Müzik indir

01 Mart 2021 Pazartesi

'Milletin cebinde para yok'

Evlerini kedilere kiraladılar

Evlerini kedi ve köpeklere ayıran kızılcık çifti, hayvan sevgisiyle örnek oluyor

19 Ocak 2021 Salı 10:23
Evlerini kedilere kiraladılar



Evlerini  kedi ve köpeklere ayıran kızılcık çifti, hayvan sevgisiyle örnek oluyor

Evlerini kedilere kiraladılar

HZ PİR Şeyh Şaban-ı Veli Türbesi’nin bulunduğu sokakta 3 katlı evlerinde yaşayan emekli Nuray ve Nuri Kızılcık çifti, kendi imkânlarıyla 70 kedi, 6 köpeğe bakıyor. Hayvanların tedavisi, bakımı, barınması gibi tüm ihtiyaçlarını karşılayan Kızılcık çifti, Kastamonu’ya örnek teşkil ediyor. Evlerinin bir dairesini kiraya vermeyip tamamen kedilere ayıran çift, kızlarının Kastamonu’ya dönmesiyle beraber o daireden kedileri çıkarmak zorunda kalınca 3 katlı evlerinde yeni bir düzenleme yapıp evlerinin çatı katını hastalığı olan ve bakıma ihtiyacı olan kedilere, bodrum katını da dışarıda barınamayan uysal kedilere ve özgürlüğüne düşkün olup dışarıda gezip gelen kedilere ayırdı. Bahçelerini ise köpeklere uygun hâlde düzenleyen Kızılcık çifti, fobilerini yenip bu duruma geldiklerini söyledi.

HAYVANLARA VETERİNER DAMAT BAKIYOR

1994-2005 yılları arasında MEB’de çalışan ve 12 yıl Belediye Başkan Yardımcılığı görevi yapan Nuri Kızılcık, emekli olduktan sonra hayvanlara çok daha fazla vakit ayırdığını kaydetti. Önceden kedilere karşı bir antipati beslediğini ancak daha sonra duyarlılık kazandığını belirten Kızılcık; “Kedi sevmezdim, köpek severdim. Kedinin olduğu evde yemek bile yemezdim. 80’li yıllarda bir yerde çalışırken biri kedisine bakmamı rica etti. ‘Ben kedi sevmem’ dedim. O güne kadar gördüğüm kediler her yere dalar, her şeye ağzını sokardı çünkü. Ama baktım ki kediyi bir hafta yıkamazsan gidiyor suyun altına giriyor. Sıkıştığı zaman bahçeye çıkmak için kapıyı aç diye seni çağırıyor. Gece bile kaldırıyor. Bir süre sonra baktık ki kedi iyiymiş. Bir gün eve geldiğimizde bahçede yılan yakalamışlar çocuğuyla birlikte. Yılanı eve sokmamak için başında bekliyorlarmış. Bize de gösterdiler. Evimizde 3 tane kedimiz var. Dünyada 1 ya da 2 taneymiş 20 yaşında olan kedi. Hayta’mız da 16 yaşında, artık iyice yaşlandı ama kapıyı falan zıplayarak açar. Tabii yaşlandığı için biraz zayıfladı da. Evdeki diğer kedilerden birinin adı da Safiş, 2 kardeşler. Kedilerin annesini Cuma’ya gelen bir vatandaş arabasıyla ezmiş. Kedinin üzerine gazete kapatmış, yanına da bisküvi koymuş, sanki uyanıp da yiyecek gibi. Pişman olmuş ama ardında 2 tane yavrusu vardı, daha 3 günlüklerdi. Bunları aldık evde biberonla besledik, büyüttük. Hatta Safiş kansere yakalandı. Ameliyat ettirdik. Yemek yiyemez olmuştu. Kortizon ilaçlarıyla iyileştirdik. Şimdi 7 yaşında, kanseri de atlattı çok şükür. Damadımız da veteriner olunca 2016 yılında beri hayvanlarımızın bakımını o yapıyor. Daha öncelerinde biz kendimiz gidip yaptırıyorduk. Eskiden kedi sevmeyen biriydim ancak şimdi onlarla beraberim” şeklinde konuştu.

“ESKİDEN HİÇ SEVMEZDİM ŞİMDİ 6 KÖPEĞİMİZ VAR”

Nuri Kızılcık’ın eşi emekli öğretmen Nuray Kızılcık da köpeklere karşı bir fobisi olduğunu ancak bunu kızının sayesinde yendiğini ifade etti. Köpeklere hiç dokunamadığını, başkasının kedisini köpeğini hiç sevemediğini belirten Nuray Kızılcık şöyle konuştu; “Ben, köpek fobisi olan bir insandım. Hayvanlara hiç yaklaşamazdım. Hele ki başkasının kedisine, köpeğine hiç dokunamazdım, sevemezdim. Kızımız Ayşegül sayesinde hayvanlara bakmaya başladık. Kızımız Kastamonu’ya taşınınca biz de başladık yavru kedilerle, yavru köpeklerle ilgilenmeye. Burası inşaat hâlindeyken bir köpek yavrulamış, ekipler de buraya gelip o köpekleri almışlar. Ancak bir tanesini göremedikleri için bırakmışlar. O yavru sonradan ortaya çıkınca biz de onu eve aldık. Ancak hayvan uyuz olmuştu, çok fazla kaşınıyordu. Hemen ilaçlayıp veterinere götürdü. Ayda bin lira veterinere tedavi parası veriyordu. O köpek büyüdü mahallenin maskotu oldu. Bütün çoluk çocuk okula beraber gider gelirlerdi. Mahallenin sevilen köpeğiydi. O günden sonra ben de köpek korkumu aştım. Şu an da toplamda 6 köpeğimiz var.”

“HER 3 KEDİDEN BİRİNDE BÖBREK RAHATSIZLIĞI OLUYORMUŞ”

Evlerinin üst katını hasta kedilere, alt katın bir bölümünü evcil kedilere, bir bölümünü sokakta dolaşıp gelen kedilere, bahçelerini ise köpeklere ayıran Nuray ve Nuri Kızılcık çifti, kedilerin rahatsızlıklarıyla ilgili tecrübelerini ve anılarını şu cümlelerle anlatı; “Safiş, bizimle yatmazsa uyumuyor. Bel fıtığı oluyorsunuz bir süre sonra eğri büğrü yatmaktan. Kedilerin mırıltısı, hem kedinin kendisini hem de yanındaki insanı ruhsal olarak iyileştirirmiş. İlk kedilerimizden olan yaşlı bir kedimiz var, ismi Safir. Böbreklerinden rahatsız olduğu için yukarıda duruyor diğer hasta kedilerle beraber. Maalesef böbrek hastası olan kedileri eninde sonunda kaybediyoruz. Bir kedimiz daha vardı böbrek hastası olan, teşhisten sonra 6 ay boyunca yaşatabildik. Yiyemez hâle gelince serumlarla besleyebildik, öncesinde yaş mama, böbrek hastası kedilere özel mamalar veriyorduk, sevgimizi gösteriyorduk. Son ana kadar da yaşama azimlerini bıraktırmamaya çalışıyoruz. Veterinerin ‘Sabaha çıkmaz’ dediği kediyi en az 6 ay daha yaşattık. Hayvanların şecerelerini bile tutuyoruz. Safir’in oğlundan olma torunu rahatsızlandı. Genç de bir hayvan, 3-4 aylık. O kediyi kurtarmak lazım. Her 3 kediden birisinde böbrek rahatsızlığı oluyormuş. Velhasıl, onu da yukarıdaki hasta kedilerimizin yanına aldık, 8 gün boyunca serum yedi. En sonunda da tedavisini iyileşerek tamamladı, alt kata asıl yerine geçti. Bir süre sonra kedilerin hepsini kısırlaştırıyoruz sağlıkları için. Çünkü kediler kısırlaştırılmadığında birbirlerinden hastalık kapabiliyorlar. Dişi kedilerde ise kısırlaştırma ve çiftleştirme yapılmadığında rahimlerinde kist oluşuyor ve ölümlerine sebep oluyor. Bazı kediler doğum yapsa bile yavrularına bakamıyor. Birkaç gün emzirebiliyor sonra öldü diye ilgilenmiyor. Burada anne kedinin öldü zannedip bir kenara attığı kediyi biz büyütüp hayata döndürdük. Bazen bu tarz olaylarda annesinin bakmadığı yavru kedilere sütanne buluyoruz ve o besleyip büyütüyor, ilgileniyor. Bütün kediler de sütanne olmayı kabul etmiyor zaten. Bazı kedilerin çocuğu olmasa da yavru kedilere bakıp büyütüyorlar.”

“HAYVANLAR HUYUNA GÖRE İÇERİDE YA DA DIŞARIDA YAŞIYOR”

İnsanların hayvanları sözde sahiplenip ilgilenmek için kaçırdıklarını, ancak bu durumdan hayvanların ciddi etkilendiğini belirten Kızılcık çifti; “Hayvanları kaçırıyorlar ama ben bunu araştırıyorum. Mesela bizim bir köpeğimiz vardı, herkesle tokalaşırdı. 2-3 gün boyunca ortalarda yoktu, görünmüyordu. Meğer çalıp götürmüşler. Sosyal medya hesaplarından yazdık kaybolduğunu. Alan kişilerin de patronu benim arkadaşım çıktı. Paylaşımı görünce beni aradı ve köpeğin mutsuz olduğunu söyledi. Köpeği eve geri getirince neşesi yerine geldi. Şimdi her hayvanın bir özelliği vardır. Serbest yaşamayı seven de var evcil olan da. Huyuna göre hayvanlar içerde ya da dışarıda hayatlarını sürdürüyorlar. Mesela evde doğan kediler var onlar dışarıda yapamaz, çünkü dışarıyı bilmiyor. Kimi tek başına yaşamaya alışmış çevresinde kalabalık görünce huysuzlanıyor. Ama bazısı da hiç umursamaz” dedi.

“SOKAĞA ATILAN HAYVANLARIN ÇOĞU NE YAZIK Kİ YAŞAYAMIYOR”

Evlere alınıp sokağa bırakılan hayvanların ruh hâlinin de ciddi anlamda olumsuz etkilendiğini söyleyen Nuri Kızılcık; “Evlerine alıyorlar, hayvanları alıştırıyorlar akabinde sokağa bırakıyorlar. O hayvanlar sokağa alışamıyor. Sokağa atılan bir kedi vardı. Bizim evin karşı duvarın üzerinde ağlıyordu. Tahminimce 6 aylık falandı, evden atıldığı belliydi. Eve aldık, kuruladık, karnını doyurduk. Aşağıda şimdi onun yavruları da var. Onu sahiplendirdik köyde bakıyorlar. Durmazsa geri bana getirin dedim. Benimle gezmeyi severdi. Ramazan’da teraviye giderken benimle gelir, kapıda beni bekler, sonra beraber dönerdik. Sanki kedi değil de bir köpek gibiydi. Evden atıldıktan sonra biri ilgilenince ona çok bağlanıyorlar. Eve alışanların çoğu da ne yazık ki sokakta yaşayamıyor. Atanlara ne diyeyim ki? Ama öte dünyada hayvanlar da insanlardan şikâyet edecek.” dedi.

“ÖLEN HAYVANLARDAN ÇOK KAYBOLANLARA, ÇALINANLARA ÜZÜLÜYORUZ”

Hayvanlar rahatsızlandığında son ana kadar ellerinden gelen tedaviyi uyguladıkları için içlerinin rahat olduğunu beyan eden Kızılcık çifti, besledikleri hayvanların çalınmasına, kaybolmasına daha çok üzüldüklerini belirterek şöyle konuştular; “Biz ölen kedilerden, köpeklerden çok kaybolanlara, çalınanlara üzülüyoruz. Ölenlerin genelde bir rahatsızlığı var ve ölüyor, bu durum insanlarda da böyle. Poyraz diye bir kedimiz vardı bizim, bir de dişisi vardı. Beraber sarılıp uyurlardı. Dişisine araba çarpıp öldükten 3 gün sonra dayanamayıp Poyraz da öldü. Tıpkı insanlar gibi eşinin kaybına dayanamayıp peşinden gitti. Poyraz’ı da dişisinin yanına defnettik. Biz son anlarına kadar elimizden geleni yapıyoruz, vadeleri dolunca da hayatlarını kaybediyorlar. Ama kaybolan, çalınan hayvanlara ne olduğu belli değil. Aç, susuz, eziyet görüyor olabilirler. Akıbetleri belli olmadığı için onlara daha çok üzülüyoruz. Açlıktan ölmeleri, susuzluktan ölmeleri çok kötü şeyler. Kedilerimizden Irmak’ı 3 gün boyunca görememiştik. Mutlaka gelmesi gereken bir kediydi. Merak edip aradık, komşularımıza sorduk. Garajlarına, bodrumlarına, kümeslerine, odunluklarına bakmalarını rica ettik kapalı kalmış olabilir diye.  Baktıklarını ancak onlarda olmadığını söylediler fakat 3 gün sonra açlıktan ve susuzluktan vücudu kurumuş hâlde geldi. Birisi kapalı kaldığını fark edip bıraktı demek ki ama söylemiyor. Kedi geldiğinde sürünerek su kabına zor ulaştı ve bir yudum su içemeden yığılıp kaldı. Şırıngayla su vermeye çalıştık ama vücudu o kadar kurumuş ki serum bile gitmiyordu düşünün. Rahatsızlığı olanların ölmesindense bu noktaya gelinmesine üzülüyoruz.”

“60-70 KEDİMİZ VAR”

Kendi imkânlarıyla 70 kedi, 6 köpeğe bakan Kızılcık çifti, kedi bakımının severek yapılmazsa zor olduğunu ve evde kedi beslemek isteyenlerin nelere dikkat etmesi gerektiğinden şöyle bahsettiler; “Evde kedi bakmak isteyenler iyice araştırmadan sahiplenmesinler. İlaçlarına, aşılarına, hastalıklarına, mamalarına, kumlarının temizliğine dikkat edilmesi gerek. Bu sorumluluğu alamayacaklarsa hiç sahiplenmeye kalkmasınlar. Sadece mama vermek yetmiyor yani. Hepsinin farklı huyları var, bunları iyi bilmek lazım. Geçenlerde köpek bulup bizim bahçemize atmışlar, biz büyütüyoruz şimdi. Kocaman oldu. 40 kadar dışarıya çıkamayan ya da kontrollü çıkan, 10 kadar bahçede yaşayıp akşamları içeri giren, bunların dışında başkalarının garajlarında, bahçelerinde yatıp gelip geçici buraya uğrayan kedilerle beraber 60-70 tane kedi vardır. 6 tane de köpeğimiz var. Bazı kediler çok sevimsiz gelir, bizimkiler arasında da öyleleri var ama biz sevilecek kısımları görüyoruz. Aşağıda bulundukları yeri ısıtmak için elektrikli bir sistem kullanıyoruz doğal gaz faturası kadar da o geliyor. Birimizin maaşı olduğu gibi hayvanların masraflarına gidiyor. Yakınlardaki çocuklar mama kokusunu duyup burayı buluyorlar. Eğer küçücük yavruysa bakıyoruz. Ama anneyse veya erkekse dışarıya bıraktığımız mamalarla besleniyorlar. Eğer bakamayıp sokağa, bahçemize atacaklarsa hiçbir hayvanı sahiplenmesinler. Onların da canı var.” (Zehra Beyza Güler)

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV