oldum işte ihtiyar kadın

Yusuf, Kenan gibi çekerim odun

Yarabbi oğluma hasret kodun

Ayrılık ahrete kala mı yoksa

(Devam edecek)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç.Dr.Zeki Gürel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Açıksöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Açıksöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Açıksöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Açıksöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kastamonu Markaları

Açıksöz Gazetesi, Kastamonu ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 012 37 98
Reklam bilgi

Anket Kastamonu'da sağlık hizmetlerinden memnun musunuz?