Maneviyat dolu bir gün

GÖRME ENGELLİLER DERNEĞİ ÜYELERİ ÇANAKKALE GEZİSİNDEN DÖNDÜ

Maneviyat dolu bir gün

Görme Engelliler Derneği Kastamonu Şubesi, 36 kişilik ekiple birlikte Çanakkale’ye gezi düzenledi.  Geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen gezide duygulu anlar yaşadıklarını ifade eden ekipteki 4 kişi ve Dernek Başkanı Cahit Kuşoğlu, yaşadıkları anları duygu dolu ifadelerle dile getirdi. Gezinin düzenlenmesinde emeği geçen Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu ve ulaştırma yetkililerine teşekkürlerini sunan Görme Engelliler Derneği Başkanı Cahit Kuşoğlu, bu gezinin maneviyat ve duygu dolu bir gezi olduğunu ifade etti. Dernek Başkanı Cahit Kuşoğlu Çanakkale’de dinlediği Cevat Paşa ile savaşta görme yetisini kaybeden askerle olan diyaloğunun kendisini çok etkilediğini ve unutmayacağını dile getirerek hikâyeyi CNG Haber ile paylaştı.

KUŞOĞLU; “UNUTAMAYACAĞIM GÜNLERDEN BİRİNİ YAŞADIM”

Dernek açıldığından beri böyle bir gezi düzenleme planlarının olduğunu kaydeden Dernek Başkanı Kuşoğlu; “9-10 Ekim’de Çanakkale gezimizi gerçekleştirdik. Ben daha önce Çanakkale’ye gitmeme rağmen, o ilk gün gitmiş olduğum zamanki heyecanımı hissettim. Arkadaşlarımızla birlikte olmak da çok keyifliydi. Anlatılmaz yaşanır diyorum. Arkadaşlarımız da çok memnun oldular. Hayatımda unutamayacağım günlerden birini yaşadım. Ben değil biz olarak bu mücadeleye başladık. Bütün arkadaşlarımın katkısı oldu her birine teşekkür ediyorum. Belediye Başkanımıza ve ulaşım hizmetlerine ayrıca teşekkür ediyorum. Bize her türlü yardım ve destek sağlıyorlar.”

Çanakkale’de dinlediği olaylardan en çok kendisini etkileyen olayı anlatan Dernek Başkanı Kuşoğlu; “Cevat Paşa komutasındaki askeriye, İngiliz ve Fransız donanması tarafından saldırıya uğradığı zaman bir şekilde onları geri püskürtüyorlar. Sonrasında Cevat Paşa askerlerin yanına geliyor. Bir askerin yüzünün sargılı olduğunu görüyor. Cevat Paşa askerin görme engeli olduğunu fark ediyor. Yanına uğruyor ve ‘Ah yavrum’ diyor. Asker hemen ‘Üzülmeyin komutanım, bu gözler görmesi gerekeni gördü diyor.’ Beni en çok etkileyen hadise bu oldu” dedi.

KORKMAZEL; “ÇANAKKALE ZİYARETİNİ MİLLİ BİR UMRE OLARAK GÖRÜYORUM”

Çanakkale hakkında düşüncelerini ifade eden Necati Korkmazel; “Çanakkale ziyaretini milli bir umre olarak görüyorum. Nasıl ki Müslümanım diyenin Kâbe’yi görmesi tavaf etmesi gibi, Türk’üm diyen her kişinin oraları görmesi, maneviyatı yüreklerinde hissetmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Asker çocuğuyum oraya defalarca gittim. 8 yıl Çanakkale’de kaldım. Gören gözle de görmeyen gözle de oraları maneviyatını şükürler olsun alabildiğimiz kadarını aldık yaşadık. Dernek Başkanımız Cahit Kuşoğlu’na sonrasında ulaşım noktasında desteklerini bizden hiç esirgemeyen Kastamonu Belediye Başkanımız ve ilgili kurum personeline, Devletin temsil makamlarına çok teşekkür ediyorum. Kutsal bir şeye vesile oldular. İmkânı olan herkes gitsin görsün” dedi.

“ORAYA GİDİNCE İSTİKLAL MARŞIMIZIN O KITASIIN HAYKIRDIM”

İlk olarak 57’nci Alay’a gittiklerini ve orada kendisinden utandığını ifade eden Korkmazel sebebi ise şöyle açıkladı; “İlk 57’nci alayı ziyaret ettik. Benim ilk hissettiğim duygu kendimden utanmak oldu. Çünkü rehberimizi bize dedi ki ‘Bakın buradaki mezarlarımızın hepsi sembolik. Şuan 253 bin şehidimiz ayaklarımız altında.’ Oradaki şehitlerimizin üzerinde yürürdük. Oraya gidince İstiklal Marşı’mızın on kıtasını haykırdım; “Geçtiğin yerleri toprak diyerek geçme tanı/Düşün altında binlerce kefensiz yatanı” Biz o asil dedelerimizin aciz torunları olarak mezarların üzerinde gezdik. Onun utancını hissettim.”

“BENİ BENDEN ALIP GÖTÜREN BİR HADİSEYDİ”

Unutamadığı ve kendisini çok etkileyen bir olayı da anlatan Korkmazel şöyle konuştu; “En çok etkilendiğim hadise meçhul askerin hikâyesi oldu. Beni tamamen benden alıp götüren bir hadiseydi. Bir Anzak askeri savaştan sonra ülkesine dönerken, kimi saat, kimi mermi götürmüş savaş hatırası olarak. Anzaklardan bir tanesi de bir şehidimizin kafasını kesip götürüyor. Mumyalatıyor ve savaş hatırası olarak onu alıp kendi memleketine götürüyor. Benim dedemin başını orada hatıra olarak saklıyor. 1993 yılında ölmeye yakın torununa vasiyet olarak bırakıyor ve Türkiye’ye ancak o zaman getiriliyor. Nasıl bir şeytani hazdır ki bunu yanında övünç olarak götürebiliyorsun. Ayrıca kazandığın bir savaşın hatırası da değil, kaybettiğin bir savaşın hatırası. Geçememişsin, alamamışsın. Başarısızlığının belgesi olarak götürüyorsun, onu da hiç utanmadan buradaki bir şehidin başını götürüyorsun. O olay bende çok büyük bir yara açtı.”

KARAOĞLU; “BİRE BİR O DUYGULARI YAŞAMAK ÇOK DAHA FARKLI OLDU”

Görme Engelliler Derneği Kastamonu Şubesi’nin düzenlemiş olduğu Çanakkale gezisine katılan 36 kişilik ekipteki Ahmet Karaoğlu, gezideki duygu ve düşüncelerini şöyle dile getirdi; “Tarih derslerinde anlatılanlardan biliyorduk nasıl müthiş bir savaş olduğu. Bire bir o duyguları yaşamak çok daha farklı oldu benim için. Rehberimiz orada bize görme engelli olduğumuz için teferruatlı olarak anlattı. Eksik bildiğimiz bilgiler vardı onları da sayesinde öğrenmiş olduk.Ancak orada en az 3-4 gün kalmak gerekirdi. Daha ayrıntılı dinlenerek ziyaret etmek daha iyi olurdu. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi.

“SEYİT ONBAŞI ÖDÜL YERİNE ÖĞÜNÜNÜN 2 EKMEĞE ÇIKARILMASINI İSTEMİŞ”

Orada dinlediği ve etkilendiği bir hikâyeyi de paylaşan Karaoğlu; “Seyit Onbaşı 144 kiloluk bombayı kaldırıp koyduktan sonra, komutanı ödül vermek için yanına geldiğinde kendisi hiçbir ödül istemediğini, öğününün bir ekmekten 2 ekmeğe çıkarılmasını istemiş. Öyle bir maneviyat dolu ki o ikinci ekmeği bile yerken arkadaşlarından çekinerek yemiş. Oradan ayrılıp memleketine döndüğünde de devletten herhangi bir maaş almamış, oduncu ve kömürcü olarak çalışmış. Ormancılar da ona kaynamışlar. Atatürk Balıkesir’e gittiğinde Seyit Onbaşını yanına çağırmış ve ‘Bir isteğin var mı’ diye sormuş. O da ‘Ormancılar bana dokunmasın yeter’ demiş. Ormancılar da ona bir daha dokunmamışlar. Kendisi de sonrasında hastalanıp vefat etmiş. Bu olay beni çok derinden etkiledi.”

KÖKTEN; “ANLATIRKEN DAHİ DUYGULANIYORUM”

36 kişilik ekip içerisinde bulunan Ahmet Kökmen ise duygularını şöyle dile getirdi; “Orası sözle anlatılacak bir yer değil. Orayı gerçekten yaşamak lazım. Biz görmesek de hissettiklerimize göre muazzamdı. Ben her bucağında duygulandım ve her yerde ağladım. Şuanda bile aklıma geldikçe tutamıyorum kendimi. Burası görmeye gitmeye değer çok muazzam bir yer. Anlatırken bile duygulanıyorum. Herkes gitsin diyorum, orayı yaşasın istiyorum. Atalarımızın bize armağan ettiği toprakları görüp hissetmeleri lazım.”

BALTACI; “ÇOCUKLARINIZI MUTLAKA O MANEVİ ORTAMI TATMALARI İÇİN ÇANAKKALE’YE GÖTÜRÜN”

Geziye katılanlardan Merve Baltacı da Çanakkale’ye ilk kez gittiğini ifade ederek; “Anlatılmaz yaşanır bir yer. Biz tarih derslerinde işliyorduk, savaşları, orada verilen şehitleri biliyorduk. Ama rehberlerin teferruatlı anlatımlarıyla birlikte yerinde olmamızın da etkisiyle çok derinden hissettik. Simülasyona girdik, 11 odalı bir yerdi. Savaşta yapılanları resimleri ile göstermişlerdi. Biz göremesek de yaşadık. Şehitlerimizin verdiği o canlar, o mücadele burada yaşadığımız şu anki topraklar onların sayesinde. Kastamonu halkına da seslenmiş olayım;‘Çocuklarınızı mutlaka Çanakkale’ye o ruhu orada hissetmeleri için götürün’ diyorum. Çocukluğumda gidemedim bu yaşımda nasip oldu ama çocukların mutlaka ve mutlaka götürülmesi gerekiyor. Erken yaşlarda götürülürse o maneviyatı o milli duyguları çocuklar alır diye düşünüyorum. Bu kesinlikle 2 güne sığdırılacak bir şey değildi, 5 gün 4 gün olması gerekirdi. Ama bizler bu maneviyatı yaşadığımız için çok mutluyuz. Emeği geçenlere çok teşekkür ediyoruz” dedi. (CNGHaber.com)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER