En büyük stres kaynağı: Zamanla yarış

Stres ve kaygı bir arada kullanılan ve birbiriyle çok fazla karıştırılan iki kavram… Fakat aralarında küçük farklar vardır, semptomları ve belirtileri birbirine çok benzerdir. Örneğin kaygıda nefes alamıyor boğuluyor gibi hissetmek, göz bebeklerinin büyümesi, kalp çarpıntısı, titreme, baş dönmesi, ter dökme gibi fiziksel semptomları vardır. Duygusal semptomlar olarak ise gergin ve öfkeli olma, içine kapanma, karamsarlık, birşeyler yolunda gitmeyecek düşüncesi olabiliyor. Davranışsal olarak ise daha dürtüsel, aceleci, düşünmeden harekete geçme eğilimi gözlenebilir.

Trafiktesiniz bir yere yetişmeniz gerekiyor, bakıyorsunuz navigasyona ucu ucuna yetişeceksiniz. Mevcut belli ve sizde stres yaşıyorsunuz çünkü stres dediğimiz şey hayat akışımızı bozan ihtimallerin ortaya çıkması demektir. Kaygıda ise ortada belli bir stresörün olması gerekmiyor. Örneğin ölüm kaygısı, bir anda asansörde kalır mıyım korkusu gibi.

Büyük şehirlerin en büyük stres kaynağı vakitle yarışmaktır. İnsanlar arkadaşlarıyla buluşmak için vakitle yarışırlar, randevularına yetişmek için vakitle yarışırlar. İnsanlar hep zaman yarışı içindedirler. Fakat bazı durumlarda da gerçekçi olmak gerekiyor. Kişi metropolde yaşıyorsa 10 dakikada trafiksiz bir şekilde işe gitmeyi beklememeli, bir alışveriş merkezine gittiği zaman boş bir giyinme kabini beklememeli. Hayat her zaman bizim beklediğimiz gibi akmaz. O nedenle çevresel şartların bize uymasını beklemek yerine bizim mevcut şartlara ve hayatın ritmine ayak uydurabilmemiz gerekir. Daha erken yola çıkmak, farklı ulaşım araçları ya da rotaları denemek, yolculuk sırasındaki vakti müzik dinlemek, sesli kitap dinlemek, aramayı ertelediğimiz insanları aramak gibi aktivite ve girişimlerle değerlendirebiliriz.

Bize stres yaratan faktörler olaylar gibi görünse de aslında bizi stres yapan faktörler olaylar değil, bizim olaylara yüklediğimiz anlamlar ve yaklaşım tarzımızdır.

Stresle başa çıkmak için…

• Öncelikle stresi hayati bir tehdit olarak görmek yerine, onu bize ruh halimize dair bilgi veren bir sinyal olarak görmek ve normal kabul etmek, stresin bir felaket senaryosuna dönmesini engelleyecektir.

• Stres geçici bir durumdur. Genellikle stresin belirli bir durumda yükselmesi ve bir süre sonra hafiflemesi beklenir. Bu nedenle stresli bir anda “Şuan stresliyim, ….. olay/durum nedeniyle gerildim ancak bir süre sonra bu ruh hali geçecektir” gibi kişinin kendisini gerçekçi bir şekilde telkin edebilmesi stresin hafifleme sürecine katkı sağlayacaktır.

• Stresle başetmenin en hızlı ve pratik yollarından birisi de nefes egzersizleridir. Nefes egzersizleri ile parasempatik sinir sistemini devreye sokmayı ve gevşeme/rahatlama durumuna geçmeyi hızlandırır.

• Stresle baş etmede farkındalık önemli bir rol oynar. Daha duyarlı olunan, stres yaratan durumların farkedilmesi, stres yaratan etmenlere yönelik bir değişim/eylem planı yapılmasına olanak sağlar.

• Kronik ve baş edilemeyecek kadar şiddetli stres hallerinde mide yanması, kabızlık, uyku ve iştah problemleri, halsizlik, çarpıntı gibi bedensel birtakım yakınmalar ortaya çıkabilir. Bu denli zorlayıcı boyuttaki stres durumlarında uzman desteği almak gerekebilir. Akut olarak psikiyatrik destek ile rahatlarken strese karşı duyarlılığı anlama ve baş etme yoları geliştirmede terapi sürecine dahil olmak faydalı olacaktır.

YORUM EKLE