Müzik indir

28 Eylül 2020 Pazartesi

“Denemeler” 440 yıldır aynı sıcaklıkta

12 Eylül 2020, 11:02
“Denemeler”  440 yıldır  aynı sıcaklıkta
Tuğçe Yerdelen

“Diğer insanlar işitsin diye yaptığı iyilikleri, kendisine daha fazla değer verilsin diye  yapan, doğruluğu dillerde gezinmek şartı ile doğru olan adamdan pek hayır gelmez” Michel de Montaigne

28 Şubat 1533’te Bordeaux’ta babasının sahip olduğu Montaigne şatosunda doğan Michel de Montaigne, eğitim süresince Yunan ve Latin edebiyatını ve dili öğrendi. “İnsanlar zırdeli, daha bir tırtılı nasıl yaratacaklarını bilmezken binlercetanrı yaratmışlar” sözünden yola çıkarak klasikler arasına giren ve deneme türünü ortaya çıkaran Montaigne, 13  Eylül 1592 yılında hayata gözlerini yumdu. Montaigne’nin ölüm yıldönümü yaklaşırken, yazımı da ona adamak istedim. Biraz Michel de Montaigne’den ve onun adıyla bütünleşen “Denemeler”i inceleyelim. Kimdir bu Montaigne? Michel de Montaigne; varlıklı ve soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Eğitimci Horstanus tarafından Latince öğrenen Montaigne, 6 yaşındayken Fransa’nın en iyi kolejlerinden birisi olan Guyenne kolejinde eğitim görür. 1554 yılında babasının Bordeaux’ta belediye başkanı olmasının ardından Montaigne’nin de Paris yolcukları başlar. Montaigne, 1557 yılında Bordeaux Parlemontosu’na üye olarak girer. “Yaşamlar” isimli eseri Fransızca’ya çevirmesiyle yazı dünyasına girmeye başlar. 1571 yılında kütüphanesine çekilerek kitaplarla yoğunlaşan Michel de Montaigne, “Denemeler”i 1572 yılında yazmaya başlar. 1580 yılında 2 cilt olarak basılan “Denemeler”, Paris kralının da beğenisi kazanır. Klasik kuşkuculuğu gündeme getiren Montaigne’nin “Denemeler”i hakkında Fransız yazar ve eleştirmen Ferdinand Brunetière’nın, “Montaigne’i sevmek kişinin kendini sevmesi, kendini her şeye tercih edebilmesi demektir. Onu sevmek sadece hakikati değil, dürüstlüğün ve ödev duygusunun kişinin kendinden yana olmasıdır.” ifadeleri hep aklıma gelir. 1580 yılında yayınlanan “Denemeler”, peki neden tüm dünyayı etkisi altına aldı? Belki de sormamız gereken soru bu. Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in de Klasikler Dizisinde kendisini gösteren “Denemeler”, 107 denemeden oluşur. Tabi onu özel kılan nedenlerden birisi sadece yeni bir tür yaratmak değil, 1 Mart 1580 yılında okuyucuya seslenen Montaigne’nin şu sözleri dünyaya damga vurmuş olabilir; “Bu kitapta yalana yer yok. Şunu en başta söyleyeyim ki, burada yakınlarım ve benliğim dışında hiçbir amaç edinmedim. Sana hizmet etmek ya da kendimi meşhur etmek gibi bir niyetim de yok; zaten bu yönde bir amaç uğruna harcayacak gücüm de yok. Bu kitabı, çevremdekiler için bir kolaylık olsun diye kaleme aldım. Beni kaybettiklerinde (ki bu zaman yakındır) hakkımda bilinler daha detaylı olsun istedim. Eğer kendimi başkalarına hayran etmek niyetim olsaydı; titizlenir ve en şatafatlı halimle ortaya çıkardım. Yazarken anlaşılır, sade, doğal ve her zamanki gündelik halimle özentisiz görünmeyi tercih ederim. Çünkü ben şahsımı olduğu gibi kaleme alıyorum. Uzun lafın kısası, okuyucu, ben kitabımın ta kendisiyim.” Ne kadar açıkça anlatıyor kendini, günümüzün koşullarından çok çok uzakta. Oysa ki şimdi herkes böbürlenmenin peşinde. Öyle ki herkes yazar, herkes şair, herkes sanatçı, herkes her şeyi biliyor.. Kısacası herkes mükemmel. Daha doğrusu herkes kendini mükemmel sanıyor. En çokta şunu anlamıyorum kim iki satır bir şeyler karaladıysa, bastırıyor parayı yayınevine kitap çıkarıyor. Sonrasında da adı yazar oluyor. Aynı durum şiir içinde geçerli. Ne bir söz sanatı, ne bir anlam olmadan adına şiir dedikleri kelimeleride kitaplaştırıyorlar, sonra onlar da şair oluyor. Bu işe gerçekten gönlünü verenler, çabalayanlar adına üzülüyorum. “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil” paradoksun içinde kayboluyorum.

MUTLULUK ÜZERİNE

“Denemeleri”nden bahsederken;  mutluluk, mutsuzluk ve içsel varlığı da kaleme alan bölümü de atlamayalım. Sadece modern çağın değil, insanoğlunun çağlardan beri sorduğu ve cevap aradığı “mutluluk” kavramı inceleyen Michel de Montaigne; “Zenginlik bizlere kötülük de iyilik de getirmez. Sadece bize her ikisi için malzeme sunar. Ondan daha kuvvetli olan ruhumuz malzemeyi dilediği şekilde kullanır. Mutlu veya mutsuz oluşun sorumluluğu insanın kendisindendir. Dışsal varlığımız özünü, tadını ve rengini içsel varlığımızdan sağlar. Bu üstümüzdeki giysilerin bizi kendi sıcaklıkları ile değil, kendi sıcaklığımızla ısıtmalarına benzer. Yaptıkları onu muhafaza edip beslemektir sadece. Onları soğuk bir bedene giydirseniz, bu defa soğuğu korur ve beslerler. Tıpkı kar ve buz gibi. Hiçbir şey tek başına ne o kadar üzücü ne de o kadar zordur. Ona bu niteliği bahşeden bizim kendi zayıflığımız ve uyuşukluğumuzdur. Büyük ve yüksek şeyleri görebilmek için onların ölçüsünde ruha sahip olabilmek gerekir; aksi halde kendi çamurumuza rastlarız onlarda. Doğru bir kürek, suya daldırılğında düz değil eğri görünür. Mühim olan bir şeyin sadece görülmesinde değildir, nasıl görüldüğü de önemlidir” diyerek anlatır.

Ölümünün üzerinden 428 yıl geçmesine rağmen hala konuşulan ve tartışılan Michel de Montaigne’yi anarken; Montaige gibi yazarların çoğalmasını diliyorum.

 

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV