Canımız ‘Kastamonu İtfaiyesi’ne emanet

Kastamonu Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nde görevli itfaiye erleri mesleki zorluklarını ve meslek hayatlarında yaşadıkları anları anlattı.

Canımız ‘Kastamonu İtfaiyesi’ne emanet

Büyük bir fedakârlık ve başarı ile yangınlara sorumluluk bilinciyle müdahale eden, birçok defa ölümle yüz yüze gelen itfaiye erleri ile bir araya geldik. 80 kişilik büyük bir ekip olan Kastamonu İtfaiyesi’nde görevli itfaiye erlerinden Hasan Velioğlu ve Recep Acıyan, itfaiye hakkında merak edilenler ve yangınlarla nasıl mücadele edildiği noktasında deneyimlerini, çalışma süreçlerini ayrıntılarıyla anlattı.

Yangın ihbarı aldıklarında olay yerinde, kimi zaman zor durumlarda kaldıklarını belirten itfaiye eri Recep Acıyan; “Bazen akla hayale sığmayacak kelimelere maruz kalıyoruz. Biz vatandaşa yardım etmeye gidiyoruz, yeri geliyor hayatımızı göz ardı ediyoruz, bu kamyonlarla son sürat çarşı içerisinde gidiyoruz, fakat vardığımızda sanki evi biz yakmışız gibi bir duruma düşüyoruz. Vatandaşlardan kendilerini bizlerin yerine koymalarını istiyoruz” dedi.

VELİOĞLU: “İHTİYAÇ DUYDUKLARI ANDA YANLARINDA OLMAK MUTLULUK VERİCİ”

10 yıldır Kastamonu Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nde görev yapan itfaiye eri Hasan Velioğlu, yaptıkları görevle ilgili düşüncelerini şöyle dile getirdi; “2011 yılından beri Kastamonu Belediyesi İtfaiye Biriminde itfaiye eri olarak görev yapmaktayım. İtfaiye olmayı küçüklüğümden beri hayal etmiştim. Üniformalı mesleklere çocukluğumda çok özenirdim. İtfaiye mesleği de bana nasip oldu ve şuanda görevimi yapıyorum. İnsanlara faydalı olmak için bu mesleği seçtim. İtfaiyenin karşılığı benim için halka hizmettir. İnsanın hatta her türlü canın ihtiyaç duyduğu her yerde biz itfaiyeciler varız. Bu birimde olmaktan dolayı mutluyum. İşimizi severek yapıyoruz. Fayda sağlamak insanlara el uzatmak, ihtiyaç duydukları anda yanlarında olmak mutluluk verici bir şey.”

Bir yangın ihbarı aldıklarında neler hissettiklerini anlatan Velioğlu; “Bir heyecanımız oluyor. Çünkü olay yerine gittiğimiz zaman nasıl bir manzara ile ne tür bir olayla karşılaşacağımızı bilemiyoruz. Mahsur kalan olabiliyor, aynı anda 2 farklı ev yanabiliyor veya değişik olaylar oluyor. Mesela trafik kazasına gidiyoruz, çıkış yaptığımız anda hemen net bir haber alamıyoruz. Gittiğimiz yerde bir otobüs de devrilmiş olabilir, içerisinde onlarca insan da mahsur kalmış olabilir. İster istemez bir heyecan, bir stres yaşıyorsun. Ama onu da kısa süre içerisinde atlatıyoruz” dedi.

“HER YANGIN BİR ŞEKİLDE SÖNÜYOR”

Meslek hayatı boyunca, baş edemeyeceklerini düşündüğü ve büyük korku yaşadığı bir olayı da aktaran İtfaiye Eri Velioğlu; “Deveciler mevkiinde gece saatlerinde bir yangın olmuştu. Yanlış hatırlamıyorsam 4 tane ahşap ev yanmıştı. O yangının hiç sönmeyeceğini düşünmüştüm. Çünkü dar bir mahalle ve evler birbirine bitişikti. Ama sonucunda başarılı olduk ve çok şükür ki söndürebildik. 5- 6 saat boyunca devam etmişti. Her yangın bir şekilde sönüyor. Biz sıkıntı yaşamadık da ahşap ev tutuştuğu zaman hemen söndürmek pek mümkün olmuyor” şeklinde konuştu.

Sürekli olarak yangınlarla burun buruna olan itfaiye erleri, görev esnasında hep ölümle burun buruna... İtfaiye eri Hasan Velioğlu da grev esnasında zor anlar yaşayan itfaiye erlerinden biri. Velioğlu, başından geçen bir olayı şöyle anlattı; “Ölümle burun buruna gelmedim ama ahşap ev yangınında 2 kere tüp patlaması yaşadım. O bizi biraz korkuttu. Ahşap ev içerisinde çıkan yangına müdahale ederken tüpün patlamasıyla bir anda büyük bir alev yoğunluğu içerisinde kaldık. Birkaç metre altımızda çok yoğun bir alev oluştu. Pratik bir şoför ağabeyimiz bizi hemen geri çekti, merdivenli araçla. Böylelikle kurtulmuş olduk.”

“YAŞADIKLARIMIZ İSTER İSTEMEZ PSİKOLOJİK OLARAK HASAR AÇIYOR”

Kendisini meslek hayatında en çok etkileyen hadiseyi de aktaran Hasan Velioğlu; “Aslında biz itfaiyecileri her zaman etkileyen anlar oluyor. Bir trafik kazası yaşanmıştı çevreyolunda... Orada 2 çocuk hayatını kaybetmişti, ailesiyle beraber. Biz olay yerine vardığımızda anne ve ağabey araçta sıkışmıştı. 3-4 yaşlarında bir çocuk vardı. O oturuyordu ve annesine bakıyordu ama ayağı kırılmıştı. Sarışın, mavi gözlü, çok tatlı bir çocuktu. Kaza alanını gördükten sonra bizde çok da bir umut yoktu. Hayatlarını kaybedeceklerini düşündük. Çocuğu görünce ‘bari çocuk kurtulmuş’ dedim. Daha sonra yukarı çıkardığımızda ağabeyi hayatını kaybetti. Daha sonra ertesi gün o küçük çocuğun da hayatını kaybettiğini öğrendik. Bu olay beni ve ekibimi çok üzmüştü. Olay sonrasında defalarca o anı gördüm hayalimde” dedi.

İtfaiye erlerinin meslek hayatları boyunca sürekli olarak trafik kazalarında, yangınlarda hayatlarını kaybeden insanları gördüklerini, ancak görevden öte kendilerinin bir insan olarak bu durumlardan nasıl etkiledikleri sorusuna Velioğlu şöyle açıklık getirdi; “Başlarda çok etkilendik. Gittiğin her trafik kazasında vefat eden olduğunda, yangında hayatını kaybeden olduğu zaman etkilendik. Ama bir süre sonra artık aşıyoruz o durumu. En azından fayda sağlamaya çalışıyoruz ve duygusal boyutu aşıyoruz. Ancak ister istemez psikolojilerimizde hasar açıyor.”

“EN BÜYÜK SIKINTIMIZ SAHTE İHBARLAR”

Acil hatta gelen sahte ihbarlarla ilgili de konuşan İtfaiye eri Hasan Velioğlu, vatandaşlara uyarılarda bulunarak şöyle konuştu; “Bu konuda halkımızın hassas olmasını istiyorum. Çünkü sarhoş yalan ihbar verebiliyor, arkadaşıyla iddiaya grip ‘itfaiye kaç dakikaya gelir’ diye arayıp ihbarda bulunanları dahi gördüm. 112 sistemi daha yokken, yani 110 hattı aktifken arıyor ihbarda bulunuyor, biz olay yerine gidiyoruz ama herhangi bir şey yok, geri döndüğümüzde tekrar 110’u arayıp ‘7 dakikada geldiniz süper’ diyor adam. Burada çıkabilecek ikinci bir yangını, başka birinin zarar görme ihtimalini düşünmüyor. Kendi ailesinin zarar görebileceğini düşünmüyor. Bunlara karşıyız. Bu yalan ihbarların olmaması gerekiyor. Bir de itfaiye diğer birimlerden çok daha hassas bir birim. Bir polise yalan ihbar verirsen bir veya iki araçla gelir. Ambulansa yalan ihbar verirsen bir tane araçla gelir. Ama itfaiye bir yangın ihbarı aldığında bu İtfaiye Müdürlüğü bünyesinde arazöz de çıkış yapmak zorunda, merdivenli araç da, kurtarma aracı da, öncü araç da çıkış yapmak zorunda. Yani en az 5 tane kamyonla çıkış yapmak zorundayız. Bu hem halkı da rahatsız eden bir durum. Hızlı bir şekilde müdahale etmeye çalışıyorsun, 5 tane kamyonla çıkış yapıyorsun, çok sıkıntı oluyor. İnsanlarımızın gereksiz ihbarlarda bulunmasını istemiyoruz. Hem vakit kaybı, hem de o sırada çıkabilecek başka bir yangına ulaşılmasına engel olunuyor. Başımıza gelmedi, ama sahte ihbar üzerine bu 5 aracımız yola çıktığında ters istikamette olan bir olayda büyük sıkıntı yaşanmasına ve canların yanmasına neden olabilir, kendi canları da yanabilir. O sebeple insanların bu konuda daha duyarlı olmalarını istiyoruz.”

“GEÇEN ZAMAN KISA DA OLSA, MAĞDUR İNSANLARA ÇOK UZUN GELİYOR”

Yangın olaylarında karşılaştıkları tepkileri de dile getiren Velioğlu, şunları kaydetti; “Biz insanları anlayabiliyoruz. Bir yangın yerine vardığımızda geç geldiğimiz yönünde insanların ister istemez bir tepkisi oluyor. Buradan Kuzeykent’e 5 dakikada varmış olsak bu bile rahatsız edecek halkı. Çünkü gerçekten insanların malı, canı yanarken geçen zaman onlara çok uzun geliyor. Hatta geçenlerde bizim ekip amirimiz dışarıdayken bir yangın ihbarı geldi. Buradan çıkış yaptık, kendisi telsizden takipteydi. Barutçuoğlu AVM civarındaydı o süre amirimiz... Bizi aradı çıkış yaptınız mı diye sordu ‘yaptık amirim Olukbaşı’ndayız’ dedik. Yaklaşık 30 saniye geçmeden tekrar aradı nerede kaldınız diye. ‘Bana bile çok uzun geldi’ dedi. Hâlbuki geçen süre 30 saniyeydi. Tekrar birime geldiğimizde bunu konuştuk. Vatandaş için geçen her saniye daha önemli oluyor.”

ACIYAN; “HAYAT KURTARMAK, BİZİM İÇİN BAMBAŞKA BİR ŞEY”

2011 yılından bu yana Kastamonu İtfaiye Müdürlüğü’nde görev yapan itfaiye eri Recep Acıyan da, itfaiyenin her insan için anlamının farklı olduğunu belirterek, birinin hayatına dokunmanın, hayat kurtarmanın, kendileri için bambaşka bir şey olduğunu vurguladı. Yangın ihbarının ardından ilerleyen süreç hakkında bilgilendirmelerde bulunan Acıyan; “İhbar ilk olarak 112 Acil Çağrı Merkezi’ne düşüyor. Ondan sonra buraya bildiriliyor. Burada, her an her şey olabilecek gibi tetikte bekliyoruz.  İhbar düştüğü anda alarm çalıyor ve herkes kapılardan dolaplarına koşuyor. Yangın elbiselerimizi giyiyoruz. Ondan sonra hangi araçlar boşsa hepsini tamamlayarak çıkıyoruz. Buradan çıkmamız toplamda bir dakikayı bulmuyor. Tüm ekipmanlarımızla olay yerine doğru hızlı bir şekilde çıkış yapıyoruz. Sirenlerimizle birlikte olay yerine doğru gidiyoruz. Tabi neyle karşılaşacağımız belli değil. Ne yanıyor, içeride biri mahsur mu ya da oradaki durum ne bununla ilgili planımızı yapıp olaya müdahale ediyoruz” dedi.

Mesleki hayatında kendisini en çok etkileyen olayı anlatan Acıyan, şöyle konuştu; “Çevre yolunda bir trafik kazasına gitmiştik. Tarlaya uçmuştu bir araba. İçerisinde anne, baba ve 3 çocuk vardı. Çocuklardan birini yaralı olarak sedyeye aldık ve yukarı çıktığımızda can verdi. O boynunun düşmesini hiç unutmam. Bu olay gibi meslek hayatımızda yaşadığımız daha başka olaylar da oluyor. Yangında da bir amcamız kalmıştı. Kendisi seyyar satıcılık yaparak geçinen bir amcamızdı. İçeriden kurtarmaya çalıştık, sesini duyduk ama bir türlü alevlerden dolayı içeri giremedik. Girdiğimizde de ölmüştü. Mesleki olarak insanların hep zor durumlarına şahit oluyoruz. Psikolojik olarak yıpranıyoruz. Vatandaşın evi yanıyor veya ailesinden birini kaybetmiş, kazada bir yakınını kaybetmiş veyahut bir vatandaşı kazada hayatını kaybettiğini görüyorsunuz yani ister istemez yıpranıyorsunuz psikolojik olarak.”

“SANKİ EVİ BİZ YAKMIŞIZ GİBİ BİR DURUMA DÜŞÜYORUZ”

Yangınlarda yaşadığı zorlukları da dile getiren Recep Acıyan; “Halkın canı yanıyor tabi. Bizim için 10 dakika onlara 1 saat gibi geliyor. Oraya vardığımızda insanlara bir şey diyecek halimiz yok. Evi yananlar değil de, çevresindeki insanların gazıyla bizlere yükleniyorlar. Bazen akla hayale sığmayacak kelimelere maruz kalıyoruz. Daha iki gün önce arkadaşlarımız da maruz kalmışlar böyle bir duruma, hatta arabayı bile taşlamışlar. O dereceye gelen olaylar oluyor. Bu gibi durumlar bizlerin biraz iş şevkini kırıyor. Vatandaşa yardım etmeye, canını kurtarmaya gidiyoruz, yeri geliyor hayatımızı göz ardı ediyoruz bu kamyonlarla son sürat çarşı içerisinde gidiyoruz fakat vardığımızda sanki evi biz yakmışız gibi bir duruma düşüyoruz. Bu gibi durumlarla karşılaşıyoruz. İstenmeyen şeyler bunlar tabi ama bazısına sabır diyoruz, bazısını görmezden, bazısını duymazdan geliyoruz. Ancak vatandaşlardan da kendilerini bizlerin de yerine koymalarını istiyoruz” dedi.

“BOZKURT’TA YAŞADIĞIM HİSSİYAT ANLATILAMAZ”

Taşköprü’deki orman yangınında ve Bozkurt’taki sel afetinde de görev alan Acıyan; “Taşköprü’ye ilk yangının çıktığı gün gittik. Nöbetçiydik o gün. Oraya gittiğimizde duman Taşköprü’den görünüyordu. Olay yerine vardığımızda köyün birisi yanmıştı. Alevlerin içerisinde kaldı. Hatta bir türlü müdahale edemedik, köye geçemedik. Gece de orada kaldık. Abdal Hasan Göleti’nden sürekli su takviyesi yaptık. Sayısız sefer yaptık. Belli bir müddet sonra gece ikinci köye inmeye başladı yangın. Çaresiz kaldık. Orman yönetim şefleri vardı onlar da ne yapacağını şaşırdı. Çevre illerden itfaiye araçlarının konvoy halinde gelişleri hiç gözümün önünden gitmez. Helikopter desteği, arkadaşlarımızın desteği derken köyü kurtardık yangından. Fakat o gece ben bir şeye şahit oldum; dağda tüm hayvanlar uludu. Kurtlar uluyarak kaçıştılar. 12 saat kadar orada görev aldım” dedi.

11 Ağustos’ta meydana gelen sel felaketinin ardından Bozkurt’ta da görev alan itfaiye eri Recep Acıyan, o günleri şöyle anlattı; “Bozkurt’ta yaşanan olay, dille tarif edilecek bir olay değildi. Biz oraya 3’üncü gün gittik. Her taraf yıkılmış, dökülmüş, insanlar çaresiz… Bozkurt’ta itfaiye erleri olarak daha çok tahliye ile uğraştık. Merdivenli araçlarla vatandaşları camlardan, çatılardan aldık. Erzakı olmayanlara erzak taşıdık. Orada görev alırken yaşadığım hissiyat anlatılamaz bir duygu. Vatandaş çaresiz ne olacağı belli değil, kiminin yakını kaybolmuş, nereden haber geleceği belli değil. Siz de onlarla beraber düşünmekten psikolojik olarak bitiyorsunuz. Müdahale etmek de bambaşka bir olay.” (CNGHaber.com)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER