AHMET’İN HİKÂYESİ (HİKÂYE)

Mesai bitmek üzereydi. Gitmek üzere toparlanmaya başlamıştım ki kapıda bir genç belirdi: “Gelebilir miyim hocam?” diyen bu delikanlının siması hiç yabancı gelmemişti. Ama nereden tanıdığımı da çıkartamadım. “Hoşgeldiniz.” diyerek yer gösterdim. Hal hatır sormadan sonra misafir kendisini tanıttı: “Hocam, ben Ahmet Şeker. Bundan dört yıl önce Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ni kazanmıştım. Kastamonu’ya geldim, kaydımı yaptırdım. Kredi ve Yurtlar Kurumu yurdu çıkmadığı için özel yurtlara baktım. Yurt ücretleri benim imkânlarımın çok üzerindeydi. İki gece ucuz bir otelde kaldım. Param da bitmişti. Çaresizlik içinde belediyeye geldim. Güvenliğe durumumu anlatıp bana yardımcı olacak bir yetkiliyle görüşmek istediğimi söyledim. Beni size getirdiler. Bana yardımcı oldunuz, babalık ettiniz. Hem yurt meselesini hallettiniz. Hem de burs buluverdiniz. Sizin sayenizde okulumu bitirip öğretmen oldum. Yarın Kastamonu’dan ayrılacağım. Onun için elinizi öpmeye, sizinle vedalaşmaya geldim.”

Birden gözümün önünde o dört yıl önceki çaresiz çocuk canlandı. Çok da buruk bir hikâyesi vardı. Aslen Çatalzeytinli’ydi. Annesi ve babasıyla birlikte Zonguldak’ta yaşarken bir kazada babasını kaybetmişti. Babası işe yeni girdiği için onlara herhangi bir maaş bağlanmamış, çok zor durumda kalmışlardı. Birkaç yıl sonra annesi çaresizlikten yeniden evlenmiş, işte o günden sonra Ahmet’in evde rahatı, huzuru kalmamıştı. Üvey baba onu istemiyor, ona eziyet ediyordu. Annesi arada kalıyor, çok üzülüyordu. Evi terketmeye karar vermiş, annesine Çatalzeytin’de tek başına yaşayan babaannesinin yanına gitmek istediğini söylemişti. Annesi onun bu kararına çok üzülmüş  “Oğlum, siz orada ikiniz ne yer, ne içersiniz, nasıl geçinirsiniz?” diyerek ağlamaya başlamıştı. Gerçekten de babaannesinin hiçbir geliri yoktu…

 

Ahmet, liseyi Çatalzeytin’de bitirmiş, üniversite giriş sınavına Kastamonu’da girmiş, tercihlerini de Kastamonu için yapmıştı. Dört yıl önce karşısında oturup hikâyesini yaşlı gözlerle anlatan çocuk demek ki hayatın çarkları arasında kaybolup gitmemiş, hayat mücadelesinden galip çıkmıştı. Derslerinde de çok başarılıymış. Okulu dereceyle bitirmiş. “Mutlaka KPSS’yi kazanırım. Hocam size söz veriyorum. Çok iyi bir öğretmen olacağım. Ben de zor durumda kalan öğrencilere yardımcı olacağım.” diyordu.

“Öğretmenlik işi belli oluncaya kadar Çatalzeytin’e mi döneceksin?” diye sordum. “Hocam, babaannem bir yıl önce vefat etti. Artık, orayla bir bağım kalmadı. Annemi görüp İstanbul’a gideceğim. Beraber okuduğumuz ailesi İstanbul’da olan samimi bir arkadaşım vardı. Onların matbaası var. Bir süre orada çalışacağım. Yatacak yerimi de ayarladılar.”dedi.

Son çıkan kitabımdan imzalayıp verdim. Ona bundan sonraki hayatında başarılar diledim. Elimi öptü, kucaklaşıp vedalaştık. Kendisini belediyenin çıkış kapısına kadar götürüp uğurladım.  Gözden kayboluncaya kadar da arkasından baktım…     

O akşam eve giderken kendimi daha mutlu ve huzurlu hissediyordum…(1)

 
(1)    Şehidini Bekleyen Baba / Mehmet SAYAN

Kastamonu Belediye Başkanlığı Yayını

İletişim: [email protected] / 0366 210 10 48

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Sayan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Açıksöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Açıksöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Açıksöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Açıksöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kastamonu Markaları

Açıksöz Gazetesi, Kastamonu ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (532) 012 37 98
Reklam bilgi