banner38

banner39

banner46

banner47

banner29
25 Haziran 2019 Salı

SAYIN DEVLET BAHÇELİ’YE AÇIK MEKTUP

13 Mart 2019, 09:22
SAYIN DEVLET BAHÇELİ’YE AÇIK MEKTUP
Fatih KÖSE
Sayın Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli ;
Kastamonu'muza hoş geldiniz, şeref verdiniz. 8 Mart 2019 Cuma Akşamı, Dünya Kadınlar Günü kutlamalarında bazı feminist yapılanmaların başını çektiği, Türk ve Müslüman milletimizi rahatsız eden, istenmeyen nâhoş olaylar yaşadık. 
Bu gündemden sıyrılarak esas meseleye dikkatlerin çekilmesi gerektiğine ve sizlerin önderliğinde ülkemizi yönetenlerin gerekli yasal düzenlemeleri yaparak, ülkemize, milletimize ve neslimize önemli hizmetler vereceğinize yürekten inanıyorum.
Şöyle ki ;
Ezân-ı Muhammedî'nin ıslıklanması/ ıslıklanmaması üzerinden âdeta bir kör dövüşü yaşanıyor fakat asıl meseleyi konuşamıyoruz. 
Sizlerin de mâlumu olduğu üzere Cumhuriyetimiz kurulduktan beri, tarihimiz boyunca Türkiye Cumhuriyeti Devletini muasır medeniyetler seviyesine ulaştırarak bağımsız ve hür kılma ülküsü, ne yazıktır ki iyi niyetli olsalar bile zaman zaman işin esâsını kaçırabilen  yöneticilerin aldıkları kararların, çıkardıkları bâzı yasaların verdiği hasarların tâmiri yıllar almıştır. 
Sizlerin de yürekten kâbul edeceğinizi bildiğim bu ülkü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Vatandaşlarının kendisi olmaktan çıkmadan, inancına, değerlerine, ceddine, tarihine, kültürüne yabancılaşmadan manevi ve ekonomik kalkınmasını sürdürmesini hedefler.
Bizler mağlup olmuş bir medeniyetin, terakkiye engel olan bir dînin mensupları değiliz. Materyalist ve sömürgeci Batı dünyasının, ötekini köleleştirip doğal kaynaklarını sömürerek elde ettiği ekonomik refahın üzerinden dünyaya sözüm ona medeniyet öğretmesine muhatap olacak bir millet te değiliz.
Fakir, esmer tenli, yağız, saf Anadolu delikanlısının Sarışın Avrupalıya aşkı gibi bir hikâyenin oyuncuları değiliz ve olmamalıyız. Sarışın Avrupalının her dediğini, bize uyup uymadığına bakmadan yerine getirerek kendimiz olmaktan çıkamayız, onlara da benzeyemeyiz. Anadolu delikanlısı saftır, temizdir, ahlaklıdır. Allah'tan korkar, işinde gücünde, helal lokmasının peşindedir. Ailesine, nesline sahip çıkmak ister. Değerleri için canını verir. Allah'tan korkmayan kuldan utanmayanların uygulamalarına meyledemez. 
Heyhât Avrupalı dostlarımız! içinde bulunduğumuz Avrupa Birliğine adaylık sürecinde bizi de kendisine benzetmek, yumuşatmak, kolay lokma yapmak, rakip bir medeniyet kurma ihtimalimizin önünü kesmek için bâzı sözleşmeleri imzalamamız, bâzı yasaları çıkarmamızı istiyor.
Avrupalılar meâlen;
“ Bak bizde feminizm düşüncesi bir değerdir. Kadınlar her yerde, her işte bulunabilirler. Onların çocuk yetiştirme, erkeğe çocuk doğurma gibi bir vazifesi yok. Ayrıca biz toplumda var olan LGBT( Lezbiyen-Gay-Bisexuel-Travesti) 'lerin toplumda her alanda var olmaları gerektiğine inanıyoruz. Onların evlenmelerini, evlat edinmelerini normal kabul ediyoruz. Siz şimdi Avrupa Birliğine girmek istiyorsunuz ama inandığınız din, sahip olduğunuz kültür buna engel. Bana benzemek istiyorsan feministlerin pankartlarını, sloganların hoş göreceksin, LGBT' lerle ilgili yasal düzenlemeleri yapacaksın, bu da yetmez okullarında yeni nesilleri bu düşüncelere saygılı olarak yetiştireceksin.” diyorlar.
Biz de maalesef 2011 yılında Avrupa Konseyi (İstanbul) Sözleşmesi'ni üstelik çekince koymadan imzalayıp onayladık. Yetmedi bu sözleşmeyi teminat altına alan 6284 Sayılı Kanunu çıkardık. 81 maddeden oluşan bu sözleşme, 6284 sayılı kanun, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe denk getirilerek 2012 yılında yürürlüğe konuldu.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ “AİLESİZ TOPLUMU” HEDEFLİYOR
Ahmet H. ÇAKICI- “Ailesiz toplum. Ya sonrası?” isimli çalışmasında “Dünyada ilk olarak İstanbul'da, Türkiye'nin (hem de şerhsiz) imzaladığı bir sözleşme olduğu için İstanbul Convention (Sözleşmesi) adını alan bu çalışma, daha şimdiden (şerhler koyarak da olsa) 44 ülkenin imzaladığı dünya çapında bir projeye dönüştü. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ile birlikte; Erkek, Kadın, Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans(LGBT) ve diğer formlar eşitliğine dönüştürüldü. Egemenler, böylesi bir dönüşüme ihtiyaç duyuyorlar. Bu anlamda böylesi bir dönüşümü hedefleyen İstanbul Sözleşmesinin, “Ailesiz Toplum Projesi”, “Farklı Aile formları Projesi” veya “Aile Sonrası Toplumun Hukuki Alt Yapı Çalışması” olarak okunabileceği kanaatindeyim.” diyor.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ İLE ASLINDA NELERİ KABUL ETTİK?
“Taraf devletler kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesine veya kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı önyargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak önlemleri alacaklardır”(İstanbul Sözleşmesi VII. madde 1-1 Bend) 
( “kökünü kazımak”, hukuka yakışan bir ibare olmamasına rağmen devletin yükümlülüğüdür, diyor. Bizim gibi toplumlarda toplumsal eşitsizliklerin kaynağı olarak kastedilen şey, genelde dîni metinlerdir. Kur'an-ı Kerim'de de geçen Lut Kavmi, eşcinsel ilişkiler ve kadın erkek ilişkileri üzerine olan ayetler ile Arapçanın yapısından kaynaklı dişil ve eril (müzekker-müennes) kelimeli ayetlerin tamamı bu konunun kapsamına giriyor. Bu sözleşmeye uygun davranabilmemiz için Kur'an-ı Kerimin, Buhari, Tirmizi, Müslim gibi Hadis kaynakları kökünü mü kazıyacağız?!)
Ülkemizde baş edemediğimiz, yurt dışından destek almak zorunda kaldığımız, bir kadına şiddet problemimiz olduğunu kabul edip kadına şiddet konusunda uluslararası yardım isteyecek durumdayız dedik. 
(2011'de 73 milyonluk ülkede 121 kadın cinayeti olduğu, çoğunun da kadın olduğu için değil, katil ile aralarındaki bir problemden olduğu ve Avrupa'da rakamların bizden çok daha kötü olmasına rağmen.) 
Psikolojik şiddet, kavramı ile Erkek karısına “ Nereye gidiyorsun?” diye sorsa suç oluyor. Bu sözleşmeye göre erkek karısının gittiği yere karışamaz ama kadın kocasının gittiği yerlere karışabilir, erkeğin ailesi ile görüşmesine problem çıkarabilir bunlar suç sayılmaz. 
( Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hâlihazırdaki İstanbul Sözleşmesi ve 6284'e göre “Çocuk Yapma Çağrısı” kadınlara psikolojik şiddet suçu sayılıyor.)
“ Kadın ve erkek doğmamız önemli değil, bize kadın ve erkek olmayı toplum öğretiyor ve kadına kadınlıkla ilgili rol beklentisi şiddet sayılıyor. Kadın ve erkeğin birbiri ile evlenmesi de toplumun, dinin, örfün dayatması. Toplumsal cinsiyete göre kişi kendi cinsini mi karşı cinsi mi ya da her ikisini mi cinsel olarak tercih edecek buna kendi karar verecek. “ demişiz.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE İTİRAZ EDEN DEVLET ADAMLARI 
Macaristan'ın Başbakanı Victor Urban “Her ülke kendi geleneksel aile modelini ve her çocuğun bir anne ile bir babaya sahip olma hakkını savunma hakkına sahiptir. İnsanlar ya erkek ya da dişi olarak doğarlar; toplumsal olarak kurgulanmış cinsiyetten söz etmeyi uygun bulmuyoruz.” diyerek İstanbul Sözleşmesi'ni imzalamayı reddetmiştir.
Bulgaristan Gençlik ve Spor Bakanı Slavço Atanasov da İstanbul Sözleşmesi hakkında “İlke olarak, kadınları şiddetten korumak taraftarıyız. Bunu tartışmıyoruz. Fakat bu sözleşme zehirli meyve içeren güzel bir şeker gibi; içinde tehlikeli metinler var.” diyerek sözleşmeyi imzalamayı reddetmiştir. 
6284 SAYILI KANUN İLE İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ ANAYASAL HALE GETİRDİK
6284 Sayılı Kanun, Anayasa 10. madde ve İstanbul Sözleşmesi hukuki dayanak tutularak hazırlanmıştır. Adeta “ Kadın ve erkeği düşman etmeyi hedefleyen” bir yasadır. Bu kanun ile her yıl yüz elli bine yakın erkek evinden atıldı. Sudan sebeplerle sokağa atılan, mahallesine bile giremeyen, cinnet geçiren erkekler sebebiyle cinayet sayısı arttı. Bu Kanunda “Kadın beyanı esastır” diye evlere şenlik bir cümle var. İftira ile delil olmadığı halde hapis yatan gençler var. Geçenlerde gözaltına alınan bayan, polisi cinsel taciz ile suçlamıştı. Vay polisimizin haline! 
Erkekler! çok dikkatli olmalı. Aileler! erkek çocuklarına çok iyi tembih etmeli. Kötü niyetli bir bayan sizi ya da çocuğunuza cinsel taciz iftirası atarsa, delil üretmese bile kadının beyanı esas alınıyor. Yani 6284'e göre kadın yalan söylemez, iftira atmaz ne derse doğrudur!
SÖZLEŞME İPTAL EDİLSİN 6284 SAYILI KANUN YENİDEN DÜZENLENSİN
Sayın Dr. Devlet Bahçeli;
Yukarıda kısmen arz etmeye çalıştığım gibi Ezana ıslık çalan feministlerin zaferi ile İstanbul Sözleşmesi maalesef şerhsiz bir şekilde imzalandı ve 6284 Sayılı Kanun çıkarıldı.
Türkiye'de Toplumsal Cinsiyet Eşitliği adı altında feminizm ve diğer ruh hastalıkları kurumsallaşıyor. “ Toplumda cinsiyet eşitliği” adı altında insanlar ifsâd ediliyor. Ezana ıslık çalan bu güruhu sosyal medyada protesto eden milliyetçi muhafazakâr kardeşlerimizin İstanbul Antlaşmasının ve 6284 Sayılı Yasanın neler getirdiğinden pek te haberi yok. 
2014 yılından 2016 yılına kadar Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 162 okulunda çocuklara "Toplumda Cinsiyet Eşitliği " eğitimi verildi. Çocuklara cinsiyetlerinin bir tabu olmadığı, değiştirebileceklerini, kızlara mavi ceket giyip kısa saç bırakmayı, erkeklere pembe giyip kadınsı aksesuar kullanmayı yakıştırdılar. Okullarda " Rahmin kadar konuş" yazılı pankartlar astılar.
Sizin girişimlerinizle birlikte Sayın Cumhurbaşkanımızın da meseleye sahip çıkmasını, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Türk Milletinin dini ve milli değerlerini ayaklar altına alan, nesillerimizin ifsadına yol açacak İstanbul Sözleşmesinden çekilmesini ve 6284 Sayılı Yasanın detaylı bir şekilde incelenerek gerekli düzenlemelerin yapılması hususunu bilgilerinize arz ederim.
13.03.2019- Kastamonu
FATİH KÖSE – Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV