ABD Başkanı, Erdoğan’ın sözlerini duyunca şoka girdi...

banner38

banner39

banner29
16 Ağustos 2018 Perşembe

ABD Başkanı, Erdoğan’ın sözlerini duyunca şoka girdi...

10 Ağustos 2018, 11:44
ABD Başkanı, Erdoğan’ın  sözlerini duyunca şoka girdi...
Sami ÇELİK
 Şimdi sizlerle hiç duymadığınız çok özel bir bilgiyi paylaşacağım...

Tarih: 7 Aralık 2009...

O dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan, Amerika’da ve ABD Başkanı Obama ile görüşecek... Erdoğan gayet sakin ve kendinden emin tavırlarla Türk heyetiyle birlikte toplantıya girer. Amerikan tarafı daha agresif bir görüntü çizmektedir. Dosyalar açılır, masa üzerine özenle yerleştirilir. Amerikan heyeti dersine iyi çalışmıştır ve toplantıda Erdoğan’dan isteklerini sıralarlar. En önemli gündem ise Afganistan, Irak ve Filistin...

Ayrıca o dönem İsrail’de İran’ı vurmak için hazırlık yapıyor. Ve masadaki konulardan birisi de İran. İsrail tüm hazırlıklarını yapmış, Amerika’dan da desteğini almış ve İran’ı vurdu vuracak… Obama, toplantıda Türkiye dışında hazırlanan ve İsrail ile aynı düşünce ve plan çerçevesinde yaptıkları planlar için Erdoğan’dan destek ister ve bu planlarının gerçekleşebilmesi için de istediklerini sıralamaya başlar. Çay, kahve muhabbeti bitmiş, gerçek planlar ortaya konulmaya başlanmıştır. Erdoğan’dan ve Türk heyetinden birlikte hareket etmelerini isterler. Dahası, kendilerinin hazırladıkları planlara koşulsuz olarak Türkiye’nin desteğini isterler. Türkiye’nin bilgisi ve onayı dışında hazırladıkları her ne plan varsa...

Erdoğan ise sonuna kadar tüm söylenenleri, istekleri dahası emirleri dinler. Erdoğan, istekleri sonuna kadar dinledikten sonra millileşen, bağımsızlaşan devletin de isteğiyle bu taleplerin topuna birden “OLMAZ” diyerek kesip atıverir.

Obama ve Amerikan heyeti hiç beklemedikleri ve alışkın olmadıkları bu cevap karşısında hem çok şaşırırlar ve hem de fena halde bozulurlar. Büyük bir şaşkınlık yaşanır Amerikan heyetinde. Kızgınlıkla şok arası, kimse ne diyeceğini de bilemez.

Erdoğan ise gayet sakin karşısındaki Obama ve Amerikan heyetini süzer kendisinden emin tavırlarla.

Panik ve şaşkınlık havasını kısa zaman içerisinde Amerikan heyeti üzerinden atar atmaz bu sefer de tarihte olmadığı şekliyle Erdoğan’ı yalnız olarak toplantıya almak isterler.

Erdoğan toplantıda yalnız başına olacak, Amerikan heyeti ise aynen ekibiyle toplantıda bulunacak. Erdoğan yine kendinden emin ve kesin bir ifadeyle karşı çıkmaz Amerikan heyetinin bu isteğine. O güne kadar teamül gereği ABD Başkanı misafiri ile görüşür, bu toplantıya yardımcısı katılmazdı... Yabancı devlet başkanı ile ABD Başkan ve yardımcısının birlikte katıldığı görüşme istisna sayılmıştır. İşin ilginç tarafı ise bu görüşmede, ABD adına Başkan Obama, Yardımcısı Joe Biden ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton katılırken, Türkiye tarafında sadece Başbakan Erdoğan olacaktı.

Adeta üçe bir bırakılmıştı Erdoğan. Tercümeyi yaptırmak için dahi Amerikan heyeti kendi tercümanlarını toplantıya almıştı.

Onlar üç kişi, Erdoğan yalnız. Özellikle Afganistan, Irak konusunda Erdoğan’ı iyice sıkıştırır Amerikan heyeti... ‘Şunu yapacaksın, bunu yapacaksın, şu şekilde konuşacaksın, bunları söyleyip bu şekilde hareket edeceksin, bizimle birlikte olacaksın...’

Emirler verilmeye çalışılır, istekler ve o güne kadar vermeye alışkın oldukları direktifler yalnız buldukları Erdoğan’a dikte edilir...

Erdoğan, yine heyetler arasındaki görüşmede olduğu gibi sadece dinler. Sakindir, kararlıdır ve kendisine güveni tamdır. Rahattır, temsil ettiği ülkesinin gücüne ve halkına güveni tamdır.

Amerikan heyetinin sözleri bittikten sonra yine Erdoğan, millileşen devletin de verdiği güçle hepsine birden resti çekiverir ve ‘OLMAZ’ der.

Obama, çok öfkelenir... Üçünün de suratları pancar gibi... Ve öfkeden ne yapacaklarını bilemez halde elleri ayakları titremeye başlar.

Obama öfkeyle Erdoğan’a... “Ne desek hayır diyorsun”

Erdoğan son derece sakin ve gülümseyerek cevap verir öfkeden kuduran Obama’ya...

“ARTIK ESKİSİ GİBİ DEĞİL, KEDİ GÖZÜNÜ AÇTI ” dedi.

Yani...

“Biz, bağımsız bir devletiz. Milli konularda bağımsız bir devlet olarak kendi kararımızı kendimiz verir ve onu uygularız. Sizin istediğinizi değil”...

ŞİMDİ TRUMP’A GELELİM...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kudüs’ün başkent ilanı sonrası ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulunda Amerika’nın 8 üyeye karşı yalnız başına kaldığı toplantı sonrası kendisini arayan Erdoğan’ın telefonuna çıkmadı Trump. Daha sonra Trump açıklamasında sayın Erdoğan olarak demese de karar sonrası kendisini arayan bazı devlet başkanlarının telefonlarına çıkmadığını söyledi.

Ve Erdoğan’a aradığında iki yıl sonrasına randevu verme densizliğinde bulunan Amerikalı yetkiliye Erdoğan çok net bir şekilde...

‘Tamam, sorun değil. Bizim de elimizde öyle belgeler var ki, biz de bunları dünya kamuoyu ile paylaşırız’ diyerek telefonu suratına kapatır.

Trump, Erdoğan’ın söyledikleri kendisine iletilince bir panik havasına girer ve hemen aradan bir kaç saat geçmeden yana yana Erdoğan’ı arar.

Aradığına da pişman eder Erdoğan. Söylenebilecek her ne var ise söyler ve hem de sınır koymadan, üst perde demeden, devletlerarası ilişki vesaire düşünmeden. Trump diyecek birşey de bulamaz ve telefon bu şekilde kapanır. Medyaya ise ne Türkiye ve ne de Amerika tarafından hiç bir bilgi de verilmez, kimselerin haberi de olmaz bu görüşmeden.

Daha yakın zamana kadar. Cumhurbaşkanı, Başbakan dahil hangi devletin üst görevlisi varsa Amerika’da telefon sırasına girip, görüşmeyi de sağlamalarının bir şeref olduğunu kabul ettiyse...

Bugün...

Öyle önemli gelişmeler yaşanıyor ki...

Siz bakmayın öyle arkaya geçip iki puan almaya çalışmalarına, dolar kurunda oynamalarına, Türkiye’yi ekonomik noktada çıkmaza sokmaya çalışmalarına. Bakmayın siz öyle Türkiye’ye karşı medya ve dünya kamuoyu önünde erkekleşmelerine...

Perde arkası hiç de öyle değil inanın. Yazının başında da dediğim gibi, Amerika ve diğerleri için Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefon sırasına girip, görüşebildiklerinde şeref kabul ettikleri günleri yaşıyoruz. Aynı Osmanlı’da olduğu gibi.

Önümüzdeki günler çok şeylere gebe... Sabredin…

Hiçbir şey kolay olmuyor, hiç kimsenin elinde sihirli değnek yok dokununca herşey leh’e dönsün.

Ama çok sağlam bir temeli olan, Yahudileri köklerinden söküp atan bir devletimiz var.

Millileşen devletimiz bugüne kadar bu ülke ve insanına yapılan saygısızlıkların ve ihanetlerin hesabını öyle bir soruyor ki... Ufak tefek gecikme, küçük kazalar olabiliyor otobanda da gitseniz...

İçimizde yanlış yapanlar, yapmaya çalışanlar, FETÖ’nün kripto yapısı halen varolsa da...

Yapılacakların dahası ileride... Hepsinin bir hesap günü var ve bu hesap günü geldiğinde hepsi de yaptıklarının hesabını verecek. Devletin kılcal damarlarına kadar sızmış kripto yapılar teker teker çözülüyor. Büyük operasyonlar yolda ve büyük operasyonlar büyük günlerde ve büyük eller tarafından yapılır. O eller gözükmez ama, şamarı çok ağır olur.

O büyük eller ağacın görünmeyen kökleridir.

Görünen kısım ise zamanı geldiğinde meyvesini verir, zamanı geldiğinde solar, zamanı geldiğinde yaprak döker ama... Kök hep köktür ve o ağaca can veren görünmeyen kısımdır.

Çok şükür köklerimiz üç asır sonra bizim kontrolümüzde, bizim insiyatifimizde ve en ücra noktalarına kadar hem bağımsız, hem milli ve hem de çok şükür Müslümanların elinde.

O köklere güvenelim.

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
ARŞİV