Kadın

1930 yılından itibaren çıkarılan bir dizi yasa ile önce belediye seçimlerine katılma, sonra köylerde muhtar olma ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanınan kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları, 5 Aralık 1934'te Anayasa ve Seçim Kanunu'nda yapılan yasa değişikliği ile tanındı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı olarak yaşamak her daim beni gururlandırsa da; kadınlara, bir çok Avrupa ülkesinde tabiri caizse 'Medeniyet ülkesi'nden daha önce seçme ve seçilme hakkı verilmesi bizlerin her daim övünç kaynağı olarak.

Verildi verilmesine de; kadınlar kendisine bu hakkı verdi mi acaba?

Biz kadınlar olarak, toplumda kendimize ne kadar yer bulabildik.

Hali hazırda sıkça olmasa da başlık paralarını görüyoruz, üzülüyoruz. Köylerde kızını evlendiren aileler 'sattık' kelimesini kullanmaya devam ediyor. Bir çok alanda kızlar ve kadınlar arka planda kalıyor.

Artık bunun değişmesi lazım, ama sadece sokakta değil. Kürsüde de, bürokraside de, hayatın her alanında değişmesi lazım.

Nasıl başarırız bilmiyorum, hangi yollardan geçeriz anlamam; ama bildiğim şey şu; 'Başkan olmaktansa, başkan eşi olmayı' tercih etmemeliyiz.

Bu ülkenin yönetiminde kadınların rolü her geçen gün artmalı.

Avukatı, manavı, gazetecisi, polisi; hayatın hangi alanında olursa olsun. Söz sahibi olmalı ve kendimizi dinletmeliyiz.

Hayatın müşterek olduğunu göstermeliyiz.

Bizler, Kurtuluş Savaşı'nda ülkemizin bekası için en ön safta mücadele eden Şerife Bacıların, Halime Çavuşların, Kara Fatmaların torunlarıyız.

Bizler, İstikbali göklerde gören Atamızın, Sabiha Gökçen'leriyiz.

Biz de kahramanlar bitmez; kadının evi evde yemek yapmak değil.

Düşünmek, fikir üretmektir.

'hanımeli'nin değmediği hiç bir alan kalmamalı.

Kafamızı öne eğip birilerine karşı alttan almamalı, kafamız dik; alnımız ak bir şekilde konuşmalıyız.

Haksızlık karşısında susmamalı, ülkemizin gelişmesi için en ön safta yer almalıyız.

“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”

-Gazi Mustafa Kemal Atatürk

YORUM EKLE