banner38

banner39

banner46

banner47

banner29
18 Ocak 2019 Cuma

MHP Kastamonu İl Başkanı Yüksel Aydın BANA İNANACAKSINIZ

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) il yönetimi dün Merkez ilçeye bağlı mahalle muhtarları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile kahvaltıda bir araya geldi. 31 Mart’ta gerçekleştirilecek olan yerel seçimler öncesi muhatalara gündeme dair değerlendirmeler yapan MHP İl Başkanı Yüksel Aydın, “Bizi değerlendirirken çok cimri davranıyorsunuz. Yani bizi bir yere koymuşsunuz yüzde 10-15 gibi Allah aşkına biraz daha dönün bizden tarafa. Birde biz yönetelim ne olacak ki. Yine siz bilirsinizde, bazen söylüyorum ya kraldan çok kralcı var diye. Siz köyünüzde benide desteklemeyin alani olarak hoş olmuyor. Siz ortada durun. Siz devletin temsilcisisiniz. Bizde sizin emrinizdeyiz. Kim nereye vermek istiyorsa oraya versin. Vatandaşı zorlamayın” dedi.

10 Ocak 2019 Perşembe 10:41
MHP Kastamonu İl Başkanı Yüksel Aydın  BANA İNANACAKSINIZ
 

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) il yönetimi dün Merkez ilçeye bağlı mahalle muhtarları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile kahvaltıda bir araya geldi. 31 Mart’ta gerçekleştirilecek olan yerel seçimler öncesi muhatalara gündeme dair değerlendirmeler yapan MHP İl Başkanı Yüksel Aydın, “Bizi değerlendirirken çok cimri davranıyorsunuz. Yani bizi bir yere koymuşsunuz yüzde 10-15 gibi Allah aşkına biraz daha dönün bizden tarafa. Birde biz yönetelim ne olacak ki. Yine siz bilirsinizde, bazen söylüyorum ya kraldan çok kralcı var diye. Siz köyünüzde benide desteklemeyin alani olarak hoş olmuyor. Siz ortada durun. Siz devletin temsilcisisiniz. Bizde sizin emrinizdeyiz. Kim nereye vermek istiyorsa oraya versin.  Vatandaşı zorlamayın” dedi.

“İHANETE UĞRADIK SESİMİZİ ÇIKARTMADIK”

Milliyetçi Ülkücü Hareket’in yarım asırlık bir siyasi hareket olduğunu ifade eden Yüksel Aydın, şu ifadeleri kullandı; “Milliyetçi Ülkücü Hareket yarım asırlık bir siyasi harekettir. Başladığımız günden beri Türk Milleti ve Türk Devleti adına fedakarlıklarla dolu bir 50 yıl. Bu fedakarlıkları yaparkende hiçbir karşılık beklemeden milletimiz adına, develtimiz adına geçen 50 yıl. Bu şerefli 50 yıl, o sıkıntılarla dolu 50 yıl, o badirelerle dolu 50 yıl ama hiç yüksünmediğimiz bir 50 yıl. Devlet eli ile bile cuntalarla hapishanelere doldurulduk ama yine devletimize bişi demedik. Vardır bir bildiği dedik. İhanete uğradık sesimizi çıkartmadık. Burada ki maksadımız Türk Milleti’nin huzurlu olmasıdır. Başka hiçbir maksadımız, muradımız olmamıştır. 15 Temmuz ihanetini hep beraber yaşadık. Biz yıllar önceden görmüştük. 2000’li yıllarda bu hain terör örgütünün bütün müdahaleleri Milliyetçi Ülkücü Harekete yönelikti o zamanlar. Bizi teslim almak istiyorlardı. Çünkü bizi teslim alamazlarsa ne Türk Milletini ne de Türk Devletini teslim alabilirlerdi. 2002’de gerçekleştirilen 3 Kasım seçimlerini hatırlıyorsunuz. Hep eleştiri almıştık ‘daha 1 buçuk yıl var. Neden erken seçime gidildi?’ dediğimizde. İşte bu hain örgüt o zamanlarda bizi teslim almaya yönelik amansız bir mücadele başlatmıştı. Milliyetçi Ülkücü Hareket’in lideri Sayın Devlet Bahçeli bey o günlerden bu günleri görebilecek siyasi ferasete sahip bir liderdir. O günlerde hep ifadeleri okyanus ötesiydi. Hatırlarsanız. Bize diyorlardır ki ‘Bu eleştiriler doğru değil. Bunların alınları secdeye deyiyor.’ Allah aşkına, 15 Temmuz’u gördünüz alnı secdeye değen bir şerefsiz kendi milletine, kendi devletine ve kendi vatandaşına kurşun sıkar mı? İşte o gece Milliyetçi Ülkücü Hareket, lideri ile beraber tüm mensupları yine ayaktaydı. Yine milletinin, devletinin ve hükümetinin yanındaydı. 15 Temmuz’dan sonra siyasetinde seyri değişti. İçerdeki düşmanlıklar siyasi örtülerle kapatılarak demokrasi havarileri tarafından farklı sunulmaya başladı. Hatırlıyorsunuz Gezi Olayları’nı, 3-5 ağacın kesilmesiyle başlayan ve Türk Milleti ve devletine yönelik ortaya konulan operasyonları hepiniz biliyorsunuz.

“FETÖ BİTMEDİ, BİTTİ FALAN ZANNETMEYİN”

Millieyetçi Ülkücü Hareket’e yönelik operasyonlar hiç bitmiyor. Neyimiş baston olmuşuz, değnek olmuşuz, arkasına takılmışız. Neyin bastonu, neyin değneği canım kardeşim, devlet gidiyor devlet. Türk Devleti ayaklarımızın altından kayıp gittikten sonra bütün milletvekilleri sizin olsa ne olur, olmasa ne olur. Bütün belediye başkanları sizin olsa ne olur, olmasa ne olur. Bizim anlayışımız bu. Bunu anlamayanlara da anlatmaya devam edeceğiz. Türk Devleti, 15 Temmuz’dan sonra yeniden yapılanıyor. Çünkü devleti öyle bir sarmışlar ki, FETÖ bitmedi. Bitti falan zannetmeyin. Dolayısıyla sizlere çok iş düşüyor. Siz bu devletin temsilcilerisiniz. Buradan tüm muhtarlar adına sayın Cumhurbaşkanı’na teşekkür ediyorum.

“DALGA MI GEÇİYORSUN SEN BİZİMLE”

Sayın Cumhurbaşkanı sizi kıymetlendiriyor da. Burada kendini bilmez sözüm ona bürokrat, sayın Cumhurbaşkanı’nın sarayına gidiyorsunuz. Ama beyefendinin makamına gidemiyorsunuz. Yok böyle bir dünya yok. Öyle bir şey yok. Kapı açık olacak kardeşim kapı açık olacak. Sen bu milletin vergisi ile emekleri ile alıyorsun o maaşı. Ondan sonra bana kabadayılık yapacaksın. Bundan sonra sizi üzeni 10 katı ile ben üzeceğim. Milliyetçi Hareket Partisi il başkanı olarak. Adama bak ya randevu vermiyor. Biz para mı istiyoruz? Pul mu istiyoruz? Çıkacağız bir elini sıkacağız. Nezaket ziyareti bu. Bi çay ısmarlarsa içeriz. Dalga mı geçiyorsun sen bizimle. Onun için herkes haddini bilecek. Oturduğumuz koltuğun ne anlama geldiğini bileceğiz. Dolayısıyla Her konuda yanınızda olacağım.

“KRALDAN ÇOK KRALCI VAR”

Bizi değerlendirirken çok cimri davranıyorsunuz. Yani bizi bir yere koymuşsunuz yüzde 10-15 gibi Allah aşkına biraz daha dönün bizden tarafa. Birde biz yönetelim ne olacak ki. Yine siz bilirsinizde, bazen söylüyorum ya kraldan çok kralcı var diye. Siz köyünüzde benide desteklemeyin alani olarak hoş olmuyor. Siz ortada durun.  Siz devletin temsilcisisiniz. Bizde sizin emrinizdeyiz. Kim nereye vermek istiyorsa oraya versin.  Vatandaşı zorlamayın.

Neler oluyor. İnsanlar şaşırmışlar. Azdavay’ın bir belediye başkanı var dillere destan. Ya arkadaş bunun ortaya çıkacağını hiç düşünmüyor musun? Ya değerli muhtarlar bunu yazan muhtarlara da ben hayret ediyorum. Bir evde 19 kişi var. Yetimhane gibi olmuş ev. 19 kişi yazdırmış evine. Belediye başkanı yazdırmış bunu. Tespit ettik bir personelinin evinde 24 kişi kalıyor. Ya bu olur mu Allah aşkına. Başsavcıya söyledim. ‘Sayın başsavcım bunun insafla, izanla alakası olmayan bir konu’ diye. Bunun içinden nasıl çıkacağız. Biz itirazımızı yapacağız. Ama sayın savcım siz ‘ilçelerde ki hakimlerimizi ve savcılarımızı itinalı davranmaya çağırırsanız çok memnun olurum’ dedim. Kendisi de olumlu karşıladı.

“TOSYA YOLU ORTA DA,
O GÜZELİM KUZEYKENT ORTADA
AYNI SURİYE GİBİ OLDU”

Çok katlı bina işini yanlış yaptınız dedik. 25-30 katlı binalarla ne işimiz olur bizim. Vatandaş 5 daire yerine 10 daire sahibi olacakmış. Oldu mu şimdi 10 daire sahibi. Elindeki gitti. Arsa gitti. Güzelim 2 katlı evi vardı. O gitti. Alan sıkıntıda, satan sıkıntıda. Müteahhit yürüdü gitti. Müteahhit sıkıntıda. Vatandaşın 1 evi beş daire oldu mu? Olmadı. Vatandaşı böyle yönlendirirseniz, vatandaş tabi talep edecekti. Bizim Kastamonu’da arsa üretmek gibi bir derdimiz yoktu. Benmi görmüyorum. Kastamonu’da 5 bin 10 bin kişi istihdam eden üretime dönük bir yer mi var? Bu kadar konutu biz neden ürettik. Tosya yolu orta da, o güzelim Kuzeykent ortada. Aynı Suriye gibi oldu. Binalar delik deşik. Süliete bir bakın. Şimdi biz böyle söyleyince beyefendiler alınıyor. ‘Ya sizin meclis üyeleride imza attı buna’ diyorlar. Attı mı? Atmış, yanlış yapmışlar. Onlarada söyledim. Bu davranışlarının yanlış olduğunu onlara da söyledim.

“BANA İNANACAKSINIZ YÜSEL AYDIN NE DEDİYSE DOĞRUDUR”

Belediye Meclisi grup başkanımız ‘Sözüm yanlış anlaşıldı. Ben öyle demek istemedim’ diyor. Çık açıklama yap o zaman dedim. CHP il başkanı demiş ki ‘Yüksel Aydın’a mı inanacağız. Yoksa Muzaffer Berber’e mi?’ Bana inanacaksınız. Yüsel Aydın ne dediyse doğrudur. Ben doğruları söyleyerek siyaset yapacağım. Yanlış yapmışsam çıkıp bende yanlış yapımışım diyeceğim. Onun için sayın CHP il başkanı sen benim söylediklerimi dinlemeye devam et. Muzaffer Berber, açıklamasını yapacak yarın onu da okursun. Kastamonu tarihi ile, maneviyatı ile, kültürel yapısı ile münasır bir şehir. Dolayısı ile yapacağımız yatırımları ve projeler buna göre hazırlamamız ve uygulamamız lazım. Tamam teleferik yapılsın bir sıkıntı yok. Biz Galip hoca ile belediyeyi kazanırsak vatandaşa soracağız. Güzergahı doğru değil bence. Caminin yanında direği görüyorsunuz değil mi? O hem tarihi yapıyı bozuyor, hem de güzergahı doğru değil bence. Vatandaşa sorup bunu yeniden değerlendirmek lazım diye düşünüyorum.

“TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR BAŞKENTİ PROGRAMINI
BİLE YÜZÜMÜZE, GÖZÜMÜZE BULAŞTIRDIK”

Konakların restore edilmesi çok doğru. Hatta çok bile geç kalındı. Allah aşkına Safranbolu 3-5 konak ile dünya kenti oldu. Bizim tarihi dokumuzun milyonda 1’i bile yok orada. Biz tarihi kenti tanıtamadık. Beceremedik. Türk Dünyası Kültür Başkenti programını bile yüzümüze, gözümüze bulaştırdık. Görseli ile güzeldi ama bütün parayı biz harcadık. Eskişehir olduğunda oraya milyon dolarlar aktı. Bize o anlamda bir faydası olmadı.

“TARİHİ ESERLER TOPLANIYOR” İDDİASI

Bunları duyumlar üzerine söylüyorum. 850 bin TL’ye biri konağı alıyor. 450 bin TL’ye belediyeye satıyor. Orası ayrı bir muamma fakat bu konaklar alındıktan sonra tarihi değeri olan malzemeler var. Şimdi mesela bizim bununla ilgilenen bir arkdaşımız var. Şeyhin kürsüsü ve asaları ile beraber, Şeyoğlu Konağı, alınmış. Ama şimdi ne şeyhin kürsüsü var ortada nede asası. Bu ve benzeri diğer konaklarda da tarihsel değeri olan malzemeler var. Duyduğumuza göre, söyleyenlerin yalancısıyım ben. Belediyeden bir arakadaş, köyün birine kendisine baya büyük bir ev yaptırmış. Bütün malzemeler oradaymış. Emaneten mi saklıyor, orayı müze haline mi getirdi. Orasını bilmiyorum ben. Ama öğreneceğim. Kamu adına mı toplanıyor. Kendisimi topluyor. Bunun takipçisi olacağız.

“BİZ ADALET İSTİYORUZ, BAŞKA BİRŞEY DEĞİL”

İlçelerde devlet adına görev yapan kaymakamlarımızdan ricamız ve istirhamımız şu. Biz adalet istiyoruz. Başka birşey değil. Adaletli olmalarını rica ediyorum. Valimizi ziyaret ettiğimde de söylemiştim. ‘Bizim kendimize münasır hiç bir talebimiz olmaz. Adalet tek taraflı bize çalışmasın, herkese çalışsın, herkese eşit olsun.’ Dolayısıyla kaymakamlardan da adelet istiyoruz. O sosyal yardımlaşma derneğini adaletli yönlendirin. Talebim bu. Bu anlamda çok şikayet alıyoruz. Bunlara gerek yok. Bizim seçmenimiz ferasetli bir seçmendir. Ne yaparsanız yapın, oy öyle kolay kullanılan birşey değildir. Oy gelinlik kız gibidir. Öyle her isteyene vermez bu millet.

“BİZİM HEYBEMİZ YAPILAN YANLIŞLARLA İLGİLİ DOLU

Biz muhtarlara siyasi bakmıyoruz. Sizinde sorumluluk alanınız belli. Huzurlu bir şehir istiyoruz. Kastamonu kendisine gelsin istiyoruz. Bir sürü hukuksuzluk var. Ben heybemiz dolu diyorum. Heybe deyince bunu para anlamışlar. Heybemizde çok şey var. Para da var çok şükür ama alnımızın teri bizde ki. Bizim heybemiz yapılan yanlışlarla ilgili dolu. Bunları seçim süresi gelince tüm detayı ile halkımızla paylaşacağız.”

Serkan Horuz

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV