Buğday, himmet, bereket…

Yağmurdur Yunus gökten bereket gibi yağan. Yanar iken insan kalbi alev alev ateşler içinde, cana kast eden bir düşünce sarmışken bedenini; tam bu sıralarda yağmurun yağması gerekmez mi? Yağsın ki şu dünyayı da içine almaya meyletmiş ateş küllensin. Körü körüne kendine bağlayan, kötülüğe doğru dumanı tüten kor ateş sönsün de nefes alsın yürek. Düşen her damla muzdarip düşünceleri alsın bedenden. Sesi işitilsin yeryüzüne döküldükçe. Kalbine sakil düşünceler kazınan herkes işitsin sesini. Yunus berraktır, su gibi. Bilhassa dilinden dökülen kelimelerle usul usul yağar insanın üzerine.

Yoldur Yunus Hakk’a çıkan. Bir anadan dünyaya gelen yolcularız hepimiz. Yolumuzun ne denli uzun olduğunu bilmeden yürüyoruz. Karşımıza ne çıkar, ne görür gözlerimiz bilinmez.Mühim olan yürür iken bu yolu dümdüz yürümektir. Eğri atılan adımlar doğru yere varmaz. Olağandır insan bilmez bazen yolunu; bakar ki uçuruma giden yol düzdür, sapar hemen. Yürürken öylesine hoş görünür ki gözüne varsın sonu çıksın kötüye umursamaz. Gittikçe yol taşlarla dolar çıkılmaz olur.  Çıkılmaz yollardan çıkarandır Yunus. “Hakk'a aşık olan kişi/Akar gözlerinin yaşı/Pur nur olur içi dışı/Söyler Allah deyu deyu” Adını zikrederken hakkın yürüdüğü bu yol Yunus'un yoludur. Yunus gözünden akan damla damla yaş ile adım adım hakka ilerler, bilir yolunu. Benim yolum Yunus'tur, senin de. Ne ben yorulurum yürümekten, ne yol yorulur uzamaktan.

Bülbüldür Yunus güle aşık. Açmış kanatlarını semaya, şakıyor bülbül misali Yunus. Bülbülleri bilirsiniz, ötüşleri ile yer edinmiştir zihnimizde. Yazmaya şöyle başlayalım hikayeyi. Bülbül Yunus, gül Hak’tır.Bülbül kanadını yalnız gül yolunda açar, yalnız onun için şakır.Güle ulaşmak için çabalar,durur.Öylesine bağlanmıştır ki güle bülbül,her an her saniye atamaz onu ne yüreğinden,ne zihninden. “Bülbül âşık olmuş güle/ Öter Allah deyu deyu.'' Böyle uzar gider hikaye, bülbül güle kavuşana değin.”

Mumdur Yunus, çehremizi aydınlatan. Karanlığa düşen, nedamet ile baş başa bulur kendini. Göz görmeden de bulur elbet yolunu, bulunduğu beden buna münasip ise. Bağlı olduğu kalp buna razı ise. Ama bazen aydınlığa öylesine muhtaç olur ki ruh, alamadığı soluğu buna yorar. Zifiri karanlık bir çatı altında yaşamak değil kastım. Gözün görmemesinden bahsediyorum, gönül gözünden. Aman kastettiğim göz etrafa baktığımız pencereler değil elbette. Taptuk Emre de görmezdi yahut Yunus'u görmedi mi? Gönlün gözü alışırsa karanlığa bu ne denli yazıktır. Tut ki karanlıktasın. Sana ışık kaynağı arayışına girmez misin o sırada? Aynı şey yüreğinde de geçerlidir. Aydınlığa vesile olacak birini ararsın. Hemen yüreğinin karartmamak gerekir elbette. En karanlık vakit aydınlığa en yakın vakittir derler. Gün doğumudur Yunus, en aydınlık vakit...

Topraktır Yunus, her zerresinde verim veren. Kıtlık ne zaman boy gösterir bilinmez. Gelmez dememek lazımdır. Yunus vaktiyle bir miktar buğday için yollara düşmedi mi? Düştü. Buğday toprağa bir olarak girer, bin olarak çıkar. Yunus buğday idi, toprak oldu. Buğday vazifesi bizlere kaldı. Yunus çıktı hani yolculuğa. Bu yolculuk ona buğday dışında büyük bir şey kattı, kattı ki bizler şu an hoşgörü, sevgi, kendini bilmek denince onu anımsıyoruz. Tevazusunda yeşermeyi dilerdim. “Bir avuç toprak, biraz da suyum ben/Neyimle övüneyim, işte buyum ben” Yunus'tadır tevazu, hoşgörü, sevgi. Yunus verimdir, berekettir…

Kitaptır Yunus, üç bin sayfa. Rivayete göre üç bin şiir yazmıştır Yunus, bilirsiniz. Sonra bir zahid bu şiirlerinden bin tanesini yakmış, bin tanesini suya atmıştır derler. Kalan bin tanesinde de kendini bulmuştur. Yakılan şiirleri melekler okurmuş gökte. Suya atılanları balıklar... Balık olsam derede denizde yaşayan. Öylece bıraksam akıntıya kendimi. Bilmiyor olsam Yunus kimdir, öğrenirim. Hani balık hafızalı diye bir tabir de vardır. Balık olsam maviliğin dibinde unutmam Yunus'tan gelen munis düşünceleri. Yüzsem sonsuza değin okurken şiirlerini tek bir of çekmem. Yahut melek olsam gökte var olan. Yanan şiirler bana ulaşsa, okusam. Belki payidar olur benimle, yazılanlar. İnsanım, Yunus kimdir bilirim. Unutmak nasip olmasın zaten.“Vaktinize hazır olun/Ecel varır gelir birgün/Emanettir kuşa canın/Sahib vardır alır birgün” Emanet olan bu can benden alına değin Yunus kimdir bilirim, unutmam...

Köprüdür Yunus ruhuma kadar uzanan. Temelde ayetlerle hadisler bulunur. Sevgi,saygı,hoşgörü halatları ile bağlanır.Birbiri ardınca dizilmiştir dilinden dökülen sözler, şiirler. Öylesine sağlamdır ki kopsa fırtına sarsılmaz. Bir ucu Risalettün Nushiyye diğer ucu Divan... Gördüklerim ruhuma ilmek ilmek işleniyor halen. Belki de daha bilmiyorumdur Yunus kimdir, öğrenirim. Her okuyuşta yeşeren tohum gibi hissettiren bana kendimi, Yunustur. Ben bu köprüden ruhuma intikal eden düşüncelerle varım. Yunus'un soluğunda rahatlar yüreğim. Anlam denizi üzerinde kurulan bu köprü, uçurumdan bizi koruyandır. Yunus kalkandır; güçlü, kuvvetli...

“Taptuk dergahından feyizler alan/Yanan Yunus idi,o derviş Yunus/Gönlünü derya,ummanlara salan/Dalan Yunus idi, o derviş Yunus” Bizim Yunus vaktiyle tahıl için Bektaş-ı Veli dergahına yürümüş adım adım.Gönlü hoş Yunus tahıla ihtiyacından himmeti istememiş.Yol bu uzamış gitmiş Taptuk Emre'ye.Bizim Yunus mayayı sevgi ile yoğurmuş. Hattizatında yüzyıllar geçmiş hatırımızda halen. Yaradandan ötürü yaradılanı seven Yunus idi.“Yağdı yağmur gibi üzerimize ilim ile/Yol oldu Hüda’ya uzanan rikkat ile/ Bülbül sesinden işittik sesini/ Usul usul; ruh ile/ Yandı Yunus güle, ışık oldu mum ile/Tahıllara yuva oldu, bereket ile/Sayfa sayfa yazı oldu Yunus;kalem ve kelam ile/Yunus köprü oldu hakikate aşk ile”Bizim Yunus bir zaman dünyaya gelmiş, ah ölüm vakit gelmiş onu götürmüş. Ölüm hak nihayetinde... Şiirlerinden, sözlerinden selam olsun Yunus Emre'ye. “Ne varlığa sevinirim/Ne yokluğa yerinirim/Aşkın ile avunurum/ Bana seni gerek seni”

YORUM EKLE