banner38

banner39

banner46

banner47

banner29
23 Şubat 2019 Cumartesi

Bombardıman (Hikaye)

01 Şubat 2019, 10:20
Bombardıman  (Hikaye)
Mehmet SAYAN

Müftü Hamdi Efendi, kürsüden kendisini dinleyen cema­ate;

- Müslümanlar, yarın mübarek bayramdır birlik beraber­liğimizi daha da pekiştireceğiz. Birbirimize daha sıkı bağ­lanacağız. İşgale uğrayan topraklarımızın düşmandan kur­tarılması, bayram yapamayacak kardeşlerimizin de hürriyeti tadabilmeleri için dua edeceğiz. Düşmana dur demenin, Kuvay-ı Milliye'yi desteklemenin zamanıdır. Vapurlarla gelen cephanenin taşınmasına yardım edin. Bakın Mehmet Akif Bey, Nasrullah'ta ne demiş; "Bugün bizden istedikleri ne filan vilâyet, ne filan sancaktır. Doğrudan doğruya başı­mızdır,  boynumuzdur, hayatımızdır, varlığımızdır, devle­timizdir, dinimizdir, imanımızdır." O hâlde, bizler sessiz durursak düşman yarın buraya da gelir. Bizler, o zaman gelip bu camide ibadet edemeyiz. Bayram namazını kılamayız. Gelin Hak yolundaki bu şerefli mücadeleye hepiniz katılın.

Cemaat, adeta nefes almadan Hamdi Efendi'yi dinliyordu ki birden dışarıda gür bir sesle birisinin bağırdığını duydular. Hamdi Efendi bu sesi hemen tanımıştı. Dışarıda bağıran Müezzin Ahmet Efendi idi. Konuşmasını keserek Ahmet Efendi'nin bağırmasına kulak kabarttı:

- Din kardeşlerim, iskeleye cephane yüklü vapur geldi. Düşman donanması bastırmadan boşalacak. Allah'ını seven iskeleye koşsun.

Kürsüdeki Hamdi Efendi:

- Ey ahali camiden çıkın, dükkânlarınızı da kapayın. Hay­di hep birlikte iskeleye gidiyoruz,

Dükkânını kapayan, evinden çıkan büyük, küçük eli, ayağı tutan bütün İnebolulular bir anda iskeleye doldular. Cephaneler vapurlardan kayıklara yükleniyor, kayıklardan kıyıya gelenler de iç kısımlara taşınıyordu. Çocuklar, yaşlı ve sakat erkekler bile olağanüstü bir gayretle kan ter içinde büyük bir kahramanlık ve fedakârlık örneği veriyorlardı.

Güneşin batmasından sonra da çalışma devam etti. Bu güzel haziran gecesinde ay ışığı halkın rahat çalışmasına imkân hazırlamıştı.

Gece yarısına doğru bütün cephaneler taşındı. İnsanlar, vazifelerini bitirmenin mutlu yorgunluğuyla evlerine da­ğıldılar.

Bayram sabahı İnebolular, top sesleriyle uyandılar. Gi­yinip sokağa fırlayanlar bir düşman gemisinin toplarıyla kıyıdaki kayıkları parçaladığını gördüler. Bu kayıklar onların hem ekmek tekneleri, hem de gemiden kıyıya cephane taşıyabilecekleri en büyük yardımcıları idi.

Müezzin Ahmet Efendi'nin sesi yine kasaba içinde yankı­landı:

- Ey ahali, Allah'ını seven kasaba içindeki cephaneyi uza­klara alsın götürsün.

Halk, bu sesle bir anda bombardımanın dehşetinden uzak­laştı. Kasabada hemen büyük bir hareket başladı. At ve kağnı arabaları koşuldu. Şehir içinde depolanan cephaneler şehir dışına taşınmaya başlandı. Küçük çocuklar bile kucaklarına taşıyabilecekleri kadar silâh alıyorlar, güçlükle bombardı­man menzili dışındaki depoya gidip geliyorlardı.

Bu arada düşman gemilerinin bombardımanı sonucu kasa­banın bazı yerlerinde çıkan yangınlar da halk tarafından sön­dürüldü.

Bombardıman devam ederken Yahyapaşa Camisi müez­zininin yanık sesiyle öğle namazı için okuduğu ezan, bütün kasabayı sardı. İnsanlar, eskiden olduğu gibi abdestlerini alarak camiye girmeye başladılar. Henüz namaz başla­mamıştı ki cami büyük bir gürültüyle sarsıldı. İnebolulular, pencerelerden baktıklarında cami avlusuna düşen fakat pat­lamayan dev top mermisini gördüler. Eğer bu mermi pat­lamış olsaydı hiçbiri bu camiden sağ çıkamazdı. Hepsi de kendilerini koruyan Allah'a duydukları şükürle namazlarını kıldılar.

Bu bayram, İneboluluların hafızalarından hiçbir zaman silinmedi. Büyükler daima çocuklarına bu bayramla ilgili hatıralarını anlattılar... (1)

(1)   Siz Hiç Kastamonu’yu Gördünüz mü?  / Mehmet Sayan

Kastamonu Belediye Başkanlığı Yayını


    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK OKUNANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV