banner38

banner46

banner47

06 Haziran 2020 Cumartesi

KASTAMONU KESİN DÖNÜŞE HAZIR OLMALI

Fatih Köse, yayınladığı basın bildirisinde; Metropollerdeki nüfus yoğunluğunun ülke güvenliğini, ekonomisini ve sağlığını tehdit eder hale geldiğini ifade ederek, “Kastamonu tersine göçe hazırlık yapmalıdır. Devletimiz yakın bir gelecekte Metropollerdeki nüfusun önemli bir kısmını Anadolu’ya dönmeye mecbur tutacak ve bu dönüşleri finanse etmek ve planlamak zorunda kalacaktır” dedi.

22 Mayıs 2020 Cuma 11:59
KASTAMONU KESİN  DÖNÜŞE HAZIR OLMALI

Fatih Köse, yayınladığı basın bildirisinde, “Metropollerdeki nüfus yoğunluğu ülke güvenliğini, ekonomisini, sağlığını tehdit eder hale gelmiştir. Türkiye ekonomisinin ve sanayisinin kalbini deprem bölgesi İstanbul ve çeperine sıkıştırmak ve nüfus artırıcı projelerle bütçenin önemli bir kısmını Anadolu aleyhine İstanbul’a harcamak ve kısır döngü ile fasit daire içinde dolaşmak sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır” dedi.
Bu ve benzeri sebeplerle Koronavirüs sonrası metropollerden Anadolu’ya kesin dönüşlerin artacağına dikkat çeken Köse, şu açıklamayı yaptı: “Kastamonu bu tersine göçe hazırlık yapmalıdır. Devletimiz yakın bir gelecekte Metropollerdeki nüfusun önemli bir kısmını Anadolu’ya dönmeye  mecbur tutacak ve bu dönüşleri finanse etmek ve planlamak zorunda kalacaktır.

“KASTAMONU’YU ŞİMDİDEN KORUMAYA ALMALIYIZ”

Bizimle neredeyse aynı nüfustaki Almanya, Türkiye’den daha küçük bir coğrafyaya sahip olmasına rağmen II. Dünya Savaşından elde ettiği tecrübe ile şehirlerinin nüfusunu en fazla 2-3 milyon olarak planlamış, buna uygun olarak bütün üretimini ve nüfusunu ülke geneline yaymış, ulaşım ağını önemli ölçüde demiryolları ile örmüştür. Bütün enerjisini birkaç şehre toplamayı savaş afet gibi sebeplerden dolayı riskli görmüş ve riski ülke geneline dağıtmıştır. 
Bizim de deprem, savaş, salgın gibi risklere açık olan İstanbul’daki sanayi, ekonomi ve nüfusun önemli bir kısmını herhangi bir tehlike durumunda ülkeyi felce uğramamak, kayıpları en aza indirmek ve Anadolu’yu da üretime dahil ederek üretimi ve nüfusu ülke geneline yaymak için mutlaka Anadolu’ya taşımamız gerekmektedir. 
Öte yandan son yirmi yılda Türkiye’de kara ve demiryolları altyapısı ile sivil havacılıktaki gelişmeler metropollere erişimi hayli kolaylaştırmıştır. İnternet altyapısının genişlemesi, özel kuryelerin çoğalması, özel sektör eliyle yürütülen sağlık ve eğitim hizmetlerinin insanlara daha fazla alternatif sunabilir hale gelmesi ile Anadolu taşrasında geçmişte şikayet konusu olan mahrumiyet hissi bugün artık büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.
İstanbul’daki Kastamonuluların önemli bir kısmının fabrikaları, işleri ve nüfusları ile Kastamonu’ya kesin dönüşlerini çalışmalı, tersine göçe doğru bir şekilde hazırlanmalıyız.
Kastamonu’ya kesin dönüş öncesinde beton ve demir yığınından konutlar, siteler içeren tabiatı tahrip eden bir kentleşme yerine geri dönüşümle tekrar doğaya katılabilen, kendi enerjisini kendi üreten, tabiatla barışık ve geleneği yeniden yaşatan müstakil Türk Evlerinden, mescidi, çarşı ve pazarı ile hayat dolu mahalleler kurmayı planlayarak metropollerin düştüğü kentleşme hatasından Kastamonu’yu şimdiden korumaya almalıyız. 

“BAHÇELİ MÜSTAKİL TÜRK EVLERİNDEN MAHALLELER KURULMALI”


35-50 metre yüksekliğinde imar verilmesini şimdiden durdurmalıyız. Kentsel dönüşüm ile eski evini yenileme hakkını ilave konut devşirme fırsatı olarak görüp, bankalara borçlanarak küçük dairelere yüksek paralar ödeme devrinin sonuna geldik. Vatandaşın alım gücünün düşmeye devam ederken konut maliyetlerinin artması ve ekonomideki resesyon sebebi ile yeni yapı ruhsat taleplerindeki düşüş durdurulacak gibi değil. Kaldı ki bütün şartlar iyileşse bile aynı hatalara devam etmek doğru değil. 

Ahşabın Başkenti Kastamonu’nun önünde bütün Türkiye'ye örneklik yapabileceği bir potansiyeli ve fırsatı var. Kastamonu’da geleneksel ve modern uygulamaları birleştiren ahşap, taş, kerpiçten çardaklı, avlulu, bahçeli müstakil Türk Evlerinden mahalleler kurulmalıdır.
Bu evlerde gri sular bahçeyi beslemeli, güneş ve mümkünse rüzgâr enerjisinden istifade edilebilmeli, çatıdaki cam hüzmelerden gelen gün ışığı aynalarla yansıtılarak odalara süzülebilmeli, su tesisatı Kuzey Ülkelerindeki gibi toprağın altında dolaştırılarak ısıtılmalı, avlusunda meyve ağacı, ocağı ve mümkünse su kuyusu olmalı, bahçede zehirsiz, ata tohumları ile yetişen fidelerden elde edilen sebzeler yetiştirilebilmelidir. 

“İSTANBUL'UN DÜŞTÜĞÜ KENTLEŞME

HATASINA KASTAMONU DÜŞMEMELİ”

Ahşabın Başkenti Kastamonu’da üniversite ve Taşmektep mihmandarlığında ev ustaları, kalfalar yetiştirmeli, isteyen evini bu ustalardan sipariş edebilmeli. Demire, betona verdiğimiz paralar Kastamonu’da kalmalıdır. Küçük metrekareli daireleri üst üste yığan ve insanları sitelere hapsederek insanı komşuluktan, neslinden koparan sistemden müstakil evlerden oluşan mahallelere doğru evrilmeliyiz. 
Devletten Kastamonu’nun pilot il olmasını isteyerek bu şekilde ev yaptırmak isteyenlere bedelsiz hazine arazisi temini sağlanmalı, Kastamonu’nun çeperlerine EKOKÖY’ler kurulmalı kentlerden doğal hayata kaçmak isteyen eğitimli ve orta-üst gelir grubu vatandaşların Kastamonu’yu yurt edinmesi sağlanmalıdır. Bu mahalleleri planlamalı, kurmalı ki İstanbul'un sanayi ve nüfusu Anadolu'ya gönderilmeye karar verildiğinde İstanbul'un düştüğü kentleşme hatasına Kastamonu düşmemelidir. Ahşabın Başkenti Kastamonu’dan geleneksel Türk Evleri küllerinden doğmalıdır.” (Haber Merkezi)

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV