banner38

banner46

banner47

02 Haziran 2020 Salı

KARANTİNA GÜNLERİ (HİKÂYE)

08 Nisan 2020, 10:50
KARANTİNA GÜNLERİ  (HİKÂYE)
Mehmet SAYAN
 Koronavirüs sebebiyle 65 yaş üstü insanlar için sokağa çıkma yasağı ilân edilip karantina günleri başladığından beri evdeki yiyeceklerle idare etmiştim. Ama artık bir şeyler aldırmam lâzımdı. Belediyenin ihtiyaçların tedariki için arayabileceklerini açıkladığı telefon numarasını çevirerek yardım istedim ve gelecek görevliyi beklemeye başladım…

Rahmetli eşim de benim gibi Kastamonulu idi. Çalışmıyordu, ev hanımıydı. Ben, ilkokul öğretmeniydim. Göl Öğretmen Okulu’ndan mezun olduktan sonra hemen atamam yapıldı.  Yurdun değişik yerlerinde görev yaptıktan sonra Kastamonu’ya atandım. Bir kızımız ve bir oğlumuz vardı. Belediyenin öncülük ettiği bir Kuzeykent’teki Huzurkent Yapı Kooperatifi’ne girerek küçük de olsa bir ev sahibi olup kiradan kurtulmuştuk.  Çocuklar liseyi bitirinceye kadar Kastamonu’daki okullarda okudular. İkisinin de okul hayatı başarılıydı. Kızımız liseyi bitirip İstanbul’da üniversite hayatına başlayınca bir devlet yurduna yerleşti. Bir yıl sonra oğlumuz da İstanbul’da bir okul kazanınca İstanbul’a tayin isteme kararı aldık. Tayinimiz oldu. Kastamonu’daki evimizi kiraya verip İstanbul’da çocukların okullarına yakın küçük bir ev tuttuk. Artık çocuklar kendi evlerinde kalacaklardı. Böylece bizler için zor bir hayat başladı… Zira İstanbul’da tek maaşla kira ödeyerek iki çocuk okutmak kolay değildi.

Üniversiteyi bitiren oğlumuzu Millî Eğitim Bakanlığı lisans üstü öğrenim için Amerika’ya gönderdi.  Oğlumuz öğrenimini bitirince yurda dönmedi. Amerikalı bir kızla evlenerek Amerika’da kaldı. Kızımız ise okulunu bitirince okul sıralarında tanıştığı bir delikanlı ile evlenerek damadın görev yeri olan Erzurum’a gitti. Biz artık hanımla baş başa kalmıştık. Emekliliğim geldiği için emekli olup Kastamonu’ya dönmeye karar verdik. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Hanım rahatsızlandı. Hanımın hastalığının kanser olduğunu öğrenmemiz hayatımızı alt üst etti. Bizim için uzun sürecek hastaneler, tedaviler süreci başladı… Bu sebeple Kastamonu’ya dönmekten vazgeçtik. Hanımın tedavisi süresinde ona yardımcı olabilmek ve maddi sıkıntılarımızı gidermek için emekli oldum.

Çocuklarla ancak telefonla görüşebiliyorduk. İkisinin de birer kız çocuğu dünyaya gelmişti.  Hanımı hastalığından çok çocuklarının ve torunlarının hasreti üzüyordu. Özellikle bayramlarda onların gelmelerini bekliyor, onlar gelmeyince de üzülüyor, ağlıyordu. Hastalık ilerlediği için artık evin hemen hemen her işini ben yapıyordum. Böylece zaman geçip gitti…

Bir sabah kalkıp kahvaltıyı hazırladım. Hanımı çağırmak üzere yatak odasına girip seslendim. Cevap vermiyordu. Onu kaybetmiştik…

Hanımın vefatı üzerine oğlum ve kızım İstanbul’a geldiler. Sağlığında onları bekleyip duran annelerinin tabutuna sarılıp ağlayan çocuklar, annelerine sağlığında nasıl hasret çektirdiklerinin üzüntünü yaşıyorlardı. Hanımın defnedilmesinden bir hafta sonra çocuklar gittiler. Artık benim için yalnız bir hayat başladı…

80 yaşıma bastığım gün dünyayı sarsıp Türkiye’ye de gelen Corovirüs sebebiyle 65 yaş ve üstü insanlar için sokağa çıkma yasağı ilân edildi. “Evde kalın” sloganıyla başlatılan karantina uygulamasına zaten kurallara uyan bir kişi olmam sebebiyle harfiyen uydum. Ama evde yiyecek bir şeyler kalmayınca mecburen belediyeyi arayıp yardım istedim. Kapının zili çalınca gidip kapıyı açtım. Yüzünde maske olan genç bir zabıta memuruydu gelen: “Amca, belediyeyi arayıp yardım istemişsiniz. Ben size yardımcı olmak için geldim. Neler istiyorsunuz?”  diye sordu. Daha önce marketten alınacak gıda maddelerinin yazılı olduğu  sipariş listesini verip: “Size zahmet olacak ama kitap ve gazete de alabilir misiniz?” dedim.  “Ne demek amca alırım tabii.” Cevabını alınca istediğim kitap ve gazetelerle ilgili liste ile siparişlerin bedeli olabilecek bir miktar parayı da verdim. Görevli, “Allahaısmarladık” diyerek ayrıldı.

İstediğim şeyleri gelinceye kadar televizyon seyredeyim diye televizyonu açtım. Haberler başlamıştı. Dünyanın değişik yerlerindeki kononavirüsle ilgili haberi izledim. İspanya’daki huzurevinde terk edilen yaşlıların yataklarında ölü olarak bulundukları haberle ülkemizdeki sokağa çıkma yasağına rağmen dışarıya çıkmış olan yaşlı bir adamla alay eden gençlerle ilgili bir haber beni çok üzdü. “Bu gençleri biz mi yetiştirdik”  diye bir öğretmen olarak üzüldüm.”

“Allah’ım, karantina günleri kısa zamanda sona ersin. Can kayıpları dursun. Ekonomi daha fazla bozulmadan, insanlar işsiz kalmadan ülkede normal hayata dönülsün …” diye dua ettim…

Kapının zili çaldı. Zabıta memuru siparişlerimi getirmişti. Teşekkür ettim. “Ne demek amca. Bir ihtiyacınız olduğunda, bir sıkıntınız olduğunda gece gündüz demeden ve hiç çekinmeden her zaman beni arayabilirsiniz.” diyerek telefon numarasını verdi. Duygulandım. Demek iyi insanlar da yetiştirmişiz diye mutlu oldum…

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV