Üniversitede ‘Din istismarı ve FETÖ’ Paneli

KASTAMONU Üniversitesi’nde (KÜ), 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında “Din İstismarı ve FETÖ” başlıklı çevrim içi panel düzenlendi

Üniversitede ‘Din istismarı ve FETÖ’ Paneli

KASTAMONU Üniversitesi’nde (KÜ), 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında “Din İstismarı ve FETÖ” başlıklı çevrim içi panel düzenlendi. Moderatörlüğünü İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Atalan’ın yaptığı panelde, konuşmacı olarak, Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Turan, İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Özdemir ve İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Yenen yer aldı.

ATALAN; “DİNÎ BİLGİ EKSİKLİĞİ YAŞAYAN İNSANLAR, İSTİSMARA AÇIK HÂLE GELMEKTEDİR”

Panel, KÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Atalan’ın açılış konuşması ile başladı. Prof. Dr. Atalan, FETÖ ve benzeri terör örgütlerin İslâm ülkelerinde ortaya çıkışını hazırlayan birtakım sebepler olduğunu belirterek şöyle konuştu; “Bunların başında belirli dönemlerde dinî yaşantının baskı altına alınması ve din eğitiminin kesintiye uğratılması gelir. Toplumda sağlıklı, dengeli ve şeffaf bir din eğitimi verilmediğinde manevi ihtiyaçlarını gideremeyen ve dinî bilgi eksikliği yaşayan insanlar, istismara açık hâle gelmektedir. Ülkemizde de bilhassa dinimizi sağlam ve köklü kaynaklardan öğreten İmam-Hatip Liselerine ve İlahiyat Fakültelerine yönelik olumsuz uygulamalar, çocuklarına din ve ahlâk eğitimi vermek isteyen kesimleri FETÖ benzeri yapılanmalara yönlendirmiştir. İslâm’ın inanç, ibadet ve ahlâk esasları Kur’an ve Sünnet ışığında bir bütün olarak öğretilmeyince, sahte dinî kimliklerin ortaya çıkması kaçınılmazdır.”

YAKUPOĞLU; “DİNÎ- MEZHEBÎ PROPAGANDALARIN SEBEBİ, DİNİN SİYASETE ALET EDİLMESİDİR”

Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu konuşmasında, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları, Memlükler, Timurlular, Anadolu Beylikleri ve Osmanlı Devleti zamanlarında vuku bulan darbe ve isyan hareketlerine örnekler verdi. Prof. Dr. Yakupoğlu, Türk devletlerinde hanedana mensup şehzadelerin, devlet idaresini ele geçirebilmek için zaman zaman taht mücadelesine giriştiklerini, ancak rejimi değiştirmek veya devleti yıkmayı düşünmediklerini; şehzade isyanlarının o dönemde daha çok eski Türk devlet yönetme geleneğinin bir parçası olarak kabul edildiğini dile getirdi. Diğer yandan Selçuklular zamanında Bâtinîlerin (Haşhaşîlerin), bir çeşit yer altı silahlı örgütüne dönüşerek devleti doğrudan hedef almalarının ve genç nesillerin beyinlerini yıkayarak o dönem devlet sistemini çökertmek istemelerinin çok büyük zararlara yol açtığından bahseden Yakupoğlu, Baba İshak Ayaklanması'nda, Şeyh Bedreddin İsyanı'nda ve Safevî Devleti'nin Osmanlı Devletini çökertmek için Anadolu Türkmenleri üzerinde dinî-mezhebî propagandalara başvurmasında da dinin siyasete alet edilmesinin söz konusu olduğunun altını çizdi.

TURAN; “DEMOKRASİ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İLE YOĞRULAN SİYASET, BENZERİ ÖRGÜTLERİ KONTROL ALTINDA TUTAR”

Ardından "Din-Siyaset İlişkileri Bağlamında Tarikat ve Cemaatler" başlıklı konuşmasında KÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Turan; 15 Temmuz darbe girişiminin diğer darbe girişimlerinden farklı olan yönlerini belirterek, din ve siyaset arasındaki ilişkiyi tarihsel çerçevede değerlendirerek konuşmasına devam etti. FETÖ’nün sahip olduğu yüksek kurumsallaşma yapısının sebep olduğu hususlara siyasete nüfuz etme, meşruiyet ve örgüt üyelerine sunulan imkânlar başlıkları altında değinerek; “Demokrasinin temel değerleri (özgürlük-eşitlik-adalet) ve hukukun üstünlüğü ile yoğrulmuş bir siyasal sistem, bu ve benzeri örgütleri veya oluşumları kendi doğal sürecinde kontrol altında tutacaktır” dedi.

ÖZDEMİR; “HEDEFİMİZ, VATANIMIZI BİZDEN SONRAKİ NESİLLERE BAĞIMSIZ VE GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE MİRAS BIRAKMAKTIR

“Dini Cemaat ve Teşkilatlarda Görülebilen Temel Yanlış Uygulama ve Davranışlar” başlıklı konuşmasında İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Özdemir, dinî bir teşkilatın yanlış çizgide olduğunun tespitinde göz önüne alınması gereken başlıca esasları; “Dinî önder kabul edilen şahsın ilmi yeterliliğinin olmaması, gruptaki insanların akıl ve fikir sahibi olmaktan uzak durması, İslam’ın emirlerini ve kurallarını yerine getirmede zafiyet gösterilmesi, ”tek doğru biziz” anlayışının empoze edilmesi, sürekli büyümeye çalışılıp ve en büyük cemaat olma gayesi ile hareket edilmesi, Diyanet ve İlahiyat camiasına düşmanlık beslenmesi, cemaatin menfaati için her yol mubahtır anlayışının olması…” şeklinde maddeler halinde ifade etti. Doç. Dr. Özdemir konuşmasını, “Hedefimiz huzur ve güvenlik içinde yaşadığımız vatanımızı bizden sonraki nesillere bağımsız ve güçlü bir şekilde miras bırakabilmektir. Bu vesile ile vatanımızı müdafaa ederken canını veren şehitlere rahmet niyaz ediyoruz, gazilere hürmet ediyoruz” sözleri ile tamamladı.

YENEN; “DİN, ÇIKARLAR İÇİN ARAÇ OLARAK KULLANILIRSA İSTİSMAR EDİLMİŞ OLUR”

İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Yenen; “Din İstismarının Sosyokültürel Sonuçları” başlıklı konuşmasında, din istismarının, dinin kendi yönelimi ve hedefleri doğrultusu dışında farklı amaçlar için kullanılmasını ifade ettiğini belirterek, insanın bireysel ve kurumsal çıkarları için bir araç haline getirildiğinde, dinin istismar edilmiş olacağını vurguladı. Doç. Dr. Yenen, konuşmasını din istismarının “bireysel düzeyde insanların birbirine duyduğu güven”, “kültürel olarak sosyalleşme”, “milli kimlik bağı” ve “yurttaşlık bilinci” olmak üzere dört farklı boyutta ortaya çıkan sonuçlarını başlıklar halinde değerlendirerek sonlandırdı. (Bülten)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER