banner38

banner39

banner46

banner47

banner29
19 Eylül 2019 Perşembe

SENDİKALARDAN HÜKUMETİN MEMURA YENİ ZAM TEKLİFİNE TEPKİ

SENDİKALARDAN HÜKUMETİN MEMURA YENİ ZAM TEKLİFİNE TEPKİ

21 Ağustos 2019 Çarşamba 09:55
 SENDİKALARDAN HÜKUMETİN  MEMURA YENİ ZAM TEKLİFİNE TEPKİ



Eğitim-Sen Kastamonu Şube Başkanı Fikret Tufanyazıcı

Bu teklifi kabul etmek mümkün değildir

KESK Kastamonu Şubeler Platformu adına açıklama yapan Eğitim-Sen Kastamonu Şube Başkanı Fikret Tufanyazıcı, dün yaptığı yazılı açıklama ile hükümetin hükümetin 5. Dönem Toplu Sözleşmesi kapsamında memur ve memur emeklisine 2020'de yüzde 4+4, 2021'de yüzde 3+3 zamdan oluşan yeni teklifini kabul etmenin mümkün olmadığını söyledi.

Fikret Tufanyazıcı yaptığı yazılı açıklamada şu ifadere yer verdi; “Bilindiği üzere 2020-2021 yıllarını kapsayan 5. dönem toplu sözleşme görüşmelerinde Kamu İşveren Heyeti 16 Ağustos’ta teklifini açıklamıştır. Söz konusu teklife göre 2020 yılının ilk altı ayı için %3,5, ikinci altı ayı için %3, 2021 yılının ilk altı ayı için %3 ikinci altı ayı için %2,5 gibi tüm maaş zammı oranları ile 3 milyon kamu emekçisi ve 2 milyon kamu emekçisi ile açıkça alay etmiştir. Ayrıca Kamu İşvereni teklifinde sadece 2020, 2021 maaş arışı oranlarına yer verilmiş, kamu emekçilerinin yıllardır çözüm bekleyen onlarca sorununa ve hizmet kolları toplu sözleşmelerine ilişkin tek cümle dahi edilmemiştir. Önceki gece saatlerinde yandaş konfederasyon Genel Başkanı ile görüşen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk Kamu İşvereni adına yeni tekliflerini sunmuştur. Buna göre maaş artış oranları toplamda sadece %2 artırılarak,  2020 yılı için %4 + %4, 2021 yılı için ise %3 + %3 olarak revize edilmiştir. Günlük bir çay parasına bile denk gelmeyen artışla kamu emekçileri ve emeklileri ile dalga geçilmeye devam edilmektedir. Maaşlarımızın ‘revize’ adı altında sefalet oranlarında artırılmasını öngören bu teklifi kabul etmek mümkün değildir. Buna rağmen yandaş konfederasyon yönetimi,  hükümetin kamu emekçileri ile alay eden teklifini sadece hedeflenen enflasyon rakamlarının altında kaldığı için eleştirmekle yetinmektedir.  Söz konusu eleştiri bugüne kadar yaşadığımız kayıpları görmekten uzak, kısır bir değerlendirmeden ibarettir.  Çünkü her şeyden önce yıllardır tüm emekçi kesimler gibi kamu emekçileri ve emeklikleri de TÜİK’in çarpık enflasyon rakamlarına, hiçbir zaman tutmayan enflasyon hedeflerine mahkum edilmiştir. Oysa her zaman altını çizdiğimiz üzere bizler için asıl olan TÜİK vasıtası ile Ali Cengiz oyunları ile düşük tutulan çarpık enflasyon rakamları değil, mutfakta, çarşıda, pazarda yaşadığı gerçek enflasyondur. Yaşanan gerçek enflasyon ile TÜİK’in açıkladığı rakamlar arasındaki uçurum yıllardır maaşlarımızı eritmeye devam etmektedir. Dolayısıyla iktidarın “işçiyi, memuru enflasyona ezdirmedik” sözlerinin hiçbir karşılığı yoktur. Çünkü işçiyi, memuru, dar gelirli, asgari ücretli, emekliyi TÜİK vasıtası ile açıklanan enflasyon değil,  hayatın gerçek enflasyonu ezim ezim ezmeye devam etmiştir. Geçtiğimizi sekiz yılı kapsayan dört dönemde ‘toplu sözleşme’ adı altında yandaş konfederasyon yönetimi ile hükümet arasında varılan mutabakatlarda hedeflenen enflasyon rakamlarına, TÜİK enflasyonuna,  hatta 2014 yılında olduğu gibi bu rakamların bile altındaki mutabakatlara imza atılmıştır.  “Sizin katkınız olmadan bu büyüme rakamlarına ulaşmazdık” diyenler bizlere bir iki puanlık refah payını bile çok görmüştür. Böylece kamu emekçileri ve emeklikleri olarak reel gelirimiz son on yıl içinde en az %40 eritilmiştir. Maaşlarımızda yaşadığımız bu erimeyi gidermeyen, temel sorunlarımıza çözüm üretmeyen hiçbir teklifin gerçekte bir karşılığı yoktur. Sadece son bir yıl içerinde dört kişilik bir ailenin açlık sınırında 350 TL artış yaşanmıştır. İğneden ipliğe zam furyası hız kesmeden devam etmektedir. Son iki ay içinde elektriğe, doğalgaza %15 zam gelmiştir.  Tütün ürünleri son iki haftada %20 zamlanmıştır.  Buna rağmen hükümet 1 hafta önce sahnelenen kamu işçileri toplu iş sözleşmesi oyununu kamu emekçileri toplu sözleşmesinde de yenilemenin, açlık sınırının 2.100, yoksulluk sınırının 6.800 TL’yi aştığı, emekçi kesimlerin yaşadığı gerçek enflasyonun %30’ları bulduğu koşullarda toplam 5 milyon kamu emekçisine ve emeklisine, aileleri ile birlikte 20 milyonluk devasa bir kitleye sefalet, yoksulluk, güvencesizlik teklif etmektedir. Yıllardır sermayenin, patronların bir dediğini iki etmeyenler,  Hazinenin ‘kefen parası’ olarak tabir edilen İhtiyaç Akçesine kadar halkın tüm kaynaklarını sermayenin, yandaş müteahhitlerin emrine sunanlar sıra işçiye, kamu emekçisine, asgari ücretliye, emekliye gelince ‘kaynak yok’ demektedir. Üstelik hükümetin toplu sözleşme teklifi sadece sefalet oranlarında maaş artışı ile de sınırlı değildir.  Kadrolu-güvenceli çalışma, gelir vergisinde ve ek göstergede adalet, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, kayırma ve torpile son verilerek kariyer ve liyakatin temel alınması başta olmak üzere yıllardır yaşadığımız sorunlara, hizmet kolları toplu sözleşmelerine ilişkin hala tek cümle dahi edilmemiştir.

“KENDİNİ “YETKİLİ” ZANNEDENLERİ UYARIYORUZ”

KESK olarak,  toplamda beş milyonluk geniş bir kesimin beşte birini üye yaptığı için kendini “yetkili” zannedenleri uyarıyoruz. Bugün böbürlendiğiniz noktalara nasıl geldiğinizi, sırtınızı nerelere dayadığınızı, mevcut anti demokratik yasalardan,  gerçek, evrensel toplu pazarlık sisteminden uzak köhne sistemden nasıl nemalandığınızı dünya alem biliyor. Bugün iki saatlik göstermelik bir iş bırakma eylemi ile; geçmiş kayıplarımızı gözetmeyen, insanca yaşamaya yetecek bir maaş yerine 5 milyonu aşkın kamu emekçisinin ve emeklinin maaş artışında çıtayı enflasyon hedeflerine çekmiş, kendi üyesi olmayan kamu emekçilerini dayanışma aidatı dayatarak sadece kendi üyeleri için iki kat tutarında toplu sözleşme ikramiyesi talep etmiştir. Ne kadar ‘tarihi başarı’ nutukları atarsanız atın bugüne kadar danışıklı dövüş oyunlarından sonra imzaladığınız mutabakatların bedelini kendi üyeleriniz de dahil beş milyon kamu emekçisi ve emekli ödemiştir. Ödemeye de devam etmektedir.  Hiçbir kamu emekçisinin tarihe kara bir leke olarak geçecek yeni bir satış sözleşmesine tahammülü kalmamıştır. Dolayısıyla hiç kimsenin 3 milyon kamu emekçisine, 2 milyon kamu emekçisi emeklisine sefalet artış oranları dayatan,  temel hiçbir sorununu çözmeyen, aksine hepimizle alay edilen bu teklifi kabul etmeye, müzakereye değer görmeye yetkisi yoktur. Bunun için yetkinin asıl sahiplerini, sendikalı, sendikasız tüm kamu emekçilerini, sefalete terk edilen emeklileri yeni danışıklı dövüş oyunlarına karşı haklarına sahip çıkmaya çağırıyoruz. Halktan Yana Bir Kamu Hizmeti, Güvenceli İstihdam-Güvenli Gelecek, Demokratik- Adil Bir Çalışma Yaşamı, İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret ve tüm taleplerin hayat bulması için Gerçek Bir Toplu Pazarlık Hakkı için birlikte mücadele etmeye,  yeni bir satış sözleşmesine izin vermemek için yan yana, omuz omuza olmaya davet ediyoruz.” (Bülten)

Eğitim-İş Kastamonu Şube Başkanı Ahmet Tevfik Bal

Öneriyi reddediyoruz

Birleşik Kamu İş Kastamonu İl Temsilcisi ve Eğitim-İş Şube Başkanı Ahmet Tevfik Bal, hükümetin 5. Dönem Toplu Sözleşmesi kapsamında memur ve memur emeklisine 2020'de yüzde 4+4, 2021'de yüzde 3+3 zamdan oluşan yeni teklifini reddettiklerini söyledi.

Konu ile ilgili olarak yazılı bir açıklama yayınlayan Ahmet Tevfik Bal şu ifadeleri kullandı; “Sözde Toplu Sözleşme görüşmelerinin ekonomik krize, enflasyona, büyüme rakamlarına ve gerçekçi ülke koşullarına göre belirlenmediği ortadadır. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; kamu emekçilerine ve emeklilerine 2020’de yüzde 3,5+3, 2021’de ise yüzde 3+2,5'luk ilk önerinin ardından yapılan 2020 için 4+4, 2021 için de 3+3'lük sözde revize edilmiş öneriyi reddediyoruz. Yaşam şartlarının ağırlaştığı, işsizlik ve pahalılık koşullarının mutfakları kavurduğu ülkemizde, doğal gaza, elektriğe, benzine, gıda maddelerine, ulaşıma vs. fahiş oranlarda zam yapılırken, Türk Lirası Dolar ve Euro karşısında erirken, yurttaşların alım gücü günden güne azalırken AKP hükümeti,  kamu emekçilerine reva gördüğü bu zam oranlarıyla alay etmektir. Daha da kötüsü kamu emekçilerinin payına ekonomik olarak fazladan günlük yine 1 simit ve 1 çay parası hesabı layık görüldü. Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı, asla kamu emekçilerinin temsilcisi olamaz. Sözde Toplu Sözleşme sürecinde resmi olarak imza yetkisine sahip tek konfederasyon olan Memur-Sen’in ne kamu emekçilerinin önceki sözleşmelerden gelen kayıplarını ne de krizin yüküne karşı emekçileri koruyacak bir maaş zammı ve sosyal haklar talebini umursamadığını buçuklu rakam kazığı göstermektedir. AKP'nin memur sendikası Memur-Sen, kamu emekçilerine kendi tekliflerinin yarısını dahi etmeyen zam teklifini kabul edecektir. Ancak her dönemde olduğu gibi bu dönemde de “kazanımlar sağladık” aldatmacası ile emekçilerin gözlerini boyamak için ya buçuklu rakamları revize edecek ya da satış sözleşmesini imzalayacaktır. Sendikal bürokrasinin ve yandaş konfederasyonların,  rakam kazığı yokmuş gibi davranılamaz. Memur-Sen’in tavırları ne yazık ki emekçilerden yana olmadı.  İktidar tarafından desteklenen yetkili sendika olmanın yandaşlığını sergilemesi açısından üstüne düşeni fazlasıyla yapmaktadır. Hükümetin; kamu emekçilerine ve bir bütün olarak tüm yurttaşlara karşı bu kadar pervasız olmasının kaynağı yetkili konfederasyonun satış başarısıdır. Yandaş konfederasyon, kendi tekliflerinin bile arkasında duramamaktadır! Grev hakkı olmadan oturulan sözde “Toplu İş Sözleşmesi” masası bu yıl da orta oyunundan öteye geçip, tam bir çadır tiyatrosuna dönüşmüştür. Yandaş konfederasyon ile AKP hükümeti kendi yazdığı tiyatro oyununu çok kötü oynamaktadır. Adına “toplu iş sözleşme görüşmeleri” denilen,  hükümet ve yandaş konfederasyon arasında yapılacak olan “danışıklı görüşmelerden” kamu emekçileri adına herhangi bir kazanım çıkmasını zaten beklemiyorduk. Zira ortada ne gerçek bir toplu iş sözleşmesi görüşmesi ne de toplu pazarlık masası bulunmaktadır. Her şey bir orta oyunundan ibarettir ve öyle de devam etmektedir. O masada kamu çalışanlarını temsil eden olan yandaş konfederasyonun, göbekten bağımlı olduğu hükümete karşı, en ufak bir direnç gösteremeyeceğini tüm kamu emekçileri önceki Sözde Toplu Sözleşme süreçlerinden iyi bilmektedir. Türkiye, zor bir ekonomik kriz döneminden geçiyor. Enflasyon yükseliyor, paramız değer kaybediyor, vatandaşın satın alma gücü eriyor, ekmeği her geçen gün küçülüyor. Ülkedeki tüm çalışanların kemer sıkma politikasına kurban gittiği, işçinin, kamu emekçisinin ve emeklilerin yaşam şartlarının zorlaştığı koşullar yaşanmaktadır. Siyasal iktidarın bu ekonomik koşullarda kamu emekçilerine utanılacak bir zam verme teklifi ve cesareti yandaş konfederasyonun sessizliğinden ve göbek bağından kaynaklanmaktadır. Hükümetin hiçbir zaman gerçekleşmeyen enflasyon hedefinin bile altında kalan bu önerinin tartışılacak bir yanı yoktur.

“SÖZDE TOPLU SÖZLEŞME MASASINA OTURAN BU KONFEDERASYON KENDİSİNİ YETKİLİ YAPAN AKP İKTİDARINA TESLİM OLMUŞTUR”

Ortaya çıkan bu durumdan AKP hükümeti ile emrindeki Memur-Sen sorumludur. Kamu emekçileri adına Sözde Toplu Sözleşme masasına oturan bu konfederasyon kendisini yetkili yapan AKP iktidarına teslim olmuştur. AKP iktidarı ile yandaş konfederasyon arasında yapılan Sözde Toplu Sözleşmede tüm kamu emekçileri geçmişte olduğu gibi bugün de enflasyonun altında ezdirilmekle kalmadı, yüzdelik dilimlerle ücretli kölelik koşulları dayatıldı. AKP hükümetinin ve yandaş konfederasyonun yüzdelik zam aldatmacasının ve Sözde Toplu Sözleşme görüşmelerinin sonlandırmasını; TİS’i ekonomik krize, enflasyona, büyüme rakamlarına ve gerçekçi ülke koşullarına göre belirlenmesini istiyoruz. AKP hükümetinin övgülerini ve desteğini alarak sendikacılık yapanların buçukluk zamlarla kamu emekçilerini tekrar satması utançtır ve sendikal tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. Kamu emekçilerinin; 3600 ek gösterge talebine, vergi adaletsizliğine, zam talebine, kamu emekçilerinin ekonomik, mesleki, örgütsel ve sosyal haklarına çözüm getirilmelidir.  Kamu emekçilerinin 2002 yılından bu yana karşı kaşıya kaldığı kayıplar yüzdelik zamlara göre değil taban aylığına gerçekçi enflasyon oranında iyileştirme yapılarak düzenlenmesini istiyoruz. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; 2020-2021 yılları için açıklanan Sözde Toplu İş Sözleşme maaş zamlarıyla ilgili hükümlerini yeniden gözden geçirmeye ve zam oranlarının kamu çalışanlarının insanca yaşanacakları şekilde yeniden belirlemeye çağırıyoruz.”
(Haber Merkezi)


    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV