banner38

banner39

banner46

banner47

banner29
19 Ağustos 2019 Pazartesi

PANAYIR (HİKÂYE)

22 Temmuz 2019, 17:49
PANAYIR   (HİKÂYE)
Mehmet SAYAN

        Panayıra gitmek için faytona bindi. Herhalde panayırın en zevkli yanlarından biri de fayton yolculuğuydu. Yol boyun­ca panayıra yürüyerek giden insanları seyretti. Hepsinin de yüzünde bir sevinç ifadesini görmek mümkündü.

Panayır yerine gelince faytondan inerek kalabalığa karıştı. Babasının: "Sakın çaldırtma." diye kendisine verdiği harçlığı eliyle sımsıkı tutuyordu. Gözü hemen salıncaklara takıldı. O yöne doğru gitmeye başladı. Bir süre sıra bekledikten sonra salıncağa bindi. Salıncak dönmeye başladıkça içinin bir tuhaf olduğunu hissetti. Fakat kalabalığı yukardan seyret­menin ayrı bir zevki vardı. İnince bir müddet başı döndü. Salıncağın bulunduğu yer eğlence yeriydi. Burayı gezmeye başladı. Sigaralara halka atılan yerin çok kalabalık olduğu dikkatini çekti. O da beş halka alarak şansını denediyse de başarılı olamadı. Aynalara giderek kendini seyretmeye başladı. Gördüğü acayip yansımalar karşısında katıla katıla güldü.

Çadır tiyatrosu önüne geldiğinde çığırtkanın "Başlıyor, başlıyor. Sihirbazlar kralı, dansözler kraliçesi burada. Acele edin başlıyor." diye bağırdığını duydu. Giriş ücretini öde­yerek içeri girip tahta sandalyelerden birine oturup bekle­meye başladı. Hemen başlayacağı söylenen gösteri bir türlü başlamıyordu. Genelde kendisi gibi gençlerin çadırı doldur­duğunu gördü. Sabırsızlananlar ıslık çalmaya, bağırmaya başlamışlardı. Nihayet takdimci sihirbazı anons etti. Sihir­bazın her gösterisinden sonra avuçları patlarcasına alkışladı. Sihirbazdan sonra sahneye çıkan dansöze hayretle baktı. Çadırda, tanıdığı bir kişinin kendisini göreceği endişesiyle utancından yanakları kıpkırmızı oldu.

Çadırdan dışarı çıktığında derin bir nefes aldı. Dükkân­ların bulunduğu yere doğru yürümeye başladı. Kastamonu'­dan, Boyabat'tan, Ayancık'tan gelen esnaflar yanında Taşköprülü esnaflar da bir haftalığına kiraladıkları dükkânlarda mallarını sergilemişlerdi. Her dükkânın önünde bir hayli ka­labalık vardı. Duvara yapıştırılan panayırın son günü yapıla­cak güreş müsabakalarıyla, at yarışlarının ilânını seyretti.

Yandaki dükkândan gelen kuyu kebabının kokusuyla acık­tığını hissetti. Dükkânın önünde çengellere asılmış, nar gibi kızarmış kuzuları seyrederken eli cebindeki harçlığa gitti. Çok az parası kalmıştı. Karnını doyurmaya yetmezdi.

 

 

Kebapçıdan ayrıldıktan sonra dükkânlar arasında gezmeye başladı. Bir süre sonra ayakları onu lokma tatlısı yapan bir dükkânın önüne götürdü. Cebindeki parasını çıkartarak saydı, içeri girdi. Parası kadar tatlı istedi. Masada oturarak tatlısını yedi. Tatlının üstüne bir bardak su içerek dışarı çıktı.

Cebinde hiç parası kalmamıştı. Biraz sonra da akşam ola­caktı. Taşköprü'ye gitmek üzere yürümeye başladı. Fayton­lara binerek panayırdan dönenleri gördükçe yorgunluğunu daha çok hissediyordu....(1)

 

(1)   Siz Hiç Kastamonu’yu Gördünüz mü?  / Mehmet Sayan

Kastamonu Belediye Başkanlığı Yayını

 

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV