Medyatik İlahiyatçı Mustafa Öztürk nereye koşuyor?

Müslüman ülkelerin geriliğinde, gelişmemişliğinde, yaşanan çağı yakalayamamasında iki şey çok etkili olmuştur: Birincisi, 11. yüzyıldan itibaren günümüze kadar aralıksız süren düşünce ve ifade özgürlüğü yokluğu sebebiyle yeniliklerden habersiz kalınması; ikincisi, dinsel metinlerin hep geriye dönük yorumlanması sebebiyle kadınlara eşitlik ve özgürlük tanınmaması; ülke kalkınmasında onların gücünden, potansiyelinden yararlanılamamasıdır.

Bu yüzden günümüz Müslüman ülkelerinin ilk yapacakları işlerden biri düşünce özgürlüğünün, yani her şeyin konuşulup tartışılmasının önünü açmak; diğeri de Nobelli bilim adamımız Aziz Sancar’ın dediği gibi ülkemizin kalkınmasında toplumun yarısını oluşturan kadınımızın zekâsından, yeteneğinden yararlanmaktır.

Bu bakıştan hareketle öncelikle ülkemizde düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmasını, herkesin düşündüğünü, inandığını sansüre uğramadan konuşup yazabilmesinin önemini her fırsatta dile getiriyoruz. Kastettiğimiz özgürlük elbette din alanında özgürlüğü, en başta da Kur’an’ı ve sünneti geçmiş yüzyılların âlimlerinden, otoritelerinden farklı anlama ve yorumlamayı da içeriyor. Tam bu nedenle Mustafa Öztürk’ün de dini anlama çabasında vardığı sonuçları ve kanaatleri çekincesiz açıklayabilmesini savunuyoruz.

Ne var ki Mustafa Öztürk, bir türlü Yaşar Nuri Öztürk gibi net olamıyor. Yaşar Nuri Öztürk’ün bağnaz çevrelerin iddialarının aksine Allah’a, Kur’an’a, Hz. Muhammed’in peygamberliğine ve ahirete imanında hiçbir tereddüt söz konusu değildi. Bunlara inancı netti ve istikrarlıydı. Mustafa Öztürk çok konuşuyor, çok yazıyor; ama kişisel düşünce ve kanaatini bir türlü açık seçik ortaya koyamıyor, istikrarlı olamıyor; insanları şüphelere, tereddütlere sevk ediyor. Son olarak Ankara’da “US Atölyesi” adlı kuruluşun düzenlediği bir toplantıda hayatın anlamı, ölüm ve sonrası üzerine “İslam’ın açıklamaları beni tatmin etmedi” diyerek şüphe ve tereddütlerini netleştirdi. İmam-Hatip’e ve ilahiyat yoluna babasının isteğiyle girdiğini söyleyerek bugün içinde bulunduğu durumdan memnun olmadığı kanaatine sebep oldu. 

Mustafa Öztürk herkesten iyi bilir ki dinin her beyanı, akıl yoluyla kanıtlanamaz. O nedenle iman edilmesi istenir. Ya inanırsın ya inanmazsın. Kendi mealinde, Bakara suresinin başlarındaki bir ayeti “mü’minler ahirete şeksiz, şüphesiz inanırlar” diye çeviriyor. Dini Allah’ın gönderdiğine inanan kimse onun dogmalarını şüphe ve tereddüt konusu yapmaz.

Türkiye’nin ve bütün Müslüman ülkelerin dinde modernist anlayışlara ihtiyacı var.Yaşar Nuriler, Fazlurrahmanlar, Hasan Hanefiler, Mahmut Muhammed Tahalar modernistlerdi, ama deistleri, ateistleri, sekülerleri,din karşıtlarını memnun eden açıklamalar yapmıyorlardı.

Mısır’ın yüzü esmer, gönlü apaydın bir Müslümanı olan Hasan Hanefi’nin bir röportajından alınan şu pasaj benim için her zaman Müslümanlık ölçüsü/kriteri olmuştur:

“...Ben tam anlamıyla Müslüman bir insanım. İslami bir kişiliğim, dünyaya o gözlerle baktığım İslami bir kültürüm var. Fakat aynı zamanda da çok modern; bilimi, teknolojiyi, özgürlük, demokrasi ve değişimi sonuna kadar savunan bir insanım. İkisinden de vazgeçemem. Bu görüşlerimi bir potada toplayabilecek üçüncü bir eğilimin oluşmasını istiyorum; muhafazakâr olmayan bir İslam. Aydınlıkçı İslam, rasyonel İslam da diyebilirim buna. Modernliğe açık bir İslam’ın imkânsız olmadığını göstermek istiyorum.”

Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Türk ilahiyat akademisyenlerinin çok bilgili, çok birikimli, çok kapasiteli olanlarından birisi. Kendisinden beklenen, Hanefi’nin formüle ettiği gibi çağı yakalayan bir İslami açılıma öncülük etmektir. O ise üzerinde yeterli düşünülmemiş açıklamalarıyla kendisini linç etmeye çalışan sofu çevrelere gerekçe üretmekle meşgul.

Mustafa Öztürk, yarattığı bu imajla nereye koşuyor acaba?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Açıksöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Açıksöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Açıksöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Açıksöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kastamonu Markaları

Açıksöz Gazetesi, Kastamonu ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 012 37 98
Reklam bilgi