İSTİKLALİN BÜYÜK MÜJDESİ

Tacettin Dergâhında bir güneş doğdu... Asırlar devirip akıllardan hiç çıkmayacak, Türk milletinin hür, bağımsızlığın bâki olacağı kanaatine varan Akif'in güneşi. Bu doğrultuda tarih serüveninin bir kolunu açan Mehmet Akif; çocukluğundan gençliğe gençlikten olgunluğa her döneminde benliğini koruyup, onurlu bir insan olarak yaşam sürmeyi bilen, çizdiği ve gittiği yola gölge düşürmeyip dikenleri kaldıran biri olmuştur. Ailesinden ve hocalarından aldığı feyizlerle her çağa hitap edebilme gücüne ermesi onu devlete olan hizmetinin dışında edebiyata sevk etmiş, toplumun ruhunu canlandırmayı bilmiştir. Âdete kalple ruh arasında çizmiştir yolunu. Özellikle milli mücadele döneminde verdiği vaazlar ile cepheden camiye her gurubun umut suyu olmuştur. Karşılığında aldığı bu güç ile  ulusun bağımsızlığını sonsuza kadar el sürülmeyecek dizeler ile çıkarmıştır göklere.

On kıtalık bir bağımsızlık haykırdı! Kimi mabet dedi kimi güç kuvvet. O ise tek bir şey öğretti, hürriyet! O boynuna takılmaya çalışan tasmanın anahtarı, damarlardaki kanın asıl rengi, toprak altındaki bedenlerin durmayan kalbi olmuştur.  Her satırı okurken  yeniden kölelik zincirini kırmaktayız. Biliriz ki Korkma! Dediğinde Akif, çıkarız göklere. Bilirler ki mavi göğe ancak al kanlar yakışır. Zaferin meyvelerini görürüz on kıtada, şairin nice diyarlardan topladığı müjdeler sunulur.

Kırk bir mısrada bir müjde… Bu eser milletimindir derken başlamıştır anlatmaya, yüceliğin ganimetle değil inançla olduğuna. Dizlerinde bayrağın çehresini bile yük edinen şair elbette esarete teslim etmeyecektir milleti. Etrafını sarmış düşmanın çemberi deyip görüyor ardından gelen göğsünde iman taşıyan nesli. O bastığın toprak değildir ki binlerce şehidin bedenini taşır her tanesi, ikazlarıyla uyanıyoruz her saniye. Daha bir anlam yüklüyoruz istiklalimize. Ezan sesleri yükseldikçe üstü örtülü bedenlerin dahi düşmana siper olacağını dillendirerek tekrar silleye uğratıyor. İşte Akif yıllar önce de bizlerden bahsediyor.

Korkma! diye seslendi al bayrağa… Yükseldi ikazları gök kubbeye, dalgalan sende şanlı milletin şanlı hilali. Yaşlı, çocuk yoktu artık Akif'in ardında. Türk milleti tek vücut olmuş kükreyerek varacaktı şükür sancağına. Biliyordu işte geleceği. Biliyordu işte geleceğimizi.

Tek dişi kalmış canavarı anlattı ulaştığında peygamberin sancağına. Medeniyet! Der durdurur cümle âlemi. Set gibi çekerek çizgisini aşağıda  olan onlardır der. Medeniyetin tek safhasından dahi yoksunlardır. Bu yurda, ahlaksızlığa medeniyet lafzı takıp sunanları püskürtmeyi de görev olarak vermiştir. Ezdirmedik ezdirmeyeceksiniz uyarısını yeniler Akif. Sonra vecd ile bin secde ederler bu cennet vatanın karşılığına. Çünkü bu millet gücünü yüreğinde taşıdığı hilalden almaktadır. Bilinir ki bu millet, bayrağın kaderi ile bir yoğrulmuş, üstüne düşen gölge kaybolmaya sürülen leke ile bir tutulmuştur. Bayrağın göklerden inmemesi gerektiğini tüm varlığıyla öğretmiştir yine.

Ay yıldızı işledi her mısrada kalplere… Ulusun şeref madalyası, şehidin kefeni, özgürlüğün yegâne temsilcisi… Kırk bir mısrada kırk bir kere kazıdı Akif gönüllere. Uğruna nice güneşler battı, nice ocaklar söndü. Lakin kimse yılmadı istiklale giden yolda. Bize gölgesi yeter deyince millet, şaha kaldırdı bir gölge uğruna vatanı. İşte Akif kalple ruh arasında yoldur. En çetin orduları bir omzunda İslam'ın hilali bir omzunda Türklüğün yıldızı, ardında milyonlar birikmiş dağıtıyor.

Bütün bir millete, tarihe, iklime seslendi o benimdir milletimindir diyerek. Onun seslenişleriyle cesaretlendi geçmiş gelecek, daimi muzafferler dizildi yerle gök arasına. Kanında dolaşan mukaddes gücü yedi düvel öğrendi sonunda. Artık çetin kışlar olmayacak, hep baharın hükmü sürecek. İstiklalin haykırışı on kıtaya sığdı ama Türk milletinin elindeki ay yıldız ne cihana ne de arşa yetecek. O’dur bize hakkı, adaleti, bağımsızlığı öğreten. O‘dur bizlere aklı hür bireyler olmayı öğreten. O’dur ki bunların yalnız başımızın üstünde duran imanın her bir zerremize işlemesiyle ilelebet el sürülmeyeceğini haykıran. Ne dedi son dizesinde istiklalin öncüsü: Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Kübra Bıçakcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Açıksöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Açıksöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Açıksöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Açıksöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kastamonu Markaları

Açıksöz Gazetesi, Kastamonu ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 012 37 98
Reklam bilgi