Kamu çalışanlarına yüzde 30 zam talebi

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu İl Temsilcisi Ahmet Tevfik Bal, kamu çalışanlarının maaşlarına, gerçek enflasyon oranları kadar zam yapılması gerektiğini söyledi

Kamu çalışanlarına yüzde 30 zam talebi

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu İl Temsilcisi Ahmet Tevfik Bal, kamu çalışanlarının maaşlarına, gerçek enflasyon oranları kadar zam yapılması gerektiğini söyledi.

Toplu sözleşme görüşmelerinin 2 Ağustos'ta başlayacağını hatırlatan İl Temsilcisi Ahmet Tevfik Bal, ''Kamu emekçileri çözüm bekleyen sayısız sorunla karşı karşıyadır. Sözleşmeli, ücretli, vekil gibi esnek ve güvencesiz statülerde çalıştırılma, atama ve görevde yükselmelerde liyakat yerine adam kayırmacılığın ve kadrolaşmanın esas alınması, vergi tarifeleriyle ağırlaştırılan vergi yükü, insan onuruna yakışmayan bir ücret düzeyi ve adaletsizliği, adaletsiz ek gösterge sistemi, özelleştirme tehdidi, hayat pahalılığı, kötü çalışma koşulları, tarafların eşit olmadığı toplu sözleşme sistemi ve grev hakkının olmaması gibi daha birçok sorun çözüm beklemektedir. Daha birçok sorun çözüm beklerken yetkili konfederasyon, altı ayda bir yapılan yüzde 3-4’lük maaş zamlarıyla imzaladığı toplu sözleşmeleri, 'başarı hikayesi' olarak anlatmaktadır'' dedi.

''ÜCRETLİ ÇALIŞANLAR AĞIR VERGİ YÜKÜ ALTINDA''

Ücretli çalışanların, ödedikleri gelir vergisinin yanı sıra dolaylı vergiler nedeniyle ağır bir vergi yükü altında bulunduğunu sözlerine ekleyen Bal, ''Türkiye’deki vergi sisteminin, gelirle ilişkisi olmayan, harcama ya da belli bir işlem yapılırken ödenen katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, özel iletişim vergisi, damga vergisi harç ve benzeri isimlerle alınan dolaylı vergilere dayanıyor olması, ücretle geçinenlerin gelirlerinin çok büyük bir bölümünü dolaylı vergi olarak devlete ödemelerine yol açmaktadır. Öyle ki yılın ikinci altı ayında yapılan zamma rağmen, bazı kamu çalışanları yıl sonunda, yıl başında ellerine geçenden daha düşük net ücretle geçirmek zorunda kalmaktadır. Ücretlilerin üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır. Kamuda benzeri görevleri yapan meslek grupları arasında bir ek gösterge adaletsizliği bulunmaktadır. Çalışırken ele geçen ücretin yanı sıra emeklilikte alınacak aylık seviyesi için de önemli olan ek gösterge adaletsizliğinin de giderilmesi gerekmektedir. Siyasi iktidarın seçimlerden önce söz verdiği kesimlerle sınırlı olmadan, tüm kamu çalışanlarını kapsayacak şekilde ek göstergeler adaleti de sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir'' dedi.

''GERÇEK ENFLASYON YÜZDE 30''

Dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 3 bin 486 lira yoksulluk sınırının ise 11 bin 929 lira olduğunun altını çizen Bal, şöyle devam etti; ''Milli gelirin dağılımı ücretliler aleyhine bozulmaktadır, ücretlilerin gelirden aldığı pay yıllardır azalmaktadır. Zam oranlarının, iktidarın hiç tutmayan enflasyon hedefi ve TÜİK’in açıkladığı, ancak ücretliler için hiçbir anlam ifade etmeyen “resmi enflasyon” baz alınarak belirlenmesi kamu emekçilerinin yoksulluğunu artırmaktadır. TÜİK’in son aylarda yüzde 17 -18 seviyesinde hesapladığı yıllık enflasyon, gerçekte yüzde 30’lu oranlarda seyretmektedir. Gerçek enflasyon karşısında satınalma gücü mum gibi eriyen kamu çalışanları, artan refahtan diğer bir ifadeyle, ekonomideki reel büyümeden de pay alamamıştır.''

''KAMU ÇALIŞANLARINA YÜZDE 30 ZAM YAPILMALI''

Bal, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak, toplu sözleşmeyle ilgili taleplerini şöyle sıraladı; ''Kamu çalışanlarının en azından 2002 yılında milli gelirden aldığı pay kadar bir pay alabilmesini sağlayacak bir ücret zammı yapılmasını talep ediyoruz. Önceki yıllarda yaşanan kayıpların karşılanabilmesi için kamu çalışanlarının ücretlerine öncelikle yüzde 30 oranında bir zam yapılmalıdır. Bu zamdan sonra 2022 yılının ilk yarısı için yüzde 15, ikinci yarısı içi yüzde 15, 2023 yılının ilk yarısı için yüzde 15 ve ikinci yarısı için de yüzde 15 oranında zam yapılmalıdır. Üniversite mezunu tüm memurların ek göstergeleri 3.600’e çıkarılmalı, 6’ncı dereceye inen tüm kamu çalışanlarına ek gösterge verilmelidir. Kamu çalışanlarına yılda bir defa yıllık izne ayrılırken bir maaş tutarında ikramiye ödenmelidir. Gelir vergisi tarifesinden kaynaklanan vergi yükü artışı önlenmelidir. Tüm ücretlerin asgari ücret kadar olan kısmı vergiden istisna edilmelidir. Aynı kadro ve unvanlarda çalışanlar arasındaki maaş farklılıkları giderilmeli ve eşit işi eşit ücret ödenmelidir. Yıllardır artırılmayan doğum yardımı ödenekleri günün koşullarına göre yeniden belirlenmelidir.'' (Bülten)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER