Müzik indir

29 Kasım 2020 Pazar

Erdoğan: Tedbir almaya mecburuz ve alacağız

Umutsuzluğa itilen bir nesil ve yozlaşmış zihinler

21 Kasım 2020, 12:17
Umutsuzluğa itilen bir nesil ve yozlaşmış zihinler
Gülbahar Özdemir
 

Karşımızda umutsuzluğa itilen bir gençlik var. Hayalini kurduğu işini, daha dirsek çürüttüğü okul sıralarında öldüren bir gençlik var. Öyle ki ‘okuyup da adam ol’ deyiminin bile geçersiz sayıldığı bir devirdeyiz. “Okuyunca branşında iş bulabilecek misin?” sorularıyla karşı karşıya kalan ve her defasında hayal kırıklığına uğrayan bir nesil filizlendi. İşsizler kervanına her geçen gün binlerce kişi ekleniyor. ‘Bizimkiler iş beğenmiyor ya aslında çalışana iş çok’ klişesini duyar gibiyim. Evet, öyle de adam yıllarca (10-12 yıl) çabalayıp, didinip okuyor emek veriyor. Belki devletten de kredi alıyor, sonunda hayata 25-30 bin lira eksiyle başlıyor. Kimisi branşı dışında iş buluyor. Polislikte, askerlikte deniyor şansını. Orada da dikiş tutturamayan ise belli başlı zincir marketlere zincirliyor kendini. Harcadığı yıllarına mı acısın yoksa hayatının en verimli zamanında kendini harcamasına mı? ‘Daha çok çalışsaymış daha başarılı olsaymış’ diyenleri duyar gibiyim. Kasap böyle istiyor; kurbanın elinden ne gelir ki…

Son yıllarda bizde şöyle bir mantık zuhur etti: ‘her şehre üniversite açacağız, üniversitesiz il, ilçe bırakmayacağız.’ Bırakmadık da esnafın can suyu olan kurumlar olarak faaliyetteler. Buna karşı değilim lakin sadece yöreleri kalkındırmak adına öğrencileri kullanmaya karşıyım!

***

‘Herkes evinin önünü süpürse sokaklar temiz olur’ derler ya. Herkes de görevini yapsa her şey çok daha farklı olurdu. Devlet memuru mesai bitimi beklemese, gazeteciler doğruları açıkça söyleyebilse, esnaf sahtekarlık yapmasa, işçi işini layıkıyla yapsa; yaşadığımız dünya çok daha güzel olurdu. Lakin hayal dünyasında yaşamıyoruz ve bunların hepsi bir hayal olarak kalacak.

Bunları düşündüğümde Gazi Mustafa Kemal’in şu sözü aklıma geliyor “Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır”…

Temizlik görevlisi işini küçümseyip baştan sağma bir şekilde çalışırsa caddelerimiz, sokaklarımız çöpten geçilmez değil mi? Peki üst düzey yöneticiler görevini iyi yapmaz ise ne olur; topyekun perişan oluruz.

Biz vatanımızı ne kadar seviyoruz?

 Vatanı korumak için göğsünü siper eden Mehmetçikler kadar mı, yoksa 3 kuruş fazla kazanayım diye; çürük apartmanlar yapan müteahhitler kadar mı?

Asıl milliyetçilik, bu millet için üzerimizde ki vazifeleri en iyi şekilde yerine getirmek değil midir? Baskı altında kalarak belli bir kitlenin istedikleri kararları veren ‘adaletsiz adalet sağlayıcıları’ siz nasıl rahat uyuyorsunuz?

Bunlar milletçe özümüze yabancılaşmanın, kendi kültürümüze yozlaşmamızın getirisi hep…

İzmir depremini onlarca mazlumun ahını alanları, canlarını hiçe sayanları hatırlarsınız. Onca kadının katledilmesine sessiz kalanları da belki hatırlarsanız. Çıkıp, bu tür olayların ‘tekrarı umarım yaşanmaz’ temennileri de tamamen boş! Aklımız afyonlanmış gibi kör bir zihninle olayları seyretmeye devam edersek, daha da kötülerine şahit olmamız işten bile değil maalesef.

Biz kendimize yozlaşmışız. Zamana, gerçekliğe ve topluma… Biz berabermiş gibi resmedilsek de; ayrışmışız ve yok olmaya yüz tutmuşuz.

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV