Z Kuşağı, işyerinde pozitif ve güvenilir lider istiyor

İlk kez 30 yaşa kadar mavi ve beyaz yakalı olarak çalışanlar araştırılmaya dahil edildi. Z kuşağına giren çalışan kişilerin sosyal medya kullanımı incelendi. Şu ana kadar genellikle öğrenciler incelenmişti hep. Bu araştırmada mavi ve beyaz yakalılar arasındaki farklılıklar ve benzerlikler ele alındı. Gençlerin ihtiyaçları ve beklentilerinin yanı sıra onları bekleyen tehlikeler de değerlendirilen konular arasında yer aldı.

Z kuşağının beklentileri heyecan ve eğlence odaklılık. Özgürleşme ve dijitalleşmekten çok memnunlar. Metaverse’in ilk müşterileri olmaya hazırlar. Az yorulup çok kazanmak istiyorlar.  Masumiyet arayışı içerisindeler ve kötülükten uzak olmak istiyorlar.

Z kuşağında iş motivasyonunun yüzde 38,8 oranında heyecanlı ve eğlence odaklı olması dikkat çekici. Bu kuşaktaki gençler iş sahibi oldukları halde lise heyecanı devam ediyor. İş insanı olsalar bile önemli bir kısmında uzamış ergenlik halinin söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Heyecana önem veriyorlar ama bu kuşak aynı zamanda sorumluluklarının da farkında. Genellikle 40 yaşından sonra sorumluluk duygusu ön plana çıkar ve iş motivasyonu sağlanır. Heyecan ve eğlence ise daha ergenlik döneminde iş motivasyonu sağlıyor. Sorumluluk, heyecan ve özgürlüğün dengeli gitmesi gerekir. Bu grup için sonuçların ortalamanın üzerinde olduğunu söyleyebiliriz.

Yalnızlaşma riskleri yüksek. Aceleci ve sabırsız oldukları için kolay hatalı karar alabiliyorlar. Empatiyi öğrenemiyorlar. Çok yüksek oranda (%74,5) yurt dışı yaşama beklentisi var.

Gençler farklılıkları kolay tolere edebiliyor

Z kuşağı gençleri, farklılıkları tolere etmeye çok açık. Biz toplum olarak da kültürümüz gereği farklılıkları çok kolay tolere edebiliyoruz. Örneğin Fransa ve Almanya’da İngilizce levha görmek mümkün değil çünkü farklılıkları kabul etmiyorlar, kendi dilleri dışında da başka bir dil konuşmayı tercih etmiyorlar. Bu durum İtalya’da da genellikle böyledir. Bizim toplumda ise her dile açığız. Farklılıkları tolere edebilme açısından Batı’dan daha ilerideyiz. Gençlerimizde bu tolere edebilme özelliği daha ileri seviyede seyrediyor. Gençlerimizin %74.5’inde yurt dışına gitme isteği var. Bu isteklerinin üzerinde heyecan odaklı olmaları ve farklılıkları tolere edebilme oranının yüksek olmasının önemli bir rolü var.

Onlara değer verildiğini hissetmek istiyorlar. Kısa vadeli mutluluk değil uzun vadeli mutluluğu öğrenmeye ihtiyaçları var.  Güven verici, yol arkadaşı olan rol modellere de ihtiyaç duyuyorlar. Yüksek anlam ve amaçların öğrenilmesine ihtiyaçları var.

Otokrat kişiler girişimci olamazlar

İnovasyonun ve girişimciliğin en önemli özelliği, farklılıkları tolere edebilmeleridir. Farklı fikirlere ve eleştiriye açık olmaları da oldukça önemli. Otokrat kişiler girişimci olamazlar. Bir hedef koyuyorlar ve onu yapmaya uğraşıyorlar. Demokrat kişiler farklı fikirlere de katılarak ve takım çalışması ile ilerlerler. Girişimcilik programları uygularken onlarda üretme isteğini nasıl uyandırabileceğimize odaklanıyoruz. Girişimcilikle ilgili gençler üzerinde PR yapmak şu anda pek işe yaramıyor.

Sosyal medya kullanımı arttıkça hoşgörü azalıyor

Farklılıkları hoşgörme oranı arttıkça sosyal medya kullanımı azalıyor. 1-3 saat sosyal medya kullanım oranlarının %60.6 olarak çıkmış. Sosyal medya ile çok zaman geçirenler farklılıkları daha az tolere ediyor. Bu kişilerin içine kapanan, yalnız kişiler olduğunu söyleyebiliriz. İçine kapanık yalnızlaşmanın arkasında da benmerkezcilik var. Benmerkezci olan kişiler sosyal medyayı daha çok kullanıyorlar. Sosyal medyada yalnızlar, karşılarında empati yapmaları gereken bir durum da olmuyor. Bencilliğin karşılığı empatidir. Kişi hep ‘benim istediğim olsun’ demeyecekse ve başkalarının da fikirlerini anlamaya çalışmak istiyorsa ben kalarak biz olmayı hedeflemesi lazım. Farklılıkları hoş görmeyen kişilerde sosyal medya kullanımının daha yüksek çıkması bu kişilerde benmerkezcilik ve yalnızlaşma eğilimi olduğunu gösteriyor.

Patronlar dur-düşün-yeniden değerlendir yapmalı

İş dünyasında artık Z kuşağı yer almaya başladı. İşverenlerin geleneksel düşünce yerine esnemeleri ve zamanın ruhuna uyum sağlamaları gerek. Patronların kendi kuşaklarındaki alışkanlıklarını ‘dur-düşün-yeniden değerlendir’ yapmaları gerekiyor. Bu kuşağı yani Z kuşağını yetiştireceksek başka da çare yok. Zamanın ruhunu onlar temsil ediyor. Bu nesil, dijital bir nesil. Bu nesle dijitaleşmeyi azaltmak yerine doğru hedefler koymak gerekiyor. Mesela onlara bu işe yapay zekayı nasıl katabilirsiniz, bu işle ilgili nasıl bir yazılım aracı haline nasıl getirirsin? Burada daha iyi üretimi nasıl yaparız? İşimize bunu katacağız. Bunu kattığımız zaman, onların dijitalleşme beklentilerini doğru hedefleyip verimliliği artıracak şekilde yöneteceğiz. İşverende dijitalleşmenin verimliliği düşüreceği endişesi var. Dijitalleşmeyle beraber nasıl verimliliği artırırız? Bunu hedeflemeliler.

Pozitif liderlik ve güvenilirlik Z kuşağını sürükler

Araştırma sonuçlarında dikkatimi çeken bir başka sonuç da gençlerin yöneticide pozitif liderlik ve güvenilirliğe önem verdiğini gösteriyor. Güçlü irade istemiyor. Pozitif liderlik ve güvenilirlik istiyor. Bu oran %57.6. Gençlerin liderlik beklentileri değişmiş. Akıllı ve vizyoner olmasını isteyenlerin oranları daha geride kalmış. Z kuşağının yönetici versiyonu. Böyle liderlik Z kuşağını sürükler.

YORUM EKLE