DEPREM (HİKÂYE)

Kapıdan giren genç hanım; "Başkanım sizden bir ricam var. Bana yardımcı olursanız çok sevinirim." dedi.

Oturması için yer gösterdim. Ürkekçe sandalyeye ilişti. "Buyurun söyleyin, nedir isteğiniz?" dedim.

Genç hanım başladı anlatmaya: "İstanbul'da oturuyorduk. 17 Ağustos depreminde evimiz, eşyalarımız yok oldu. Allah'a şükür ki kendimiz kurtulduk. Bir süre çadırlarda kaldık. Daha sonra bulduğumuz bir kiralık eve yerleştik. İyi bir ev sahibimiz vardı. Kocamın çalıştığı iş yerinden yapılan yardımla eve lâzım olabilecek eşyaları da az buçuk tedarik ettik. Artık kendi evimizde tenceremizi kaynatıp çorbamızı yapıyor, çocuklarımızın karnını doyurabiliyorduk. Tam işlerimiz yoluna girdi diye seviniyorduk ki bir gün kocam ortadan kayboluverdi. Kocamın ortadan kaybolma sebebini öğrenince iki çocuğumla sanki ikinci bir depremi yaşadık. Bunca yıldır aynı yastığa baş koyduğum iki çocuğumun babası adam başka bir kadınla yaşıyormuş ve bu yüzden bizi terk etmiş. Artık bizim için daha güç günler başladı.

Hiçbir geliri olmayan bir kadındım. İki çocuğumla İstanbul gibi koca bir şehirde, kiralık bir evde hayatımızı sürdürmek zorundaydık. Kastamonu'da yaşayan işçi emeklisi babam zaten kendi ailesini zor geçindiriyordu. Bu sebeple babam bize hiç yardımcı olamadı. Komşuların yardımlarıyla geçiniyorduk. Ev sahibimiz tam sekiz ay bizi idare etti, kira istemedi. Ama onun da ev kirasına ihtiyacı vardı.

Sonunda bir gün bize; "Kızım eğer evi boşaltırsanız sizden sekiz aylık kiramı almam." dedi.

Genç kadın hayattan bıkmış, çaresizlik içinde; "Başkanım eğer İstanbul'dan eşyamı getirecek bir araç buluverirseniz Kastamonu'ya taşınmaya karar verdik, babamın yanına geleceğiz, böylece sekiz aylık kiradan da kurtulmuş olacağız." dedi.

Genç yaşında birçok acıyı yaşayan bu hanıma yardımcı olmak elzem hâle gelmişti. Bu sebeple eşyaların İstanbul'dan Kastamonu'ya nakli konusunda yardımcı olmak için Sosyal Yardımlaşma Vakfı'na bir dilekçe yazdık. Vakıf toplantısında durumu izah ederek taşıma bedelinin ödenmesini sağladım. Daha sonra da Şoförler Cemiyeti Başkanını arayarak gidecek kamyonun şoförüyle genç hanım ve babasını buluşturdum. Kamyona binerek İstanbul'a gittiler.

Bir hafta sonra genç hanım tekrar kapıda belirdi; "Baş¬kanım, eşyalarımızı getirdik. Teşekkür etmeye geldim." diyordu.

Aradan aylar geçti. Ramazan’da Belediye Düğün Salonu'nda ihtiyaç sahiplerine yemek veriyorduk. Baktım o hanım da çocuklarıyla birlikte yemekteydi. Yemek sonunda sıkılarak yanıma yaklaştı; "Başkanım Allah razı olsun. Çocuklarımın boğazından sıcak bir yemek geçti." dedi. Sanki boğazımda bir şeyler düğümlendi. "Baban nasıl? Ne yapıyor" diyebildim. "Babamdan ayrıldık. Kiraya çıktık. Analığım bizi istemedi." deyince depremin henüz bitmediğini, artçı sarsıntıların devam ettiğini anladım…(1)

------------------------------

(1)Siz Hiç Kastamonu’yu Gördünüz mü?  / Mehmet SAYAN

Kastamonu Belediye Başkanlığı Yayını / 6. Baskı 2013

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Sayan - Mesaj Gönder

# deprem

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Açıksöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Açıksöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Açıksöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Açıksöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kastamonu Markaları

Açıksöz Gazetesi, Kastamonu ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 012 37 98
Reklam bilgi