Müzik indir

29 Kasım 2020 Pazar

Erdoğan: Tedbir almaya mecburuz ve alacağız

KIZGIN DAMAT, ORMANLIK ALANI SULAYARAK KANLICA MANTARI YETİŞTİRDİ

2013 yılında kayınpederine kızarak evi ateşe verdiği için ‘kızgın damat’ olarak anılan Yakup Özkan, koronavirüs tedbirleri kapsamında cezaevinden izinli çıktıktan sonra mevsimin kurak geçmesi nedeniyle evinden hortum çekerek suladığı ormanda kanlıca mantarı yetiştiriyor.

21 Ekim 2020 Çarşamba 11:05
KIZGIN DAMAT, ORMANLIK ALANI SULAYARAK  KANLICA MANTARI YETİŞTİRDİ
 

2013 yılında kayınpederine kızarak evi ateşe verdiği için ‘kızgın damat’ olarak anılan Yakup Özkan, koronavirüs tedbirleri kapsamında cezaevinden izinli çıktıktan sonra mevsimin kurak geçmesi nedeniyle evinden hortum çekerek suladığı ormanda kanlıca mantarı yetiştiriyor. Özkan, yetiştirdiği mantarları kilosu 50 Liradan satıyor. 
Karadeniz, doğal güzelliklerinin yanında insanıyla da ülkemizin en renkli bölgelerden biri olmaya devam ediyor. Karadeniz denince buluşlardan, gülümseten pratik zekalı çözümlere ve fıkralara uzanan birçok şey akıllara geliyor. Karadenizlinin pratik zekası, karakteri, samimiyeti, olaylara bakış açısı, kendine özgü mizah tarzıyla birleşince Karadeniz’in güzellikleri başka bir kimliğe bürünüyor. Bu kapsamda Karadeniz’in doğal, tarihi ve kültürel güzelliklerinin en güzel yaşandığı şehirlerin başında gelen Kastamonu’da da, inanması güç bir olay yaşandı. 
KIZGIN DAMAT KARADENİZ ZEKASI İLE

ORMANI KAZANÇ KAPISINA ÇEVİRDİ 
Taşköprü ilçemize bağlı Paşa Köyünde ikamet eden Yakup Özkan, 2013 yılında kayınpederine kızarak evi ateşe vermesi sonucu köyde 6 evin yanmasına neden oldu. Mala zarar verme suçundan 20 yıl ceza alan ve ‘kızgın damat’ olarak bilinen Yakup Özkan, korona virüs tedbirleri kapsamında evine izinli olarak gönderildi. Köyde ilk olarak evleri yanan vatandaşlarla helalleşen kızgın damat Yakup Özkan, kendisine harçlık çıkartmak için düşünmeye başladı. Yaklaşık iki aydır yağmurun yağmaması nedeniyle mevsimin kurak geçmesi ve kırsal kesimdeki insanların geçim kaynağı olan mantarın da çıkmaması üzerine köyde gezdiği sırada başıboş akan suyu gören Yakup Özkan, 200 metre uzunluğunda hortum satın alarak ormanlık alanı sulamaya başladı. 25 gün boyunca sabahtan akşama kadar ormanlık alanda nöbet tutarak ormanı sulayan kızgın damat Yakup Özkan, kanlıca mantarını yetiştirmeyi başardı. 1 haftadır suladığı ormanlık alandan mantar toplayan Yakup Özkan, şu ana kadar kilosu 50 liradan 15 kilogram civarında kanlıca mantarı sattı. Özkan, cezaevinde mantar yetiştiriciliği kurslarına katıldığını ve tahliye olunca mantar yetiştiriciliği yapacağını belirtti. 
“YAKLAŞIK 2 AYDIR KÖYÜMÜZE YAĞMUR YAĞMIYOR” 
Yaklaşık iki aydır köylerine yağmur yağmadığını söyleyen Yakup Özkan, “Bende harçlığım çıksın diye çok düşündüm taşındım ne yapabilirim diye kendime bir iş imkanı oluşturmaya çalıştım. Bu fikir aklama geldi, mantar işini de seviyorum. Burada küçük bir ormanlık alan vardı, burada çöpler vardı, çöpleri temizledim. Taşköprü ilçe merkezine giderek 100 metre uzunluğunda hortum aldım. Köyümüze giden bir su hattı vardı, bostanlarda bozuldu kimsenin artık suya ihtiyacı kalmadı. Bir gün baktım çeşmedeki su boşa gidiyor, dereye doğru akıyor. Zaten gelen suda bağ bahçe sulama için kullanılan bir suydu. Bende fazlasını alıp bu ormanlık alanı her gün sularsam burada kanlıca mantarı biter dedim” dedi. 
“25 GÜN BOYUNCA HORTUMLA ORMANLIK ALANI SULADIM” 
Mevsimin kurak geçmesi nedeniyle 17 Eylül’de ormanlık alanı sulamaya başladığını belirten Özkan, “İlk 15 gün toprağı suya doyurdum. Ondan sonraki aşamada kitaplardan, kurslardan öğrendiğim kadarıyla nemlendirme işine geçtim. Her 10 dakikada bir nemlendirerek, bazen de 20 dakika civarında nemlendirerek ormanın içerisinin nemine göre sulamaya başladım, kurudukça nemlendirdim. Şu anda 1 haftadır mantarlar bitmeye başladı. Mantarların hepsi üst üste bitiyor. Bir gurupta 30 tane, 16 tane, 20 tane kanlıca mantarı bulunuyor. 1 metrekare alandan 1 kilo mantar çıkacak şekilde mantar vermeye başladı. 1 haftadır satış yapmaya başladım. 10-15 kilogram şimdiye kadar sattım. Kilosunu 50 Liradan veriyorum. Alanda var. Şu anda Karadeniz bölgesinde bildiğim kadarıyla kanlıca mantı bulunmuyor. İnşallah emeklerimin karşılığını alacağım. 25 gün boyunca burada mücadele verdim. Sabah 06.00’da geldim, akşam saat 19.00’da eve gittim. Allah bereket versin, harçlığımı çıkartmaya başladım. İnşallah cezaevinden de çıkınca aynı işi yapacağım” diye konuştu. 
“BU İŞE BAŞLAMADAN ÖNCE BANA GÜLÜP, DALGA GEÇTİLER”

Ormanlık alanı hortumla sulamaya başlamadan önce çevresindekilerin kendisine güldüğünü hatta dalga geçtiğini anlatan Özkan, “Ben, bu işe başlamadım önce kısmen bazı dedikodular kulağıma gelmeye başladı. Kimisi güldü, kimisi dalga geçti, orman sulanır mı, bu şekilde mantar biter mi diye? Ama şimdi buyursunlar gelsinler baksınlar, buradan kendilerine mantar da ikram edeyim, para falanda istemez” şeklinde konuştu. 
“SABAHTAN AKŞAMA KADAR ORMANDA NÖBET TUTUYORUM” 
Sabahtan akşama kadar ormanlık alanda nöbet tuttuğunu ifade eden Özkan, “Sabahleyin gün ışımasıyla saat 06.00 gibi buraya geliyorum, akşam saat 19.00’a kadar burada nöbet tutuyorum mecburen. Şu anda köyümüzde tarım arazileri ve bostanlar artık olmadığı için hayvanları başıboş bırakıyorlar. O yüzden hayvanlar, ormanlık alana giripte mantarları yemesin, ezerek zarar vermesin diye, ayrıca yaban hayvanları da geliyor, bazen bağırıyorum, korkup kaçıyorlar. O yüzden burada mecburen nöbet tutuyorum” ifadelerini kullandı. 
“EVLERİ YANANLARLA BARIŞTIM” 
2013 yılında mala zarar verme suçundan cezaevine girdiğini anlatan Özkan, şu ifadeleri kullandı: “Koronavirüs nedeniyle devletimizin almış olduğu karar ile biz izne gönderildik. İznimiz üç defa 3’er ay olarak uzatıldı. Benim iki yıllık bir cezam kaldı. 8 yıldır cezamı çekiyorum. 20 yıl ceza aldım mala zarar verme suçundan. Yangında bütün köylüler zarar görmüş, devlet kendilerine yardım etti, evlerini yaptırdılar. Bende, cezaevinden izne gelince çoğunlukla evleri yananlarla barıştım, görüşüyorum, selamlaşıyorum.” 
“TAHLİYE OLUNCA MANTAR VE SALEP

YETİŞTİRİCİLİĞİ YAPMAK İSTİYORUM” 
“Her çeşit mantarı iyi bilirim. Şu anda hayvanımız, bağımız bahçemiz yok. Tarım ve hayvancılıkla uğraşamıyoruz, annem babam yaşlı. Ben, iş yurtlarına da başvurdum. Oradan dergiler, kitapçıklar istedim. Cezaevinde boş zamanlarımda mantar yetiştiriciliği okudum. Salep yetiştiriciliğini okudum. Kurslara da katıldım. İnşallah tahliyemden sonra devletimizin de desteğiyle hem hayvancılık yapacağım, bir taraftan da mantar ve salep yetiştiriciliği işini de yapmak istiyorum.” (iha)

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV