Müzik indir

28 Ekim 2020 Çarşamba

HASTANEMİZİN ADI DEĞİŞTİ AMA KADERİ DEĞİŞMEDİ

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi Üyesi ve Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, TV366 kanalında Kastamonu ve ülke gündemine dair değerlendirmelerde bulundu.

25 Eylül 2020 Cuma 09:30
HASTANEMİZİN ADI DEĞİŞTİ AMA KADERİ DEĞİŞMEDİ
 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi Üyesi ve Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, TV366 kanalında Kastamonu ve ülke gündemine dair değerlendirmelerde bulundu.

Hasan Baltacı, sağlık ve eğitim başta olmak üzere Kastamonu’da yoksulluk ile işsizlik, esnafın sorunları, orman yangınları ve Daday Yolu ile ilgili önemli açıklamalar yaptı.

“RAKAMLAR GİZLENİYOR”

Baltacı yaklaşık 2 saat süren programda şunları söyledi;

“Covid-19 resmi kayıtlara göre Türkiye’de ilk kez 11 Mart 2020, Kastamonu ilinde ise ilk kez 19 Mart 2020 tarihinde görüldü. Türkiye’de ilk ölüm 17 Mart 2020, Kastamonu ilinde ise ilk ölüm 11 Nisan 2020 tarihinde gerçekleşti. O günden bu yana Kastamonu’da kaç pozitif vaka görüldü ve kaç kişi Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti ne yazık ki net olarak bilmiyoruz. Sürecin başından bu yana salgınla mücadele de atılacak en önemli adımın şeffaflık olduğuna dikkat çektik. Salgının başından sonuna süreci takip ettiğimizde bizim en büyük eksikliğimizin bilgi eksikliği olduğunu görüyoruz. Salgının korkutucu boyutlara ulaştığını geçtiğimiz hafta sizler gazetelerimizde, TV366 kanalımızda rakam vererek kamuoyu ile paylaştınız. 11 Eylül Cuma, 12 Eylül Cumartesi ve 13 Eylül Pazar günü sadece Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 630 vatandaşımızın testinin pozitif çıktığı, 8 vatandaşımızın ise Covid-19 nedeniyle hayatını kaybettiğini biliyoruz. Bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı günlük bölge bazında Covid-19 raporu yayınlıyor. Sağlık Bakanlığı’nın aynı tarihlere ait rakamlarına baktım çelişiyor. Bakanlık, 4.6 milyon nüfusu olan, aralarında Kastamonu’nun da bulunduğu 10 il için 11 Eylül 2020 tarihinde 111, 12 Eylül 2020 tarihinde 95, 13 Eylül 2020 tarihinde ise 99 vaka olduğunu söylüyor. Arada çok büyük bir fark var. Sadece Kastamonu il merkezinde 3 günde 630 vaka var ama Sağlık Bakanlığı 10 ilimizdeki 3 günlük toplam vaka sayısının 305 olduğunu söylüyor. Bizim en başından bu yana sorunumuz şeffaflığın olmayışıdır. Ülkenin sağlık sistemini özel hastaneleri olan bir bakana teslim eden iktidarın yapabileceği tek şey vardı o da rakamları gizlemek. Bu tablo bize rakamların gizlendiğini gösteriyor.

“RAKAMLARI ŞEFFAF ŞEKİLDE AÇIKLAMAK HALKA GÜVEN VERİRDİ”

Gerçek rakamları bilsek bu ne işe yarar sorusu da var karşımızda. Eğer vatandaş gerçek rakamları bilseydi yapılan denetimlerde daha az sorunla karşılaşılırdı. Rakamları şeffaf şekilde açıklamak halka güven verirdi, en azından kendi tedbirlerini alma konusunda uyarıcı olurdu. Ama biz ne yapıyoruz halkı suçluyoruz. Evet halkın sorumluluğu var ama aslı sorumluluk iktidarda. Vatandaş hastaneye test yaptırmaya gidiyor ama test sonucu pozitif mi negatif mi belli olmadan halk otobüsüyle eve gönderiliyor. O vatandaşın o halk otobüsünde başkalarıyla temas etme durumu var ama siz caddede maske takmayana 900 TL ceza kesiyorsunuz. Maske takmayanlar uyarılmalı, toplumsal bilinç arttırılmalı ama bu salgını önlemenin sadece bir yolu. İktidar kendi sorumluluklarını yerine getirmezken, vatandaştan kendi sorumluluğunu yerine getirmesini bekliyor.”

“1 MİLYON ÇOCUK TARİKAT YURTLARINDA”

“Türk Tabipler Birliği ile açıklamaları üzülerek takip ediyorum. Siyaset üretemeyen, çözüm üretemeyenler, salgın rakamlarının şeffaf bir şekilde açıklanmasını talep eden, ta başından bu yana alınması gereken tedbirler konusunda kamuyu devleti uyaran Türk Tabipler Birliği’ni hedefine koyuyor. Sayın Bahçeli bir açıklama yaptı ve ‘Türk Tabipler Birliği kapatılsın’ dedi. Hekimleri hedef gösterdi, hemen ardından Ankara’da hekimler saldırıya uğradı. Bu ülkenin hiç bir sorunu yok ta tek sorun Türk Tabipler Birliği mi? Bu ülkede 1 milyon çocuk tarikat yurtlarında, cemaat yurtlarında. Bu yurtlardan her gün taciz tecavüz haberi geliyor. Üfürükçüsü, şeyhi ekranları doldurmuş akla hayale gelmeyecek cümleler kuruyorlar ama hedefte Türk Tabipler Birliği var, Türk Tabipler Birliği kapatılsın diyorlar. Hepimiz çocuğumuz hekim olsun, Tıp Fakültesi’ne gitsin isteriz değil mi? Çünkü kutsal bir meslek. O çocuklar Tıp Fakültesi’nde okuyor ihtisas yapıyor, uzmanlık yapıyor ama biz kör bir akılla onları hedef gösteriyoruz.”

“ÇELİK 2018’DEN BU YANA 501 DOKTOR MÜJDESİ VERMİŞ”

“Biz salgının en başında ne dedik? Sağlık çalışanı sayısını arttırın dedik. Binlerce hemşire var, sağlık çalışanı var. Güvenlik soruşturmasından geçemeyen binlerce doktorumuz var. Bu atamaları yapmıyorsunuz, salgınla baş etmeye çalışıyorsunuz. Bu mümkün değil. Kastamonu’nun en büyük sorunlarından biride bu, hekim açığı. Bunu hastaneye gittiğinizde görebiliyorsunuz. Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Göğüs Cerrahı yok. Hekim açığını Sayın Metin Çelik’in açıklamalarından da görebilirsiniz. Devlet hastanemizin adı değişti ama doktor eksiğinden yana kaderi değişmedi. Göreve seçildiğim günden bu yana defalarca Kastamonu ve ilçelerinin doktor sorununu gündeme getirdim, çözüm üretilmesi gerektiğine dikkat çektim. Ben ne zaman doktor yok desem, Sayın Metin Çelik doktor müjdesi veriyor, kadro müjdesi verdi. Merak ettim kaç kez doktor müjdesi vermiş baktım. Sayın Çelik 2018 yılında 5 ayrı açıklama yapmış ve 166, 2019 yılında 6 açıklama yapmış ve 183, bu sene ise 4 kez açıklama yapmış ve 152 doktor müjdesi vermiş. 3 yılda 501 doktor müjdesi vermiş. Nerede bu doktorlar? Bakanlık verilerine göre sağlık personeli açığımız 400’ün üzerinde. Uzman hekim sayısı bakımından Kastamonu 81 il arasında 68’inci sırada. Kastamonulular tedavi olabilmek için Karabük’e, Ankara’ya tabiri caizse taşınıyor.”

“ÖNERİ VE ELEŞTİRİLERİMİZDE HAKLI OLDUĞUMUZ GÖRÜLDÜ”

Kastamonu’da ilk vaka görüldükten sonra birçok kez salgınla mücadelede neler yapmamız gerektiğini Kastamonu kamuoyu ile paylaştık. Bu önerimizin üzerinden 6.5 ay geçtikten sonra, 11 Eylül 2020 tarihinde Tosya, Taşköprü ve İnebolu devlet hastanelerinin pandemi hastanesine dönüştürüldüğü açıklandı. Kısa zamanda, hızla yayılabilen böylesi ciddi bir salgında 6.5 ay çok uzun bir süre. Ama dediğimiz noktaya geçte olsa gelindi. Öneri ve eleştirilerimizin haklı olduğunu gösteren birçok konu var. Telefonum hiç susmuyor. Sevk için, yoğun bakım için günde en az birkaç hasta arıyor.”

“1 YILDA YARDIM ALAN KİŞİ SAYISI 78 BİN 238”

TÜİK Başkanlığı, 2019 Yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması Bölgesel Sonuçlarına göre TR82 Bölgesi yani Kastamonu, Çankırı ve Sinop, 26 bölge arasında yüzde 15 ile en yoksul bölge oldu. 2018 yılına kıyasla yoksul sayısı ise 91 binden 113 bine yükselmiş. Bakın; Kastamonu’da 1 yılda  “Düzenli Merkezi Yardım” verilen hane sayısı 14 bin 213, kişi sayısı ise 41 bin 472. Vakıf Aracılığıyla Yardım edilen hane sayısı 11 bin 933, kişi sayısı ise 36 bin 766. Yani Kastamonu’da 1 yılda yardım alan hane sayısı 26 bin 146, kişi sayısı 78 bin 238. Bunlar resmi rakamlar.”

“2 BİN 309 ABONENİN ELEKTRİĞİ, 2 BİN 116

ABONENİN DOĞALGAZI KESİLMİŞ”

“Bu memlekette; 2019 yılında 12 bin 681, 2020 yılının Ocak-Şubat-Mart döneminde ise 2 bin 309 abonenin elektriği faturasını ödeyemediği için kesilmiş. Bu memlekette; 2019 yılında 8 bin 275, 2020 yılının Ocak-Şubat-Mart döneminde ise 2 bin 116 abonenin doğalgaz faturasını ödeyemediği için kesilmiş. Bu memlekette son 10 yılda işsizlik yüzde 104 oranında artmış. 2011 yılında İş Kur sisteminde 8 bin 165 olan kayıtlı işsiz sayısı 2019 yılı sonu itibariyle 16 bin 663’e yükselmiş. Kastamonu’da son 17 ayda işsizlik ödeneğine toplamda 10 bin 476 kişi başvurmuş. Kastamonu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü sisteminde iş arayan statüsünde kayıtlı olan kişi sayısı 2017’ye göre yüzde 77.6, 2018’e göre ise yüzde 21.2 artmış. Son 3 yılda Kastamonu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’ne iş aramak için başvuruda bulunanların toplam sayısı 69 bin 694 olmuş. Hal böyleyken en yoksul il elbette Kastamonu çıkar.”

BİZ KANUN TEKLİFİ VERİYORUZ, HERKES 3 MAYMUNU OYNUYOR

“Biz o yüzden Kastamonu’nun teşvik bölgesi 5’nci bölge olsun diyoruz.  Biz o yüzden Kastamonu Batı Karadeniz Kalkınma İdaresi Başkanlığı kurulması için kanun teklifi veriyoruz ama herkes üç maymunu oynuyor. Şu memlekete fabrika kurulsun, bu insanlara iş, aş olsun istiyoruz. Sinop ve Çankırı 5’nci bölgede ama her konuda birlikte değerlendirilen Kastamonu 4’üncü bölgede. Yeni teşvik bölgeleri belirleniyor OSB’si olmayan ilçeler 5’nci bölgeye alınıyor. Daday, Cide, İhsangazi, Hanönü, Azdavay, Pınarbaşı, Şenpazar, Doğanyurt ilçeleri 5. Bölge oldu. Merkez, Tosya, Taşköprü, Seydiler, Devrekâni gibi OSB’lerin olduğu ilçelerimiz alınabilirdi. Türkiye’nin en yoksul bölgesi burası ise, bölge bazında Gayrisafi Yurt İçi Hasılada %0,64 pay ile TR82 bölgesi yani Kastamonu, Çankırı ve Sinop 26 bölge arasında 25’nci sırada ise teşvik Bölgesi muhakkak değiştirilmelidir. Bu memleket iktidara 18 yılda hep vermiş. 3 milletvekili vermiş, o kadar belediye vermiş ama istediğini alamamış. Kastamonu’dan her istediğini alanlar bakıyorsunuz memleketin ölüsünde yoklar, dirisinde yoklar. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, sessiz sedasız Pınarbaşı’ya gelmiş. Gelsin memnun oluruz. Ama keşke Kastamonu’nun sanayi ve üretimdeki sorunlarını da dinleseydi.”

“ESNAFIN BORÇ VE ÖDEMELERİ YILSONUNA KADAR ERTELENMELİ”

“Ben iktidar ekonomiyi kötü yönetiyor demiyorum. Ben iktidarın ekonomik tercihinin halktan yana olmadığını söylüyorum. Bir 5’li çete var. Bu çete söz konusu olunca ülkenin kaynağı, kesenin ağzı sonuna kadar açılıyor. Dün dolar 7.70 TL’yi gördü. Euro 9 TL’yi geçti. Özellikle özel sektöre verilen hazine garantili krediler nedeniyle dış borcumuz 500 milyar doların üzerine çıkmış durumda. Dışardan gelen para sadece betona yatırılmış. Kamu Özel İşbirliği projeleriyle Türkiye’nin servetini yandaş müteahhit firmalara aktarmışsın ve yolun sonuna gelmişsin. Bu sonda da bizi ağır bir salgın karşılamış durumda. Ekonomiyi yönetemeyen bir iktidar var ve salgın koşullarında zaten yönetmesi mümkün değil. Fon oluşturup, kampanya açıp halkın cebinden para almaya çalışılıyor. Ekonomi böyle düzeltilebilir mi? Mümkün değil. Kastamonu’da 12 bin 841 esnaf, 14 bin 468 işyeri var. Kastamonu nüfusunun % 3’ü esnaf. Kastamonu büyükşehir olmayan 51 il arasında 14.468 işyeri ile en çok işyeri olan 13’üncü il konumunda. Kastamonu büyükşehir olmayan 51 il arasında 12.841 esnaf ile en çok esnafı olan 17’inci il konumunda. Bundan birkaç ay önce Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin verilerine göre; Kastamonu’da 2019 yılında 96, 2020 yılının ilk 6 ayında ise 41 olmak üzere toplam 137 şirket ve gerçek kişi ticaret işletmesinin faaliyetine son verdiğini açıklamıştık.  Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Konfederasyonu’nun verilerine göre; Kastamonu ilinde 2019 yılında özel sektör bazında 531, 2020 yılının ilk 7 ayında ise yine özel sektör bazında 264 olmak üzere toplam 794 işyerinin kapandığını açıklamıştık. Ve demiştik ki; Son 19 ayda Kastamonu’da toplam 932 şirket, gerçek kişi ticaret işletmesi ve esnafın kepenk indirmiş, esnafımız destek bekliyor demiştik. Zaten darboğazda olan esnaf salgın koşullarında çok daha zor bir durumda kaldı. Çok sayıda esnaf kredi koşullarını sağlayamadı. Bu ne demek ‘esnafımız batık’ demek. Esnafın; Nisan, Mayıs ve Haziran ayı kredi taksitleri faizsiz ötelenmişti, bu esnafa nefes aldırmıştı. Ama şimdi esnafın kullandığı kredilerin Temmuz, Ağustos ve Eylül ayı taksitlerinin faizleriyle birlikte kalan taksitlere dağıtılmasına karar verildi. Ekim, Kasım ve Aralık taksitleri için alınmış bir karar yok. Kapalı olduğu süreçte kazanç elde edemeyen esnafımız, kontrollü şekilde açıldıktan sonra da eski kazancına ulaşamadı. Hal böyle iken kira, faturalar, vergiler, prim ödemeleri, kredi ödemeleri arttı ve bu borçların ödenmesi imkânsız bir hale dönüştü. Yeniden artış gösteren bu pandemi ortamında borçların ödenmesi şu an için mümkün görünmüyor. Bu noktada acil yapılması gereken; esnafın yılsonuna kadar tüm mevcut borçlarının ötelenmesi olmalıdır. Eğer bu adımlar atılmazsa kiralık ve satılık levhalarının asıldığı birçok küçük işletmeye hemen her cadde ve sokak arasında daha çok rastlar olacağız. Son 17 ayda 932 olan kapanan işyeri sayısının daha da artmaması için daha somut, sadece borcu borçla kapatma seçeneği sunan destek paketlerinden öteye adımlar atılması gerekiyor.”

“2 BİN 267 KİŞİ NEREDE, 507 KİŞİ NEREDE, BİZ KİME İNANALIM?” 

“Bizim bu açıklamalarımızın ardından iktidar temsilcileri açıklamalar yaptı. 7 Ağustos’ta yaptıkları son açıklamada 15 Mart’tan sonra Kastamonu’ya 77 milyon TL’lik destek sağlandığını duyurdular. Yani 5 ayda. Her şeye tamam diyelim. Ama açıklamalarda iki husus dikkatimi çekti. 15 Mart’tan sonra iş akdi feshedilen ancak işsizlik ödeneğine hak kazanamayan 3 bin 384 kişiye 5 milyon 824 bin 397 TL nakdi ücret desteği verilmiş. 15 Mart’tan sonra işsizlik ödeneği hak eden 2 bin 267 kişiye ise 7 milyon 312 bin 135 lira işsizlik ödeneği ödenmiş. İktidar öncelikle 15 Mart ile 7 Ağustos arasında Kastamonu’da 5 bin 651 kişinin işiyle ilgili sorun yaşadığını söylüyor. Bu Kastamonu için çok ciddi bir rakam. Nakdi ücret desteğini kastetmiyorum ama işsizlik ödeneğine başvuran ve hak edenlerin sayısı her ay düzenli olarak yayınlanıyor. Merak ettim baktım; Yani İş Kur verilerine göre Kastamonu’da Mart ile Temmuz ayları arasında toplam 507 kişi işsizlik ödeneği almaya hak kazanmış. 2 bin 267 kişi nerede, 507 kişi nerede? Biz kime inanalım? İktidar temsilcilerine mi yoksa İş Kur’un resmi verilerine mi?”

“ÇINAR’IN AÇIKLAMALARINI KENDİSİNE YAKIŞTIRAMADIM”

“İl başkanımız göreve geldiği günden bu yana Kastamonu’nun dertleri ile dertlenen bir insan. Kastamonu’nun sorunlarını dile getirmekten çekinmeyen bir insan. Ben Kastamonulu olarak kendisine çok teşekkür ediyorum. İl başkanımızın yaptığı eleştirilere karşı sayın Çınar’ın yaptığı ilk açıklamaları kendisine kesinlikle yakıştıramadım. Biz sayın Emin Çınar’ı, nezaketiyle, üslubuyla, inceliğiyle bilen insanlarız. Emin bey tecrübeli bir siyasetçi, eleştiriye tahammül edebiliyor olması lazım.”

“BİR ŞEY SAKLAMIYORSANIZ, BU KADAR TELAŞ ETMEYE GEREK YOK”

“İkinci bir açıklama daha yapmış. Bu açıklama neresinden tutarsan elinde kalıyor. ‘Biz gitmedik, görüşmedik’ demiş. Birde ‘Biz toplum içindeyiz, siyasetçiyiz. Gidebiliriz de, gelebiliriz de’ demiş. ‘Kamera kayıtlarını istedim. Biz orada şunlarla oturuyorduk’ demiş. Yaptığınız iş aleniyse, yaptığınız iş açıkça, yaptığınız işle ilgili kamuoyundan sakladığınız bir şey yoksa, bu kadar telaş etmeye gerek yok. Benim kulağıma geliyor. Bir yerde oturup sohbet edilmiş, o toplantıda konuşulan konular dışarıya sızmış, şimdi acaba kim sızdırdı diye onu arıyorlar. Yaptığınız işte bir sakınca yoksa niye arıyorsunuz? Biz yaptığımız bütün görüşmeleri ya partimizde yapıyoruz, ya da toplumun gözünün önünde yapıyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi’nin AKP’yi eleştiren hatta suç duyurusuna varan eleştirileri olmuştu. Göreve geldiğinde bu dosyanın kapağı kapatıldı. Biz kamuoyu olarak bu dosyayı takip edeceğiz. Sırf ittifak var diye bu konuyu geçiştirmelerine izin vermeyeceğiz. Onlar geçiştirseler biz gündemde tutacağız. Ama siyasette nezaketi elden bırakmamak lazım.  Cumhur İttifakı’nın yükünü Milliyetçi Hareket Partisi çekiyor. Anketlerde bunu gösteriyor. Örgütsel yapıda bunu gösteriyor.”

“PKK TABİ Kİ TERÖR ÖRGÜTÜDÜR”

“Birbirlerine kavgada bile söylenmeyecek sözler söyleyenler Cumhur İttifakı oluşturdular. 7 Haziran 2015 seçimlerinde artık seçimle bu iktidarı ayakta tutmanın çokta kolay olmadığını gördüler. Daha önce özellikle Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli’nin çok eleştirdiği ‘tek adamlık sistemine’ yine Milliyetçi Hareket Partisi’nin desteği ile geçildi. Şimdi bu ittifak partilerinin kaderi birbirlerine bağlı. Kaderleri birbirlerine bağlıyken bizim yaptığımız eleştirilere söyleyebilecekleri çokta fazla bir şey yok. AKP’yi ‘Elinde Kur’an, dilinde yalan’ diye eleştiren bir parti, ‘Saatimi 17-25 Aralık’a ayarlardım. Burada durdurdum. Bu yolsuzluğun hesabını soracağım’ diyen bir parti var. ‘Senden Cumhurbaşkanı olmaz’ diyen parmak sallayan, ‘Türk tipi başkanlık sistemi diye bir şey olmaz’ diyenler. Şimdi AKP ile birlikte Cumhuriyet Halk Partisi’ne ‘Siz teröristsiniz’ diyor. Neden yerel seçimleri kazandık diye. Peki, yerel seçimleri kaybedeceklerini öngörmüyorlar mıydı? Anket sonuçlara göre öngörüyorlardı. Zaten 2018’de yapılan genel seçimleri yerel seçimlerin önüne çekmelerinin sebepleri ‘Aman yerel seçimi kaybeder miyiz?’ korkusuydu. Zaten 25 yıldır yönettikleri Ankara ve İstanbul’daki seçmenin eğilimlerini bilmiyorlar mıydı? Tabi ki biliyorlardı. Soruyu da atlamadan cevap vereyim. PKK terör örgütü müdür? Terör örgütüdür ama 2 seçim arasında terör örgütü dediğiniz örgütün liderinden mektup getirip ‘Ey Kürtler Öcalan’dan mektup geldi. Bu mektuba dikkat edin, kulak kesilin aman Ekrem İmamoğlu’na oy vermeyin’ diyen kimdi? Devlet Bahçeli değil miydi? Milliyetçi Hareket Partisi’ydi ve bu iktidardı. Sadece İstanbul seçimlerine bakın. İlk seçimde arada 13 bin oy vardı. Dediler ki ‘Millet İttifakı’na oy verenler, Ekrem İmamoğlu’na oy verenler, AKP’nin dışındakilere oy verenler, teröristlere oy vermiş sayılır’ dediler. Ama ne oldu? İkinci seçimde aradaki fark 800 bine çıktı. Binali Yıldırım’a oy veren 400 bin seçmen fikrini değiştirmiş ve Ekrem İmamoğlu’na oy vermiş. Binali Yıldırım’a oy verirken iyiydi de, Ekrem İmamoğlu’na oy verince mi insanlar terörist oldu? HDP’li belediye başkanlarına terörist diyorsunuz, aynı başkanlar AKP’ye geçince yakalarına rozet takıyorsunuz. Şimdi yerli ve milli olmak için illa yakamıza AKP rozeti mi takmamız lazım? Aynı insanlar HDP’de siyaset yaparken terörist oluyor, aynı insanlar AKP’ye geçince yerli ve milli oluyorlar. 6 buçuk milyon oy almış bir partinin seçmenine terörist imasında bulunarak, bu ülkenin kangren olmuş sorununu alttan alta dinamitleyerek Kürt sorununu çözme imkânımız yok. HDP’yi muhatap alıp Dolmabahçe Mutabakatını imzalayabiliyordunuz. Biz Kürt seçmeni kucaklamak zorundayız, kucaklayacağız. Bizim için Türk seçmen, Kürt seçmen, AKP’li seçmen, MHP’li seçmen, CHP’li seçmen diye bir fark yok. Seçmen 100 yüzdür. Bir önceki seçimde başka bir partiye oy vermiş olması, o seçmenin o partiye ait olduğunu anlamına gelmez. Seçmene terörist muamelesi yapılması doğru değildir. PKK tabi ki terör örgütüdür. CHP, PKK ile mücadele edecektir, terörle mücadele edecektir. Her türlü mücadele edecek. Ama hukukun dışına asla çıkmayacaktır. Bugün Anayasa Mahkemesi, Süleyman Soylu’ya atfen şöyle söyledi; ‘Eğer terörle mücadele ederken hukuk yolunda ayrılırsak, bunun bedelini daha ağır öderiz’ dedi. Biz terörle mücadele edeceğiz ama hukukun sınırları içerisinde mücadele edeceğiz.”

“ŞEKER FABRİKASI ÖZELLEŞTİRME KAPSAMINDAN ÇIKARILMALI”

“Kastamonu Şeker Fabrikası’nın satılmamış olmasının önemini Kastamonu kendisi yaşayarak görüyor. Çorum’da yaşanan sıkıntıların herkes farkında. Geçen sene Çorum’daki besicileri küspe alabilmek için Kastamonu Şeker Fabrikası’nın önünde sıra olmuştu. Rekolte düşüklüğü beklenmiyor. Türkiye üretmeli, özellikle Şeker Fabrikası gibi stratejik kurumların özelleştirilmesini rafa kaldırmalıdır. Kastamonu Şeker Fabrikası özelleştirme kapsamından çıkarılmalı, özelleştirilen fabrikalar kamulaştırılmalıdır.”

“YALANSA DADAY YOLU’NUN İHALE TARİHİ AÇIKLASIN”

“Öncelikle geçtiğimiz günlerde burada yaşanan üzücü kazada hayatını kaybeden Naciye Kulaoğlu’na Allah’tan rahmet, ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum. Bu konuda yaptığım açıklamada Daday Yolu için açılması gereken ihaleye daha önce olur kararı veren Karayolları Genel Müdürlüğü’nün bu olur kararını tasarruf tedbirlerini gerekçe gösterip iptal ettiğini, bu durumun kabul edilemeyeceğini söyledim. Yolun bir bölümünde Karayolları evet kendi imkânlarıyla çalışma yürütüyor. Ama Daday Yolu yapıldı, tamamlandı demek için 24 kilometrelik güzergâh için ihale açılmasına ihtiyaç var. Bu yalan ise Daday Yolu’nun ihale tarihini de açıklasınlar. Bu ihale yapılacak mı, yapılmayacak mı? Bu durumu bile bile Hasan Baltacı yalan söylüyor demek siyaset değildir. Bir yalancı arıyorlarsa genel başkanlarına baksınlar.”

“YALAN SÖYLÜYOR DEMİŞLERDİ”

“Burada hatırlatmak istediğim benzer bir konu var. Biliyorsunuz havalimanında ILS cihazı var. 2018 yılında sefer iptalleri insanları canından bezdirince o tarihte bir açıklama yaptım ve ‘havalimanına ILS cihazı kurulduğu söylenmesine rağmen seferler sürekli iptal oluyor, cihaz varsa neden sefer iptali sayısı bu kadar çok, bir yerde bir eksik var’ dedim. ILS’nin işlev görmediğine dikkat çektim ve CAT2 ya da çok daha büyük havalimanlarına kurulan CAT3 sistemine ihtiyaç olduğunu belirttim. O günde aynı isimler Baltacı ‘yalan söylüyor, ILS cihazının kurulduğunu bile bilmiyor’ diyerek açıklamamı çarpıtmaya çalıştı. Bugün Daday Yolu konusunda da aynısı yapılıyor, kolaya kaçılıyor. Peki ne oldu? AKP daha yeni Temmuz ayında açıklama yaptı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanından hava muhalefetinden kaynaklı uçuş iptallerini asgariye indirecek CAT2 sistemi talep ettiklerini duyurdu.

Daday Yolu’nda da durum benzer. 24 kilometrelik yol tasarruf tedbirine mi takılır? 7 Temmuz’da Genel Müdürlük bir ihale yaptı. Trabzon – Aşkale Yolu Zigana İkmal İnşaatı ihalesi. Bu ihale pazarlık usulüyle yapıldı. Kim kazandı sizce? Ben söyleyeyim. İhaleyi 953 milyon 203 bin lira bedelle Cengiz İnşaat kazandı. Karayolları Genel Müdürlüğü ile Cengiz İnşaat arasında 27 Ağustos tarihinde sözleşme imzalandı. Şimdi bu ihale için tasarruf tedbiri yok ta, Daday yolu için mi var? Daday yolunun bitmesi için Cengiz İnşaat’ın mı ihaleyi alması gerekiyor?”

“ILGAZ TÜNELİ 5 TÜNEL PARASINA YAPILDI”

“Evet Ankara’ya her gidişimde Ilgaz Tüneli’nden geçiyorum. Yapılmasından bende memnunum. Ama hafızlarımızı tazeleyelim, hatırlayalım; O tünelin ihalesini 219 milyon TL’ye ikinci en düşük teklifi veren Cengiz İnşaat kazandı. Peki kaça bitti biliyor musunuz?

1 milyar 90 milyon TL’ye bitti. Hesaplanan rakamın 5 katı! Nerede diğer 4 tünelin parası?

Diyecekler ki ön görülemeyen durumlar oldu, kur arttı, enflasyon yükseldi, ek kaynak sağlanması gerekti. 213 milyon TL’lik ikmal inşaatı ihalesi yapmışsınız. Bir tünel parası daha. Maliyet 432 bin TL’ye çıkıyor. Peki 658 bin TL’yi nasıl verdiniz? 3 tünel parası! 4 yıl içinde enflasyon farkı olarak bu rakamı verdiyseniz, asgari ücrete bu enflasyonu yansıttınız mı? Yok keşif ve metrajda hata oldu diyorsanız, o keşif ve metrajı hesaplayanları çağırıp kamuyu neden zarara uğrattınız diye sordunuz mu?

“BIRAKIN KÖYLERİ İHSANGAZİ’NİN MAHALLESİNDE İNTERNET YOK”

Okul öncesi ve 1.sınıf öğrencileri 21 Eylül’den itibaren yüz yüze başladı. Diğer sınıflar uzaktan eğitimle eğitim hayatına devam ediyor. Bu konuda 3 başlıkta açıklama oldu. Televizyonu olmayan 77 öğrenciye televizyon dağıtıldığı söylendi. İkinci açıklamada Kastamonu’da internet erişimi olmayan yerleşim yerleri için mobil bir araç için Turizm Müdürlüğü ile protokolü imzalandığı ve 260 EBA Destek Noktası oluşturulduğu söylendi. Ayrıca Türk Telekom’a ait baz istasyonlarına 4 kilometre mesafede olan köylerde internet erişimi olduğu, 4 kilometrenin dışında kalan köyler için elden bir şey gelmediğini belirtildi. 260 EBA Destek Noktasına baktım. Her biri okullar. İnterneti olmayan çocukları okullarda toplayacaksak, neden okullar kapalı? Köylerde diyoruz ama ben biliyorum, İhsangazi’nin Kalafat Mahallesi’nde internet yok. 210 bin TL’lik yatırım gerekiyor ama yapılamıyor. 210 bin TL ikinci el bir otomobil parası. Bu hizmet Kastamonu’ya çok görülüyor. Kar-zarar hesabı yapılıyor. Çatalzeytin Karacakaya, Sökü, Hacıreis, Hacıreissökü köylerimizin olduğu bölgede 30’a yakın taşımalı eğitime giden ilk-ortaokul ve 6 üniversite öğrencimiz var. Ama internet yok. Neden Telekom özelleşti de ondan. Çocuklar eğitim beklerken, öğrenmek isterken elimizden bir şey gelmiyor denilebiliyorsa normalde bunun peşinden istifa gelir. İstifa gelmelidir. 6 ayda Milli Eğitim Bakanlığı ne yapmış? Duruma bakacak olursak yatmış.” (Haber Merkezi)

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV