1 Nolu Yol-İş, ‘Çelik’ ile devam

Türkiye Yol- İş Sendikası Kastamonu 1 No’lu Şubesi’nin 12’nci Olağan Genel Kurulunda mevcut Şube Başkanı Mehmet Çelik, tekrar şube başkanlığına seçildi.

1 Nolu Yol-İş, ‘Çelik’ ile devam

Karayolları 15’nci Bölge Müdürlüğü Eğitim ve Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ve mevcut Şube Başkanı Mehmet Çelik ile Ahmet Mıcık’ın yarıştığı çift liste genel kurulda, Çelik tekrar güven tazeledi.

Olağan genel kurul, AK Parti Kastamonu Milletvekili Metin Çelik, Belediye Başkan Vekili Mehmet Yurt, Türkiye Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar, sendika genel merkez yöneticileri, Karayolları 15'inci Bölge Müdür Yardımcısı Özer Kaya, siyasi parti temsilcileri, kurum müdürleri ve delegelerin katılımıyla gerçekleştirildi.

ÇELİK: “SALGIN SÜRECİNDE ONLARCA İNSAN VE ÇALIŞAN HAYATINI KAYBETTİ”

Genel kurulun açılış konuşmasını yapan Şube Başkanı Mehmet Çelik; “Dünya önemli siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmelerin yaşandığı tarihsel bir dönemden geçmektedir. Küresel ölçekteki bu gelişmeler; bölgesel savaşlar, iklim değişiklikleri, kovid-19 salgını ve ekonomik krizler olarak sıralanabilir. Ortadoğu’da, Libya’da ve Kafkaslar’da yaşanan savaşlar, Doğu Akdeniz’de ve son olarak Ukrayna’da yaşanan gerginlikler büyük savaş riskini artırırken; ülke sınırlarımıza yakın yurt içi ve dışında terör naletinin kalleş pusular ile hayattan kopartılan kahraman asker, polis ve güvenlik görevlilerine Allah’tan rahmet, gazilerimize de saygı ve şükranlarımızı sunarız. Savaş ortamında sayıları 4 milyonu bulan sığınmacılardan sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel boyutlarıyla en çok ülkemiz etkilenmektedir. Savaşların önlenmesi ve barışçıl çözümün tesis edilmesi; göç ve sığınmacı sorunlarının çözümü için temel bir koşuldur. Bölgesel savaşlarla birlikte kovid-19 salgını da insanlar ve toplumlar üzerinde küresel bir tahribat yaratmaktadır. Salgının bir yönü çalışanlar ve toplum sağlığı üzerinde, diğer yönü ise sosyo-ekonomik alanda yarattığı tahribattır. Bu tahribattan sağlık, gelir, iş güvencesi ve sosyal güvenlik hakları açısından en mağdur kesimi çalışanlar oluşturmaktadır. Nitekim salgın nedeniyle onlarca insan ve çalışan hayatını kaybetmiştir. Salgın ortamında çalışanların sağlığı, güvenliği, gelir ve istihdam güvencesi tehdit altındadır” dedi.

“TÜRK-İŞ’İN 40 YIL ÖNCE 5,7 MİLYON ÜYE SAYISI, BUGÜN 1,1 MİLYON”

Ülkemizde sürekli artan iş kazalarına ve büyük bir düşüş gösteren sendikalaşma oranına dikkat çeken Şube Başkanı Çelik, şunları kaydetti; “ILO verilerine göre; küresel düzeyde her yıl 337 milyon iş kazası gerçekleşiyor. Bu kazalar, meslek hastalıkları ile birlikte 2,3 milyon kişinin hayatını kaybetmesine yol açıyor. Başka bir ifadeyle, dünya üzerinde her gün 6 bin 300 kişi, iş kazası veya meslek hastalığı sebebiyle yaşamlarını yitiriyor. Nitekim ülkemizde 2021 yılında gerçekleşen iş kazalarında 2.170 işçi hayatını kaybetmiştir. İş kazalarında hayatlarını kaybeden işçilerin yüzde 30’unun inşaat işkolunda olması dikkat çekicidir. Ülkemizde her gün ortalama 5 işçi iş kazalarında hayatını kaybetmektedir. Bu konuda 11 Temmuz 2020 günü kardeşimiz, canımız, yol arkadaşımız Sedat Küçükekeci asfalt şantiyesinde elim bir trafik kazasında hayatını kaybetmiş olup, acısı yüreğimizde taptaze durmaktadır. Vefat eden tüm Karayolcu üyelerimizin de bu vesile ile mekanları cennet olsun. Meslek hastalıkları nedeniyle ölümler iş kazası nedeniyle ölümlerden 6 kat daha fazladır. Türkiye ölümlü iş kazalarında Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sıradadır. İnşaat sektör çalışanları, diğer sektördekilere oranla 3 kat daha fazla ölüm, 2 kat daha fazla yaralanma riski ile karşı karşıyadır. Belirtilmesi gereken bir başka husus da; inşaatlarda göçük altında kalan, hayatlarını kaybeden işçilerden bir bölümünün işyerlerinde çalışan taşeron işçiler olmasıdır. Bu husus, taşeron işçilerin iş sağlığı ve güvenliği şemsiyesi altına girmeleri açısından da bir an önce sendikalı olmaları gerektiğini ortaya koymaktadır. Özellikle inşaat sektöründe taşeron şirketlerin işçilerine yönelik iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeni bir düzenlemenin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Nüfusun 83 milyon olduğu ülkemizde, TÜRK-İŞ’in üye sayısı yaklaşık 1 milyon 154 bin, sendikalaşma oranı ise yüzde 14,13’ tür. Nüfusumuzun 44 milyon olduğu 1980 yılında toplam sendikalı işçi sayısının 5,7 milyon olduğu düşünülürse, geçen 40 yılda sendikalı işçi sayısında ciddi bir düşüş gerçekleşmiştir. 2021 Temmuz dönemi verilerine göre Türkiye yüzde 14,13’ lük sendikalaşma oranı ile ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyeleri arasında sendikalaşma oranında en kötü ülkelerden biri.”

TAŞERON MARİFETİ İLE YAPILAN İŞLER DÜZGÜN OLMUYOR”

Taşeron işçilerin kadroya geçirilmesi sürecine de değinen Çelik; “Kamudaki istihdamın azalmasının olumsuz etkileri görülerek, başta taşeronlaşmaya son verilerek kamunun istihdam alanları artırılmalıdır. Çalışma barışı için, toplumsal barış için, kayıt dışı ekonomi ve istihdamın önlenmesi için hükümetin gerekli adımları en kısa zamanda atılmalıdır. Ülke kalkınmasının motor gücü olmuş öz değerlerimizi, özelleştirilmiş olan işletmeleri yeniden kamuya kazandırmamız gerekmektedir. Sendika olarak Yol-İş üyelerimizin hak ve çıkarlarını koruyup geliştirme azmi ve kararlılığı içinde taşeronlaşmaya karşı yürüttüğü örgütlenme ve hukuksal tüm boyutlarıyla kadro mücadelesini başarıyla sürdürerek karayollarında 10 bin taşeron işçinin kadrolarına kavuşmasını sağlamıştır. Denilebilir ki; kamudaki taşeron işçiye kadro yolunu Yol-İş Sendikası açmıştır. Kamu kurum ve kuruluşlarının taşeron işçilerin geçişinde çalıştıkları iş koluna uygun olarak Sosyal Güvenlik Kurumu’na tescillerinin yaptırılmaları için bağımsız işyeri dosyası açtırmalarına ilişkin düzenlemenin kaldırılarak, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na uygun olarak bu işçilerin ilgili kurumun asıl iş koluna uygun olarak tescil edilmiş dosyaya aktarılması sağlanmalıdır. Kayıt dışı çalıştırmanın en önemli engelinin sendikal örgütlenmenin olduğu gerçeğinin dikkate alınarak, yukarıda belirttiğimiz örgütlenmenin önündeki engellerin kısa sürede ortadan kaldırılması sağlanmalıdır. Yol-İş Sendikamızın taşeron işçiliğine karşı verdiği başarılı mücadele sonucu Karayolları Genel Müdürlüğünden ihale ile iş üstlenmiş olan taşeronların yanında çalışan yaklaşık 10 bin işçinin Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kadrosuna geçişleri sağlanmıştır. Taşeron işçiliğine karşı mücadelede zaferle çıkan, yüz binlerce taşeron işçisinin sorununu ülke gündemine taşıyan, başta Sendikamız Genel Başkanı ve Genel Merkez Yönetimi olmak üzere, Yol-İş Sendikası Şube Başkan ve yöneticilerini mücadeleye katılan, katkı sağlayan, sendikamız üyeleri, kendileri ile ne kadar gurur duysa azdır. Önemli bir konumuz da ücret skalasıdır. Çalışan arkadaşlarımızın taleplerini genel başkanımız başta olmak üzere tüm yönetim kurulumuzdan arz ediyoruz. Bu beklentilerimizin de çözümlenmesini arzu ediyoruz. Teşkilatımıza sanat sınıfı personel alınması elzemdir. Taşeron marifeti ile yapılan işler düzgün olmamaktadır. Karayolcunun elinin değmediği hiçbir işten hayır çıkmamaktadır. Ayrıca Allah bir daha göstermesin, 11 Ağustos 2021 günü yaşadığımız sel felaketinde Bozkurt, İnebolu, Ayancık ve Bartın’da hayatlarını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yaralılara, zarar görenlere ecir ve sabırlar diliyoruz. Bu felakette gecesini gündüzüne katan, mesai mefhumu tanımadan üstün gayret gösteren tüm üyelerimize ve Bölge Müdürümüz Yüksel Oğuzhan’a, Bakanımız Adil Karaismailoğlu’na, İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’ya ve diğer hükümet yetkililerine bir kez daha teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

“KIDEM TAZMİNATI KONUSU, ÇALIŞANLARI HUZURSUZ EDİYOR”

Çok sayıda üyenin dahilden sınav açılmasını beklediğini dile getiren Şube Başkanı Çelik; “Yol-İş Sendikamızın verdiği bu mücadele sonrası taşeron işçiliği kamuoyunun ve tüm siyasi partilerimizin gündemine oturmuştur. İşçinin geçmiş hizmetlerinin karşılığı olan kıdem tazminatının fon sistemine dönüştürülerek miktarının düşürülmesi çalışılması çalışma hayatında huzursuzluklara neden olmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın tarafların uzlaşacağı bir metin getirilmedikçe kıdem tazminatının değiştirilmesine ilişkin yasal düzenlemenin yapılmayacağını ifade etmesi çalışanları rahatlatmıştır. Ancak gerek Ulusal istihdam Stratejisi (2014-2023) ve Eylem Planında, gerekse Resmi Gazetede yayımlanan Yeni Ekonomi Programlarında kıdem tazminatının fon sistemine geçirilmesi ile Bireysel Emeklilik Fonu ile birleştirilmesi konusunun korunması çalışanları huzursuz etmeye devam etmektedir. Teşkilatımız ve ülkemiz gündemindeki diğer konuları, genel başkanımız geniş açıklamalarda bulunarak katkı sunacaklardır. Yol-İş 1 No’lu Şube olarak gerek TÜRK-İŞ’ten gerekse genel merkezimizden aldığımız yazılı ve sözlü kararları harfiyen yerine getirdik. Ayrıca siyasi partilerimize sınıfımız için istek ve taleplerimizi ilettik, ilişkilerimizi koruduk. Üyelerimize 5 il 54 işyerinde gece gündüz demeden en iyi hizmeti verdik. Bu hizmetleri kutsal saydık, inşallah eksiksiz devam ettireceğiz” diye konuştu.

ÇELİK: “GELİŞMİŞLİK DÜZEYİMİZİ BÜYÜK BİR İVMEYLE ARTIRDIK”

AK Parti Milletvekili Metin Çelik ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Pandemi süreciyle başlayan, sonra ekonomik dalgalanmaya bir enflasyonist sürece dönüşen, sonrasında savaşın da tetiklemesiyle birlikte ikisinin de bir araya gelmesiyle dünyada büyük bir ekonomik sıkıntı baş göstermiştir. Başta enerji, hammadde fiyatları olmak üzere bunların tetiklemesiyle birlikte bu ekonomik sıkıntı sirayet etmiştir. Tabii ki burada, bu sürece yönelik olarak sayın Cumhurbaşkanımızın, hükümetimizin almış olduğu önlemler, yapılan düzenlemeler bize düşen kısmıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapmış olduğumuz yasal mevzuat çalışmaları, bütün bunlar aslında bir tek şeyi yapmayı çalıştığımızı gösteriyor, o da bu zorlu süreçte milletimizin en az şekilde etkilenmesi. 2002 yılı birlikte başlayan bir süreç var. Türkiye’nin büyüme ve gelişme süreci var. Bu işin başatlarından bir tanesi Karayolları oldu. Türkiye başta ulaşım alanında büyük bir atılımı gerçekleştirdi. Burada hepimizin, hepinizin emeği var. Her alanda büyük bir atak yaptık. Gelişmişlik düzeyimizi büyük bir ivmeyle artırdık. Önümüze çıkarılan engeller var. Son dönemde yaşanan gelişmeler, ne 1994’te, ne de 2001’de yaşadığımız ekonomik krize benziyor. 1994 ve 2001 krizleri Türkiye’nin iç dinamiklerinden kaynaklanan krizlerdir. Şu anda yaşamış olduğumuz ekonomik sıkıntılar ise dünyanın içinden geçmekte olduğu süreçlerin yansımalarıdır. İnşallah bu süreci de sağ salim atlatacağız.”

“SELİN YARALARININ SARILMASINDA TÜM KURUMLARIMIZIN EMEĞİ BÜYÜK”

Metin Çelik, ekonomik dengelenmenin mutlaka sağlanacağının altını çizerek; “Bu korumayı nasıl yapacağız? Birincisi çalışanlarımızı, emekçilerimizi, ücretli kesimi, yaşanan bu sürece karşı alım gücü anlamında korumamız icap ediyor. Alınan önlemler aslında buna yöneliktir. Önümüzdeki günlerde göreceğiz, bu enflasyon süreci aşağıya doğru inmeye başlayacak. Alım gücü itibarıyla yaptığımız düzenlemelerle birlikte de bozulan denge mutlaka sağlanacaktır. Bugüne kadar ne yaptıysak, her alanda hangi başarıyı sağladıysak milletimizin desteğiyle yaptık. Zorlu süreçleri milletimizin desteğiyle geride bıraktık. Geçen sene büyük bir sel felaketi yaşadık. Burada hepinizin, tüm kurumlarımızın emeği çok büyük. Hala da bu çalışmalar devam ediyor. İnşallah hem yollarımızı, hem Bozkurt’umuzu tüm çevresiyle daha iyi duruma mutlaka getireceğiz” ifadelerini kullandı.

MESELEMİZ ÜLKENİN GELİŞMESİDİR”

Konuşmasında muhalefete de göndermede bulunan Çelik; “Eleştiriler elbette olacaktır. Bizler de bu eleştirilerden kendimize geleceğe dönük olumlu noktalar çıkarıp gerekenleri bugüne kadar yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Eleştiri iyi yönde olmalıdır. Eleştiri teşvik edici nitelikte olmalıdır. Eleştirinin içerisinde yalan olmamalıdır. Muhalefetin bir yalan ve algı operasyonu var. Yani şu anda gündemde olan, geçen sene de yaşadığımız bir yangın hadisesi var. Anlaşılır gibi değil. Ana muhalefet partisinin genel başkanı olay yerinden açıklama yapıyor ‘Uçak yok, helikopter yok’ derken tam yukarıda helikopterler geçiyor. Yanındakiler yukarı bakıyor, bakmak zorunda kalıyorlar. Böyle acayip bir görüntüyle maalesef sadece bunda değil, birçok meselede karşı karşıya kalıyoruz. Meselemiz ülkenin gelişmesidir. Meselemiz ülkemizin sorunlarının çözülüp milletimizin daha iyi bir duruma gelmesidir. Biz işimizi düzgün yapmaya, doğruları milletimize anlatmaya ve onları söz verdiğimiz gibi yapmaya mutlaka devam edeceğiz. Taşeron hadisesi de bunlardan bir tanesidir. Ülkemizin yıllanmış bir sorununu büyük oranda el birliği ile diyalog halinde çözdük. Büyük oranda çözdük diyorum, çünkü birtakım şeyler var, onlarla ilgili de biraz daha çalışmamız gerekeceğini biliyoruz. Mutlaka çalışanlarımızı koruyacağız. Sadece bizim elimizde olmayan şeyler var. Petrol ihtiyacımızın şu anda yüzde 8’ini üretiyoruz. Doğalgaz yüzde 1 üretebiliyoruz ama 2023’ten itibaren kademe kademe 2026’ya kadar kendi ürettiğimiz doğalgazın yüzde otuzunu artık tüketmeye başlayacağız. Gelecek yıldan itibaren ilk fazı devreye alınacak olan nükleer santral, Türkiye’nin toplam elektrik tüketiminin tek başına yüzde 10’unu sağlayacak. Bugün nükleer santrale ve HES’lere karşı çıkanlar Türkiye’nin dışa bağımlılığının isteyenlerdir. Dış ticaret dengesi ile ilgili rakamlar enerji hariç diye açıklamalar yapılıyor. Niye? Çünkü enerji bizde yok ki mecbur almak zorundayız. Bunu içeriden sağladığımızda Türkiye fazla vermeye başlayacak, refaha giden büyük ve güçlü Türkiye’ye giden yolda işte budur” diye konuştu.

KAYA: “KARAYOLLARI’NIN ASIL SAHİBİ TURUNCU YELEKLİLERDİR”

Karayolları 15'inci Bölge Müdür Yardımcısı Özer Kaya da; “1950 yılında kurulmuş olan Karayolları Genel Müdürlüğümüz, bu yıl 72’nci yılını kutluyor. Karayolları Genel Müdürlüğü, işçisiyle var olan bir kuruluştur ve bu kurumun asıl sahibi bu turuncu yelekli insanlardır. Arkadaşlarımızın bu seçim süreçleri, şube şeflerimiz, şantiye şeflerimiz, yol kenarı, denetim istasyonlarımızda huzurlu bir şekilde tamamlanmış olup, şu an genel kurula kadar huzurlu bir şekilde gelmiştir. Biz arkadaşlarımızın bu seçim sonucunda da bütünleşerek ve birleşerek bütün sorunları ve istekleri daha iyi bir şekilde çözebileceklerini inanıyoruz. Kurumum adına kara asfaltın üzerindeki güneş gibi parlayan bu turuncu adamları saygıyla selamlıyorum” diye konuştu.

AĞAR: “SIKINTILARI DOĞRU GÖTÜRÜRSEN ÇÖZÜLMEYEN HİÇBİR ŞEY YOK”

Genel kurulda söz alan Türkiye Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar ise şöyle konuştu; “Ülkemizin bir ucundan bir ucuna 12 ay, 7/24 hizmet götüren teşkilatımız elbette ki güçlendirilmeli. Bu teşkilatımız daha çok genişletilmeli ama teşkilatımız 5 binlere kadar düştü. Teşkilatımız 1980-1985’li yıllardan 2000’li yıllara kadar 40 bin kadrolu üyesi olan bir teşkilatımızdı. Siyasiler ile iktidarla müzakereler yaparak ve onlarla görüşerek sıkıntıları anlatarak Karayollarının yapmış olduğu işlerin önemli olduğunu, yaz-kış demeden çalıştığını, Türkiye’nin bir ucundan bir ucuna milleti birbirine kavuşturduğunu izah ederek ve Karayollarında 5 bin işçi varken 11 bin civarında taşeron işçileri vardı. Tabii bu taşeron meselesi sadece bu siyasi iktidar döneminde başlamadı. 12 Eylül’den sonra gelen siyasi iktidar Anavatan Partisi döneminde başladı. Her gelen siyasi iktidar üzerine koyarak kamuda taşeronluk sistemini yapmadığı hiçbir kamu kalmadı ve kurumlarımızın büyük bir bölümü de özelleştirildi. Kalmadı zaten özelleştirilmeyen yer. Dolayısıyla Karayolları gibi, Devlet Su İşleri gibi, Devlet Demiryolları gibi, Orman Genel Müdürlüğü gibi bütün kurumlarda da taşeron marifetiyle hizmet alımıyla ülkemizde büyük oranda taşeron sistemine dönüşüldü. 2010 yılına kadar taşeronlar yok muydu, vardı. Ama 2010 yılına kadar biz sendikalar olarak da bunlarla hep masa başında konuşur, biter öyle bırakırdık ama 2010 yılında Karayollarındaki taşeron işçilerinin kadroya alınması için başkanlar kurulunda almış olduğumuz kararla yola çıktık. Dolayısıyla Türkiye genelinde taşeron işçilerimizin hepsinin ayağına kadar gittik, hukukçularımızla onlara sendikalı oldukları zaman başlarına ne geleceğini anlattık. Taşeron firmalarla görüştük dedik ki ‘sendikalı olurlarsa bunları işten çıkarmayın, çünkü bizim muhatabımız siz değilsiniz. Bizim muhatabımız Karayolları Genel Müdürlüğü’ dedik ve üye yaptık. Karayollarına yazı yazdık. Bunlar sizin işinizdir, kadroyu uygulayın dedik, ret cevabı aldık. Dava açtık ve davayı kazandık. 2 yıl sürmeden Yargıtay bölümü de dahil 10 bin arkadaşımızın davasını kazandık. Dolayısıyla şimdi bu işler kolay değil. 5 yıl emek sarf ettik, gece gündüz çalıştık. Emek ‘bir değerdir’ diyoruz, emeğe değer vermezsek emeği savunamayız ileride. Bir kısmınızı 2015’te, bir kısmınızı 2016’da 9 bin 918 arkadaşımızı kadrosuna uygulattırdık. Hatta kadroya geçeceğinize siz bile inanmıyordunuz. İşin müzakeresini iyi yaparsan, ayağın yere basarsa, sıkıntıları doğru götürürsen hemen hemen çözülmeyen hiçbir şey yok.”

İşçilerin memur gibi iş güvencesinin olmadığını vurgulayan Genel Başkan Ağar; “Sizin güvenceniz sendikanızdır. Sendikanız olduğu sürece, yüz kızartıcı suçunuz olmadığı takdirde sizi kimse işten çıkaramaz. Çünkü sizin sahibiniz var. Bizim verdiğimiz emek sadece Karayollarıyla kalmamış, kamuda 180 bin kişi adına toplu iş sözleşmesi yaptık, bu dönem 700 bin kişi adına yaptık. İşte bu sendikamız sayesinde. Bu büyük bir olay. Bir de ben bu siyasi iktidar yerinde olsam, seçim de geliyor zaten, çıkarım derim ki ‘Kapatmış olduğum Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü tekrar yeniden kuracağım’ çünkü Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü sadece köyün yolunu ve içme suyunu yapmazdı. Tarıma katkı sunan bir kuruluştu. Çiftçilere eğitim verilirdi, tarla sulama göleti yapılırdı, toprak tahlili yapılırdı. Büyükşehir Belediye Yasası da köyleri virane etti. Köylerde kimse yok. Büyükşehir hizmet götüremiyor. Bunu ben söylemiyorum, köylerin muhtarları söylüyor. Bir konu daha var, bu geçmişte de vardı ama bu kadar yoktu. İşveren arkadaşların bazıları ‘işçi bizden çok daha fazla maaş alıyor’ diyor, o zaman işçi olun. Birbirimizi kıskanmayalım. Ne işçi kendini çalıştırandan fazla almak ister ne de işveren çalıştırdığı kişi az alsın diye düşünmemesi lazım. Biz mutlu olmak istiyoruz, yani kamuya sahip çıkarken, işyerine sahip çıkarken, milleti hem mutlu edip hem de ebetteki biz de yönetici olarak mutlu olmak istiyoruz” dedi. (Banu Türkmenoğlu)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER