‘Mermer ocağı istemiyoruz’

İnebolu’da Ece Mermer Ltd. Şti. tarafından Aktaş Köyü mevkiine yapılması planlanan ve çevresel etki değerlendirme (ÇED) süreci başlatılan mermer ocağı için firma yetkilileri ‘halkın katılımı’ toplantısı yapmak istedi. Vatandaşlar ÇED toplantısına karşı çıkarak firma yetkililerine tepki gösterdi ve sunum yapmalarına izin vermedi. ‘Mermer ocağı istemiyoruz’ sloganları atan vatandaşlar projeye karşı çıkarak bilgilendirme toplantısına yapılmasına engel oldular.

banner72

Aktaş Köyü mevkiine açılması istenen mermer ocağı için başvuruda bulunan firma, ÇED toplantısı gerçekleştirmek istedi. Firma yetkilileri, Kastamonu Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilileri ile birlikte Başköy Köyünde bir araya geldi. Fakat burada vatandaşlar toplantının yapılmasına ve mermer ocağı açılmasına karşı çıktı. Bu nedenle köylü vatandaşlar ÇED toplantısında bilgilendirme sunumunun yapılmasına izin vermediler.

“HER YER BİTTİ SIRA BURAYA MI GELDİ!”

Köy konağında gerçekleştirilmek istenen ÇED toplantısı için bir araya gelen köylü vatandaşlar, ellerindeki dövizlerle seslerini duyurmaya çalıştı. Dövizlerinde üzerlerine ‘Havama suyuma dokunma’, ‘Mermer ocağına hayır!’, ‘Yaşamak istiyoruz!’, ‘Arılarıma dokunma!’, ‘Her yer bitti sıra buraya mı geldi!’ sloganları yazıldı.

Toplantısının açılış konuşmasını yapan Kastamonu Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ÇED Şube Müdürü Ayhan Aydın; “Toplanmamızın nedeni ÇED yönetmeliği kapsamında başvuru yapılan projeyle ilgili yörenin en yakın yerleşim yerinde halkı bilgilendirmek, düşünce ve önerilerinizi dinlemek içindir. Öncelikle bu sürecinin nasıl işleyeceğinden sizlere bahsetmek istiyorum. Öncelikle bu mermer ocağının yapılacağı alana ruhsat düzenleniyor, bu ruhsatta mermer ocağı işlemek için alınan bir ruhsattır. Akabinde ruhsat alındıktan sonra firma tarafından ÇED yönetmenliği kapsamında projenin büyüklüğüne göre bakanlığa başvuru yapılıyor. Öncelikle halkın katılım toplantısını yaptıktan, sizlerin görüş ve önerilerini aldıktan sonra bakanlık firma ÇED raporu hazırlatılacak ve bakanlığımızın ve Kastamonu Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğümüzüm sayfalarında sizlerin görüşlerinin de olduğu bu rapor yayınlanacaktır. Buradaki amacımız CED sürecine sizleri de dahil etmektir. Yani burada yapılmak istenen projede neler olacak, kapasite ne olacak, nerelere çalışılacak ve bu yöre de sizlerin hassasiyetleri var mı? bunları değerlendirmek için sizlere söz vereceğiz ve sizleri dinleyeceğiz. Buradaki amacımız, sizlerin söylediklerini not alacağız ve bu değerlendirmeleri bakanlığımıza ileteceğiz. Bu projenin başlangıcı bu toplantıdır ve henüz bir verilmiş bir karar yoktur. Bu toplantı yapıldıktan sonra firmanın hemen o alanda çalışmaya başlayacak anlamına gelmemektedir. Bu toplantıdan sonra yetkili kurumlarımız CED olum yâda olumsuz diye bir karar verecektir. Bu toplantı da resmi bir toplantıdır. Söyledikleriniz ve bütün hepsi tutanak altına alınacaktır” dedi.

“MERMER OCAĞI ÇEVRESİNDEKİ CANLILARIN YAŞAMASINI İMKÂNSIZ HALE GETİRİR”

Belören Köyünden Ramazan Yılmaz ise; “Türkiye'nin başının belası, orman ve doğa katili mermer çıkarmak için güzelim ormanlarda, dağlarda açılır bu ocaklar. Ağaçlar kesilir, dağlar oyulur. Bu ocaklar arkasında beyaz oyuklar, kir ve toz bırakır. Suyu kirletir, havayı kirletir. Ağaç ve çiçekleri kirletir. Yani bunun sonucunda kaybeden İnebolu olur. Bu tür ocaklarda mermer çıkarıldıktan sonra kalan pasanın döküldüğü alanların kayması sonucunda kayan toprak, mermer ve taş parçaları bitkilere, meyve ağaçlarının üzerine yığılarak zarar verir. Dere yatağındaki taşkın arazilerinde önlem alınmadan depolama yapılıyorsa taşan sular da tarım arazilerinibasar. Mermer atığı (mermer çamuru) kalsiyum oksitten, kalsiyum karbonattan oluşur, bu da dere yatağına bırakıldığında çevresindeki canlıların yaşamasını imkânsız hale getirir. Atıkta bulunan karbonik asit de asit yağmuru etkisi yapar. Yani bugün temiz olarak kana kana içip içirebildiğimiz ve bahçelerimizi suladığımız suyumuz kirlenmiş olur.  Mermer ocaklarının neden olduğu ormansızlaştırma sonucunda alan tek bir parçaya dönüştüğü, doğal arazi dokusunun parçalanmasının biyolojik çeşitliliği azalttığı, mermer ocağının açılmasının sonuçlarından bir kaçıdır. Gelelim asıl konuya; mermer ocaklarında yapılan dört işlem var ki, çevre üzerinde ciddi etkilere neden olur” diye konuştu.

“ATALARIMIN MİRASINI KİMSEYE YEDİRMEM”

Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü; “Patlatmalar, küçük şiddetli depremlere eşdeğer. Bu patlamalar önemli ölçüde toz emisyonuna ve yeraltı su tabakasında ve akifer yapısında bozulmalara neden olur. Ayrıca gürültü kirliliği oluşur ve rüzgâra bağlı olarak havaya karışan tozlar hava kalitesini de bozar. Taş ocağı için yapılan patlatmalar sonucunda topraktaki su buharlaşır. Patlama sonucunda içyapıya erişen yağış suları, kalsiyum karbonatı eritir. Bu erime sonucunda çevredeki suyun derinlere ilerlemesine yol açar. Su kaynaklarını kullanan çiftçiler ve yakındaki tesisler zarar görür. Aynı zamanda taş ocağındaki patlatmalarda yakın çevredeki evlerin duvarlarının çatladığı görülmüştür. Kırma ve eleme işlemleri de toz emisyonuna neden olur. Taşıma da çevreye toz emisyonuna neden olur. Yerleşim alanı içerisinden geçirilen kamyonlar taşıma esnasında yerleşim alanını da toz içinde bırakır. En önemli etkilerden birini oluşturan tıraşlama ve kazı da fauna ve florayı yok eder. Akiflerde çatlaklar oluşur, yeraltı su tabakası kirlenir ve yüzeysel su kaynakları kurur. Mermer ocaklarından yayılan tozlarda bulunan 2,5 mikrondan küçük parçacıklar akciğerlere kadar girer. Böylece metal bileşikleri doğrudan akciğerlere taşınmış olur. Ayrıca bitkileri de toz kapladığı için bitkilerin fotosentez yapmasını ve çiçeklenme döneminde döllenmeyi önler. Uluslararası Çevre Araştırmaları ve Halk Sağlığı Dergisi’nde yer alan araştırmaya göre mermer ocakları yakınında yaşayanların yüzde 98’i evlerinde toza maruz kaldıklarını, yüzde 85’i arazinin tahrip olduğunu, yüzde 97’si bitki yapraklarının tozla kaplı olduğunu, yüzde 92’si mahsul yetiştiremediğini belirtiyor. Aynı zamanda mermer ocakları yakınında yaşayan kişilerde sağlık sorunları da dikkat çekiyor. Toza maruz kalan kişiler arasından yüzde 22 oranında yüksek göz ve burun alerjisi, yüzde 17’sinde göğüste sıkışma, yüzde 9’unda kronik öksürük sorunları görüldü. Bu nedenlerden dolayı uzmanlar, mermer ocağı işletmeleri ormanlar ve su üretim yerleri dışında, yerleşim alanlarına uzak ve ağaçlandırılamayacak olan kayalık arazilerdi açılması gerektiğini vurguluyor. Atalarımın mirasını devam ettirmeye çalışıyorum. Siz benden bu mirası almak istiyorsunuz mermer ocağı açarak. Atalarımın mirasını kimseye yedirmem.”

“ARILARIMIZ ÇOK BÜYÜK ZARAR GÖRECEK”

Bal Üreticileri Kooperatifi Başkanı Salih Kara; “Aktaş Köyü ve çevre köylerinde 1,200 adet kayıtlı arımız bulunmaktadır. Bu arılarımız mermer ocağının yapılması ile ağaçlardaki çiçeklerimiz yok olacaktır ve çevremiz kirlenecektir. Dolayısıyla mermer ocağından bütün arılarımız çok büyük zarar görecektir. Yaptığımız araştırmalarda da mermer ocaklarının olduğu yerde bütün arıcılar zarar görmüş ve ölmüştür. Biz mermer ocağına kesinlikle karşıyız” dedi.

“4 KİŞİNİN CEBİ DOLACAK DİYE DOĞAMIZI, YEŞİLLİĞİMİZİ KİMSEYE YOK ETTİRMEYİZ”

Uluyol Köyü Muhtarı Cemal Karaahmetoğlu da; “İnebolu’muzun ve Ayva Köyümüzün su kaynağı mermer ocağının yapılacağı yerin altından geçiyor. Mermer ocağı yapılacak olan yerde bir yığın araç var, bize Orman İşletme Müdürlüğü oradan bir kuru ağacı bile kestirmiyor. Neden kesmiyor, içerisinde böceği var, kuşu var, her şeyi var. Peki siz ne yapacaksınız peki, 100 hektar alanı yok edeceksiniz. Biz köyümüzde arıcılık yapıyoruz, hayvancılık ve çiftçilik yapıyoruz. İstanbul’da bizim nefes darlığı ve KOAH hastası olan vatandaşımız köyüne yaşamak için geliyor. Biz mermer ocağının açılmasına da yapılmasına karşıyız. Bu iş bizim köyümüzde kesinlikle olmaz. Neden olmaz diye sorarsanız da, burada 4 kişinin cebi dolacak diye biz doğamızı yeşilliğimizi kimseye yok ettirmeyiz. Bu mermer ocağının buraya yapılmasını kesinlikle istemiyoruz. Biz köylü vatandaşımız bütün geçimini patates, soğan, marul satarak geçimi sağlıyor. Bizim köyümüzün ve İnebolu’muzun bütün suyu, doğamızın içerisinden mermer ocağının yapılacağı alandan geçiyor. Biz kesinlikle mermer ocağına karşıyız” şeklinde konuştu.

“DOĞADAN BESLENEN HAYVANIMIZIN SÜTÜNÜ KİREÇSİZ İÇELİM”

Başköy sakinlerinden Mehmet Hamaloğlu; “Köyümüze mermer ocağının yapılmasını istemiyoruz. Bizi kendi halimize bırakın köyümüzde yaşayalım. Biz köyümüzde üç tane arı besleyelim yaşayalım, biz köyümüzde beş tane hayvan besleyelim yaşayalım. Biz doğadan beslenen hayvanımızın sütünü kireçsiz içelim. Biz bu mermer ocağının köyümüze yapılmasını istemiyoruz, karşıyız” dedi.

Toplantı sonunda “Toplantıya katılım sağlayan tüm katılımcılar yörelerinde açılması planlanan mermer ocağını kesinlikle istemedikleri yönünde görüş bildirmişlerdir” şeklinde tutanak tutuldu.

Gerçekleştiren ÇED Toplantısına; Kastamonu Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü CED Şube Müdürü Ayhan Aydın, ÇED Raporunu hazırlayan JUDA Madencilik Şirketi Çevre Mühendisleri Kübra Kılıç Alsaç, Orhan Alsaç, Jeoloji Mühendisi Koordinatör Burcu Koç, İnebolu Orman İşletme Müdür Yardımcısı Ali Oral Koçak, İnebolu Belediyesi Su İşleri Şefliği, İnebolu Çevre platformu yönetim kurulu üyeleri, İnebolu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Kerim Daşçı, sivil toplum kuruluşları ve köy halkı katıldı. (İnebolu Postası)

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2022, 15:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER