‘Emeğimiz ve geleceğimiz için artık müdahale zamanı’

Türk Tabipleri Birliği (TTB) öncülüğünde doktorlar 1 günlüğüne görev bıraktı. Acil haricinde gün boyu çalışmama eylemi gerçekleştiren doktorlar, taleplerini gündeme getirdi. Kastamonu-Çankırı Tabip Odası Başkanı Dr. Yusuf Öztürk, konuyla ilgili yaptığı yazılı basın açıklamasında; “İktidar bilmelidir ki söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz vardır. Emek bizim ise söz de bizimdir” dedi.

‘Emeğimiz ve geleceğimiz için artık müdahale zamanı’
banner72

“EMEĞİN, DAHA FAZLA DEĞERSİZLEŞTİRİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

Sağlık personelinin özlük haklarına ilişkin düzenlemenin geri çekilmesi üzerine Türk Tabipleri Birliği (TTB) grev karar almıştı. Grev kapsamında Kastamonu’da da doktorlar, acil dışında sağlık hizmeti sunmadı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Kastamonu-Çankırı Tabip Odası Başkanı Yusuf Öztürk, şu ifadelere yer verdi; “Uyarıyoruz; oyalama değil hakkımız olanı istiyoruz. Uygulanan sağlık politikaları toplum sağlığı için artık önemli bir risk halini almış, bu durum sağlık hizmetlerinin kaliteli ve nitelikli verilmesini zorlaştırmıştır. Koronavirüs salgını mevcut sağlık sisteminin aksaklıklarını ve eksikliklerini daha çok görünür hale getirmiş ve sağlık emekçilerinin verdiği hizmetin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Sağlık emekçileri salgın döneminde canla başla çalışırken aynı zamanda işsizlikle, işten atılmalarla, yoksullukla karşı karşıya bırakılmıştır. Sağlık emekçileri ‘artık bu şartlarda çalışamıyoruz’ diyerek istifa ederken, emekli olurken; genç hekimlerimiz başta olmak üzere sağlık emekçileri yurtdışına göç ederken tüm bu sorunları konuşmak, çözüm önerilerimizi iletmek için sağlık bakanına görüşme taleplerimizi defalarca ilettik. Sağlık Bakanı’nın, hekimlerin, sağlık emekçilerinin çalışma koşullarını, sağlık ve yaşam sorunlarını, toplum sağlığını, sağlık emek meslek örgütleriyle konuşmasından daha doğal ne olabilir? Bu görüşme taleplerini karşılamak sağlık bakanının bizlere ve topluma karşı sorumluluğu değil midir? Artık yaşamımıza bile mâl olan bunca sorunumuzu duymazdan, görmezden gelen iktidar, aslında her şeyi görmektedir ve bilmektedir. Bunun en son örneği de hekimlerin, sağlık emekçilerinin artık yoksulluk sınırının çok altına düşmüş; açlık sınırına kadar gerilemiş gelirleri ve özlük hakları ile ilgili düzenleme yapacağı iddiasıyla getirdikleri ucube yasa tasarısıdır. Bizler tasarının yeterli olmadığını, bütüncül olmadığını, tüm sağlık emekçilerini, tüm hekimleri kapsamadığını belirtirken bu teklif bile bize fazla görülmüş; ne zaman tekrar meclise getirileceği, varsa eksiklerinin yasa tasarısına eklenerek neden tamamlanmadığı gibi sorular havada bırakılarak usule aykırı bir şekilde geri çekilmiştir. Bu yasa ne çalışan hekimlerin ne de emekli hekimlerin gelirlerinde bir iyileştirme sağlamayacaktır. İktidara ve sağlık bakanlığına çeşitli açıklama, eylem ve yürüyüşlerle anlatmaya çalıştık, yine söylüyoruz: Salgın döneminde yaşamımızı da ortaya koyup verdiğimiz emeğin, böyle daha fazla değersizleştirilmesine izin vermeyeceğiz. Toplum sağlık hakkı; emeğimiz ve geleceğimiz için artık müdahale zamanıdır.”

“HALKIN SAĞLIK HAKKINA SAHİP ÇIKTIĞIMIZI GÖSTERMEK İÇİN UYARIYORUZ”

Dr. Yusuf Öztürk, tabiplerin isteklerini de dile getirerek, bu istekleri şöyle sıraladı; “İnsanca yaşayabileceğimiz, insanca geçinebileceğimiz, emekliliğe yansıyan temel ücret, 3600-7200 kademeli ek gösterge ve pandemide çalışılan her yıl için 120 gün yıpranma payı ve geçmişe dönük, her sağlık çalışanı için yıllık 90 gün yıpranma payı istiyoruz. Sağlık emekçilerine şiddet gösterenlere, TCK’dan sağlık hizmeti sunanlara karşı işlenen bazı suçlara ilişkin özel düzenlemeler içeren Sağlıkta Şiddet Yasası’nın acilen gerçekleştirilmesini istiyoruz. Son bir yıl içinde tüm cumhuriyet tarihindekinden kat be kat fazla beyin göçü sağlık alanında gerçekleşmiştir. Gelecek güvencesi olmadan şiddet tehdidi altındaki çalışma koşullarına son verilmesini istiyoruz! Performans sisteminin kaldırılmasını, döner sermaye uygulamasına son verilmesini, sabit maaşımızın bunlara muhtaç etmeyecek, emekliliğe yansıyacak şekilde düzenlenmesi istiyoruz. Çalışma koşullarımızın iyileştirilmesini ve insanca çalışma süreleri; güvenli, sağlıklı çalışma ortamları; Covid-19 başta olmak üzere meslek kaynaklı hastalıklara karşı bütüncül bir meslek hastalıkları yasası istiyoruz. Mevcut 5 dakikada bir muayene dayatmasına son verilmesini; randevuların hastalarımıza en az 20 dakika ayırabileceğimiz şekilde düzenlenmesini istiyoruz. Toplumun geniş kesimlerinin sağlık hizmeti ihtiyacı da hekimlerin özlük hakları da ancak kamusal sağlık politikalarıyla teminat altına alınabilir. İş güvencemiz, gelirgüvencemiz, mesleki bağımsızlığımız için kamusal sağlık sistemi istiyoruz. Sağlık, piyasanın vahşi koşullarına terk edilemez. Kamu hastanelerine bütçe ayrılmasını, özel hastanelerde ki meslektaşlarımızın aşırı çalıştırılması ve ciro baskısına son verilmesini istiyoruz. Tüm asistanların emeklerinin karşılığını aldığı; çekirdek eğitim müfredatına uygun, asistan hekimlerin tüm süreçlerde söz sahibi olduğu nitelikli uzmanlık eğitimi almasını ve eğitim dışı işlerde çalıştırılmamasını istiyoruz. Aile hekimliği ceza yönetmeliğinin geri çekilmesini, kamuya ait binalarda kamu çalışanlarından oluşan eksiksiz bir ekiple koruyucu sağlık hizmetlerinin yürütülmesini sağlayacak birinci basamak sağlık örgütlenmesi istiyoruz. İşyeri Hekimlerinin çalışma saatleri, atama ve ücretlendirmeleri konusunda tabip odalarının yetkili olmasını istiyoruz! KHK ve güvenlik soruşturmaları ile hukuksuzca işinden alı konulmuştüm sağlık çalışanlarının derhal işlerine başlatılmasını istiyoruz. Emeğimize, geleceğimize, halkın sağlık hakkına sahip çıktığımızı göstermek için uyarıyoruz. Artık toplumun, sağlık emekçilerinin çığlığına kulak verilmelidir. Taleplerimiz kabul edilmediği, sağlık emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını düzeltecek bir düzenleme hızla meclise getirilmediği takdirde eylemlerimiz devam edecektir. İktidar bilmelidir ki söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var. Kısacası emek bizim ise söz de bizimdir!” (Haber Merkezi)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER