banner38

banner39

banner46

banner47

banner29
16 Ekim 2019 Çarşamba

İNTİHAR

08 Ağustos 2019, 10:08
İNTİHAR
Mehmet SAYAN
Kemal: “Hadi gel seni arabayla gezdireyim” deyince: “Saat gecenin onu, yatma saati geldi. Bu saatte ne gezmesi” diye cevap verdim. Zaten bir haftadır onda daha önce hiç görmediğim olumsuz davranışlar vardı. Sık sık dalıp gidiyor, çocuklara gereksiz yere çıkışıyordu. Herhalde bu da o tip davranışlardan biri diye düşündüm. Kemal, kredi kartı borçları sebebiyle maddi sıkıntı çekiyordu. Ama o, kendine açılan, içini döken, derdini paylaşan bir insan değildi. On yıllık evliliğimiz süresince onu hiç bu durumda görmemiştim. Gururlu bir insandı. Belki sıkıntılarını ailesine açsa derdine çözüm getirebilirlerdi.

Onu kırmak istemedim Çocuklar da uyumuşlardı. “Olur, hazırlanayım çıkalım.” dedim. “Ben bir abdest alayım.” deyince “Hayrola namaz saati değil, ne abdesti bu?” diye sordum. “İnsanın ne olacağı belli olmaz. Abdestsiz dışarı çıkmayayım.” Cevabı üzerine büsbütün içime bir kuşku düştü. “Yarın Emniyet Müdürlüğüne gidip müdürüyle görüşsem faydası olur mu acaba” diye içimden geçirdim.

Birlikte apartmandan çıktık. Otomobilimiz hemen kapının önündeydi. “Ben kimliğimi unuttum, sen otur.” diyerek kapıyı açıp beni ön koltuğa oturttu. Tekrar apartmana girdi. Karlı bir geceydi. Bu yıl kış da çok sert geçiyordu. Aynı doğup büyüdükleri, evlendikleri memleketlerinin  kışına benziyordu. Oysa ki üç yıldır yaşadıkları İstanbul’da fazla kış olmazdı. Hatta çoğu zaman kar bile yağmazdı.

Kemal’le evlenmeden önce akraba idik. Beraber büyümüştük. Ailelerimiz evlenme çağına geldiğimizde bizi evlendirmeye karar verdiler. Evliliğimizin ilk iki yılını köyümüzde geçirdik. Oğlumuz da köyümüzde dünyaya geldi. Kemal’in polis olmasıyla birlikte köyümüzü terk ettik. Değişik illerde Kemal’in görevi sebebiyle dolaşıp durduk. Bu arada bir de kızımız oldu. Kemal’in atamasının İstanbul’a yapıldığında hem sevindik, hem de üzüldük. Sevindik, çünkü İstanbul’da çocuklarımızı çok daha iyi şartlarda yaşatabilir, onları imkânları iyi okullara gönderebilirdik. Üzüldük, çünkü İstanbul’da tek maaşla geçim zordu. Yaklaşık bir milyar maaş alıyor, bunun 200 milyonunun ev kirasına veriyorduk. Zaten bu fiyatla kiralık evi de zorla bir hemşehrimiz kanalıyla bulmuştuk.

Ahmet, bir yıl önce illâ da “otomobil alacağım” diye tutturdu. Her ne kadar: “Bizim otomobil neyimize, zaten zorla geçiniyoruz.” dedimse de “Bütün arkadaşlarımın var. Bir benim yok.” diye cevap verdi. Aklına koymuştu. Banka kredisi alarak otomobili aldı. Ayda 400 milyon da arabanın kredisi olarak bankaya ödemeye başladık. Birkaç ay sonra Kemal taksitleri ödemede zorlanmaya başladı. Daha sonraki aylarda da bakkala olan borcumuzu, kira paramızı aksatmaya başladı. Kemal, bankadan aldığı kredi kartlarıyla borçları kapatıyor. Ama gün geçtikçe bunalıma giriyordu. Otomobilin alınmasına karşı çıktığım için bana da bir türlü derdini söylemiyordu.

Birden bire bir silah sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. İki tarafa baktım sokakta kimse yoktu. Kafamda bir şimşek çaktı. “Yoksa!” diye dışarı fırladım. Apartman merdivenlerinden koşmaya başladım. Kemal, yatak odasında başı bir kan gölü içinde yerde yatıyordu. Elinde tabancası vardı. Çocuklar tabancanın sesine uyanmışlar babalarının başında ağlıyorlardı. “Kemal, Kemal!” diye haykırdım. Daha sonra bayılıp kalmışım. Kendime geldiğimde evin içi komşularla, Kemal’in arkadaşlarıyla dolmuştu.

Ertesi gün Kemal’i köyüne götürerek defnettik. On yıllık hayat arkadaşım beni iki çocuğumla terk edip gitmiş, giderken de bize bir mektup bırakmıştı: “Zeynep, sana ve çocuklarıma iyi bir hayat sağlayamadım. Size lâyık bir aile reisi olamadım. Yaptığım çok günah bir şey amma onurumu kaybetmiş bir insan olarak hayatımı devam ettiremeyeceğim. Ne olur beni affedin. Allahaısmarladık…” (1)

 

(1)   Meskânların Konağı / Mehmet SAYAN

Kastamonu Belediye Başkanlığı Yayını / 6. Baskı- 2013

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV