KABADAYI MİNBERİ

1700 yıl önce yaşayan Roma İmparatoru Marcus Aurelius, “Tefekkürat” isimli kitabında şöyle der; “Düşünceleriniz ne ise, hayatınız da odur. Hayatınızın gidişatını değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştiriniz.”

Bir ülkeye kuruluş aşamasında hangi insan tipi hâkim ise, öyle devam etmesini ister ve öyle devam eder. Örneğin Amerika’yı iş insanları kurduğundan dolayı, ülkeye öyle veya böyle onlar hâkimdir. Ticaretin içeriği değişebilir. Bu teori işyerleri için de geçerlidir. Kurumun başındaki yönetici nasılsa, etrafındaki insanlarda öyledir ve işleyiş şekline onlar hâkimdir. Tabi o kişi ve ona bağlı zihniyet değişene kadar devam eder. Bu katı statükocular, bundan beslendiği için orayı kolay kolay kimseye teslim etmezler. Bu durum kamu veya özel değişmez aynıdır.

Amerika’da, terfi edecek personel arasında rekabet çok çekişmeli geçer. İşadamları, yıllarca üniversitelerdeki sicil kayıtlarını inceler. Adayları sıkı elemeye tabi tutarlar ve testi geçen adaylara da özel fırsatlar sunarlar. Eğer o aday yönetici olacak ve kendisine yetki verilecekse, bunları taşıyacak ek bir özellik ararlar. Bu özelliği de ifade edecek tek bir kelime vardır, “Dürüstlük”

Yani o kişi düşündüğünün tersini söylemez. Yalana tenezzül etmez. İnandığı değerlerin tersini savunmaz. Kendi prensipleriyle mücadele halinde değildir. Dürüstlük onun için, içindeki bina edilen davranışların toplamıdır. Hiç kimse onu bir şey yapmaya zorlamaz veya zorla bir şey yaptıramaz. O içten yanmalı bir motor gücüne sahiptir. Risk alır, hoşa gitmeyen bir şeyi reddeder. Amacına ulaşana kadar sarsılmaz. Başladığı işi yarıda bırakmayan bir fıtratı vardır. Karşısındakine güven verir, saygı duyulan bir kişiliğe sahiptir. Kişiliği ile şöhret, para, iktidar ve dürüstlüğü birbirine karıştırmaz.

1970’li yıllarda yabancı uzmanlar, ülkemizde iş metotlarının düzenlenmesi ile ilgili olarak mühendis ve ustabaşlarına kurs vermek için anlaşma yaparlar. Metot mühendisliği konusunu anlatan uzmana, ders bitince genç bir mühendis söz alır ve şöyle der; “Sizi dikkatlice dinledim, özür dileyerek söylüyorum sizin anlattıklarınız bizim mühendislik bölümlerindeki gördüğümüz konularla aynı. Biz, sizden farklı şeyler bekliyorduk.”

Uzman gülümser ve “Çok haklısınız, benim anlattıklarımı mühendislik bölümlerinden mezun olanlar bilir. Fakat ben şu ana kadar sizin fabrikalarınızda öğrendiğiniz bilgilere ait en ufak bir emare görmedim. “ der.

Halk arasında sözün bittiği yer olarak tabir edilen durum. Hem mesleğinle ilgili okulu bitirdiğini söyleyeceksin, hem o işi yapacaksın, hem bilgin ve tecrüben işine yansımayacak, hem de işini senden iyi bilen, yapan ve uyaran kişilere bildiğini söyleyecek kadar cesur olacaksın! İşte senin işgal ettiğin o yere verilen isime bizim meslekte “Kabadayı Minberi” derler. Hangi meslekte olursa olsun, öncelikle o mesleğe ait felsefe öğretilmesi gerekir. O mesleğin özelliği ne, neden o mesleği seçiyoruz? Öncelikle bunların açıklığa kavuşması gerekir. Bizim eğitim sisteminde tek bir felsefe var! 0 da, kısa yoldan para kazanma felsefesi! 

Öncelikle bazı hususların varlığını kabul edilmesi ve çözüme kavuşturulması için iş dünyasında bu sistemin değiştirilmesi gerekir;

  • Her yöneticinin başı üzerinde Demokles’in kılıcı gibi bulunan ve bu yüzden işlerin yapılamadığı veya çok yavaş ilerlediği hata yapma korkusunun kaldırılması,
  • Yönetmeliklerdeki cezai yaptırımların çok olması nedeniyle, yöneticilerin karar verme kabiliyetinin azalması,
  • Eğitim sistemimizde zekânın, şahsi düşünce ve teşebbüsün gelişmesinden daha çok ezbere dayalı bilgilere önem verilmesi.

Bu nedenlerden dolayı, yönetici ve personellerin iş dünyasındaki felsefeleri değişmeyecektir. Nobel ödüllü Dr. Albert Schweitzer, yaklaşık bir asır önceki eski bizi tarif ederken şöyle diyor; “ Çocukluğumda büyükbabamın işyerine giderdim. O, müşterileriyle hiçbir belge imzalamazdı. Ben size bir Türk gibi güveniyorum, başka bir şey gerekmez, derdi.”

İşinin uzmanı olmayan, bulunduğu yeri işgal eden, herkesin cerrah olduğu ve “Kendi göbeğini kendisinin kestiği” bir ortama ancak, Kabadayı Minberi’nin hatipleri hâkim olur ve onları da sadece kendi avaneleri dinler.

“Bir başkadır benim memleketim.”

YORUM EKLE