banner38

banner39

banner46

banner47

banner29
13 Kasım 2019 Çarşamba

2. Kastamonu İş Dünyası Zirvesi’nde KENDİR MASAYA YATIRILDI

Kastamonu Sanayici ve İşadamları Derneği (KASİAD) Kastamonu Şubesi tarafından düzenlenen “2. Kastamonu İş Dünyası Zirvesi” kapsamında “Kendir Başkenti Kastamonu” konulu program Cumartesi günü Rüya Düğün ve Kongre Merkezi Salonu’nda yapıldı.

04 Kasım 2019 Pazartesi 11:06
 2. Kastamonu İş Dünyası Zirvesi’nde  KENDİR MASAYA YATIRILDI
 


Kastamonu Sanayici ve İşadamları Derneği (KASİAD) Kastamonu Şubesi tarafından düzenlenen “2. Kastamonu İş Dünyası Zirvesi” kapsamında “Kendir Başkenti Kastamonu” konulu program Cumartesi günü Rüya Düğün ve Kongre Merkezi Salonu’nda yapıldı.

Programa; Vali Yardımcısı ve Taşköprü Kaymakamı İbrahim Çenet, AK Parti Milletvekili Metin Çelik, CHP Milletvekili Hasan Baltacı, Belediye Başkanı Opr. Dr. R. Galip Vidinlioğlu, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, STK temsilcileri, işadamları ve çok sayıda davetli katıldı.

KATAR: AMACIMIZ KASTAMONU’YU UNUTTURMAMAK

Programın açılış konuşmasını yapan KASİAD Kastamonu Şube Başkanı Ahmet Katar; “Öncelikle ifade etmek isterim ki, bu zirve bu salonda geçirilen birkaç saatten, konuşulan birkaç meseleden ibaret bir organizasyon asla değildir. Bizim amacımızda burada toplanıp, konuşup, kucaklaşıp vedalaşmak kesinlikle değildir. KASİAD Kastamonu Şubesi olarak, İş Dünyası Zirvesi’ndeki en temel amacımız Kastamonu’yu unutturmamak, Kastamonu’nun doğal ve kültürel zenginliklerini unutturmamak, Kastamonu’nun sahip olduğu potansiyellerini unutturmamak, Kastamonu’nun manevi iklimini unutturmamaktır. Tabir-i caizse biz Kastamonulu olup şehir dışında ikamet eden iş adamı ve sanayicilerimize, kıymetli hemşerilerimize Kastamonu’nun havasını unutturmamak istiyoruz. Bakınız bugün birçok arkadaşımız sabah saatlerinde veya önceki gün geldiler, Şeyh Şaban-ı Veli Hazretlerini ziyaret ettiler, Nasrullah Meydanı’nda soluk aldılar, suyunu içtiler. Bazılarımız ilçelerinde, köylerinde bulunan aile kabristanlıklarını ziyaret ettiler, sılayı rahim yaptılar. En basitinden karayoluyla gelen arkadaşlarımız bir Ilgaz havası alalım diyerek, Anadolu’nun yüce dağı Ilgaz’ı aşarak Kastamonu’ya geldiler. Tüm bunların sonunda inanıyorum ki iyi ki geldik, zirve vesile oldu memleketi görmüş olduk dediler.  Aslında bunların hepsi bizim hedeflerimizin birer parçasıdır. Bugün aramızda olarak amaçlarımıza destek olduğunuz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

“KASTAMONU, HEPİMİZİN ORTAK DEĞERİ VE MİRASI OLDU”

Kastamonu’nun herkesin ortak değeri ve mirası olduğunu vurgulayan Katar; şöyle konuştu: “Kastamonu, bizim için bir memleketten her zaman daha fazlası oldu. Kastamonu’ya, doğup büyüdüğümüz, hayatımızı sürdürdüğümüz bir şehir olmanın ötesinde hep daha güçlü duygularla bağlı olduk.  Kastamonu, hepimizin ortak değeri ve mirası oldu. Zaman zaman ifade ettiğim gibi böylesine güçlü bir kitlenin, sınırları dışında da çok güçlü bir lobiye sahip olan memleketin; daha çok gelişmesi, daha çok büyümesi ve adından daha çok söz ettirmesi gerektiğini düşünüyorum. İnancım o ki; bu amaca ulaşmanın en büyük yolu bu salonda bulunan ruhun, sahip olduğumuz heyecanın sürekli diri tutulmasıdır. Kastamonu için ortak aklın hakim olduğu, şehrin tüm dinamiklerinin gönüllülük esasına dayalı olarak bir araya geldiği bir platform kurulması talebimizde bu yüzden oldu. Hepimiz bu toplumun, bu memleketin bir parçası olarak ortaya koyacağımız irade, gerektiğinde alacağımız risklerle, memleket sorunlarının çözümünde sürece dahil olmak zorundayız.

“KASTAMONU SAHİP OLDUĞU ÜRÜNLERDE

LİDER VE MARKA İL OLABİLECEK KONUMDA AMA!”

Artık hatırla, makam sahibi olmuş hemşeri desteği ile şehre katkı sunmak dönemi bitti. Memleketin büyümesi, gelişmesi, uzun vadeli tarım, sanayi ve turizm yatırımları ile oluyor. Yani kalkınma bu salonda bulunan kitlenin harekete geçmesiyle elde ediliyor. Kastamonu bir tarım şehri. Bugün, bunun bir parçası olan kendiri konuşacağız. Bakınız bizim Kastamonu olarak 11 adet coğrafi işaretli ürünümüz var. Bunların başında tarım ürünleri olarak Taşköprü sarımsağı, Tosya Pirinci, İhsangazi Siyez Bulguru geliyor. Peki biz bu ürünleri yeteri kadar profesyonel şekilde üretip, pazarlayabiliyor muyuz? İfade etmek istediğim nokta, Kastamonu sahip olduğu ürünlerde lider ve marka il olabilecek konumda ama bu konuda tarımsal ürünlerin sanayi koluna dönüştürülmesi noktasında ciddi sorunlarımız var. Bakın bugün Türkiye’nin ilk ve tek sarımsak fabrikası olan, organize sanayi bölgemizde bulunan tesis kapanma tehdidiyle karşı karşıyadır. Elbette her şirketin ekonomik sorunları olabilir. Ama bunlar çözülebilecek problemlerse ve ortaya konan ürünler şehrin marka kimliği açısından değerliyse bizim bu şirketlerimize sahip çıkmamız gerekmektedir

“YÜZDE 63’ÜNÜ KASTAMONU KARŞILAMAKTAYDI”

Bugün özellikle üzerinde durmak istediğimiz ve çok değerli panelistlerimizle konuyu enine boyuna tartışacağımız meselemiz kendirdir. Elbette bizim kendir ve kenevirden kastımız hint keneviri değil endüstriyel olarak birçok sanayi kolunda hammadde olarak kullanılan endüstriyel kenevirdir. Osmanlı döneminden itibaren topraklarımızda kenevir üretimi yapılmaktadır. 1970’li yıllara kadar ilimizde en önemli sanayi bitkisiydi. Yılda 600 bin ton üretimle Türkiye ihtiyacının yüzde 63’ünü Kastamonu karşılamaktaydı. Aynı şekilde ilimizde 2 bin 500 adet urgan işliği vardı. Yılda 380 bin ton urgan işliği üretilirken bu ürünler Kastamonu’da urgan hanlarında ve kendir hanlarında pazarlanıyordu. Bu hanlar yapı olarak günümüzde de varlığını korumaktadır. Liflerinden iplik, dokuma ve kumaş, hamurlu kısmından kağıt yapılan; yapraklarından ise ilaç ve kozmetik sektöründe yararlanılan kenevir, bir dönümlük alanda yetiştirildiğinde dört dönümlük ağaca denk kağıt hamuru elde edilebilen mucize bir sanayi bitkisidir. Kenevir dört ayda yetişirken, bir ağaç kırk ile elli yıl arasında yetişebilmektedir. Yine bir dönümlük kenevir, yirmi beş dönümlük ağaç kadar oksijen sağlayabilmektedir. Faydaları saymakla bitmeyen bu mucize bitki hakkında değerli panelistlerimiz bizleri aydınlatacaktır. Ben o yüzden çok fazla detaya girmek istemiyorum.

“BU TRENİ BARİ KAÇIRMAYALIM”

Sayın Cumhurbaşkanımızın Ocak ayında, kenevir ekim sürecinin tekrar başlamasıyla ilgili Tarım Bakanlığı’na talimat verdiğini açıklaması ile bu konuda birçok il kendir üssü olmaya talip oldu. Kastamonu’da da bu konu farklı platformlarda konuşuldu, tartışıldı. Ama biz bunu Kastamonu dışına taşıyamadık, kendir üretimi ile ilgili sürekli başka illerin isimleri telaffuz edildi. O yüzden basın mensuplarını zirve ile ilgili bilgilendirdiğim açıklamamda da ‘bu treni bari kaçırmayalım’ dedim. Kastamonu kenevire yabancı bir şehir değil. Daha önce birçok aile kendir üretimi ile geçimini sağladı. Birçok evimizde Taşköprü Kendir Fabrikası’nın ürünleri hala kullanılıyor. Şu an az da olsa Hanönü’nde kendir üretimi yapılmaktadır. Sahip olduğumuz tohumları muhafaza ederek, üretim alanını genişletmek çiftçimizin elindedir. Ama çiftçiyi bu konuya teşvik etmek, kendiri rol model bir tarım ürünü yapmak ise yetkililere düşmektedir. Kastamonu’nun kendir konusundaki potansiyelini üretim süreci sonunda endüstriyel alanda çeşitlendirmek ise sanayici ve iş adamlarımıza düşmektedir. Biz bugün bu salonda konuya duyarlılık oluşturmak, yanlış bilgileri düzeltmek, kendiri Kastamonu’da tekrar canlandırmak için bir tohum attığımıza inanıyoruz. Bu tohumu hayata tutundurmak sadece bizim gayretlerimizle olacak bir iş değil, buradaki bütün paydaşlarımızın konuya hassasiyetle yaklaşması gerekiyor.”

ŞENOL: KASTAMONU’YU HİÇBİR ZAMAN UNUTMADIK

KASİAD Genel Sekreteri Cemal Şenol, Kastamonu’yu hiçbir zaman unutmadıklarını vurgulayarak şöyle konuştu: “Bugün buraya 70 tane işadamıyla katılım sağladık. Unutmadık Kastamonu’yu. Düşüncelerimiz her zaman Kastamonu’ya yakındı. Bu toplantı ses getirdi. Beni 2 tane holdingin genel müdür yardımcısı aradı. 1 tanesinde genel müdürü aradı. 1 tanesi kağıt üzerine, biri araba parçası kompozit üzerine aradı. Kastamonu’ya ciddi olarak yatırım yapmayı düşünüyorlar. Bu hareket bu panel olmasaydı, olmazdı. Bu hareket getirdi.”

ASLAN: HOLLANDA VE AMERİKA EKONOMİSİNİ ÖRNEK ALMALIYIZ

KASİAD Genel Başkanı Ayhan Aslan ise, ithalatın azaltılıp, ihracatın arttırılması gerektiğine vurgu yaparak şöyle konuştu; “Özel sektörün katma değerli fizibil sektörlere yatırım uygulanması esastır. Türkiye'nin ihtiyacı olan malları Türkiye’de üreterek ithalatı azaltıp, ihracatı arttırmalıyız. Kendir ekildiğinde sanayide inşaat malzemesinde tekstilde ve diğer alanlarda önemli yatırımlar yapılacaktır. Bugün bizler üniversite sanayi kamu işbirliğine de önem vermeliyiz. Yapacağımız Tekno Kentlerde AR-GE faaliyetlerini arttırıp katma değerli ürünlere yönelmeliyiz. Ülkemizin ihtiyacı olan ileri teknoloji ürünleri üretmeliyiz. Türkiye'nin ekonomisini güçlendirmek konularında AR-GE ve geliştirici faaliyetleri artırmalıyız. Tarımda bugün Hollanda ve Amerika ekonomisini örnek almalıyız.”

VİDİNLİOĞLU: İŞİN KONUŞMA KISMINDA ÇOK İYİYİZ

Kendirin önemine değinen Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu da şöyle konuştu: “İşin konuşma kısmında çok iyiyiz ama ne yazık ki yol alma konusunda zayıfız. Şimdi bir an önce ve ivedilikle yapmamız gereken faaliyete geçmektir. Kendirin başkentiyiz ama başkent olmanın gereğini yapmamız lazım. Başkentim demekle kimse bize başkentlik vermiyor. Kendirin en önemli havzası Taşköprü havzasıdır. Eski Taşköprü dediğimiz Zımbıllı’dan eski SEKA’ya kadar uzanan bir havzadır. Kendir o kadar önemliydi ki, Sümerbank ve SEKA Taşköprü’de kuruldu. Kendir yeni yeni tekrar gündemimize girdi. Gündemimize girmişken, en önemli eksiğimiz şu aşamada, tohum eksiğimiz. Onun için ivedilikle tohum miktarımızı arttırıp, ekim yapacağımız alanı genişletmemiz lazım. Bu konuda mutlaka AR-GE oluşturmalıyız. Vatandaş ‘Kendiri ekelim de, biz bunu ne yapacağız?’ diye soruyor. Dolayısıyla bu konuda özellikle iyi bir çalışma yapmamız lazım. Bu konuda ekim yapacak insanlarımızı ikna etmemiz lazım. Kendir konusunda duayen bir hocamız var. Ondan bu konuda değerli bilgiler alabiliriz. Bu işlerin sözde kalmayıp, mutlaka eyleme yansıması lazım. İvedilikle bu konuda toplantılar yapıp, yatırımı nereye yönlendirebiliriz noktasında düşünmemiz lazım. En azından 2 tane yan sanayiyi Kastamonu’ya kazandıralım. Bunlardan bir tanesi naylon poşetler artık yasaklandı. Bu hayatımızdan bir süre sonra çıkacak. Bu noktada poşet noktasında bizim kendirden ürettiğimiz poşete dönme konusunu gündeme getirebiliriz. Bununla ilgili mutlaka AR-GE oluşturup, çalışmamız lazım. Çünkü önümüzde yaklaşık 2-3 yıllık bir süreç var.

“KENDİRDEN TUĞLA YAPABİLSEK KEŞKE”

Şu anda ürettiğimizin buna yetmesi mümkün değil. Tohum biriktirirken, bununla ilgili de altyapı çalışmalarımızı bir an önce hızlandırmamız lazım. Kendirden tuğla yapabilsek keşke. 700 dereceye dayanıklı bir hammadde. 700 dereceye dayanıklı binalarımız olduğunu düşünün, yangın tehlikesini de hemen hemen bertaraf edebiliyoruz. Bir depremde altında kalsanız, burnunuz kanamadan çıkarsınız, çünkü çok hafif madde. Çok dayanıklı bir madde. Ciddi bir yalıtım malzemesi. Bu konuda bütün dünyaya satışını yapabiliriz. Burası gerçekten anavatanı. İplik sanayinde de kullanabiliriz. Tekstil konusunda Kastamonu belli bir aşamaya geldi. Tekstil konusunda kendirin liflerini ne kadar inceltebiliriz? Bence öncelikle bu iki konu üzerinde düşünmemiz gerekir. Birçok sektörü var. Hemen hemen her yerde kullanabiliriz. Taşköprü’de eskiden sarımsak ekilen tarlaya ertesi yıl kendir ekilirdi. Bu dönüşümlü olarak yapılırdı. Kendirin kökleri selenyumu yukarıya çektiği için çok daha sağlıklı, çok daha aromalı sarımsak elde edebiliyorsunuz.

“KENDİR BİZİM OLMAZSA, OLMAZIMIZ”

Dolayısıyla kendirin havayı temizleme özelliği var. Lütfen bu güzide topluluğun bir araya gelmesi, sadece toplanma, yeme içme, ayrılma faslına dönmesin. Gerisini mutlaka getirelim. Ben Belediye Başkanı olarak bu işin arkasındayım. İşadamlarımıza her türlü desteği vereceğime, köylümüze her türlü desteği vereceğime söz veriyorum. Her türlü çabanın arkasında olacağım. Kendir bizim olmazsa, olmazımız. Kendirin bu kadar atıl durumda kalması doğru değil. Yapacağımız girişimle, MOPAK ile ciddi bir pazarlıkla SEKA’yı tekrardan Kastamonu’ya kazandırabiliriz. Bu konuda üzerime düşeni yapacağımıza söz veriyorum. Yeter ki yol alalım. Çünkü başka çıkışımız yok.

BALTACI: SEN ÖNCE NE ÜRETECEĞİNİ PLANLA

CHP Milletvekili Hasan Baltacı’da kendiri ile ne üretileceğine karar verilmesi gerektiğine vurgu yaparak; “Sonucunu planlamadan, başını planlayamayacağımız bir süreç olduğunu kabul etmemiz lazım. Kravat üreteceksek ona göre planlama yapmamız lazım, kağıt üreteceksek, otomotiv sanayinde kullanacaksak, kozmetik sanayinde kullanacaksak buna uygun üretim planı yapmamız lazım. 2000’li yılların başlarında bile kendir ekiliyordu. 2002 yılında bile Kastamonu’da 800-900 çiftçi yaklaşık 3 bin dönümlük bir arazide kendir ekiyordu. 2004 yılında kendir üretimi 184 dönüme düştü. Bugün sadece bir üretici 40 dönümlük arazide kendir üretiyor. 2004 yılında kendir üretiminin bıçak gibi kesilmesinin bir tek sebebi var. Kastamonu SEKA Fabrikası’nın kapatılması. Sen önce ne üreteceğini planla, bunun sanayisini Kastamonu’ya nasıl kazandıracağını planla, ekim işi kolay. Çünkü Kastamonu’da kendir ekimi ile ilgili çok büyük kültür var. Çok önemli bir gelenek var. Bence önemli olan neyi üreteceğimizi planlayarak, adımlarımızı somut şekilde atmamız gerekiyor. Hamaset yapmak kolay. Somut adımları atacak, gerçekçi yaklaşıma ihtiyacımız var. Kastamonu TR82 Bölgesi’nde yer alan, Çankırı ve Sinop illeri gibi öncelikle 5’inci teşvik bölgesinde olmalı. Yani burada yatırım yapacak biri, destek alacağına inanması lazım. Batı Karadeniz İdare Başkanlığı’nın, BAKAP Projesi’nin acilen Kastamonu’ya kurulması gerekiyor. Bu konuyla ilgili kanun teklifimi meclise sundum. Herkesten de destek bekliyorum. Bu kadar insanız, bir sonuç çıkması gerektiğini düşünüyorum. Bir an önce somut adımlar atılması gerektiğini düşünüyorum. Kastamonu’ya da kendirin sanayisinin kurulması gerekiyor. Bunu ıskalamamak lazım. Ben her türlü desteğe hazırım. Somut adımlarda attım, desteklerinizi bekliyorum” diye konuştu.

ÇELİK: KESİNLİKLE KATILMIYORUM

AK Parti Milletvekili Metin Çelik ise toplantının hayırlı olmasını dileyerek; “Kendirin hepimizin hayatında bir yeri var. 1990 yılların başından itibaren kendirde bir gerileme başladı. Bunun birçok sebebi var. Kendirin kullanıldığı alanlarda rekabetçi ürünlerin öne çıkması, daha az maliyetli ürünlerin hayatımızdan çıkması, kendiri hayatımızdan yavaş yavaş çıkardı. Yıllar içerisinde İnebolu’ya gemilerle çuvallar geldi, SEKA’ya getirildi. O çuvallardan kendirin hammaddesi kağıt üretilmeye başlandı. Bu ekonomik hayatta olabilecek bir şey. Zaman içerisinde alternatif ürünler, daha ucuz maliyetli ürünler öne çıkıyor. Bunu yaşadık. Bu süreç içerisinde SEKA köylünün ürettiği ürünü almakta çekinceli davrandı. Bu konu meclise taşındı. 1998 yılında o dönemin hükümeti tarafından SEKA özelleştirme kapsamına alındı. 1990’lı yılların sonuna geldiğinde, öncesi karşılaştırılamayacak kadar, kendir üretimi hem ilimizde hem de Türkiye’de azaldı. Bu özelleştirme süreci Taşköprü’deki SEKA Fabrikası ile birlikte diğer fabrikalarda da yaşandı. 2003 yılında SEKA özelleştirildi. SEKA kapandığı için mi kendir üretimi bitmiştir? Buna kesinlikle katılmıyorum. Çünkü bunu il olarak da yaşadık, ülke olarak da yaşadık. Aradan 15 yıl geçtikten sonra, doğal ürünlere yönelimin arttığı bir dönemdeyiz. Bu konudaki farkındalığın arttığını görüyoruz. Geçen yıl hükümetimizin poşet kullanımıyla almış olduğu kararla, eşzamanlı bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımız en doğal ürün diyebileceğimiz, kendiri öne çıkardı. Bu konuşma yapıldığında Türkiye’de Hanönü’nde 3-4 yıldır kendir eken kardeşimiz var. Fakat kendir üretimini bitirmemiş bir Vezirköprü ilçesi var. Onun adını Sayın Cumhurbaşkanımız zikretti ama bu konu 20 il ile birlikte hayata geçecek. Kastamonu’muz da bundan 5 yıl önce kendir üretebilecek iller arasına dahil edildi. O ilçe zikredildiği için maalesef sanki Kastamonu bu işin içinde yokmuş gibi bir anlam çıkarılmaya çalışılıyor. Halbuki şu anda Kastamonu’muzun kendir üretimi anlamında diğer illerden herhangi bir eksiği söz konusu değildir. Fakat çiftçimiz başka ürünlere yönelmiş. Ekim alışkanlık işi. Alışkanlıklardan kolay kurtulamıyorsunuz. Bu ateşleme ile birlikte, geçen yıl 40 dekar olan kendir ekim alanı, 97 dekara çıktı. Şu anda çok az. Bunun artması için bu işin endüstrisi lazım. Kendirin satabileceği fabrikalar lazım, üretim alanları lazım. Bunun için müteşebbislere iş düşüyor. Bu işin önünü hep birlikte açmamız lazım. Poşet kullanımı 10 ayda yüzde 70 düştü. Bunun yerini kendir alsın istiyoruz. El birliğiyle hareket etmemiz lazım. Bizim Kastamonu olarak hiçbir eksiğimiz yok. Sadece birkaç adım atmamız lazım. Bu toplantılarının sonuçlarını mutlaka almamız lazım” diyerek düşüncelerini aktardı.

Protokol konuşmalarının ardından “Kendir Başkenti Kastamonu” konulu panel yapıldı. Panelin moderatörlüğünü Gazeteci Yazar Mustafa Afacan yaparken, TAGEM Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu, Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Kenevir Enstitüsü Kurucusu Dr. Yalçın Koçak, Karadeniz Teknik Üniversitesi Lif ve Kağıt Teknolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Usta kendirin önemi ve kendir konusunda yapılabilecek çalışmalar hakkında konuşma yaptı.

EMİRALİOĞLU: KASTAMONU TEKRAR KENDİRİN BAŞKENTİ OLMALI

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar (TAGEM) Genel Müdür Yardımcısı, Kastamonu eski Tarım İl Müdürü İhsan Emiralioğlu, Kastamonu’nun geçmişte kendirin başkenti olduğunu ifade etti. Emiralioğlu, şöyle konuştu: “Kastamonu tekrar kendirin başkenti olmalı. Kendirin kullanım alanlarının hepsinin ekonomik olduğunu düşünmek mümkün değil. Birçok farklı kullanım alanı var ancak bunların hepsi ekonomik olarak kullanıma müsait değil. Bizim burada almamız gereken yol bunların en ekonomik olanlarını tespit edip bunların üzerinde yürümek gerekiyor. Ülkemizde kenevirle ilgili kamu yatırımlarını baktığımızda ilk yatırım 1946 yılında Kastamonu’da kurulan kendir fabrikasıyla başlamış. Yani Türkiye’de ilk kamu yatırımı bizim şehrimize Taşköprü ilçemize yapılmış. Biz, dünyada en çok ekimi yapılan en çok kullanılan ürünlerle bizim kendi geleneksel tohumumuzun adaptasyon denemesini yaptık. 5 tane Avrupa’da en çok ekilen en çok kullanılan çeşitle bizim Kastamonu’da kullanılan popülasyonu karşılaştırdık. Gördük ki bizim elimizdeki tohum çok kıymetli, çok değerli. Kenevirdeki ata tohumu hem kalite hem de verimlilik açısından son derece yüksek ve değerli bir tohum.”

Emiralioğlu, son olarak Tarım ve Orman Bakanlığı olarak kenevir konusunda ithal tohum getirilmesini istemediklerini sözlerine ekledi.

YILDIRIM: BAŞKENTİ ELİMİZDEN ALDILAR

Panelde soru cevap bölümünde 22’nci Dönem Milletvekili Mehmet Yıldırım ise kendirin tarihsel sürecini ve son yıllardaki kayıpları anlattı. Yıldırım, “Kastamonu kendirin başkenti diyoruz ama bu başkenti bizim elimizden aldılar. Nasıl aldılar? Yıllar yılı 1946’larda 1949’larda Mustafa Kemal Atatürk’ün, İsmet Paşa’ların Kastamonu’nun kırsal bölgesinin kalkınması için Taşköprü’ye kurdukları fabrikayla, onu satarak o makineleri yok ederek aldılar. Allah’tan korkun, kuldan utanın dedim, ne Allah’tan korktular, ne de kuldan utandılar, fabrikayı sattılar. Kime sattılar, MOPAK’a sattılar. MOPAK kim Türkiye’nin en büyük sigara kağıt ithalatçısı, ne uğraşacak işçiyle, çiftçiyle, aldı fabrikayı atıl duruma geldi. 8 milyon dolara aldı, şimdi ise burası bugünün değerlerinde 48 milyon lira, eski para ile 48 trilyon lira. Taşköprü’de bugün bununla o parayla oranın arsasını alamazsın. Çiftçi var, üretici var biz bugün tohumunu tartışıyoruz, sanayi tesisini konuşuyoruz. Avusturya’ya Hollanda’ya oraya buraya gitmeye gerek yok, sayın tarım müdürümüz, sayın genel müdür yardımcısı bir zahmet Taşköprü’ye gelelim. Taşköprü’de sigara kağıdı fabrikası var. Bu fabrika çalıştırılmalı. Kastamonu ölü toprağını üzerinden atmalı. Hocamız burada 111 milyon dolarlık sigara kâğıdı ithal ettiğimizi söylüyor. Hangi firma yapıyor bunu, bunun bilgisi var mı? Bununla ilgili Sayın Milletvekilim Metin bey lütfen soru önergesi verin. Eski dönemlerde biz kendiri dolara bağlatmıştık. İstanbul’dakilerle Kastamonu’daki işadamlarıyla kendir fabrikalarımıza sahip çıkacağız” dedi.

Panel sonunda moderatör ve konuşmacılara Ahmet Katar, Ayhan Aslan, Metin Çelik ve Vali Yardımcısı Vekili ve Taşköprü Kaymakamı İbrahim Çenet tarafından plaket verildi.

Tuğçe Yerdelen

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV