Gazze için konuşmak…

Filistin’de herkesin bir hesabı var. Siyonist zihniyet arz-ı mev’ud idealleri için taş üstünde taş bırakmamanın derdindeyken, dünya halkları ise Gazzeli çocukların da çocukluklarını yaşaması, mazlumlar üzerindeki zulmün bitmesi için eylemlerde. Susanların da hesabı var, susmayanların da... Başkaları da başka hesapların peşinde… Haliyle herkesin bir hesabı varken alemleri Yaradan’ın da bir hesabı var.

Siyonist zihniyet, ideali için bütün kinini kustuğu Filistin’i haritadan silmeye çalıştı. Hakim güçleri vasıtasıyla kendisini mağdur göstererek küçük büyük, bebek, çocuk, kadın, genç yaşlı demeden saldırdı. Ama hesabı bozuldu. Gazze acısını yüreğinde hisseden tüm dünya halkları Filistinli oldu. Batının önde gelen başkentleri “Filistin ve Gazze” sesleriyle inliyor. İsrail zulmünü, Siyonist zalimini ve Filistinli mazlumu, halklar dünyaya her gün hatırlatıyor. Halklar bir yandan kendi insanlık vazifelerini yerine getirirken, yaptıkları vazifeyi dünyanın ikiyüzlü yönetimlerine gösterirken bir yandan da sözde medeni dünyanın gözünde işlenen soykırım karşısında üç maymunu oynayanları teşhir ediyorlar. Halklar mazlumların sesini duyurmak için Gazze’yi konuşmak adına yapabildiklerini yapıyorlar.

Filistinliler özellikle 1917’den beri soykırım yaşıyorlar. O günden bugüne zalimin zulmüyle ilgili değişen sadece kullandığı teknolojik imkanların daha da gelişmesi… Mazlumlar ise aynı acı sahneleri ve vahşeti yaşıyor. İkiyüzlü dünya yönetimleri halklara rağmen duyarsızlığına devam ediyor ve1917’de bereketli toprakların bağrına saplanan Siyonist hançer insanlığın yüreğini kanatmaya devam ediyor.

Zulüm devam ettikçe hepimizde şu kanaat güçleniyor: İsrail vicdani, ahlaki, insani bir çözümden anlamaz. İsrail ancak güçten anlar. Bunun içinde İsrail’e tüm yaptıkları Gazze şeridi gibi gözünün önünden geçirilmelidir. Çünkü söz dinlemeyen,  kural tanımayan, vicdanın esamesini dahi bilmeyen ve insanlığın kendisinde bulunmadığı bir yapıya kendi dilinden konuşmaktan başka çare yoktur. İzlediğimiz vahşetin karşısında insanın nutku tutuluyor. Kendi insanlarını dahi katletmekten çekinmeyen, festival saldırısını kendisinin yaptığı ortaya çıkan, rehine olarak alınan kendi vatandaşlarına dahi saldırmaktan çekinmeyen İsrail, kendisini ne kadar mazlum göstermeye çalışsa da hiçbir inandırıcılığının kalmadığını kendisi de biliyor. İkiyüzlü dünya yönetimleri de biliyor. Buna rağmen bir nebzede olsa sesi çıkanların sesi belli güç odaklarınca bastırılmaya çalışılıyor. Haklı haksız, mazlum zalim gösterilmeye çalışılıyor.

Göz göre göre gerçekleşen katliamda, daha emeklemeye başlamamış bebeklerin, oyuncakları parçalanmış çocukların, her türlü imkansızlığa rağmen yeminine sadık doktorların, yaralıların, katledilmişlerin bulunduğu hastanelerin, okulların, camilerin katilleri elbette bu dünyada da öbür dünyada da hesap verecekledir. Bize tiyatro oynayan ve izleten ikiyüzlü Siyonist uşağı dünya yönetimleri hakkın gücünü değil, güçlünün hakkını kabul ediyorlar. Onun için bu lanetli tavrın sahiplerine karşı haklı olmanın yetmediği artık anlayacakları dilden anlatılmak zorundadır. Hakkın yanında olduğunu iddia edenler Hakk’ın gücünü haksıza göstermelidir. Zira iddialarının gereği olarak zalimin zulmünü engellemekle mükelleftirler.

Bugün, kimsesiz Filistin’e sahip çıkma, hakkı gasp edilenin hakkını teslim etme ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu gösterme zamanıdır. Çünkü Allah’ın vaadi haktır; Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir ve o vaad saatinde mutlaka gerçekleşecektir. Ne bir an ileri ne de bir an geri. O vaadin inkişafına kadar Siyonist zalimler zulüm ve taşkınlıkları ile dünyada çıkardıkları fesatla gayya çukurunun dibine battıkça batıyor. Siret ve suret sahibi insanlar bunu görüyor. Ama buna rağmen Siyonist zihniyet tüm dünyayı meflûç ve aciz görerek insanlığımızla alay ediyor. Dolayısıyla bu zulme yeter demenin zamanı çoktan geçmiştir. Hiroşima’ya atılan atom bombasının iki katından fazla bomba yiyen, ABD’nin Afganistan’a bir yılda attığından daha fazla bombanın bir ayda atıldığı Gazze için mitinglerin, protestoların zamanı çoktan geçmiştir. Bugün, hepimizi kendi fesat çukurlarının dibine çekmeye çalışan, yaptıkları zulmü sıradanlaştıranlara anladıkları dilden mukabele etmek insanlık için zaruri bir vecibedir. Bıçak kemiği değil dayanmak, bombalar kemikleri parçalamıştır. Zaman artık nasihat etme ve tekdir ile uslatma zamanı değildir. İşlenen insanlık suçlarına sessiz kalmaya devam ettiğimiz, aksiyon göstermediğimiz, gereken cevabı vermediğimiz takdirde ateş mutlaka bizlere de dokunacak ve kendi insanlık hesabımızı vicdanlarda kabul etmeyecektir.

Suçsuz yere katledilen, yıllardır zulüm görenler bebekler, çocuklar, kadınlar, masumlar,  mazlumlar bizim kardeşlerimizdir. İslam aleminin yöneticilerinin halini görünce bir kez daha görüyoruz ki yönetimlerdeki siyonist işbirlikçiler sussalar da halklar susmuyor. Halklar kendi lisanlarınca duydukları ıstırabı anlatıyor ve her yerde zalimin zulmünü konuşuyorlar. Bundan dolayı da inanıyoruz ki mazlumun çığlığı ve halkların kalbi zalimin kıyametini mutlaka koparacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI
# İLİŞKİLİ KONULAR

Yazar Av.Hamit Serdar Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Açıksöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Açıksöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Açıksöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Açıksöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kastamonu Markaları

Açıksöz Gazetesi, Kastamonu ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 012 37 98
Reklam bilgi