Suistimale geçit verilmeyecek

İhtiyaç sahiplerinin yardımına koşan dernek ve kuruluşlara ‘yardımlar tek çatı altında toplanamaz mı?’ diye sorduk

Suistimale  geçit verilmeyecek

 

MADDİ durumu yerinde olmayan, yardıma muhtaç olan ailelerin yararlandıkları yardım kuruluşları, bir yandan faaliyetlerini devam ettirirken, bir yandan da birden fazla yardım kuruluşundan yararlanan kimseler sebebiyle yardımların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşması engelleniyor. Konuyla ilgili olarak tek elden liste oluşturulup yardımlarda bulunacak olan kuruluşların o listelerden yararlanması fikrine ise yardım derneklerinden ve kuruluşlarından farklı yanıtlar geldi.

BABAŞ: “BUNU YAPAN KİŞİLER TESPİT EDİLDİ, ELENECEKLER”

Söz konusu iyi niyet suistimali yapan kişileri duyduklarını ve bu isimlerin tespit edildiğini belirten Belediye Sosyal Market Sorumlusu Necdet Babaş şöyle konuştu; “Yardıma muhtaç vatandaşların kayıtları buradan değil, Belediye Kültür Müdürlüğü‘nden yapılıyor. Vatandaşlar öncelikle dertlerini anlatıyorlar, sıkıntılarını söylüyorlar, daha sonrasında bir form veriliyor ve bu yardımı alacak olan kişiler 4-5 kurumu dolaşıyorlar. Verilen formu o kurumlarda imzalattıktan sonra Belediyeye götürüyorlar. Oradan üzerlerinde kayıtlı bir şey var mı, gelirleri var mı onları öğrenmek amaçlanıyor. Zaten bu yardımlar belli kriterlere göre yapılıyor. Listelerimiz senede bir yenileniyor. Müracaatları tekrar alıyoruz. En son 215 üyemiz vardı. Burası puan usulü çalışıyor. Buraya kayıtlı olan vatandaşlar 75 puanlık ürün satın alıyor. Mesela 75 TL gibi düşünün. Aylık olarak bu alışverişi yapabiliyorlar. Biz bu şekilde 3-4 yerden ayrı yardım alan kişileri duyduk. Fakat aldıkları miktar öyle fazla bir miktar değil. Biz ona karışmıyoruz, gerçekten ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz zaman veriyoruz. Sosyal Yardımlaşma’dan almış mı, almamış mı buna bakmıyoruz. Sosyal Yardımlaşma’dan da, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden, Belediye’den de bu şekilde 3-4 yerden yardım alan vatandaşlar varmış. Bunları duyduk. Bu en son 1 ay önce Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden gelen biri listeyi gösterdi, işaretlemiş orada bu şekilde birden fazla yardım kuruluşundan destek alan kişileri... Biz onları bu sefer engellemeye çalışacağız. Yeni başvuruları alıyoruz şu anda, Aralık ayı sonunda belli olacak yardımdan yararlanacak olan kişiler. Bunu yapanlar da elenecekler. Dikkat edilmedi belli ki ama bunlara daha hassas bir şekilde yaklaşılacak. Tek çatı altında toplanması konusunda biraz daha ayrı hareket ederler gibi tahmin ediyorum. Bu çok da mümkün görünmüyor ama bu konuda suiistimal edenlere engelleme olacaktır muhakkak.”

BİTKİN: “BU SİSTEM YAPILACAKSA YETKİSİZLERİN ARADAN ÇIKARILMASI GEREKİYOR

Konuyla ilgili düşüncelerini ifade eden Deniz Feneri Derneği Kastamonu Temsilcisi Halit Bitkin ise, yardım konusuna hassas eğildiklerini, ancak suistimal eden kişilerin olabileceğini belirterek şunları söyledi; “Bize aileler müracaat ediyor. Pandemi dönemi öncesinde evlerine giderek kendi ikamet ettikleri yerlere göre değerlendiriyorduk, ama pandemi döneminde koronavirüs kapma ihtimali yüksek olması nedeniyle gidemedik. Tüm kuruluşlar için geçerli bir durum bu. Bizim bir formumuz var, bu form üzerinden bizzat yerinde bakarak aileyi inceleyip karar veriyoruz ama bence asıl olması gereken, bir kuruluşun uhdesinde yapılması. Mesela Valimiz bir program hazırlatsa, bu programda ilgili kuruluşlar ihtiyaç sahibi aileleri belirledikten sonra bu sisteme kaydetse, daha sonrasında o insanların ne aldığı, ne zaman aldığı bilgileri not edilse ve tüm yardım kuruluşları bu sistem vasıtasıyla bu bilgileri görebilse güzel olur. Sadece merkezde değil, tüm ilçelerle birlikte il genelinde böyle bir sistem oluşturulsa güzel olabilir ve bu gibi suiistimal edenlere fırsat verilmez. 16 yıldır Kastamonu’da yoksullukla mücadele eden bir kişi olarak bunları söylüyorum, şahsi görüşüm bu yönde. Ama bu altyapıyı kim hazırlayacak? İkincisi, kuruluşlarımızın genel merkezleri bu konuya ne der? Bakanlar Kurulu kararıyla ya da İl Dernekler Müdürlüğü’nün marifetiyle yetkilendirilmiş yardım kuruluşları kimlerse bu işler onlar üzerinden yapıldığı zaman bir sonuç alabilirsiniz. Ama bireysel olarak yapılan işlemlerden bir sonuç almanızın yolu yok. Bu dediğimiz sistem oluşturulursa biri yardıma geldiğinde o kişinin ne yardım aldığını ben görebildiğim için o kişiye “10-15 gün sonra gel çünkü yeni almışsın” diyebilirim. Ancak bu sistem faaliyette olacaksa burada yetkisizlerin de bu faaliyet içerisinden çıkarılması lazım. Kurumların bu işi yapması daha doğru olur. Eğer dernek tüzüğünde bir çelişme durumu yoksa tek çatı altında listelerin oluşturulmasının ve bu yardımların belli bir sistem dâhilinde yardım kurumları tarafından yapılmasının bence bir mahzuru yok. Hatta bu sayede suistimal durumu en alt düzeye indirilmiş olur.”

DAĞDELENOĞLU: “TEK ÇATI ALTINDA BU İŞ YAPILAMAZ”

İHH Kastamonu İl Başkanı Mücahit Dağdelenoğlu da konuyla ilgili olarak bu işin gönüllülük esasına dayandığı ve işin içine siyasi bir nüans girdiğinde işin boyutunun farklı bir noktaya evrilebileceğini vurgulayarak şunları dile getirdi; “Biz, kendimiz gidip görmediğimiz kimseye yardımda bulunmuyoruz. Ben İHH’nın misyonuna inandığım için buradayım. Sosyal medyada dönüş alabilmek için insanlar bunu bir iş hâline getiriyorlar. Bunu yapan arkadaşlara bizimle beraber dernekte çalışmalarını teklif ediyoruz ama gelmiyorlar. Yardım alanlara yanlış dağıtım yapanlara bakıyorum, hatayı yapanların birincisi belediye… Belediyeler bence sivil kuruluşlarını desteklemeli. Mesela ben muhtarlardan gelen listelerde gerçekten ihtiyaç sahibi insanlar olduğuna inanmıyorum. Birkaç muhtar haricinde oy aldıkları insanlara yardım götürmek istemeleri durumu mevcut. Camii imamları daha tutarlılar. Muhtarlıklar gibi belediyelerde de politik durumlar mevcut. Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu benim arkadaşımdı, artık telefonlarımı açmıyor. Bizimle görüşmeyi de kabul etmedi. Farklı bir sürü ıvır zıvır derneğe gitti ama bizimle görüşmeyi kabul etmedi. Muhtemelen kendi tabanları mültecilere yardım edilmesine karşı olduğu için kabul edilmedik, çünkü bizi mültecilerle özdeşleştirmişler. Bizi Türk düşmanı, Arapçı olarak görüyorlar. Bizi kabul etmemeleri için başka bir sebep göremiyorum. Bize köpekler saldırdığı için Galip Vidinlioğlu’nu aradım ama cevap vermedi. Biz ailece göz muayenemizi de ona oluyorduk, gözlüklerimizi de ondan alıyorduk. Şimdi doktorluğu bırakınca mı açmaz oldu telefonlarımızı? Belediye, yardım konusuna çok dar bakıyor. Pandemi döneminde 7 bin koli yardım yapıldığını açıkladılar, bu ayıp bir şey. Sayı onlara çok geliyor ama biz İHH olarak 3-4 bin koli dağıttık, Kızılay da 6-7 bin koli dağıttı. Siyaset işin içinde olunca rant olayı başlıyor. İHH bir yere yardımda bulunuyor, bunu Diyanet gibi kurumlar yapmış gibi anlatıyorlar. İHH, çok büyük bir yardım kuruluşu. Şu an Suriye’de toplam 20 kamp varsa bunun en az 18 tanesiyle İHH ilgileniyor. Diğer derneklere ‘Gel şu işi beraber yapalım’ desek, ‘Sen bizi İHH altına almaya çalışıyorsun’ derler. O yüzden tek çatı altında bu iş yapılamaz. Yalnızca şikâyet üzerine denetim yapılıyor ancak kimsenin de birbirini şikâyet ettiği yok. Ben üniversitedeyken 90’lı yıllarda belli ufuklar vardı, ona göre yol çizilirdi. Şimdi kimsede öyle bir çizgi yok, çok çok az.” (Zehra Beyza Güler)

Güncelleme Tarihi: 18 Aralık 2020, 10:46
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER