banner38

Müzik indir

banner46

banner47

13 Temmuz 2020 Pazartesi

ŞEHİDİM HAKKINI HELÂL ET BİZE! (Hikâye)

30 Haziran 2020, 10:09
ŞEHİDİM HAKKINI HELÂL ET BİZE!  (Hikâye)
Mehmet SAYAN

Musalla taşındaki bayrağa sarılı tabutta yatan şehit, kader arkadaşım Recep’ti…

Recep’le yolumuz çocuk yuvasında kesişmişti. Çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, okul yılları derken yıllar süren bir kader arkadaşlığımız oldu.  Ailesinin bir cami avlusuna henüz kundakta iken terk ettikleri Recep’i bir polis ablası çocuk yuvasına getirmiş. Benim de annem beni doğururken ölmüş. Zaten yoksul olan babam bana bakamayacağı için beni çocuk yuvasına vermiş. Önceleri babam beni görmeye gelirdi. Ama sonraları bu ziyaretler seyrekleşti. Bir gün yanında bir kadınla gelen babam: “Biz bu hanımla evlendik. İş buldum. İstanbul’a gidiyoruz. Oradaki düzenimi kurunca gelip seni alacağım” dedi. Bu babamı son görüşüm oldu. Bir daha onu ne gördüm, ne de bir haber alabildim…

Çocuk yuvası ve yetiştirme yurdu evimiz, buradaki idareci ve öğretmenler annemiz ve babamız oldular. İlkokul, ortaokul yıllarında Recep’le hep birlikteydik. Beraber ağlar, beraber güler, beraber oynardık. Ailem yoktu ama Allah bana bir kardeş vermişti. Ortaokulu bitirince birlikte endüstri meslek lisesine gitmeye karar verdik. Bu kararı alırken meslek lisesi diploması ile hayata kısa yoldan atılmamız daha kolay olur diye düşünmüştük…

Lise tahsilimizi bitirip, 18 yaşımız da dolduğunda yetiştirme yurdundan ayrıldık. Birlikte küçük bir ev tuttuk. Askerlik çağımız gelinceye kadar bulduğumuz günlük işlerde çalıştık. İlk defa askerlik bizi ayırdı. Askerlik bitince ben Korunmaya Muhtaç Çocuklarla İlgili Kanun’dan yararlanarak Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir okula memur olarak işe girdim. Recep ise aklına asker olmayı koymuştu ve oldu da. Uzman Çavuş olarak Şırnak’a atandı. Günler, aylar geçiyor ama biz hemen hemen her gün telefonla görüşüyor, bağımızı koparmıyorduk.

Recep bir geceki telefon konuşmamızda: “Kardeşim biz yarın Suriye’ye gidiyoruz. Gidip de gelememek var. Hakkını helâl et.” dedi. O’nun bu sözü karşısında çok üzüldüm. Ama üzüntümü belli etmeden: “Ne demek o. Hayırlısıyla sağ salim döneceksin. Daha birlikte düğün yapacağız” dedim…  

İmam efendi şehit tabutu karşısında saf tutan cemaate: “Şehidimize hakkınızı helâl ediyor musunuz?” diye sordu. Cemaat, imama gür bir sesle: “Helâl olsun” diye cevap verdi.  Şehidimizin tabutuna omuz verip tekbirler getirerek O’nu cenaze arabasına koyduk.

Recep’in şehitlikte defnedilişi sırasında da muazzam bir kalabalık vardı. Yaşarken kimse farkında olmamıştı ama son yolculuğunda herkes O’na refakat etmişti.

Defin töreni bitince insanlar şehitliği terk ettiler. Recep’in mezarı başında yetiştirme yurdundan birkaç arkadaş kalmıştı.

Arkadaşlara: “Acaba imam efendi, Recep’e de sorsaydı, Recep, kendisini kundakta terk eden anne ve babasına; uğrunda şehit olduğu birbiriyle kavga eden, birbirini boğazlayan; hırsızlığı, köşe dönmeciliği mübah sayan, hoşgörüsünü kaybetmiş, birbirlerine saygı göstermeyen, çevreyi pervasızca kirleten, kadınlara şiddet gösteren ve öldüren bu insanlara hakkını helâl eder miydi acaba? Hak etmiyoruz ama ne olur şehidim sen de bizlere hakkını helâl et” dedim…

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV