banner38

Müzik indir

banner46

banner47

07 Temmuz 2020 Salı

SALDIM ÇAYIRA, MEVLAM KAYIRA

1 Haziran itibariyle kontrolsüz bir gevşeme sürecine giren Türkiye, seyahat kısıtlaması ve 14 günlük karantina uygulamasının da sona ermesiyle birlikte, sosyal mesafe ve hijyen kurallarından uzak bir yaşam tarzıyla yeni dünya düzenine merhaba dedi.

04 Haziran 2020 Perşembe 10:09
SALDIM ÇAYIRA, MEVLAM KAYIRA


 

1 Haziran itibariyle kontrolsüz bir gevşeme sürecine giren Türkiye, seyahat kısıtlaması ve 14 günlük karantina uygulamasının da sona ermesiyle birlikte, sosyal mesafe ve hijyen kurallarından uzak bir yaşam tarzıyla yeni dünya düzenine merhaba dedi.

“Yaşam” mücadelesinin “Geçim” mücadelesine dönüştüğü bu günlerde, ölümden çok eve ekmek götürememekten korkan bir çok vatandaş için, hükümet yetkilileri ve uzmanlar tarafından yapılan uyarıların hiç ama hiç bir önemi yok.

Yasakların kaldırılmasının ardından geçtiğimiz iki günde şahit olduğum bazı olaylar ve birçok ilden gelen haberler, “Yaşam ve Geçim” arasındaki önem sıralamasında yaşanan değişime ilişkin bu tezimi doğrular nitelikte.

Bir de; Bu süreçte kendilerini söz sahibi sanan ve onları “Herbokolog” olarak tanımladığımız çok bilmişlerimiz var. Tartışma programlarının vazgeçilmezleri olan bu isimler, ekonomik krizden darbe girişimine, siyasetten baskın seçim söylentilerine, biyolojik savaştan özel kodlanmış çiplere, virüs genetiğinden aşı hazırlıkları ve komplo teorilerine kadar her konuda bilgi sahibi olduklarını iddia ederek konuşma cüreti gösterebiliyorlar.

Durum böyle olunca da halk doğru bilgiye ulaşmakta zorluk çekiyor.

NEYİ KİMDEN SAKLIYORSUNUZ?

Bilgi kirliliği ve doğru bilgi demişken; Kastamonu’da yaşayan bir gazeteci olarak Çorum, Karabük, Bartın, Çankırı ve Zonguldak gibi komşu illerimizdeki günlük test, pozitif vaka, ölüm ve taburcu sayılarını günü gününe öğrenebiliyorken, kendi memleketimizde bu bilgilere muhtaç yaşamak da bir hayli enteresan. Sosyal medyadaki bilgi kirliliği, gazetecileri ve hatta bazı bürokratları dahi birbirine düşüren dedikodular, yeni karantina iddiaları ve diğerleri...

Yazılı da olsa bir açıklama yaparak mevcut durumu özetlemek, insanları doğru bilgilendirmek ve bu tartışmalara bir son vermek bu kadar zor mu? Neyi kimden saklıyorsunuz? Bu anlamda konuyla ilgili tüm yetkilileri, tıpkı diğer illerde olduğu gibi insiyatif kullanarak açıklama yapmaya davet ediyorum. Aksi taktirde bu bilgi kirliliği, dedikodu ve karşılıklı tartışmaların ardı arkası kesilmeyecek. Sessiz kalarak aynı zamanda şuana kadar büyük bir başarıyla sürdürdüğünüz süreç yönetimine de zarar vermiş oluyorsunuz.

NÜFUS PATLAMASI

Toplu taşımadaki yolcu sayısı kısıtlamasının da kaldırılmasıyla, özellikle Kastamonu’dan İstanbul’a ve İstanbul’dan da Kastamonu’ya müthiş bir yolcu trafiği başladı. Şuan itibariyle 15 Haziran’a kadar İstanbul ve Kastamonu arasındaki karşılıklı tüm seferlerin doluluk oranının yüzde 90 seviyesinde olduğu ifade ediliyor. Önümüzdeki hafta açılması planlanan havayolu ve büyük bir hızla devam eden toplu taşımaya ek olarak özel araçlarıyla il merkezi, ilçeler ve köylere akın edecek vatandaşların sayısal çoğunluğunu da düşündüğümüzde, önümüzdeki bir ay içerisinde il geneli nüfusumuzun 500.000’in üzerine çıkabileceği öngörülüyor. Kurban Bayramı öncesi ve sonrası ise bu sayının katlanarak artmasından endişe ediliyor. Bu hızlı nüfus artışını, sadece il girişlerinde ateş ölçerek kontrol atında tutabilmek mümkün değil. Yetkililerimizin bu anlamda yeni tedbirler almaları şart. Aksi taktirde geri dönüşü ve telafisi mümkün olmayan sonuçlarla karşı karşıya kalırız.

UZMANLAR UYARIYOR

Şuana kadar bu virüsün tam 16 kez mutasyona uğradığını açıklayan bilim adamları, önümüzdeki günlerde yaşanacak ikinci bir dalganın tüm dünyayı etkisi altına alacağını duyurmuştu. Bundan bir hafta önce tıpkı Türkiye gibi normalleşme sürecinin ilk adımlarını atan Güney Kore’nin bir çok şehrinde yeniden olağanüstü hal ilan edildi. 30’a yakın yerleşim yerinde süresiz sokağa çıkma yasağı ilan edilen ülkede, başkent Seul başta olmak üzere bir çok şehirde pozitif çıkan test sayılarında birinci dalgaya oranla yüzde 40’lık bir artıştan söz ediliyor. Bir çok Avrupa ülkesinden de buna benzer haberler geliyor. Türkiye'deki salgının şuan itibariyle kontrol atında tutulduğunu ifade eden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son yaptığı açıklamada normalleşme süreci ile ilgili olarak atılan adımların asla bir kontrolsüz gevşemeye yol açmaması gerektiğini vurgulamış ve tüm vatandaşların maske, sosyal mesafe ve tüm hijyen kurallarına uymaları gerektiğini söylemişti. Bu sürecin asla hafife alınmamasını isteyen Bakan Koca, yaşanacak ikinci bir dalgaya karşı da alınacak kişisel tedbirlerle hazırlıklı olunmasını istemişti. Fahrettin Koca başta olmak üzere bir çok Bilim Kurulu üyesi ve uzaman da bu anlamda vatandaşların çok dikkatli olmaları gerektiğine dikkat çekiyor. İkinci dalganın bir çok ülkede görülmeye başladığı bu günlerde, turizm sezonunun açılması ve yurt dışı uçuş kısıtlamasının da ortadan kalkması halinde nasıl bir tehditle karşı karşıya kalacağımızı siz düşünün.

KOMPLO TEORİLERİ

Koronavirüs gerçeğinin yanı sıra; Tek merkezden yönetilecek yeni bir dünya düzeni, digital para, yapay zeka, robotik devrimler, Biyometrik çipler, 5G teknolojisiyle ilgili ortaya atılan çarpıcı iddialar ve buna benzer sayısız komplo teorisini de izliyor ve dinliyorsunuz. Alanında uzman bir çok akademisyen, araştırmacı ve analist tarafından ortaya atılan bu iddialara ilişkin henüz somut bir şey yaşamış ve görmüş değiliz ancak, burnumuzun dibindeki Koronovirüs gerçeğinden de günden güne uzaklaştırılıyoruz. Bu süreçte algı operasyonlarıyla halkın ilgisini başka yönlere çekmek isteyen düşmanlarımızın da olduğu gerçeğini asla unutmayalım. Tüm dünyanın görünmez bir düşmanla verdiği bu amansız mücadeleyi büyük bir başarıyla sürdüren Türkiye, umarım bundan sonraki süreci de kontrol atında tutarak tüm dünya ülkelerine ikinci bir ders verir. Bu başarı tek başına hükümetin bir başarısı değildi elbette. Yetkililer tarafından alınan tüm tedbir ve yasaklara büyük bir özenle uyan vatandaşlar, ülkenin bu virüs illetini kısa zamanda kontrol altına almasına vesile oldu. Bundan sonraki süreçte de en büyük görev yine vatandaş olarak bizlere düşüyor. Bu bilinçle hükümetimiz tarafından alınan tedbir ve yasaklara harfiyen uymalı, uymayanları ise uyarmalıyız. Başka çaremiz yok.

SALDIM ÇAYIRA, MEVLAM KAYIRA

Yeni atılan normalleşme adımları sonrası yaşanan kontrolsüz gevşeme, ekonomik kriz, komplo teorileri, algı operasyonları ve sosyal medyadaki bilgi kirliliği nedeniyle nasıl hareket edip kime inanacağını şaşıran güzel ülkemin temiz kalpli insanları, çareyi “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” düsturunda bularak attı kendini dışarı. Maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallarını hiçe sayan bu düşünce yapısındaki insanlarımızın ülke genelindeki sayısal çoğunluğu ise, milyonla ifade edilebilecek düzeyde. Hal böyle olunca da, kurallara uyup dua etmekten başka bir şansımız kalmıyor.

Ne diyelim;

“Saldım Çayıra, Mevlam Kayıra”

Barış Kılınçkıran

Anahtar Kelimeler: MEVLAM KAYIRASALDIM ÇAYIRA

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV