08 Ağustos 2020 Cumartesi

Sanatı hatırlayacak mıyız?

10 Temmuz 2020, 09:33
Sanatı hatırlayacak mıyız?
Tuğçe Yerdelen
 “İnsan her gün bir parça müzik dinlemeli, iyi bir şiir okumalı, güzel bir tablo görmeli ve mümkünse birkaç mantıklı cümle söylemelidir” (Goethe)
Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınından korunmak için insanlar bir bir evine kapandı. Hiç kuşkusuz "Evde kal" çağrısı da, sokaklara çıkmayı azaltarak vatandaşları evlerine yönetti. Evde kalarak sosyal medya üzerinden çekilen videolar epey oyaladı insanları. Ya sonra? Evde kalma süreleri uzayınca, bunalıma giren insanlar ne yapacaklarını düşündüler. Ve akıllarına kütüphanelerin tozlu raflarında duran kitaplar geldi. Çoğu kitap, evlerine gelen konuğa "ben okuyorum" havası verilmek için dekor olarak duruyordu. Çoğunun ise ne yazarları biliniyordu ne de neden alındığı. Belki de çok satanlar listesine bakarak tercih edilmişti. Romanlar, öyküler, şiirler böylesine raflarda dururken; DVD, flahs beleklerde duran filmlere ne demeli? Herhalde onlar da bir hevesle alınıp, bir tarafa atılmıştı. İlgiyle kitap okuyanlar ve aynı ilgiyle film izleyenler lafım size değil. Ne olur beni yanlış anlamayın.
1998 Nobel Edebiyat Ödüllü Jose Saramago tarafından kaleme alınan "Körlük" bu ara çok popüler, oysa ki ben "Körlük"ü çok daha önce bir çırpıda, bir bardak su içer gibi okumuştum. Bilenler bilir bilmeyenlere de çok kısa anlatayım; bulaşıcı bir körlükten bahsediliyor, kitapta. Aynı zamanda yeniden kurulan bir hiyerarşiyi. Sinemaya da uyarlanıp, seyircilerin karşısına çıkmıştı. Kıssadan hisse anlatmaya çabaladığım bir virüs illeti, yahut belası görmeyen gözlerimizi açtı mı? Değerini anlayabildiysek, yani sanatın ne mutlu bize. Anlayamadıysak da vay halimize. Kör olarak yaşamaya devam edeceğiz demek ki. Tabi başka bir handikap ise değeri anlaşılmayan eserlerin, ne zaman anlaşılacağı.
Şunu da belirtemeden geçemeyeceğim ben sanatın tüm dallarını takip etmeye çalışan biriyim, hasbelkarde yazı dünyasıyla tanıştım. Sadece anlamaya çalıştığım bütün sanatçılar, o eserleri yaratırken gözyaşı, ter akıttı. Kimi zaman gözlerine uyku girmedi, kimi zaman büyük buhranlar yaşadı, yoklukla yoksunlukla uğraştı, çoğu etrafından destek görmedi, bazıları aşağılandı, değerleri anlaşılmadan da gözlerini bu dünyaya kapadı. Büyük ustalara biraz ayıp olmuyor mu? Bunca çekilen çabayı görmemek tuhaf değil mi? Şimdi müsaadenizle soruyorum: Sanatçıların eserlerinin ilgiyle dinlenmesi, yönetmenlerin filmlerinin yine aynı ilgiyle izlenmesi, yazarlarımızın kitaplarının okunabilmesi için illa bir illet mi bela olmalıydı? Neden hayatın normal hızında edebiyat ile sanat bir kenara atıldı? Tüm kültür sanat türlerine niçin sadece boş vaktimizi değerlendirmek için bakıyoruz? Bu süreç geçip herkes yaşamına devam ettiğinde, başımızı çevirdiğimiz, çoğu zaman umursamadığımız, hatta adını "Güzel Sanatlar" olarak andığımız, (sanatı güzel kılmak için önüne sıfat getirdiğimiz) sanatı hatırlayacak mıyız? 

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV