'Biz olmasak, çöpe gidecekti'

Ahmet Dede Camisinde çatıdan çıktığı düşünülen ve çöpe atılan vakıf eserlerin ortaya çıkarılmasını sağlayan Antikacı Mahmut İslamoğlu, tarihi eserlere yeterince sahip çıkılmadığını söyledi

'Biz olmasak, çöpe gidecekti'

ANTİKACI MAHMUT İSLAMOĞLU; TARİHİ ESERLERİN ÇÖPE ATILMASINA SİTEM ETTİ;

'Biz olmasak, çöpe gidecekti'

Ahmet Dede Camisinde çatıdan çıktığı düşünülen ve çöpe atılan vakıf eserlerin ortaya çıkarılmasını sağlayan Antikacı Mahmut İslamoğlu, tarihi eserlere yeterince sahip çıkılmadığını söyledi.

Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restorasyonu yaptırılan ve geçtiğimiz yıl çalışmalarına başlanılan Ahmet Dede Camisinin çatısından tarihi özelliğe sahip olduğu düşünülen 50 adet hat levha sokağa atılmıştı. Sosyal medyadan gelen tepkiler üzerine hat levhalar, Vakıflar Bölge Müdürlüğünce muhafaza altına alındı. Cami restorasyonunda bulunan 14 adet cihar yar-ı güzin levha ile 36 adet hat levhanın ilk kez tespit edilerek kayıt altına alındığı öğrenildi.

''ESERLER, KAYBOLUP GİDİYOR''

Hat levhaların ortaya çıkarılmasını ve koruma altına alınmasını sağlayan Mahmut İslamoğlu, Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürlüğünce vakıf eserlerine yeterince sahip çıkılmadığını belirterek, “Vakıflar Bölge Müdürlüğünün bundan öncede tamir ettiği yerler han, hamam, cami, neresi olursa olsun özellikle yaz eserler camilerden çıkıyor. Vakıflar, bunları hiç önemsemiyor. Sadece caminin duvarlarını soyup, sıvalıyorlar, motife ne ise çiçek böcek gibi şeyler yapıp bırakıyorlar. Restorasyon sırasında şamdan çıkmış, levha çıkmış veya başka bir şey çıkmış, bunları hiç önemsemiyorlar. Bunlar koruma altına alınmadığı için kaybolup gidiyor. Aslında bu eserler koruma altına alınıp Şeyh Şabanı Veli Müzesinde depoda saklanabilir, tamiri yapılarak müzede sergilenebilir. Ama ne yazık ki bu eserler, tamir edilip sergilenmeyi beklerken her restorasyon yapılan yerde kaybolup gidiyor. Bunlar, bize ecdadımızdan yadigar. Dönemin hattatları yazmış. Bunlar 100 yıllık, 200 yıllık, 300 yıllık hat levhaları. Hat sanatçısı olmak izin en az 30 yılınızı harcamanız gerekiyor. Anlatmak istediğim sadece bir caminin restorasyonu mu ya da bir eserin duvarlarının tamir edilmesi mi? Bunlar mı sadece bizlere miras. Duvarları mı koruma altına alacağız. Çok mu zor, bu restorasyonu yapılan yerlerdeki bu eserlerin koruma altına alınması. Bize göre hat levhada bir eserdir, cami de eserdir, han hamamda bir eserdir. Hiçbirinin birbirinden farkı yoktur” dedi.

 “LEVHALARIN, AHMET SİYAHİ HAZRETLERİNE HEDİYE OLARAK GELDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

Ahmet Dede Camisinden çıkan 50 adet hat levhasının Ahmet Siyahi Hazretlerinin tekkesine hediye olarak geldiğini düşündüklerini anlatan Mahmut İslamoğlu, “Bu yaşadıklarımızdan dolayı bizlerin hassasiyeti yüksek. Bu yüzden Ahmet Dede Camisinin restore edilirken takip ediyorduk. Kırkçeşme Mahallesinde bir bölgede bulunduğum sırada bir arkadaşlar bana telefon geldi. Ahmet Siyahi Hazretlerinin yanındaki cami tamir ediliyor, hemen altında bir kuruluk var. Burada önemli bir şeyler gördüm. Levhalar falan var burada dedi. Bende hemen restore edilen Ahmet Dede Camisine gittim. Önce yapıyı gördüm. Caminin duvarları soyulmuş, hat levhaları yere atılmış şekilde gördüm. Sonra kuruluktaki hat levhaları gördüm. Orasının fotoğraflarını çektim. Sonra burasını araştırma gereği duydum, bu eserler atılmış bu şekilde ama acaba envanterden falan mı düşülmüş. Müftülüğe gittim, bu hat levhaları sordum, bana envanterden düşülmediğini söyledi. 9 ay önce restore edilen caminin Vakıflar Bölge Müdürlüğüne teslim edildiğini öğrendik. Caminin hocası da başka bir camiye görevlendirilmiş. Bu hat levhaları, çatı yıkılmaya başlanınca oradan çıkmış. Muhtemelen Ahmet Siyahi Hazretlerinin bulunduğu dergaha hediye gelen hat levhaları olarak düşünüyoruz. Çünkü arasında Kastamonulu hattatın yazdığı eser yok. Bu hat levhaların tekkeye 100 yıl önce, 200 yıl önce hediye olarak geldiğini düşünüyoruz. Hat levhaların büyük boyutları da var, küçük boyutları var, kuruluğa atılmış, atılınca levhalar yırtılmış. Hayvanların tırmaladığı gibi yırtılan levhalarda var. Yani kucaklayıp bunları kuruluğa atmışlar, biz olmasaydık belki bunlar çöp olup gidecekti. Üzüldüğüm bir noktada orada caminin restorasyonu tamamlanınca kullanılacak olan şamdan, avize gibi parçalarını da gördüm. Yani müftülük, camiyi Vakıflar teslim ettikten sonra restorasyon başlamadan önce bu şamdan, avize, Osmanlı’dan kalma saat gibi camide kullanılan parçalar alınıp bu kuruluğa atılmış. Böyle olmaz, ecdat yadigarı eserler böyle korunmaz. Bu hediye geldiğini düşündüğümüz hat levhalarında 1 aydan fazla o kurulukta tutulduğunu düşünüyoruz. Şükür ki daha fazla geç olmadan bizlerin girişimleriyle bu hat levhalara sahip çıkıldı, koruma altına alındı. Bu eserlerin artık kullanılabileceklerinin restore edilerek caminin restorasyonunun ardından tekrar yerine asılmasıdır” şeklinde konuştu.

İslamoğlu, şöyle devam etti: “Bizler artık vakıfların bir eserleri çöp olarak görmeyi bırakmasını istiyoruz. Bu eserlere nasıl camilere, hamamlara sahip çıkılıyorsa aynı göz ile bakılmasını talep ediyoruz” (Bülten)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER