banner38

banner39

banner46

banner47

banner29
15 Kasım 2019 Cuma

BİR İSTİKLÂL YOLU DESTANI Hasan Demir’in Sarı Öküz Şiiri

21 Ekim 2019, 12:30
BİR İSTİKLÂL YOLU DESTANI  Hasan Demir’in Sarı Öküz Şiiri
Mehmet SAYAN
Yeniçağ Gazetesi yazarı, hemşerimiz Hasan Demir, 1953 yılında Daday'da doğdu. 31 Aralık 2015'de kaybettiğimiz Demir'i Merkez Eymür Köyü'nde Ankara'dan gelen gazeteci arkadaşlarının da katılımıyla defnetmiştik. 
Hasan Demir'le 70'li yıllarda Göl Öğretmen Okulu'nda çalışırken tanışmıştık. Daday ilçe kütüphanesinde memur olarak çalışıyordu. İlk şiir kitabını da bu yıllarda imzalayıp vermişti. Daha sonra Ankara'ya gitti ve gazetecilik hayatı başladı. Peş peşe eserler verdi. Eserleri ödüller aldı. Yeniçağ Gazetesi Ankara temsilciliğini yürüttü. Aynı gazetede günlük yazılar yazdı. Bu yazılardan biri de “Siz Hiç Kastamonu'yu Gördünüz mü?” adlı hikâye kitabımla ilgiliydi. Kitabımla ilgili o kadar güzel şeyler yazmıştı ki bu yazının bazı bölümlerini kitabımın daha sonraki baskılarında kullandım.
Hasan Demir'e Yüce Allah'tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun.
Hasan Demir'in 1984 yılında imzalayarak verdiği Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından basılan “Çocuklar Büyürken” adlı şiir kitabında yer alan İstiklâl Savaşı'ndaki Kastamonu'yu ve Kastamonuluların psikolojisini anlatan bir İstiklâl Yolu destanı olan vefatı sonrasında yazdığım yazıda ilk defa bilginize sunduğum “Sarı Öküz” başlıklı aşağıdaki nefis şiirini siz okuyucularıma O'nun hatırasına ilimizde İstiklâl Yolu Paneli'nin yapıldığı bir günde tekrar sunuyorum:
SARI ÖKÜZ
Sarıkızın ikinci buzağısıydı sarı öküz
İki ay emmemişti
Anasını kurt yedi
Kaldı öksüz.
Sahibi
Yetmişlik Osman Dayı
Sağolsun eksik etmezdi, edemezdi
Boynundan boyunduruğu.
Yılın on iki ayı
Odunu onunla götürürdü.
Onunla ekerdi
Arpayı, buğdayı.
Kadirbilir adamdı,
Yoksuldu,
Gözü toktu,
Öğendiresinin nodulu yoktu.
Sarı öküz büyüyeli
İşleri iyi gidiyordu.

Oğlu Kuvayı Milliyecilerdendi
Gitti gelmedi,
Haber yoktu.
Antep'te, Maraş'ta bir şeyler oluyordu
Sancılıydı Anadolu.
Bir gün
Kumandanlardan bir kumandan
Kastamonu'daki kışladan
Haber salmış tekmil köylere:
Eli ayağı tutan
Yüreğinde hürriyet
Yüreğinde vatan
 Yüreğinde Allah aşkı olan
İnebolu'dan
 Gitsin cephane getirsin.
 Kar lapa lapa yağıyordu,
Osman Dayı sabırsızlanıyordu.
Gece bastı
Sabah oldu
Ezanla uyandı
Soğuk
Aptes aldı, namaz kıldı
Kar
Koştu sarı öküzü kara öküzün yanına
Düştü yollara.
Kamçı kamçı şaklarken şakağında rüzgâr
Ellerini kaldırıp Allah'a
Sessizce ve ısrarla istedi,

Yüreği kökünden titredi,
Akım geçti toprağa.
Varabilse bile İnebolu'ya
Dönebileceğini sanmıyordu,
Dizlerinde siyatik vardı
Sol yanı sancıyordu.
Gayrı
Kuvayı Milliyeci oğlu
Mehmet'i görebileceğini
Ummuyordu.
Yüklediler bir gemiden
Sandık sandık
Kutu kutu
Başladı dönüş yolculuğu.
Yürü yürü bitmez
Gün yetmez, hafta yetmez
Ekmek yetmez, saman yetmez
İsfendiyar dağları aşılmaz mı aşılmaz
Sarı öküzün gücü yetmez
Ve birden
Sıkıştı iki taşın arasına teker.
Ne ileri gider, ne geri gider
Hıcıl  hıcıl hıcıldarken çamlar
Sabırsızlanıyor kağnıda mermiler
Nerdesin Kastamonu
Dağ başını buz tutmuş
Daha bunun Ankara'sı var
Savrum savrum savruluyor kar.
Pusuda soğuk,
Siste kurtlar.
İki taşın arasında teker
Bir çift manda olsa
Karınları toksa
Anca çeker.
Yetmişlik ihtiyar
Unutup dizlerindeki siyatiği
Bırakıp sol yanındaki sancıyı
Silkeledi sakalındaki buzu
Vurdu tekere omzunu.
Gördü bunu sarı öküz
Tırnakları tutmuyordu
Büktü dizini
Çıt dedi bir ses
Ekşitti yüzünü
Bozmadı istifini
Göstermedi gözyaşını
Nasılsa az sonra sahibi
Bismillah, Allah-ü ekber
Diye bağırır
Yüklenirler birlikte
Çıkar düzlüğe teker.
Teker düzlüğe çıkar ama
Sarı öküz kalkmaz daha
Koyduğu yerden taşlı buza
Kırılır dizi,
Bir hilâl çizer akça karlar üzre
Al kanının izi.
Sarılır sarı öküze Osman Dayı
Oğlum der
Karagözlüm der ağlar.
Utanır da
 Belini büker dağlar.
Ama iş işten geçmiştir gayrı
Geriden gelenler
Dayanamazlar
Sarıyı keserler,
Mermilerle  birlikte
Mehmetlere gider eti.
Mehmetler…
Mermiler…
On ikiden vurdukları sabah hedefi
Sarı
İhtiyarın rüyasına girer:
“Kalk” der.
“Oğlun ve arkadaşları 
İzmir'deler…
Öyle vurdular ki efendim,
Müstevliler
Sapır sapır döküldüler.
Sana da efendim
Beni cephede kurban ettiğin için 
Bin kurban sevabı verdiler…”

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV