İyilikleri çoğaltalım

“Kötülükleri bitiremeyiz ama iyilikleri çoğaltabiliriz” demiş şair. Dünyanın bütün iyiliklerini toplasak bile tamamen ortadan kaldıramayız kötülüğü. Buna hiçbir zaman gücümüz yetmeyecek, evet. Ama mümkün olan bir şey var. İyiliği beslemek, büyütmek ve çoğaltmak. Hatta etrafımızdakilere iyilik bulaştırmak. Bu durum “yapabileceklerimiz” kavramından öte bir durum. Bir zorunluluk, bir görev. Müslüman kimliğimizin ayrılmaz bir parçası, Müslüman karakterinin en ayırt edici en belirgin özelliği. Çünkü Müslümanın kötülüğe bulaşmaması, onu yapmaması, desteklememesi yeterli değildir. Bu sadece bütünün bir parçasıdır.  Bu noktadan itibaren canlı, hayatın içinde bir emir vardır: “iyiliği emret” emri. Çünkü Müslümanlık durağan değildir, hayatın kalp atışıdır. Bu atış doğru kanı pompalamalıdır ki hayat düzgün ve sağlıklı devam etsin. İslami nazarla belirlenmiş, güzel ahlakla beslenip topluma akıtılmış iyilik, bizleri hayal ettiğimiz dünyaya bir parça daha yaklaştıracaktır. Çünkü böyle bir kıyam toplumu arındıracak ve kötülükle yılmadan mücadele edecektir.

...

Biz hem asr-ı saadetten hem de tarihimizden biliriz ki; iyiliği emredip kötülüğü men etmek niyetiyle yola çıkıldığında Allah başarıyı nasip etmiştir. Ve iyilik; tıpkı tohumun toprağa düşüp yetişip meyve vermesi gibi gönüllere düşmüş ve yetişmiştir. Bunun için iyi şeyler düşlemek, iyi görmek, bir iyilik ekmek gerek. Çünkü Allah’ın kitabında “kurtuluşa erenler” sınıfında zikrettiği grubun özelliği  “iyiliği emredip kötülükten men etmeleridir”[1]

Söz konusu ayetler bize toplum olarak kurtuluşa ermenin formülünü vermektedir. Burada dikkat çeken bir diğer husus iyiliği emrederken kötülükten de men etmek gerektiği hakikatidir. İlgili ayetlerde ve hadislerde bu durum birlikte zikredilmiştir. Yani sadece iyiliği emretmek yeterli değildir, İslam’ın kötü diye vasıflandırdığı her eylem/fikir için de Müslüman’ın tavrının bir itiraz ve engelleme şeklinde olması gerekir.  Bu duruş da, hayatımızdan “bana ne, bana dokunmayan yılan bin yaşasın” gibi düşünme şekillerini söküp atmamızı sağlar.

Müslüman uyanık olmalıdır. Öncelikli olarak iyi ile kötünün tanımını kafasında oturtup sonra da hayatına ilmek ilmek işlemelidir. Bunu yaparken de Allah’ın bir emrini yerine getirdiğinin farkında olmalıdır. Şimdi etrafımıza dikkatlice bakalım ve bu özelliği taşıyan kaç kişi var hayatımızda bir düşünelim. İyi insanlara sıkı sıkı sarılıp sahip çıkalım ve hatta iyileri koruyalım. Bu kadar kötülüğün ve umursamazlığın olduğu bir dünyada yapılan bir iyiliğin ve bu iyiliği yapanın değerinin, karşılığının hiçbir laboratuvarda hesaplanamayacağını unutmayalım.  Yetime uzatılan bir elin değerine kim paha biçebilir, sevindirilen bir çocuğun gülüşünün kalpte yaptığı etkiyi hangi ölçü birimi açıklayabilir. Sevinçten ağlayan birinin gözünden düşen bir damla yaşın yerde yaptığı sarsıntının şiddetini hangi matematiksel işlem açıklayabilir. İyi olmaya çalışmak, iyi kalabilmek temennisiyle…

[1] Ali İmran 104, 110,114; Nahl 125

YORUM EKLE